Turkey’s stock market tempted investors with spectacular returns. Now the bubble has burst. In only two days a scandal wiped $30bn from the market https://t.co/VqDXecKyTW
@AhmedPelda4462 “Pelda’ya göre yerel ekonominin asıl dinamik gücü büyük sermayedarlar değil; çiftçiler, esnaflar, küçük üreticiler, işçiler ve işsizlerdir.
Ancak bu kesimlerin örgütsüzlüğü, belediye ve parti çevrelerindeki iltimas ilişkileri, yurtsever işletmelerdeki emek sömürüsünün kimlik ortaklığı gerekçesiyle görmezden gelinmesi ve muhalif siyasetin kısa vadeli hesapları ekonomik ve toplumsal çürümeyi derinleştirmektedir.”
#Braudel, #Arrighi ve #Bauman’ın kesişim noktası: “sermayenin yerleşik toplumsal bağlardan ve demokratik denetimden uzaklaştıkça güç kazandığı; buna karşılık emeğin, toplumun ve siyasetin daha bağımlı, eşitsiz ve kırılgan hâle geldiği düşüncesi bulunmaktadır.”
Diyarbakır’a baktığımızda iki ayrı şehir görürüz. Birinde genç nüfus, Dicle Üniversitesi, organize sanayi bölgelerinin doluluk oranlarının sürekli yükselmesi ve yeni sanayi alanlarıyla genişlemesi, tarım ve gıda potansiyeli, köklü bir ticaret kültürü ve yeni pazarlara açılma iştahı vardır. Diğerinde işsizlik, küçük işletme ölçeği, bankalarda kısa vadeli krediler, kredi borçlanma oranlarının yüksekliği, kredi takip oranlarının yüksekliği, sokak çetelerinin ve suç oranlarının artması, yüksek belirsizlik ve nitelikli sermayenin bölge dışına akışını görürüz.
“Krediler artıyor, hesaplar çoğalıyor; peki neden bu hareketlilik kalıcı kalkınmaya ve sürdürülebilirliğe dönüşmüyor?”
Diyarbakır sermaye sınıfı ve sermaye birikimi: Diyarbakır neden öğreniyor ama biriktiremiyor? | Dr. Ramazan Tunç
https://t.co/bhsqZKYBMO
#Braudel, #Arrighi ve #Bauman’ın kesişim noktası: “sermayenin yerleşik toplumsal bağlardan ve demokratik denetimden uzaklaştıkça güç kazandığı; buna karşılık emeğin, toplumun ve siyasetin daha bağımlı, eşitsiz ve kırılgan hâle geldiği düşüncesi bulunmaktadır.”
“Krediler artıyor, hesaplar çoğalıyor; peki neden bu hareketlilik kalıcı kalkınmaya ve sürdürülebilirliğe dönüşmüyor?”
Diyarbakır sermaye sınıfı ve sermaye birikimi: Diyarbakır neden öğreniyor ama biriktiremiyor? | Dr. Ramazan Tunç
https://t.co/bhsqZKYBMO
📍 Mahfi Eğilmez (@mahfiegilmez) yazdı: Fon krizinin faturasını kim ödeyecek?
👉🏻 İktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, yatırım fonları etrafında yaşanan krizin faturasını kimin ödeyeceğini ele aldığı yazısında üç farklı aktörün sorumluluğuna dikkat çekti
https://t.co/YH5LJbpJn1
This is not a shock or an incident that happens rarely in Turkish Stock Market and financial system in Turkey. This can be defined a chronic behaviour of Turkish market which stems from lack of rules for all since decades. Stretching the rules for the sake of fews who are capable to accumulate the power to nudge the appetite of small investors for capital transfer to financial oligarchs in the market. The financial oligarchs somehow are capable to cooperate with high ranking politicians, decision makers and corridors of financial authorities.
#TurkeyWatch🇹🇷: Turkey's $18.3 billion fund scandal is a result of TURKEY'S RUNAWAY INFLATION. It lured retail investors into the stock market to seek an INFLATION REFUGE.
Fin. Min. Şimşek: "No systemic risk."
GET REAL.
TURKEY'S ENDEMIC INFLATION = ONE CRISIS AFTER ANOTHER.
Sistemik krizin derinleştiği bir dönemde Diyarbakır Sermaye Sınıfı ve banka kredileri ve finansa erişim kanallarının Diyarbakır’daki görünümü. Türkiye’deki fon yönetim şirketlerinin temerrüde düşmesiyle sistematik riskin 17-20 milyar USD maliyet bindirdiği bir süreçte biraz finansa erişim durumunu irdelemek gerekir.
“Krediler artıyor, hesaplar çoğalıyor; peki neden bu hareketlilik kalıcı kalkınmaya ve sürdürülebilirliğe dönüşmüyor?”
Diyarbakır sermaye sınıfı ve sermaye birikimi: Diyarbakır neden öğreniyor ama biriktiremiyor? | Dr. Ramazan Tunç
https://t.co/bhsqZKYBMO
Turkey's economic crisis is making headlines, again.
Turkey's unchecked printing and artificially maintained lower interest rates, combined with politically motivated fiscal spending, interventionism, created a monetary black hole that could trigger one of the worst systemic crisis of modern economic history.
The severe economic challenges that Turkey faces, result and as afore mentioned of its failed monetary policy and fiscal mismanagement, subsequently resulted to the devaluation of the Turkish lira, high inflation and hyperinflation, high interest rates, insolvencies and liquidations, and a dangerous reliance on foreign-currency-denominated debt. A slew of financial scandals, an indirect effect.
On a related note, Turkey's economic mess became Europe's "economic mess". Spanish, French, British, Dutch, Italian and German banks have a large loan exposure to Turkey estimated to be in excess of $130 billion. An exposure that also directly affects the afore mentioned countries' geopolitical approach towards Turkey.
| #Turkey #TurkishEconomy #TurkishLira @CentralBank_TR #CBRT @Merkez_Bankasi@borsaistanbul #Erdoganomics #IslamicBanking
Global leaders urged to join initiative to fight extreme inequality https://t.co/SIYtdydEDZ
“Extreme concentrations of income and wealth translate into undemocratic concentrations of power, unravelling trust in our societies and polarising our politics.”
https://t.co/PwSTEgmjrE
Sonunda bu da görüldü...
Türklerin yurt dışında yaptığı doğrudan yatırımlar yabancıların Türkiye'deki yatırımlarını aştı.
Dışarıdaki yatırımlar temmuz itibarıyla yıllık bazda Türkiye'deki yatırımlardan 325 milyon dolar daha fazla.
Gayrimenkul hariç tutulduğunda ise fark 508 milyon dolar.
Dün İzmit'ten Ankara'ya "hızlı" trenle geldim. İstanbul'dan gelen trenin İzmit'ten 19:43'te hareket etmesi bekleniyordu, yaklaşık 25 dakika gecikti. Ankara'ya sallana sallana 23:35'te ulaşabildik. İzmit'ten Ankara'ya bekleme dahil neredeyse 4 saatte varmış oldum. Tamam belki tam ekspres tren değildi ama sonuçta hızlı tren..
Bu devirde İstanbul-Ankara arasında gerçek anlamda bir hızlı tren olmamasını anlamak mümkün değil. Bana kaynak, bütçe vs demeyin. Bunu yapacak kaynak kesinlikle var.
Nerden mi çıktı şimdi bu? Trende OVP'yi inceliyordum. Kişi başı milli gelirin 2029 yılında 25 bin dolara çıkmasının beklendiğini gördüm. Sonra hızlı treni düşündüm. Öyle çıktı bu satırlar kalemimden..
İnsanların yaşam kalitesini medeni bir şekilde yükseltemediğimiz sürece kişi başı milli gelirin 25 bin dolara çıkmasının fazla bir önemi yok. Bazıları için olabilir, ama benim için yok.