Yanıt akışı karışmış olabilir haklısınız
Ancak sosyolojik bir tespiti ukalalık olarak nitelemek yerine yerel gerçekliklerle değerlendirmek gerekir
Batı'daki sonradan ihtidalar ile nesillerdir bu iktisadi ve sosyal şartların içinde yaşayan insanların tecrübesi aynı olamaz
Yorumlamak ya da soru sormak emre karşı gelmek değil değişen hayat şartlarında dini anlamlandırma çabasıdır
Aslında dediklerine hak vermemek elde değil
Özellikle modern çalışma hayatının ve neoliberal düzenin kadını ne kadar yıprattığı üstüne çifte sorumluluk yüklediği konusunda çok haklı ve yerinde bir empati yakalamışsın
Fakat olaya siyasal antropoloji ve neoliberal iktisat penceresinden bakınca durum biraz daha karmaşıklaşıyor
Bugün kadını eve veya koruma alanına çekme çözümü ne günümüzün iktisadi gerçekleriyle (tek maaşla hane geçindirmenin imkânsızlaşmasıyla) ne de kadının siyasal ve bireysel failliğiyle sürdürülebilir duruyor
Literatürdeki tartışmalara baktığımızda kapitalizmin dönüşümü geleneksel aile yapılarının aşınması ve tam da bu sıkışmadan doğan İslami feminizm gibi süreçler meseleyi ister istemez bu noktaya getirdi
Maalesef bu iş biraz burada tıkandı kaldı ve mevcut iktisadi sosyal dinamikler yüzünden de böyle devam ediyor
Vaktiyle üniversitede ne zaman feminizm ve bu teorik meseleler açılsa en sessiz kaldığım kenara çekilip sadece bıyık altından gülerek izlediğim konulardan biriydi zaten :) (kızlar birbirlerine girişiyordu)
Çift şapkalı yöneticilikte asıl ayrılınması gereken yer Borsa İstanbul değil !!
Devlet Denetleme Kurulu başkanlığıdır !.
Sayın DDK Başkanı Borsa İstanbul’da kalsın ki DDK’ya atanacak bağımsız yeni başkan gelip Borsa İstanbul’u da o dönemki icraatları da tarafsızca denetleyebilsin
Denetleyen ile denetlenen aynı kişi olamaz .
Çift şapkalı yöneticilikte asıl ayrılınması gereken yer Borsa İstanbul değil Devlet Denetleme Kurulu başkanlığıdır !.
Sayın DDK Başkanı Borsa İstanbul’da kalsın ki DDK’ya atanacak bağımsız yeni başkan gelip Borsa İstanbul’u da o dönemki icraatları da tarafsızca denetleyebilsin
Denetleyen ile denetlenen aynı kişi olamaz @tcbestepe@hasandogan
Dikkat buyurunuz 👇lütfen
Ortaöğretimde bize hep Ankara’nın başkent seçilmesi coğrafi merkezde olmasıdır diye öğretildi
Oysa bu kararın arkasında çok daha derin bir kamu yönetimi ve devlet etiği felsefesi vardı⤵️
Devlet yönetimini ve karar alıcı mekanizmaları ticaretin, lüksün, lobi faaliyetlerinin ve şahsi ikballerin yaratacağı çıkar ağlarından yalıtmaktı
Mesele asla bir şehir veya coğrafya meselesi değildir
Asıl mesele kamu yönetiminin devlet terbiyesi ve etik hars ile yetişmiş kadrolardan çıkarılıp dar kişisel ağlara nüfuz ticaretine ve piyasa sarhoşluğuna teslim edilmemesinden geçiyordu
Kilit makamların idari disiplinden uzaklaşması ablanın kardeşin yakın çevrenin denetim ve karar mekanizmalarında yer alması sistemin özündeki o kamu yararı bilincini örtebilir/örtüde …
Fatma Betül Sayan Kaya örneğinde ve borsa/fon tartışmalarında yaşananlar bu tür hassas dengelerin ne kadar dikkatle korunması gerektiğini gösteren önemli bir uyarıdır !.
Nitekim tarih bize liyakatten sapmanın ve akraba kayırmacılığının bedelini açıkça gösteriyor⤵️
Dört Halife döneminde dahi Hz. Osman (r.a.) zamanında yönetime getirilen yakın çevrenin yarattığı algı İslam tarihinin en büyük toplumsal krizlerinden birine yol açmıştır …⤵️
Sonrasında payitaht İstanbul’daki bu sermaye güç ve entrika çarkı Osmanlı boyunca devam etmiş devlet yönetimi bu aşınmaları engellemek için yüzlerce yıl radikal kararlar alarak en tepedeki isimlerin dahi görevine son vermesine rağmen zihniyet dönüşümü sağlanamadığında benzer sorunlar tekrarlanmıştır
* Çandarlı Halil Paşa (1453) Güç ve nüfuz dengeleri nedeniyle görevden alındı/idam edildi
* Pargalı İbrahim Paşa (1536) Sınırsız güç ve saray içi rekabet sonucu tasfiye edildi
* Lala Nasuh Paşa (1614) Rüşvet ve nüfuz iddiasıyla cezalandırıldı
* Tarhuncu Ahmed Paşa (1653) Denk bütçe yaptı ancak idari çekişmelere kurban gitti
* Baltacı Mehmed Paşa (1712) Rüşvet iddiaları ve rakiplerinin baskısıyla görevden alındı
* Halil Hamid Paşa (1785) Reform çabaları sırasında saray içi dengelerle tasfiye edildi …
Ve diğer onlarca devlet adamı …
Tarihten çıkarılacak asıl ders
Sadece anlık tepkiler vermek ya da olayı kişisel hesaplaşmalara indirgemek kurumsal yapıyı güçlendirmez NET
Hukuki ve idari anlamda sorumluluğu olan haksız kazanç sağlayan kim varsa mevzuat ve adalet çerçevesinde elbette hesabını vermelidir
Ancak bunu yaparken ne devleti aciz gösteren toptancı bir dille hareket edilmeli ne de bu durum muhalefetin istismar edeceği bir siyasi malzemeye dönüştürülmelidir
Asıl ihtiyaçımız olan köklü devlet geleneğimizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın @RTErdogan ın çeyrek asırlık emeğini muhafaza ederek denetim mekanizmalarını ve tavizsiz liyakat anlayışını daha da tahkim etmektir
Devletimiz kendi içindeki eksiklikleri yine kendi iradesiyle adaletle ve şeffaflıkla düzeltecek kudrete sahiptir
‼️Bu ülkenin helal lokmayla yaşam mücadelesi veren insanları yaşanan bu süreçleri derin bir şok ve ağır bir mahcubiyetle izlemektedir
Toplum bu hassasiyetin farkında olunduğunu hissetmek karar alıcı makamlardan lafı dolandırmayan amansız net ve adil bir devlet iradesini görmek istemektedir .
@tcbestepe
@KENANYI74345122 Doğru bir tespit
Veli Mahmud Paşa da 1474'te Fatih Sultan Mehmed'in emriyle idam edilen 2. sadrazamdır.
Eksik listeden aktardığımız için arada gözden kaçmış kronolojik sıraya dikkat etmiştim halbuki
Teşekkürler Kenan bey
1. Çandarlı Halil Paşa (1453)
2. Veli Mahmud Paşa (1474)
Dikkat buyurunuz 👇lütfen
Ortaöğretimde bize hep Ankara’nın başkent seçilmesi coğrafi merkezde olmasıdır diye öğretildi
Oysa bu kararın arkasında çok daha derin bir kamu yönetimi ve devlet etiği felsefesi vardı⤵️
Devlet yönetimini ve karar alıcı mekanizmaları ticaretin, lüksün, lobi faaliyetlerinin ve şahsi ikballerin yaratacağı çıkar ağlarından yalıtmaktı
Mesele asla bir şehir veya coğrafya meselesi değildir
Asıl mesele kamu yönetiminin devlet terbiyesi ve etik hars ile yetişmiş kadrolardan çıkarılıp dar kişisel ağlara nüfuz ticaretine ve piyasa sarhoşluğuna teslim edilmemesinden geçiyordu
Kilit makamların idari disiplinden uzaklaşması ablanın kardeşin yakın çevrenin denetim ve karar mekanizmalarında yer alması sistemin özündeki o kamu yararı bilincini örtebilir/örtüde …
Fatma Betül Sayan Kaya örneğinde ve borsa/fon tartışmalarında yaşananlar bu tür hassas dengelerin ne kadar dikkatle korunması gerektiğini gösteren önemli bir uyarıdır !.
Nitekim tarih bize liyakatten sapmanın ve akraba kayırmacılığının bedelini açıkça gösteriyor⤵️
Dört Halife döneminde dahi Hz. Osman (r.a.) zamanında yönetime getirilen yakın çevrenin yarattığı algı İslam tarihinin en büyük toplumsal krizlerinden birine yol açmıştır …⤵️
Sonrasında payitaht İstanbul’daki bu sermaye güç ve entrika çarkı Osmanlı boyunca devam etmiş devlet yönetimi bu aşınmaları engellemek için yüzlerce yıl radikal kararlar alarak en tepedeki isimlerin dahi görevine son vermesine rağmen zihniyet dönüşümü sağlanamadığında benzer sorunlar tekrarlanmıştır
* Çandarlı Halil Paşa (1453) Güç ve nüfuz dengeleri nedeniyle görevden alındı/idam edildi
* Pargalı İbrahim Paşa (1536) Sınırsız güç ve saray içi rekabet sonucu tasfiye edildi
* Lala Nasuh Paşa (1614) Rüşvet ve nüfuz iddiasıyla cezalandırıldı
* Tarhuncu Ahmed Paşa (1653) Denk bütçe yaptı ancak idari çekişmelere kurban gitti
* Baltacı Mehmed Paşa (1712) Rüşvet iddiaları ve rakiplerinin baskısıyla görevden alındı
* Halil Hamid Paşa (1785) Reform çabaları sırasında saray içi dengelerle tasfiye edildi …
Ve diğer onlarca devlet adamı …
Tarihten çıkarılacak asıl ders
Sadece anlık tepkiler vermek ya da olayı kişisel hesaplaşmalara indirgemek kurumsal yapıyı güçlendirmez NET
Hukuki ve idari anlamda sorumluluğu olan haksız kazanç sağlayan kim varsa mevzuat ve adalet çerçevesinde elbette hesabını vermelidir
Ancak bunu yaparken ne devleti aciz gösteren toptancı bir dille hareket edilmeli ne de bu durum muhalefetin istismar edeceği bir siyasi malzemeye dönüştürülmelidir
Asıl ihtiyaçımız olan köklü devlet geleneğimizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın @RTErdogan ın çeyrek asırlık emeğini muhafaza ederek denetim mekanizmalarını ve tavizsiz liyakat anlayışını daha da tahkim etmektir
Devletimiz kendi içindeki eksiklikleri yine kendi iradesiyle adaletle ve şeffaflıkla düzeltecek kudrete sahiptir
‼️Bu ülkenin helal lokmayla yaşam mücadelesi veren insanları yaşanan bu süreçleri derin bir şok ve ağır bir mahcubiyetle izlemektedir
Toplum bu hassasiyetin farkında olunduğunu hissetmek karar alıcı makamlardan lafı dolandırmayan amansız net ve adil bir devlet iradesini görmek istemektedir .
@tcbestepe
Dikkat buyurunuz 👇lütfen
Ortaöğretimde bize hep Ankara’nın başkent seçilmesi coğrafi merkezde olmasıdır diye öğretildi
Oysa bu kararın arkasında çok daha derin bir kamu yönetimi ve devlet etiği felsefesi vardı⤵️
Devlet yönetimini ve karar alıcı mekanizmaları ticaretin, lüksün, lobi faaliyetlerinin ve şahsi ikballerin yaratacağı çıkar ağlarından yalıtmaktı
Mesele asla bir şehir veya coğrafya meselesi değildir
Asıl mesele kamu yönetiminin devlet terbiyesi ve etik hars ile yetişmiş kadrolardan çıkarılıp dar kişisel ağlara nüfuz ticaretine ve piyasa sarhoşluğuna teslim edilmemesinden geçiyordu
Kilit makamların idari disiplinden uzaklaşması ablanın kardeşin yakın çevrenin denetim ve karar mekanizmalarında yer alması sistemin özündeki o kamu yararı bilincini örtebilir/örtüde …
Fatma Betül Sayan Kaya örneğinde ve borsa/fon tartışmalarında yaşananlar bu tür hassas dengelerin ne kadar dikkatle korunması gerektiğini gösteren önemli bir uyarıdır !.
Nitekim tarih bize liyakatten sapmanın ve akraba kayırmacılığının bedelini açıkça gösteriyor⤵️
Dört Halife döneminde dahi Hz. Osman (r.a.) zamanında yönetime getirilen yakın çevrenin yarattığı algı İslam tarihinin en büyük toplumsal krizlerinden birine yol açmıştır …⤵️
Sonrasında payitaht İstanbul’daki bu sermaye güç ve entrika çarkı Osmanlı boyunca devam etmiş devlet yönetimi bu aşınmaları engellemek için yüzlerce yıl radikal kararlar alarak en tepedeki isimlerin dahi görevine son vermesine rağmen zihniyet dönüşümü sağlanamadığında benzer sorunlar tekrarlanmıştır
* Çandarlı Halil Paşa (1453) Güç ve nüfuz dengeleri nedeniyle görevden alındı/idam edildi
* Pargalı İbrahim Paşa (1536) Sınırsız güç ve saray içi rekabet sonucu tasfiye edildi
* Lala Nasuh Paşa (1614) Rüşvet ve nüfuz iddiasıyla cezalandırıldı
* Tarhuncu Ahmed Paşa (1653) Denk bütçe yaptı ancak idari çekişmelere kurban gitti
* Baltacı Mehmed Paşa (1712) Rüşvet iddiaları ve rakiplerinin baskısıyla görevden alındı
* Halil Hamid Paşa (1785) Reform çabaları sırasında saray içi dengelerle tasfiye edildi …
Ve diğer onlarca devlet adamı …
Tarihten çıkarılacak asıl ders
Sadece anlık tepkiler vermek ya da olayı kişisel hesaplaşmalara indirgemek kurumsal yapıyı güçlendirmez NET
Hukuki ve idari anlamda sorumluluğu olan haksız kazanç sağlayan kim varsa mevzuat ve adalet çerçevesinde elbette hesabını vermelidir
Ancak bunu yaparken ne devleti aciz gösteren toptancı bir dille hareket edilmeli ne de bu durum muhalefetin istismar edeceği bir siyasi malzemeye dönüştürülmelidir
Asıl ihtiyaçımız olan köklü devlet geleneğimizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın @RTErdogan ın çeyrek asırlık emeğini muhafaza ederek denetim mekanizmalarını ve tavizsiz liyakat anlayışını daha da tahkim etmektir
Devletimiz kendi içindeki eksiklikleri yine kendi iradesiyle adaletle ve şeffaflıkla düzeltecek kudrete sahiptir
‼️Bu ülkenin helal lokmayla yaşam mücadelesi veren insanları yaşanan bu süreçleri derin bir şok ve ağır bir mahcubiyetle izlemektedir
Toplum bu hassasiyetin farkında olunduğunu hissetmek karar alıcı makamlardan lafı dolandırmayan amansız net ve adil bir devlet iradesini görmek istemektedir .
@tcbestepe
VATANDAŞIMIZIN BİRİKİMİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR, HİÇ KİMSE HUKUKUN ÜSTÜNDE DEĞİLDİR!
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; vatandaşlarımızın alın teriyle oluşturduğu birikimleri korumak, mali sistemimizin güvenliğini sağlamak ve suçtan elde edilen kazançların izini sürmek amacıyla devletimizin kurumları güçlü bir koordinasyon içerisinde çalışmaktadır.
Bu anlayışla, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Büromuz tarafından, Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) desteği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüzün çalışmalarıyla yürütülen fon soruşturması çok yönlü ilerlemektedir.
Bugüne kadar yürütülen operasyonlarda toplam 76 şüpheli hakkında adli işlem yapılmıştır. 45 şüpheli tutuklanmış, 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı uygulanmış, 12 şüpheli hakkında ise yakalama işlemleri başlatılmıştır. Gözaltındaki 14 şüphelinin adli işlemleri devam etmektedir.
Kimsenin mal kaçırmasına ve mağdur vatandaşlarımızın haklarına ulaşmasını engellemesine müsaade edilmemektedir. Tüm fon sahipleri ile yönetici kademelerinde yer alan şüphelilerin mal varlıklarına el konulmuştur. Birinci derece yakınlarının mal varlıkları dondurulmuştur.
Vatandaşlarımız müsterih olsun: Hiç kimsenin unvanı, görevi, ekonomik gücü veya çevresi hukukun üzerinde değildir. Kimse korunmamakta, kimse kayırılmamaktadır! Delillerin ortaya koyduğu sorumluluk zinciri takip edilmektedir.
Sorumluluğu bulunanlar hukuk önünde hesap verecek; mağdur vatandaşlarımızın hakkı sahipsiz bırakılmayacaktır.
Çandarlı Halil Paşa (1453 - Fatih Dönemi)
Fatih İstanbul'un fethinden hemen sonra Çandarlı ailesinin devlet üzerindeki köklü nüfuzunu kırmak ve mutlak otoritesini tesis etmek için idam ettirdi
(Osmanlı'da idam edilen ilk sadrazamdır)
Rum Mehmed Paşa (1470 - Fatih Dönemi)
Karaman seferindeki baskıları ve saray içi muhalefet sonucu idam edildi
Koca Mustafa Paşa (1512 - I. Selim Dönemi)
Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkış sürecindeki siyasi tutumu ve güvenilmez bulunması nedeniyle öldürtüldü
Dukakinzade Ahmed Paşa (1515 - I. Selim Dönemi)
Amasya'daki yeniçeri isyanını kışkırttığı gerekçesiyle Yavuz Sultan Selim tarafından bizzat divanda hançerlenip idam ettirildi
Yunus Paşa (1517 - I. Selim Dönemi)
Mısır Seferi dönüşünde Yavuz Sultan Selim'e devlet yönetimi ve idare hakkında sarf ettiği cüretkar sözler nedeniyle kafası kesildi
Pargalı İbrahim Paşa (1536 - Kanuni Dönemi)
Muazzam bir güce ulaşması Sultan yetkilerine soyunması ve saray içi rekabet (Hürrem Sultan/Rüstem Paşa etkisi) sonucu uykusunda boğduruldu
Kara Ahmed Paşa (1555 - Kanuni Dönemi)
Damat Rüstem Paşa'nın tekrar sadrazam olabilmesi için kurulan saray içi kumpas ve siyasi hamleler sonucu idam edildi
Lala Nasuh Paşa (1614 - I. Ahmed Dönemi)
Görevini kötüye kullanma rüşvet yolsuzluk iddiaları ve aşırı kibri nedeniyle boğduruldu
Kemankeş Ali Paşa (1624 - IV. Murad Dönemi)
Siyasi kargaşa döneminde devleti manipüle etmesi ve taht oyunlarına karışması nedeniyle idam edildi
Topal Recep Paşa (1632 - IV. Murad Dönemi)
IV. Murad'a karşı yeniçeri isyanlarını kışkırttığı anlaşılınca genç padişah tarafından bizzat boğduruldu
Kemankeş Kara Mustafa Paşa (1644 - Sultan İbrahim Dönemi)
Devlet bütçesini düzeltmeye çalışırken saraydaki çıkar çevrelerinin ve Cinci Hoca ekibinin kışkırtmasıyla idam ettirildi
Salih Paşa (1647 - Sultan İbrahim Dönemi)
Sultan İbrahim'in izinsiz araba kullanımını yasaklayan emrine uymadığı bahanesiyle aniden boğduruldu
Tarhuncu Ahmed Paşa (1653 - IV. Mehmed Dönemi)
Saray harcamalarını kesip ilk denk bütçeyi yaptığı için bundan rahatsız olan saray çıkar odaklarının hazineyi zimmetine geçirdi kumpasıyla idam edildi
İpşir Mustafa Paşa (1655 - IV. Mehmed Dönemi)
İstanbul'daki askeri ayaklanmalar ve rakiplerinin baskısı sonucu cellada verildi
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa (1683 - IV. Mehmed Dönemi)
II. Viyana Kuşatması'ndaki ağır hezimet ve ordunun dağılması nedeniyle Belgrad'da boğduruldu
Daltaban Mustafa Paşa (1703 - II. Mustafa Dönemi)
Rusya ile savaşı kışkırttığı ve idarede sert tutumlar sergilediği gerekçesiyle idam edildi
Hoca İbrahim Paşa (1713 - III. Ahmed Dönemi)
Siyasi basiretsizlik ve saray klikleriyle girdiği çatışmalar sonucu idam edildi
Silahdar Bıyıklı Ali Paşa (1716 - III. Ahmed Dönemi)
Avusturya seferindeki (Petervaradin) başarısızlıklar ve ordu yönetememe gerekçesiyle katledildi
Şerif Hasan Paşa (1791 - III. Selim Dönemi)
Rus savaşı sırasındaki başarısızlıkları ve ordudaki itaatsizlikler nedeniyle başı kesildi
Sofu Mehmed Paşa (1649 - IV. Mehmed Dönemi)
(Tarhuncu'dan hemen önce) Mali kriz ve yeniçeri baskısıyla boğduruldu
Çorlulu Ali Paşa (1711 - III. Ahmed Dönemi)
(Hoca İbrahim'den hemen önce) Saray içi iktidar kavgası ve mali düzenlemeleri yüzünden sürgünde idam edildi
Baltacı Mehmed Paşa (1712 - III. Ahmed Dönemi)
(Hoca İbrahim'den hemen önce) Prut Seferi sonrası Ruslardan rüşvet aldığı iddiaları ve rakiplerinin baskısıyla sürgünde boğduruldu
Halil Hamid Paşa (1785 - I. Abdülhamid Dönemi)
(Şerif Hasan Paşa'dan hemen önce) Devlette radikal reformlar yapmaya çalışırken saray içi nüfuz çatışması ve kumpasla başı kesildi
AKİF KRONOLOJİK SIRALAMA YAPMAYA ÇALIŞTIM HATA YOK SANIRIM :))
Benim her zaman söylediğim bir söz vardır
“Lojistik nefese benzer varlığını hissetmezsin ama kesildiğinde anlarsın”
İşte orada nefes kesilmiş sistem tıkanmış entübe hali
Ortaya çıkan tablo ise tam anlamıyla akıllara zarar
Tonaj ve Denetim Hak getire !
Sınır yok kantar yok kural yok yok…
Araç ne kaldırıyorsa Allah ne verdiyse 80-100 tonu basıp doldurmuşlar
Yürü bas koçum seni kim tutar bas gaza…
Çölün ortasında Mad Max gibi yan yana yarışan patlamaya hazır yüzlerce tonluk yürüyen bombalar
ADR kurallarının tam anlamıyla iflası
Kriz modu lojistiği adı altında tüm risk yönetimi sıfırlanmış
Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne
Bizler uluslararası standartlarda 3200 sayfalık Avrupa Birliği uyumlu tehlikeli madde (ADR) taşımacılığı yapacağız diye milyonlarca liralık sertifikalar alalım diplomalar toplayalım her bir prosedürü milimi milimine uygulayalım...
Sonra dönüp bu coğrafyayla bu denetimsizlikle ve bu mantıkla rekabet etmeye çalışalım …
Gel de yarış!
Teori ile sahadaki bu acı gerçeklik arasındaki farkı işte böyle tokat gibi yiyoruz … #lojistik #petrol
Doğma büyüme bir Ankaralı olarak Türk Kızılayı Caddesi alt geçidindeki kazaya bizzat şahit oldum
“Kaza geçirenlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum”
Yıllardır EDS'si olan Külliye ve Ay-Yıldız aksındaki bu stratejik yol Ankara'nın son yıllarda aldığı göçle değişen sürücü profili yüzünden tam anlamıyla çöktü …
Araçların motoruna kadar koptuğu kazada sağınız solunuz askeri bölge lojmanlar …
Alternatif bir bypass hattı olmadığı için ne sağlık ne kaza kırım ekipleri alt geçide girebildi
AOÇ'den Etimesgut’a kadar ve merkez Ankara’ya kadar tüm Batı aksı çok uzun süre felç oldu
Ankara'nın değişen nüfus dinamiği karşısında bu kritik arterlerin fiziki acil durum planları yeniden yapılmalıdır
@AnkaraValiligi@UABsosyal@TrafikEgm@ankarabbld
Modern hukukun ve devlet teorisinin en temel kuralı nettir .
*Bir coğrafyada meşru şiddet kullanma yetkisi yalnızca devlete aittir
( Devlet en meşru en büyük güçtür )
*Üniter devlete karşı silah kullanmak bir siyasi hak arayışı değil doğrudan egemenlik hakkına tecavüzdür
*Hukuk düzeni kendi varlığına kastedene karşı tetiği çeken iradeyi pasifize etmekle yükümlüdür NET
*Doğu’da / Batı’da egemen bir devletin sınırları içinde silahlı çete kurup devlete meydan okumanın reel karşılığı hukuk önünde ve sahada ezilmektir
*Paylaşımdaki 25 bin küsur rakamı örgütün romantize etmeye çalıştığı hikayenin arkasındaki yalın gerçeği ifşa ediyor
🇹🇷Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısına ve kamu düzenine yönelen her silahlı kalkışmanın devletin meşru güç kullanımı karşısında uğradığı ağır hezimet belgelenmiş
*Bu sayılar bir mücadele başarısı değil devlete silah çekmenin sahaya yansıyan kaçınılmaz maliyet tablosudur
**Nevzat Çiçek örgüt elebaşının beyanlarını hiçbir eleştirel süzgeçten geçirmeden devletin güvenlik terminolojisini tamamen yok sayarak KAYIP gibi örgüt içi terimleri aynen tırnak dışı dille aktarmış !.
**Nötr bir habercilik değil gayrimeşru bir yapının kendi kayıplarını istatistiki bir veri veya tarihsel bir bilanço gibi doğallaştırma çabasına söylem taşıyıcılığı yapmıştır @nevzatcicek
#tsk 🇹🇷💪 #ŞehitGazi
Fesh edilen PKK’nın askeri kanadı HPG’nin başındaki Murat Karayılan, örgütün yaklaşık 50 yıllık tarihinde yaşamını yitiren mensuplarının sayısına ilişkin bugüne kadarki en kapsamlı verileri açıkladı.
ANF’nin sorularını yanıtlayan Karayılan, 1976’dan 2026’ya kadar örgütün kayıtlarına geçen toplam kayıp sayısının 25 bin 922 olduğunu söyledi.
Karayılan’ın verdiği rakamlara göre kayıpların dönemlere göre dağılımı şöyle:
📌1976-1983: 173
📌1984-2000: 13 bin 778
📌2001-2026: 7 bin 949
📌2015-2026 arasında YPS: 760
📌IŞİD’e karşı Suriye ve Irak’taki çatışmalarda: 3 bin 262
Bu rakamların toplamı 25 bin 922 ediyor.
Karayılan, özellikle 1984-2000 döneminde kayıt altına alınmamış kişilerin bulunduğunu belirterek, bunların da hesaba katılması halinde gerçek toplamın yaklaşık 27 bine ulaştığını ileri sürdü.
Mekke Anlaşması’nı sadece askeri/teknik bir iş birliği olarak değil Doğu siyasal düşüncesinin tarihsel derinliğiyle okumak şart ‼️
Klasik dönemden bu yana Maşrık coğrafyasında (Mekke Medine Şam Bağdat) siyasi güç sadece askeri kapasiteyle yetinmemiş gücünü daima dini ve sembolik bir meşruiyet zeminine oturtmuştur …
Metnin Mekke’de imzalanması alınan karara bölgesel ve uluslararası düzeyde SARSILMAZ bir MEŞRUİYET ve sembolik ağırlık kazandırıyor
Ortak itikat vurgusu tam olarak siyaset felsefesindeki İKTİDARIN İTİKATLAŞTIRILMASI ve AKİDE kavramlarının güncel bir tezahürü
Siyasi ve askeri bir bloğu mezhebi dini ve itikadi ortaklık diliyle çerçevelemek stratejik hedeflere sarsılmaz bir haklılık zemini sunabilir
Klasik Maşrık coğrafyasının tarihsel omurgası ile bugünün stratejik aktörlerinin bir araya gelişi klasik Doğu siyasal düşüncesindeki (İslam dünyasına liderlik ve düzen verme) arayışının modern bir uygulaması
[ Meşruiyet itikatlaştırma ve Maşrık gibi teorik kavramların kağıt üstünde kalmayıp günümüz dış politikasında somut birer stratejik manevraya dönüşmesini izliyoruz ]
Kaleminize sağlık @ahmetyesiltepe
#Mekke
🇹🇷🇸🇦🇵🇰
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşmanın MEKKE’de, devlet başkanları düzeyinde imzalanması başlı başına güçlü bir mesajdır. 🕋
MEKKE dini kıymeti ve önemi yanında; İslam dünyasında birlik, meşruiyet ve ortak irade sembolüdür.
Bu tercih, anlaşmaya askeri-teknik boyutun ötesinde siyasi ve “stratejik ağırlık” kazandırıyor.
Verilen mesaj açık: Bölgesel güvenlik başlıklarında en üst düzeyde, ortak bir zemin kurulmak isteniyor. Buna da ortak itikadımız, kültürümüz, tarihimiz, velhasıl bu coğrafyadaki kaderimiz zaten temel oluşturuyor.
#MekkeAnlaşması
#MeccaAgreement
@IsilAcehan Amerikalı bunu saf dürüstlük ve üstün ahlak olarak romantize etmiş ama işin arkasında çok katı bir sosyal kontrol, kefalet ve lonca disiplini vardı !..
Bir de o dönem İstanbul'a elini kolunu sallayan giremezdi “mürur tezkeresi” şarttı vardı.
Bugün de mi olsa ne ?.
İstediğiniz kadar (belirsizlikte anlam örgüsü) deyin, işin rasyonel gerçekliği tek bir biyolojik yasaya çıkıyor
🦚Dişinin beğenisi.
Balığı okyanus tabanına kusursuz mimari çizmeye…
insanı şiir yazmaya zorlayan motivasyon aynı. Kozmosun en büyük mühendislikleri bile aslında bir beğenilme çabası.
Dünya kadınların etrafında dönüyor 😇erkekler de döndürmek için kum elemeye devam ediyor / edecekte …
Edilmeye değerler ile taçlanır inşallah 🙃
Bir dişinin dikkatini çekebilmek için erkek Japon balon balığının haftalarca uğraşıp yaptığı sanat eseri…
Japonya’da deniz tabanındaki bu büyüleyici geometrik desenlerin mimarının aşkla çalışan küçücük bir balon balığı olduğu 2014’te keşfedilmişti 🐟❤️
Ankara’nın Su Yönetiminde "Kritik" Hata: Koyunbaba - Çubuk-2 Hattı Analizi 🚨
🆘 Devasa Kapasite, Büyük Çelişki;
Ankara Kalecik’teki Koyunbaba Barajı, 230 milyon m³’lük devasa hacmiyle bölgenin can damarı.
Günlük 100 bin m³ (yıllık 36.5 milyon m³) suyun Çubuk-2’ye aktarılması teknik olarak mümkün; ancak bu planın arkasındaki "stratejik körlüğü" konuşmalıyız.
⚡️Enerji Maliyeti ve Fizik Kuralları:
Su, Kalecik’ten Çubuk’a doğru yaklaşık 400-500 metre rakım farkı tırmandırılacak.
Bu miktar daki suyu o yüksekliğe basmak, devasa bir elektrik faturası ve işletme maliyeti demektir.
Bu maliyetin yükü yine vatandaşın cebine yansıyacak…
❌Dibindeki Köylü Susuzken...
Asıl trajedimiz şurada: Kalecik’in 57 mahallesinde (eski köylerinde) vatandaş hala su kriziyle boğuşurken, suyun bu köylerin üzerinden "pas geçilerek" merkeze pompalanması hangi sosyal belediyecilik anlayışına sığar?
Kaynağın başındakiler susuz, borunun çekildiği yer sulu ⁉️
🚫Dün Çankırı'ya Verilmeyen Su, Bugün Nereye?
Vaktiyle Çankırı ili bu suyu talep ettiğinde "Ankara'nın ihtiyacı var" denilerek reddedilmişti.
Bugün ise Büyükşehir yönetimi, Kalecik'in öz evlatlarını görmezden gelerek suyu merkezi bir operasyona çeviriyor.
Yerel yönetim @KalecikBelTr vatandaşınıza açıklama yapmak durumundasınız ⁉️
Sonuç: Sistemin önündeki en büyük engel yine büropatoloji.
Masa başında harita üzerinden çizilen projeler, sahadaki 57 mahallenin susuzluğunu ve devasa enerji maliyetlerini hesaplamıyor.
Ankara’nın ihtiyacı "taşıma su" değil, yerel kaynakların adil ve akılcı şekilde yönetimidir! 📉💧
#Ankara #Kalecik #SuKrizi #Koyunbaba #Çubuk2 #SuYönetimi
Sizlerinde sözlerini bekliyoruz @csbgovtr@dsigovtr@hakanhanozcan
📌Kuraklık nedeniyle kritik seviyelere gerileyen Çubuk-2 Barajı’na destek olmak ve artan su ihtiyacına kalıcı çözüm sağlamak amacıyla önemli bir projeyi hayata geçiriyoruz.
Çankırı sınırındaki Koyunbaba Barajı’ndan Çubuk-2 Barajı’na kurulacak hat sayesinde bölgedeki ilçelere günlük 100 bin metreküp takviye su sağlanabilecek.✅
Haberin devamı için 🔽
https://t.co/56lEik44Fs
#ASKİçalışıyor👷♂️