soL Haber yeni hesabıyla X’te
17 yıldır kullandığımız X hesabımız, NATO Zirvesi’ne giden süreçte tüm ülkeyi bir süreliğine cezaevine çeviren iktidar tarafından Türkiye’de erişime engellendi.
Kamuoyunu, dostlarımızı, okurlarımızı soL’la dayanışmaya çağırıyoruz.
En önemli dayanışma, soL’a abone olmak, bizzat omuz vermektir.
soL’u susturma girişimi başarısızlığa mahkumdur.
Sesimizi yükselteceğiz. Sizin desteğinizle. Hep birlikte.
📍Abonelik: https://t.co/N5rjOWVsCX
📍soL TV X: https://t.co/guQIEHTBF8
📍Facebook:https://t.co/fhDdRGd6Dt
📍Instagram:https://t.co/yyBYMUKEnJ
📍soL TV Instagram: https://t.co/3nm2JGAJCR
📍Telegram: https://t.co/VUxQm7FDaU
📍WhatsApp: https://t.co/JpPmLcDvXO
📍Bluesky: https://t.co/aOM1WoFfeN
📍Youtube: https://t.co/8Srx1FKLUA
Dost partilere teşekkürlerimizle...
Dünyanın birçok ülkesinden komünist ve işçi partilerinin Ankara’da gerçekleştirdiğimiz NATO karşıtı protestoya dönük müdahale ve gözaltılar nedeniyle yolladıkları dayanışma mesajlarını aldık.
Kısa sürede büyük bir dayanışmayı hissettiğimiz açıklamaların ardından, dost komünist partiler ortak bir dayanışma metnini imzalamaya başladılar.
İmzaya açılan metnin tamamını ve ilk imzacıları kamuoyuyla paylaşıyoruz:
***
TKP'ye ve Türkiye'deki NATO Karşıtı Eylemcilere Yönelik Baskılara Son Verin
Biz, aşağıda imzası bulunan Komünist ve İşçi Partileri, Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) NATO Zirvesi'ni protesto etmek amacıyla Ankara'da düzenlediği gösteriye yönelik olarak Türk makamları tarafından gerçekleştirilen baskıları en güçlü biçimde kınıyoruz.
Polisin gösteriye yönelik şiddetli müdahalesi, eylemcilerin yaralanması ve aralarında bir TKP Merkez Komite üyesi ile sekiz TKP Parti Meclisi üyesi yoldaşımızın da bulunduğu 145 komünistin gözaltına alınması, örgütlenme ve protesto hakkına yönelik kabul edilemez bir saldırıdır. NATO Zirvesi öncesinde başkent Ankara'yı fiilen kapatan gösteri ve toplantı yasakları, NATO'nun savaş planlarının siyasi hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasıyla el ele yürüdüğünü bir kez daha ortaya koymaktadır.
Komünistleri susturma girişimleri gerçeği gizleyemez: NATO, dünyanın dört bir yanında halklara savaş, işgal, yıkım ve acı getirmiş saldırgan bir emperyalist ittifaktır. Militarizme, emperyalist müdahalelere ve savaşlara karşı sesini yükseltenler baskılarla sindirilemez.
Türkiye Komünist Partisi'yle, gözaltına alınan tüm TKP üyeleriyle ve NATO Zirvesi'ne karşı tepki gösteren herkesle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Gözaltındaki tüm komünistlerin derhal serbest bırakılmasını, haklarındaki tüm suçlamaların düşürülmesini ve NATO karşıtı siyasi faaliyetleri kısıtlayan tüm uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.
Ellerinizi TKP'den çekin! Ellerinizi tüm komünistlerden ve anti-emperyalist militanlardan çekin!
***
İmzacı partiler:
ABD Komünist Partisi
Alman Komünist Partisi
Arnavutluk Komünist Partisi
Bohemya ve Moravya Komünist Partisi
Filistin Komünist Partisi
Fransa Devrimci Komünist Partisi
İspanya İşçilerinin Komünist Partisi
Katalonya Komünistleri
Lüksemburg Komünist Partisi
Macaristan İşçi Partisi
Meksika Komünist Partisi
Norveç Komünist Partisi
Portekiz Komünist Partisi
Rusya Federasyonu Komünist Partisi
Sırbistan Komünistleri
Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi - ABD
Suriye Komünist Partisi
Tudeh
Ukrayna Komünist Partisi
Yunanistan Komünist Partisi
Türkiye'nin onurlu, yurtsever, devrimci insanlarını ayağa kalkmaya davet ediyoruz.
Aşağılanmayı ve kirli savaş pazarlıklarının parçası olmayı kabul etmeyelim.
Kahrolsun emperyalizm kahrolsun NATO!
https://t.co/Hfy2VJIcqP
Bugün Taksim'den Dolmabahçe'ye NATO'yu ülkemizde istemediğimizi haykırmak için yürüdük.
Güzel ülkemizi ve geleceğimizi, eli kanlı terör örgütü NATO'nun karanlığından kurtaracağız.
Hep birlikte kardeşçe ve insanca yaşayacağımız bir ülke kuracağız! Bu memleket bizim, kahrolsun emperyalizm!
#natoyahayır
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, İstanbul Dolmabahçe yürüyüşümüzün sonunda konuştu:
📌"Bugün tam da söz verdiğimiz gibi, söz verdiğimiz saatte Ankara'nın merkezinde binlerce Ankaralı komünist NATO'ya meydan okudu. Yüzlerce arkadaşımız gözaltına alındı."
TKP Merkez Komite Üyesi Senem Doruk İnam, İzmir'de NATO Üssü önünde konuştu:
"Sahte anti-emperyalistlere umudumuzu bağlamayacağız. AKP'den hesap sormak istiyorsak daha fazlasını istemek zorundayız!"
Yasakla, baskıyla boyun eğdirmeye çalıştıkları Ankara'nın göbeğinde NATO'ya karşı emperyalistler defolun diyerek yürüdük.
Kızılay'a girerken gözaltına alınan yoldaşlarımızı derhal serbest bırakın! Bu memlekette NATO'yu protesto etmek suç değil onurdur!
@AnkaraTkp
Komşularımızın katılımıyla gerçekleşen buluşmada dayanışmanın, örgütlülüğün ve birlikte mücadele etmenin önemine dair konuştuk.
Katılan, dinleyen, söz alan ve katkı sunan tüm komşularımıza teşekkür ederiz. Bir dahaki buluşmamızda görüşmek üzere 🚩
15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’ni, Doç. Dr. Kaya Tokmakçıoğlu’nun katılımıyla İçerenköy Parkı’nda konuştuk.
İşçi sınıfı tarihinin en önemli mücadelelerinden biri olan 15-16 Haziran’ın mirasını, bugünün mücadeleleriyle birlikte değerlendirdik.
15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’ni, Doç. Dr. Kaya Tokmakçıoğlu’nun katılımıyla İçerenköy Parkı’nda konuştuk.
İşçi sınıfı tarihinin en önemli mücadelelerinden biri olan 15-16 Haziran’ın mirasını, bugünün mücadeleleriyle birlikte değerlendirdik.
NATO, onursuzluk ve ölümdür!
Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm!
Savaşa, yıkıma ve emperyalist planlara karşı; Türkiye’nin de dünya halklarının da sahipsiz ve çaresiz olmadığını göstermek için buluşuyoruz.
27 Haziran Cumartesi 19.30’da Kadıköy Caferağa Spor Salonu’nda bir araya geliyoruz.
Tavrımız ve çağrımızdır
Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur.
Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.
Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk.
Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir. ���
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.
Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
“15-16 Haziran İşçi sınıfının büyük direnişi”ni ve bugünün mücadele görevlerini Doç. Dr. Kaya Tokmakçıoğlu ile konuşuyoruz. Umutsuzluğa yer yok gücümüz birliğimizden, örgütlülüğümüzden gelir! Tüm komşularımızı sandalyelerini alıp İçerenköy Parkına bekliyoruz.
🗓️ 16 Haziran Salı
BİZ BU BATAKLIKTAN ÇIKARIZ
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelen ve artık fiziki bir boyut da kazanan saldırı, bu partinin iç meselesi olmadığı gibi, sadece ona yönelik de değildir. Bir mahkeme kalkmış, bir siyasi partinin son birkaç yıllık tarihini silmiştir!
Bu kararla, halk düşmanı siyasi iktidar hukuku bütünüyle araç haline getirmiş, siyasetin doğasında bulunan meşruiyet kaygısını terk etmiş, seçme ve seçilme hakkını feshetme ve siyasi parti kurumsallığını yok sayma noktasına gelmiştir.
Silinmek istenen şey CHP’nin birkaç yılından, yok sayılan şey siyasi parti ve seçim hukukundan ibaret değildir. Türkiye Cumhuriyet’ten arındırılmak istenmektedir.
Hukukun saltanat ve hilafetten kurtarılıp yurttaşlara teslim edilmesi bir Cumhuriyet kazanımıdır. Halkın siyasette asıl belirleyici güç olarak tanınması emekçi yurttaşların mücadelesinin ürünüdür. Seçme ve seçilme hakkı bunun simgesidir ve Türkiye toplumunca içselleştirilmiştir.
Bu tablonun AKP’nin gücünü yansıttığı sanılmasın. Siyasi iktidar yönetme gücünden ve meşruiyetinden yoksun düştükçe kuralsızlığa, keyfiliğe, kaba kuvvete mecbur kalmaktadır. Emperyalist temsilcilerin Türkiye’ye fazla gördüklerini açık açık dile getirdikleri Cumhuriyetimizin tasfiyesi, sonu batak bir yoldur.
Lakin Türkiye’nin ilerici, Cumhuriyetçi birikimi o yola sığmaz! Bu birikimi mevcut siyasi iktidar yok edemez. Yine bu birikim kimsenin, herhangi bir hizbin, herhangi bir partinin malı değildir. Sahibi emekçi halkımızdır.
THTM bütün emekçileri, yurtseverleri, cumhuriyetçileri birlikte mücadeleye, karşıdevrimi püskürtecek bir enerji biriktirmek için kol kola girmeye çağırmaktadır. Omuz omuza bir emekçi cumhuriyeti kuracağız. Ülkemizi sürükledikleri batak gericilerin, emperyalistlerin, sömürücülerin mezarı olacak. Cumhuriyetimizi yeniden ayağa kaldıracağız.
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi Genel Yürütme Kurulu
Parti binasına polis marifetiyle girmeyi göze alacak kadar kendini kaybetmiş biri CHP’yi yönetemeyeceğine göre iktidar bir süre ana muhalefetsiz bir siyasi yapıyla yola devam etmeye karar vermiş demektir. Bu da toplumsal açıdan kendi altındaki halıyı çekmekten başka bir anlam ifade etmez. Bunun sonuçları zaman içinde ve sürprizlerle kendini gösterecektir.
Beri yandan CHP yönetimine “dışarıdan” akıl veren çok. Ancak anlaşılmayan nokta kafalardaki “direniş” hattı için CHP’nin uygun bir zemin sunmadığıdır. Özgür Özel ve arkadaşlarının eli tarihsel, sınıfsal, ideolojik ve de hukuki açıdan bağlıdır. Bu bağın çözülmesi imkansızdır.
Ataşehir’de bulunan İstanbul Tüm Emekliler Derneği’ni ziyaret ettik. Bu yağma ve sömürü düzeninden kurtulma iradesiyle Sosyalizm ve Cumhuriyet için 1 Mayıs’ta Kartal’dayız çağrımızı ulaştırdık. Misafirperverlikleri için teşekkür ederiz