📌Dün gece Bursaspor Tribünlerinde açılan bu Yeşil Bayrak nedir biliyor musunuz? Rumeli Bayrağı'dır.
Bayrak esasen Rumeli Beylerbeyliği bayrağıdır. Osmanlı'da protokolde ilk sırada gelir.
Osmanlı'da 2. Mahmut dönemine kadar 2 bayrak vardır.
Yeşil renkli ay yıldızlı bayrak Türk Devleti'nin Rumeli'deki topraklarıdır.
Kırmızı renkli ay yıldızlı bayrak da devletin Anadolu ve diğer Asya topraklarını sembolize eder.
Rumeli Beylerbeyliği 1826'da kaldırılmış yerine Selanik, Yanya, Manastır ve Edirne eyaletleri oluşturulmuş ve böylece devletin tek bayrağı Ay yıldızlı al bayrak kalmıştır.
Lakin Rumeli'deki Türkler Rumeli'nin Yeşil Sancağını her daim gururla dalgalandırmışlardır.
Bu yüzden 1856'da yapılan Osmanlı devlet armasının sol tarafında yeşil sancak, sağ tarafında da al sancak yer almıştır.
Yeşil Bayrak bizim "sol yanımız"dır.
Başta Bursalılar olmak üzere tüm Türklerin hasret ve özlemle atan kalbidir.
Bu vesile ile Rumeli Sancağını milyonlarla paylaşan Bursaspor Taraftarına selam olsun...
#tarih #Balkanlar #Rumeli #Salı #Bursaspor #Teksas
Şiddetli diş ağrısı çeken bir vatandaş, devlet hastanesinde tedavi olamamaya isyan etti:
“Dişim ağrıdan duramayacak hale gelince devletin ağız ve diş sağlığı merkezine gittim.
Röntgen çekildi, ‘Bu dişe kanal tedavisi lazım’ dediler. Tamam, yapalım dedim. ‘Burada bugün yapamayız, endodontiden randevu almanız gerekiyor’ dediler.
MHRS’ye giriyorum randevu yok. Birkaç hafta sonrasını bekleyecek halim de yok; gece ağrıdan uyuyamıyorum.
Mecburen özel dişçiye gittim. Adam aynı gün kanal tedavisini yaptı, dolgusunu kapattı. 6.500 TL ödeyip çıktım.
Şimdi benim anlamadığım şu:
Ben yıllardır SGK primi ödüyorum. Devletin koskoca diş hastanesine gidiyorum, doktor var, cihaz var ama tedavimi yaptıramıyorum. Sonra mecburen özelde binlerce lira ödüyorum.
Parası olmayan ne yapacak? Ağrıya mı dayanacak, dişini mi çektirecek?
Madem kanal tedavisi için sonunda özele gideceğiz, devlet diş hastanesinde bu bölümler neden var?”
Türkiye’nin en büyük ve en önemli deniz müzesinin önünde bu görüntü olmamalı.
Bugüne kadar yaklaşık 50 ülkede 80’e yakın deniz müzesi ve müze gemi gezdim. Bir milletin denizcilik hafızasını ve bahriye tarihini temsil eden böylesine önemli bir müzenin cephesinin, ticari bir işletmenin devasa tabelasının gölgesinde bırakıldığı başka bir örnek hatırlamıyorum.
Beşiktaş Deniz Müzesi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk deniz gücünün hafıza mekânıdır. Öncelik ve görünürlük ona ait olmalıdır.
Bu hatanın en kısa zamanda düzeltilmesi en büyük temennimizdir.
23 Eylül akşamı Tripoliçe sokaklarında Yunanlar toplandı ve 205 yıl önce 40 bin Müslüman Türk'ü nasıl katlettiklerini anıp kutlama yaptı.
Biz aylardır paylaşmamıza rağmen aynı gün Diyanet'e bir tane camimizde 40 bin şehidimizin ruhu için Kur'an okutamadık.
Sonra milli şuur filan diyoruz ya, geçin bu işleri.
#kaybolantarihinpeşinde
#MoraSoykırımı
#TripoliçeKatliamı
Yunanistan'daki bazı gizli belgeler artık gizli değil.
Mora Katliamı ve yok edilen Mora Türklüğüne ilişkin dikkat çekici bir harita çalışması.
Çalışma, Türk nüfusunun büyük bölümünün nasıl ortadan kaldırıldığını somut veriler üzerinden ortaya koyuyor. En dikkat çekici yönü ise kullanılan verilerin, 1859'da Atina'da yayımlanan Yunanistan İçişleri Bakanlığı/İstatistik Kurumu'na ait resmi ve gizli belgelere dayanması.
Tarihsel demografik verilerin haritalandırılması, Mora'da yaşanan büyük dönüşümü çok daha görünür hale getiriyor.
Tarihsel hafızaya katkı sunan bu çalışmaya göz atmanızı öneririm.
🚨 ÖNEMLİ - Yunanistan halkı kendi oyuncusunu, Türk oyuncumuzun önüne geçirmek için seferber oldu, bir gecede 700 bin oy attılar, takım fark etmeksizin destek veriyorlar.
Anlık olarak Kostoulas, İlhan Fakıllı’yı geçti ve birinci sıraya oturdu, şu an dalga geçiyorlar.
Biz Türk halkı olarak bunların hakkından gelmeyi biliriz, sizden ricam gönderiyi yayabildiğiniz kadar yayın. Tüm Türk takımlarından destek gelmeli..
Linke tıklayın, en alttan ikinci sırada İlhan’ı bulup oy verin, hadi canlar. 🦅
23 EYLÜL 1821
Tripoliçe şehir düştü. On binlerce Türk vahşice katledildi.
Ve katliam, şehir düştüğü anda bitmedi. Tam tersine günlerce sürdü. Kadınlar. Çocuklar. Bebekler. Yaşlılar.
Yunan isyancıları ve Filhelen destekçileri tarafından Tripoliçe’deki Türklerin tamamı vahşice katledildi. Tarihçiler kesin bir rakam veremiyor ama kaynaklar onbinlerce insandan söz ediyor.
Kolokotronis kendi anlatımında, şehre girdiğinde atının yere basmadığını, heryerin katledilen Türklerin cesetlerle kaplı olduğunu söyler. İngiliz tarihçi William St Clair ise Mora’daki kıyımın, öldürülecek Türk kalmayınca sona erdiğini yazar. Ama iş insanları öldürmekle bitmedi.
Mezarlıklar yıkıldı.
Camiler yok edildi.
Evler, eserler, iz bırakan her şey silindi.
Sanki orada hiçbir Türk hiç yaşamamış gibi.
Bir halk, hafızadan da silinmeye çalışıldı.
23 Eylül.
1821’de Tripoliçe’de öldürülen sivilleri hatırlamak için bir gün.
Tarih, yalnızca taç giyenleri değil, mezarı bile bırakılmayanları da anlatmak zorundadır.
Tripoliçe’nin kadınlarını, çocuklarını, bebeklerini, yaşlılarını ve şehirde vahşice katledilen onbinlerce insanı unutmayalım.
23 Eylül 1821
Tripoliçe Katliamı.
Unutmak tarih değildir.
Hatırlamak, intikam değil hafızadır.
@tcbestepe@MFATurkiye
23 Eylül 1821 - Tripoliçe Soykırımı Ulusal Anma Günü ilan edilsin!
Fenerbahçe şu koreografiyi yaparken; reklama girip izletmediniz
Tüm dünya izler ve överken sesiniz çıkmadı
İngiliz takımının şunun çeyreği etmeyen şovunu paylaşın
Gerçi temsilcimiz diyemediğiniz takıma bu tavır normal. Yazıklar olsun @trt
Cihat Yaycı : Bize ulaşan bilgilere göre, Yunanistan, kendisine antlaşmalarla devredilmeyen ve EGAYDAAK kapsamında bulunan Kaz Kayalıklarına Yunan bayrağı çizmiş!
Bu açık bir egemenlik oldubittisidir.
Yunanistan’ın “Hina” dediği Kaz Kayalıkları, Rodos kıyısından 4,2 deniz mili uzaktadır.
Lozan Antlaşması imzalandığında karasuları 3 deniz miliydi. Bu nedenle Rodos ile birlikte devredilen “bağlı adacıklar”, ancak dönemin 3 millik karasuları içerisindeki unsurlardır.
Kaz Kayalıkları ise 3 milin dışındadır. Dolayısıyla Rodos’a bağlı adacık kapsamında değildir; İtalya’ya devredilmemiştir. İtalya’ya devredilmeyen bir yerin 1947 Paris Barış Antlaşması ile Yunanistan’a geçmesi de mümkün değildir.
Şimdi Yunanistan bu kayalıkların üzerine bayrağını çizmiş, burayı kendi toprağı gibi göstermeye başlamıştır.
Üstelik Yunanistan, egemenliği kendisine ait olmayan bu kayalıkları esas nokta yaparak karasularını ve deniz yetki alanlarını genişletmeye çalışmaktadır.
Herkes bu noktaya dikkat etmelidir: Kaz Kayalıkları Rodos’a bağlı değildir ve antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiştir!
Bu haberi ilk okuduğumda bir medya şakası sandım.
Eğer Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ’nün firari eski savcısı Zekeriya Öz hakkındaki bazı suçlamalar yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi talebi doğruysa, bu gelişme yalnızca hukuk açısından değil, devletimizin geleceği ve adalet duygusu açısından da son derece kaygı vericidir.
Türkiye, FETÖ’nün kumpas davalarında ağır bedeller ödedi. Milli ordunun mensupları ve yüzlerce vatansever düzmece iddianameler, hukuka aykırı uygulamalar ve sahte deliller üzerinden yıllarca özgürlüklerinden mahrum bırakıldı. İnsanlar cezaevlerinde hayatını kaybetti, aileler parçalandı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve devlet kurumları ağır şekilde tahrip edildi.
Bütün bunların ötesinde, devletin temeli olan adalete duyulan güven büyük yara aldı.
Böylesine ağır sonuçlar doğuran bir dönemin kilit isimleri hakkındaki yargılamaların, sanıkların yıllardır firari olmalarına rağmen zamanaşımı nedeniyle sonuçsuz kalması ihtimali dahi toplum vicdanında kabul edilmesi çok güç bir tablo yaratır.
Devletin görevi hakkındaki ağır suçlamalar nedeniyle aranan kişileri, nerede olurlarsa olsunlar hukukun imkânları içinde aramak, bulmak, adalet önüne çıkarmak ve bağımsız yargının hükmünü vermesini sağlamaktır.
Adalet yalnızca kanun maddelerinin uygulanması değildir. Adalet aynı zamanda devlete duyulan güvenin ve toplumsal vicdanın temelidir.