Vatandaşlarımız şundan emin olsun:
Hükûmetimiz, tecrübeli ve liyakatli kadrolarıyla ülkemizi ve milletimizi tehlikelerden beri tutmak için ne gerekiyorsa yapmaktadır.
Allah’ın izniyle Türkiye, bu bölgesel türbülanstan da başarıyla çıkacaktır.
Adalet Bakanı olarak, milli iradenin tecelligâhı olan Yüce Meclisimizin huzurunda yeminimizi ettik.
Yemin töreninde yanımızda olan ve desteklerini bizden esirgemeyen kıymetli milletvekillerimize hassaten teşekkür ediyorum.
Adaletin tecellisi adına milletimize ve devletimize hizmet yolunda kararlılıkla ve azimle çalışmaya devam edeceğiz.
Sayın Kültür ve Turizm Bakanı,
Gazze’de çocuklar hala can çekişirken, analar yavrularını kucaklarına alamadan mezara uğurlarken, vatan uğruna kara toprağa verdiğimiz 12 şehidimizin, yiğidimizin henüz kanı kurumamış, analarının göz yaşı dinmemişken. Trabzon’da “Kültür Yolu Festivali” adı altında sahneler kurup, şarkılarla, danslarla eğlence tertip ederken hiç mi kalbiniz bizar olmadı!? Hiç mi vicdanınız sızlamadı?
Bu milletin kalbi yanarken, siz nasıl güldünüz? Gözyaşları dinmemiş anaların, şehit ailelerinin acısı bu kadar mı değersiz sizin gözünüzde? Bu ne büyük duyarsızlıktır, ne büyük kopuştur milletin ruhundan!
Bu milletin evlatları can verirken, sizden beklenen çalgı değil, eğlence değil; vakarla bir duruştu! Milletimizin yüreği kan ağlarken sahnelerde parlayan ışıklar, vicdanlarda kara bir leke olarak kalacaktır! Ve bu duyarsızlığınıza şahit olan halkımız infial halindedir bunu bilesiniz!
İstanbul Saraçhane’de “Hepiniz asılacaksınız. İslamiyet adı altında şeriat isteyenler, bir bir asılacaksınız. Haberiniz olsun. Tam da burada asılacaksınız." diyen İ.Y.U. adlı kişi gözaltına alındı.
Bu tiplere bu cesareti veren koltuk derdindeki siyasetçiler. Hırsızlığı, yolsuzluğu soruşturan savcılara, devlet görevlilerine ettikleri laflar, savurdukları tehditler sokağa böyle yansıyor.
Bu hırsızlık ve soygun hakkında paylaşım yapmayı pek düşünmüyordum ama iyice haddi aşıp camilerimize karşı ahlaksızlığa başladılar. Müslüman bir ülkede bu bir hak arayışı olamaz, bu özgürlük anlayışı olamaz.
Bu alçak ve rezil İslam düşmanlarından bazıları Şehzadebaşı Cami duvarına bevlediyor bazıları cami duvarında içki içiyor bazıları ise caminin kubbesine çıkmış pankart açıp tepinip slogan atıyor.
Bazılarıda şanlı polisimize taşlarla, sopalarla, baltalarla saldırıp asit fırlatıyor.
Umuyorum bu alçak İslam düşmanlarından yaptıkları bu rezil hareketlerinin hesabı en ağır şekilde sorulacaktır.
Sayın İstanbul Valimiz bugün Şehzadebaşı Camii’ni bizzat ziyaret edip gerekli talimatlarını verdiler. Ben biliyorum ki vatan evladı şanlı polisimiz, bu Vandalları bu ahlaksız İslam düşmanlarını bu geceden itibaren camimize yaklaştırmayacaklardır.
Ama Saraçhanede Ramazan ayında içki içen veledlere tavsiyem; Saraçhane havuzunda şehadet abdesti alıp ölüme koşan Müslüman vatan evlatlarını kendileriyle karıştırmasınlar ve sabrını daha fazla zorlamasınlar. Çünkü bizler İslam ve vatan söz konusu olduğu zaman sizler gibi bankamatiğe değil tankların önlerine koşanlarız.
İngiliz Manchester United kulübü Ramazan-ı Şerifi kutlarken
Türk Zorlu Holding CEO'su Ramazan-ı Şerifin kutlanmasına karşı çıkıyor..
Zorlu Holding'in bütün ürünlerini boykot et Müslüman kardeşim...
Şimdi ümit.!. seni tanımam, dikyokuş musun, dikbayır mısın, yoksa yokuş aşağı mısın, kimsin bilmem. Açıkçası çokta umurumda değilsin. Ama yine de seni tebrik ederim, çünkü herkes kendi imanına göre hareket eder, sende laik bir kamalist olarak iman ettiğin kutsallarına sahip çıkmışsın, bravo. Lakin kendini de fazla nimetten sanma, zira bu soruşturmayı senden önce açtı diyanet, hem de bir kaç hafta önce mesai günü olmayan bir pazar günü çalışmaya başladı karşında sünepe bir şekilde oturan o müfettiş. Ayrıca bu “müfettiş - müşteki el ele” resmini paylaşarakta ne kadar çapsız olduğunu tekrar göstermiş oldun. Ümit sana sözüm bu kadar, bundan fazlası layık olmayana israftır, zira israf haramdır.
Şimdi vahim olan şey şu! Diyanet tarafından sayısını hatırlamadığım kadar çok olan soruşturmalarım ve aldığım cezalar tecrübesiyle söylüyorum ki ; Diyanet müfettişleri normalde ilgili il / ilçe de müftülüğe gelir, davet üzere kişileri çağırır dosyayı müftülük makamından yürütür. Ama müştekinin ayağına kadar giden, karşısında el pençe divan ve sünepe bir şekilde oturan bu baş müfettiş İbrahim Öztürk’ün sanki müştekinin şahsıyla ya da biat ettiği zihniyetiyle bir gönül bağı var ki müştekinin ayağına kadar gitmiş. Başka bir ihtimalde var ama onu buraya yazmayayım “şimdilik”
Daha önemlisi; bana her defasında jet hızıyla soruşturma açan diyanet teftiş başkanı diyanetimize zarar veren bu müfettiş İbrahim Öztürk’ün müştekinin ayağına özel hizmet vermesi, karşısında bu resimde olduğu gibi sünepe duruşu ve adeta “müfettiş - müşteki el ele” mesajı anlaşılan kumpas tadında ki, belki habersiz çekilmiş bu resim hakkında da inceleme başlatabilecek mi bilmem ve hatta sanmam.
Neyse; müfettiş İbrahim Öztürk benim de ifademi alacağı gün “müfettiş - müşteki el ele” mesajı içeren bu pozla alakalı merakımı gidermek için kendisine usülünce soracağım sorularım olacak elbet.
Araçların çoğu Kemalistler tarafından zorla durdurulmuş. Sürücüler saygı duruşu için araçlarından bile inmemiş. Sağ ve soldaki yollarda araçlar umursamadan devam ediyorlar.
Müslümanlar gelip otoyolda cemaatle namaz kılmaya kalksa ortalık birbirine girer ama buna her sene herkes tahammül etmek zorunda bırakılıyor.
Gerçekten bu kadar önemsiyorsan o saatte aracında olmazsın zaten. Kimseye bunu yaşatmaya hakkınız yok.
Gözün aydın Özlem Zengin,
savunduğun Dilruba serbest kalmış
En yakında zamanda ziyaretine gider, çay içer, hatta beraber bir LeGeBeTeyi öven sinema filmine gidersiniz...
Yunanlılara "Rum mezesi" karşılığında Kıbrıs'ı satan, Atatürk'ü kullanarak cebini doldurmaya çalışan Yılmaz Özdil, bana laf etmiş.
"Zırlamalarınızı” uşaklığını yaptığınız terörist sevici ağababalarınıza yapın.
Gazi Meclisimizde, millete hakaret etmeyi alışkanlık haline getiren bölücülere geçit yok!
Filistin'deki mezalime dayanamayan Hasan Saklanan kardeşimiz imamlığının (önderliğinin) hakkını vermiş ve şehadet şerbetini içmiştir. Allah ailesine, çocuklarına sabırlar versin, sevenlerinin ve ümmetin, insanlığın başı sağ olsun, Allah lanetli siyonistleri kahruperişan etsin.
Adnan Oktar denilen şahıs hoca değil, kadınları çıkarları için ahlaksızca kullanan bir alçak ve bir masondur.
Fethullah Gülen denilen hain ise İslam tarihinde din kisvesine bürünmüş gelmiş geçmiş en büyük terör örgütünün başıdır.
İkisinin ortak özelliği ülkemizi yıkmak isteyenlere bağlı çalışarak, İslam’a ve Müslümanlara ihanet eden masonik bir yapı olmalarıdır.
İkiside hala varlık gösterme mücadelesi veren vatan hainleridir.