Adıyaman’da konteynerde ders çalışarak fen lisesini kazanan depremzede gençler, öğretmenleri Muhammed İrmak tarafından Bodrum’a tatile getirildi.
Gençlerle buluşan Dinçer Azaphan, imzalı forma hediye ederek Galatasaray maçına davet etti.
Isparta'da bir keçi yetiştiricisi, öğlen ahıra girdiğinde henüz saatler önce doğmuş 2 oğlağın kendisine pişkin pişkin baktığını fark edince; bu durumu "Elhamdülillah" diyerek karşıladı.
AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik;
Emekli aylıkları gündemden düşmüyor, ne yapılsa beklentiler bir türlü karşılanamıyor.
Bugün ülkemizde;
4-A (SSK) 11,6 milyon
4-B (Bağ-Kur) 2,9 milyon
4-C (Kamu) 2,56 milyon
olmak üzere toplam 17.099.654 emeklimiz bulunmaktadır.
Bugünkü emeklilik sistemimiz, en son 2008 yılında yapılan sosyal güvenlik reformuna dayanmaktadır. Temel esaslarından biri; sistemde daha uzun kalan, daha fazla prim ödeyen sigortalıya daha yüksek emekli aylığı bağlanmasıydı.
Ancak yıllar içinde reformun temel parametreleri dikkate alınmadı ve sistem, "çok prim ödeyen daha çok emekli aylığı alır" ilkesinden uzaklaştı.
Başta "yaş" kriteri olmak üzere reformun temel ilkelerinden uzaklaşılınca, SGK sistemi mali açıdan beklentileri karşılayamaz hâle geldi. Ortaya çıkan memnuniyetsizlikleri gidermek için önce "Seyyanen Zam", sonra da 2019 yılında "En Düşük Emeklilik Aylığı" uygulamasına geçildi.
İlk yıl 850 bin kişinin kapsamda olduğu bu uygulama neticesinde, bugün en düşük emekli aylığı alan emekli sayısı 5 milyona ulaşmıştır.
Diğer emeklilerimizin önemli bir kısmı da 25-30 bin bandında, yani taban aylığın biraz üstünde aylık almaktadır.
Yeni belirlenecek taban aylığı 23.552 TL olacaktır. Bu durum, 10 yıl prim ödeyerek emekli olanla 25-30 yıl prim ödeyerek emekli olan arasındaki maaş farkını ortadan kaldırmıştır.
Bu da daha çok çalışıp prim ödeyen emeklilerimiz açısından dezavantajlı bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Çözüm:
- 2008'de getirilen emeklilik kriterlerinin aşındırılmadan uygulanması,
- Adaletsizliğe neden olan seyyanen zam gibi uygulamalardan kaçınılması,
- Uygulamadaki en düşük emekli aylığı esas alınarak 2012 benzeri bir İNTİBAK Yasası çıkarılması,
- Aylık Bağlama ve Güncelleme Katsayısı kriterlerinin yeniden ele alınarak emekli aylıklarının belirlenmesidir.
🗓️ 20 Temmuz 1974
🕊️ Mutlu Barış Harekâtı'nın 52’nci Yıl Dönümü kutlu olsun!
Kıbrıs Türkü'nün güvenliği, özgürlüğü ve geleceği için canlarını ortaya koyan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.
Şehitlerimizin emaneti, gazilerimizin fedakârlığı ve Kıbrıs Türkü'nün onurlu mücadelesi daima hafızamızda yaşayacaktır.
Unutmadık, unutturmayacağız!
#20Temmuz1974
#KıbrısBarışHarekâtı
#MillîSavunmaBakanlığı
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunan Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki TSK Komuta Kademesi, Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman’ı ziyaretin ardından Barbarlık Müzesi’ni ziyaret etti.
Bakan Yaşar Güler ve beraberindeki Komutanlar, Rum terör örgütü EOKA tarafından Kıbrıs Türkü’ne yönelik vahşice katliamları belgeleriyle sergileyen müzede yetkililerden bilgi aldı.
#MillîSavunmaBakanlığı
#YaşarGüler
Millî Savunma Bakanlığı, Kıbrıs'ta Rum terörüne destek veren Avrupa'ya tokat niteliğinde bir görüntü daha yayınladı.
Tanıklar 14 Ağustos 1974 günü 126 kadın ve çocuğun kafaları koparılarak katledilişini anlatıyor.
📍Aysel Soykara:
▪️Bu kadar canavarca, bu kadar adice bir eylemi beklemezdim. Evimiz talan olmuş. Kokmuş, leş olmuş.
▪️Kadın, çoluk çocuk, yaşlı, hepsini doldurdular otobüse ve bugün şehitliğin olduğu yerin daha kuzeyinde 'katliam çukuru' diye bilinen yere götürdüler.
▪️Orası Rumların çöpünü, pisliğini döktüğü bir yerdi. İnsanlarımızı oraya götürdüler.
▪️Hepsini otobüsten indirip kurşuna dizdiler. Herhalde o sırada küçük çocuklar korktu ve kaçmak istediler.
▪️Koştular... Ama elleri bağlanmıştı telle birbirlerine. Naaşlar çıktığında gördük. Benim öğrencilerimin, çocuklarımın, yavrularımın elcikleri tellerle bağlı...
▪️Bu bir travma. Bu olay kolay kolay unutulacak bir şey değil.
↘️
https://t.co/VY7o3izFG8
‼️ KIBRIS’TA YENİ KUMPAS: HEDEF TÜRKİYE’NİN GARANTÖRLÜĞÜNÜ ORTADAN KALDIRMAK
🇹🇷 Cihat Yaycı:
“Kıbrıs’ta çok büyük bir uluslararası kumpasın adım adım hayata geçirilmeye çalışıldığını görüyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın, eski TBMM Başkanımızın ve Millî Savunma Bakanlığı’nın yaptığı uyarılar boşuna değildir. Terör örgütü elebaşının aylar önce söylediği ‘Dananın kuyruğu Kıbrıs’ta kopacak’ sözü de tesadüfen söylenmiş değildir. Bütün bu gelişmeler aynı senaryonun parçalarıdır.
Bugün medyaya yansıyan yeni çözüm planı bunun en somut göstergesidir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin özel temsilcisinin, yetkisi olmamasına rağmen böyle bir plan hazırladığı konuşulmaktadır.
Bu plana göre Güzelyurt ve Maraş gibi bölgelerin Güney’e bırakılması, federasyon kurulması, bazı bölgelerde Türklerin yaşaması ancak yönetimin Rumlarda olması öngörülmektedir.
Dahası, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünün kaldırılması, yerine NATO garantörlüğünün getirilmesi hedeflenmektedir.
NATO garantörlüğü demek; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin fiilen NATO şemsiyesi altına alınması, Türkiye’nin Kıbrıs’tan dışlanması ve Kıbrıs Türk halkının ikinci sınıf vatandaş konumuna düşürülmesi demektir.
Federasyondan anladıkları da budur: Yönetim tamamen Rumlarda olacak, Türk tarafına ise sadece sınırlı yetkilere sahip bir özerk bölge bırakılacaktır.
Avrupa Birliği ile Birleşmiş Milletler’in de bu anlayışı desteklediği görülmektedir. Yıllardır dikkat çektiğim tehlike tam olarak budur.
Kuzey Kıbrıs’taki siyasi gelişmelerle buna uygun bir zemin oluşturulmak isteniyor. Ardından federasyon, garantörlük ve uluslararası tanınma başlıkları üzerinden Türkiye’nin Kıbrıs’tan çıkarılması hedefleniyor.
Şunu herkes bilmelidir:
Fransa için Kıbrıs önemli olabilir. Amerika için stratejik olabilir. Ama Türkiye için Kıbrıs hayati önemdedir.
Kıbrıs, Mavi Vatan’ın kalbidir.
Kıbrıs’tan elimizi çektiğimiz gün, sadece bir adayı değil; Doğu Akdeniz’deki haklarımızı, millî güvenliğimizi ve Türkiye’nin geleceğini de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız.
Bu nedenle federasyon adı altında Türkiye’nin garantörlüğünü ortadan kaldıracak, Kıbrıs Türk halkını azınlık hâline getirecek hiçbir plan kabul edilemez.
Tek çözüm; egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye dayalı iki devletli çözümdür.
Türkiye, Kıbrıs’taki hak ve menfaatlerinden asla vazgeçmeyeceğini kararlılıkla ortaya koymalıdır. Çünkü Kıbrıs, Türkiye’nin millî güvenliğinin ve Mavi Vatan’ın vazgeçilmez merkezidir.”
YAYININ TÜMÜ👇
https://t.co/vYY4tnwvI0
Rum terör örgütü EOKA’nın Kıbrıs Türkü’ne yönelik katliamları öylesine acımasızdı ki, küçük çocukların bile vahşice öldürüldüğünü gören Birleşmiş Milletlerin o dönemki en yüksek rütbeli askeri bile “Ben daha önce böyle bir vahşet görmedim” demişti.
Rum vahşetini anlatan videomuzun bu bölümünde Rum teröristlerin okul çağındaki soydaşlarımızı nasıl toplu halde katlettiklerini şahitlerin anlatımıyla yayınlıyoruz.
Kıbrıs Türkü’ne yapılanları unutmayacağız, unutturmayacağız! 🇹🇷
#MillîSavunmaBakanlığı
‼️ KAPATILAN HER OKUL, LOZAN’A İNDİRİLEN YENİ BİR DARBEDİR
Konunun yalnızca sekiz okulun kapatılmasıyla sınırlı görülmemesi gerektiğini vurgulayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı,“Bu konu sadece sekiz okulun kapatılması meselesi değildir. Bu, karşılıklılık, azınlık hakları ve devletlerin samimiyeti açısından değerlendirilmesi gereken bir konudur. Yunanistan yıllardır aynı yöntemi uyguluyor. Önce “öğrenci sayısı yetersiz” veya “kayıt yok” denilerek Türk azınlık okulları geçici olarak kapatılıyor; ardından bu geçicilik fiilen kalıcı hâle geliyor. Son kararla birlikte, 1923 Lozan Barış Antlaşması sonrasında sayısı 380 olan Batı Trakya Türk azınlık ilkokullarının sayısı 76’ya kadar gerilemiştir. Buna karşılık Türkiye’de Rum azınlık okullarının sayısı aynı dönemde azaltılmamış, aksine eğitim haklarının korunmasına özen gösterilmiştir. Burada şu temel soru sorulmalıdır: Batı Trakya’daki Türk çocuklarının kendi ana dillerinde eğitim alma hakkı neden her geçen yıl daha da daraltılmaktadır? Bir okulun kapanması sadece bir binanın kapanması değildir. O okulun öğrencileri mecburen Yunan okullarına yönlendirilmektedir. Bunun sonucu ise Türkçe eğitimin, Türk kültürünün ve Türk kimliğinin gelecek nesillere aktarılmasının giderek zorlaşmasıdır. İşin dikkat çekici tarafı ise şudur: Türkiye’de Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması yönündeki talepler uluslararası platformlarda sürekli gündeme getirilmektedir. Aynı zamanda Gökçeada’da öğrenci sayısı son derece az olan, hatta fiilen öğrencisi bulunmayan Rum okulları açık tutulmakta, yenilerinin açılmasına da imkân sağlanmaktadır. Buna karşılık Yunanistan, Lozan Barış Antlaşması’nın güvence altına aldığı Batı Trakya Türk azınlık okullarını öğrenci sayısını gerekçe göstererek birer birer kapatmaktadır. Burada açık bir çifte standart vardır. Eğer mesele gerçekten azınlık hakları ise, bu haklar tek taraflı uygulanamaz. Eğer Türkiye’den Heybeliada Ruhban Okulu konusunda yeni adımlar bekleniyorsa, aynı hassasiyet Batı Trakya Türklerinin eğitim hakları konusunda da gösterilmelidir” ifadelerini kullandı.
https://t.co/ky5GHofprD