Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektuptur..
Kemal Bey,
Ben de Gürsel Erol gibi..
Ayşe Gülsün Bilgehan gibi ilk TBMM açan milletvekillerinden birinin Batum Milletveki Ahmet Fevzi Erdem’in torunuyum..
İsmet İnönü, Diyap Ağa, Ahmet Fevzi Erdem bu ülkenin varoluş mücadelesinin içinden geldiler o meclise..
Bize emanetleridir Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti..
Bizler küçük siyasi emelleri için siyasette var olmadık..
Daha konuşmayı öğrenmeden kulaklarımızda bu mücadelenin anıları vardı..
Bu ülkeye ve onun değerlerine saygıyla yetiştik..
CHP’de siyaset yaparken hiç bir güçten el almadım..
Hiç kimsenin omuzuna basmadım..
İki dönem Parti Meclisi üyesi seçildim delegenin iradesiyle ve listeleri delerek..
Diyet borcum yok kimseye..
Ama bize bu güzel ülkeyi emanet eden Başta önderimiz Atatürk olmak üzere, dedelerimize borcumuz var..
Bir kadın olarak hayatın içinde birey olarak var olmam; Osmanlı’da başlayan, Cumhuriyet’le devam eden kadın mücadelesinin sonucudur..
Bu mücadeleyi görecek öngörüye sahip bir kurucu önderimiz vardı..
O’na bağlıyım..
Bu girişi neden yaptım..
Yazacaklarımın küçük siyasi hesaplar İçin olmadığını anlamanız içindir..
Siz bugün AKP ile birlikte Cumhuriyet’in en güçlü kalesini içerden yıkıyorsunuz..
Evet yıkıyorsunuz..
Sizin cumhuriyetle aynen FETÖ gibi, AKP gibi bir hesaplaşmanız mı var?
Açık açık soruyorum..
CHP son kaledir ve siz bu kaleyi yıkıyorsunuz..!
Meselemiz ne Özgür Özel meselesidir..
Ne de Ekrem İmamoğlu..
Onlar bugün olur..
Yarın başka Özgürler..
Başka Ekremler gelir ülke sevdalısı..
Bizler hiç kimsenin arkasında asker olmayız..
Bizler CHP’nin anayasası olan tüzüğüne..
Yol haritası olan programına..
Laik, demokratik, Türkiye Cumhuriyet’ne bağımlıyız..
Yeri geldiğinde herkesi eleştirir..
Yeri geldiğinde arkasında saf tutarız..
Aklımızı kimseye kullandırmayız..
Bir Butlan kararı İle geri döndünüz..
Dönmemeniz gerekiyordu..
“Biz bir aileyiz” diyorsunuz..
Değiliz..
Evimizin kapısını kıran..
Tekme tokat giren..
Çoluk çocuğunu sokağa atan..
Aileden olmayanları mahrem alanımıza sokan..
Mahalleyi ayağa kaldıran..
Babam, kardeşim olsa tanımam..
Artık aynı aileden değiliz Kemal Bey..
Siz tercihinizi ailemize dost olmayanlarla yaptınız..!
Sizin Cumhurbaşkanı adayı olup kaybettikten sonra tekrar genel Başkan adayı olmamanız gerekiyordu..
Suyun önündeki bendin gücü..
Gelen selin gücünden fazla değilse yıkılır..
Yıkılmadan..
O sel gelmeden çekilme erdemini gösteremediniz..!
Kaybettikten sonra Kurultay salonunda kazananın elini kaldırmadınız..
Üç yıl boyunca açtığınız ofislerde partiyi içerden yıkma planları yaptınız..
Hiçbir etkinliğe katılmadınız..
Partililerin “Kemal abisi” olmayı değil..
Partiyi ve ülkeyi sırtından hançerleyen oldunuz..!
Siz, AKP ile birlikte çalışıp belediye başkanlarımıza çamur attınız..
Üç kez Erdoğan’ı yenen İmamoğlu’nu Silivri’de betona gömmeye çalışıyorsunuz..
Dokunulmazlıklara “evet” diyerek “Selahattin Demirtaş”ı on yıldır hapsedilmesine neden olduğunuz gibi..
“Seni Başkan yaptırmayacağız” sözünün bedeli bu kadar mı ağırdır?
Ülkenin aydınları AKP yargısı İle içerde..
Siz bir milletvekilimiz için “adalet yok, kanunlar işlemiyor, anayasa tanınmıyor” diye Ankara’dan İstanbul’a yürüdünüz “adalet” aradınız..
Sizden onaltı yol önce yürüdüm o yolu..
Ben Nijerya’da recm edilecek Emine Laval’ı kurtardım..
Siz Buldunuz mu aradığınız adaleti biz bilemedik?
Bulmuş gibi yargının partimize uyguladığı baskıyı kabulleniyor, temsilcisi olmayı içinize sindiriyorsunuz..
Daha da vahim olan..
Döner dönmez..
Asarım, keserim konuşmasıyla başladınız..
Parti içi mücadelede demokratik yolları kapattınız..
Partinin anayasası olan tüzüğü askıya aldınız
Sarayın iktidarını devam ettirmek için CHP’li başkanlara kurduğu tuzağın savunucusu savcısı, hakimi oldunuz..
Yargısız infazlar yapıyorsunuz..
Herkesin anlayacağı dilde yazıyorum..
Geçerli son tüzük diyor ki..
Parti Meclisinden MYK seçimle belirlenir..
Yaptınız mı?
Geçerli tüzük diyor ki..
Milletvekilleri disipline parti meclisi kararı İle gönderilir..
Yaptınız mı?
Geçerli tüzük diyor ki..
Parti Meclisi Üye sayısı 60 kişidir..
40’ın altına düşerse görev yapamaz, karar alamaz..
“5 kişide kalsak” devam ederiz derken bu yetkiyi nerden alıyorsunuz?
Mecliste grup başkanvekillerini atamayı düşünüyorsunuz?
Hangi yetkiyle?
CHP Meclis Grubunun iç tüzüğü size bu yetkiyi vermiyor!.
Arkanızdaki AKP yargısına mı güveniyorsunuz?
MYK ve PM olarak aldığınız kararlar yok hükmündedir..
Bu kararlarla yaptığınız harcamalar usulsüzdür..
Butlan ile göreve dönmek demek orada yıllarca kalacaksınız anlamına gelmiyor..
Samimiyseniz olağanüstü Kurultayı yapar partiyi delegenin tercih ettiklerine emanet edersiniz..
Oysa sizler..
Bir oldu bitti çabası içindesiniz..
Her gün yandaş kanallarda keyifle partiyi tartışan, yalan ve iftiralarla gömenlere fırsat yaratıyorsunuz..
Sizler sokağa çıkamayacaksınız..
Emperyalist darbecilerin denizleri yargılarken söylediklerini anımsıyorum
Karşınızda Atatürk’ün idealleri için iktidarla mücadele edenler var..
Engel oluyor, iç hesaplaşmada enerji tüketiyorsunuz..
Atatürk’e ölüm cezası veren Osmanlı gibisiniz..
Tom Barrack’ın verdiği rolü üstleniyorsunuz..
İktidar İle işbirliği içindesiniz..
Kabul edin ki iktidar Özgür Özel liderliğindeki CHP ile yarışmak istemiyor..
İmamoğlu’ndan ödü kopuyor..
Hukuksuz bir şekilde önce diplomasını iptal ettiler..
Sizi hiç duymadık o günlerde..
Sinsice beklediniz ofisinizde..
Biz sizi anladık artık..
Ama çok merak ediyorum..
Haksız yere görevlerinden alınan, iftiralarla, delilsiz, ispatsız yargılamalara ve hatta işkencelere maruz bırakılan yoldaşlarımızın..
Onların ailelerinin..
Özellikle çocuklarının vebalini nasıl ödeyeceksiniz..?
Size hakkımı helal etmiyorum..
Yaşattığını yaşamadan ölmüyor hiç kimse..
Kendinize gelin..
Biraz düşünün..
O binada hapis gibisiniz..
Kendinizi Özgür bırakın..
Bütün bunları bilerek ve isteyerek yapıyorsanız çocuklarımıza, torunlara yazık..
Bilincinde değilseniz..
Lütfen yardım alın..
Düşün yakasından partinin..
Bu halk bu oyunu bozar..!
Nazmiye Halvasi
CHP PM E. Üyesi
12 Haziran 2026
Ne oldu bize?
İnek Şaban mesela…
Neydi acaba mezhebi?
Alevi miydi Belgin Doruk, Sünni miydi Ayhan Işık?
Kürt kökenli miydi, yoksa Çerkez miydi Sadri Alışık?
Şakayla karışık sormuyorum bunları…
Kaçımız biliyordu veya doğrusu hiç merak eden olur muydu, Sami Hazinses'in Ermeni olduğunu?
Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, dört yapraklı yonca… İster türbanlı ol, ister çarşaflı, saçlarını örtmedikleri için sevmeyen var mıydı onları?
Ömercik'e kahrolmayan Musevi, Ayşecik'e gözyaşı dökmeyen Rum var mıydı?
Hulusi Kentmen gibi dedesi olmasını kim istemezdi ki… Peki, hiç kimse düşündü mü bugüne kadar, Hulusi Kentmen'in umreye gidip gitmediğini?
Bizans'ı haşat eden Cüneyt Arkın yabancı düşmanı mıydı?
Hem Karaoğlan, hem Tarkan, yani Kartal Tibet neciydi?
Kaptan Ediz Hun, subay İzzet Günay, savcı Fikret Hakan, polis Ekrem Bora, şafak bekçisi pilot Göksel Arsoy, Jön Türkler'imiz… Osmanlı aleyhtarı mıydı?
Mirasını komple Mehmetçik Vakfı'na bırakan Zeki Müren, darbeci miydi?
Milli duygularımızı doruğa çıkaran efsane film “Bir Millet Uyanıyor”un görüntü yönetmeni Kriton İlyadis, hangi milletin uyanışını anlattı o filmde, Japon milletinin mi?
Emel Sayın'la Tarık Akan'ın şarkılar söyleyerek el ele dolaşmasına sevinmeyen…
Bıraktık mezhebi kökeni filan, Adile Naşit'i Münir Özkul'u sevmeyen insan, insan mıdır?
Siyah beyaz ama, rengarenk değil miydik?
Gençler, sorun büyüklerinize…
Şu veya bu ayrımı var mıydı mahallede?
Elbette farklı farklıydık ama, hepimiz değil miydik?
Birlikte üzülür birlikte sevinir, birlikte güler birlikte ağlamaz mıydık?
Lefter'e milli takım kaptanlığını mesela, Niko'ya ay yıldızlı formayı Lozan Antlaşması gereğince mi vermiştik?
Var mı o günleri özlemle iç çekerek anmayan?
Paylaş ki herkes okusun.
Göçmen Kızı
İnsan olamadıktan sonra ne olduğunuzun pek bir önemi yok ...🍁🍂🙆♀️
Serap hanım Öyle bir soru sordu bi an aklı başından gitti,
Duraksadı Cevap veremedi
86 milyonun önünde Fayası ortaya,ihaneti açığa çıktı,ifşa oldu yani.Arkadaşlarını
Yarğılatacağım derken kendi Halkın nezdinde yargılandı,
Halkın hükümü
Kesin suçlu 😂👊�
🔴 Cihat Yaycı :
Yunanistan’da dün çok önemli fakat maalesef yeterince konuşulmayan bir gelişme yaşandı.
İskeçe’de, Lozan Antlaşması’nın kendilerine tanıdığı haklar çerçevesinde müftülerini kendileri seçmek isteyen ve Yunanistan tarafından atanan müftüler protesto eden 4 Batı Trakya Türkü, Yunan mahkemeleri tarafından 17’şer ay hapis cezasına mahkûm edildi.
Bu insanlar ne yaptı?
Şiddete mi başvurdu?
Kamu düzenini mi bozdu?
Yoksa terör eylemi mi gerçekleştirdi?
Hayır.
Sadece Lozan Antlaşması’ndan doğan haklarını savundular. Demokratik bir protesto gerçekleştirdiler.
Bir tarafta Batı Trakya Türklerinin seçtikleri müftüler tanınmıyor, demokratik itirazları cezalandırılıyor, Türk kimliği yıllardır tartışma konusu yapılıyor; diğer tarafta ise Türkiye’den sürekli yeni tavizler, yeni açılımlar ve yeni adımlar bekleniyor.
Bugün Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması yönündeki talepler yeniden gündeme getiriliyor. Oysa aynı günlerde Batı Trakya Türklerinin temel dinî ve kültürel hakları nedeniyle mahkûm edildiği bir tablo ile karşı karşıyayız.
Lozan bir bütündür.
Lozan yalnızca patrikhane için değil, Batı Trakya Türkleri için de vardır.
Mütekabiliyet yalnızca Türkiye’den beklenen bir yükümlülük değildir.
Türkiye’nin, Lozan’ın dengelerini ve Batı Trakya Türklerinin haklarını görmezden gelerek tek taraflı adımlar atması; hukuk, adalet ve devlet ciddiyeti açısından doğru değildir.
Önce Lozan’ın Batı Trakya’ya ilişkin hükümleri eksiksiz uygulansın.
Önce Batı Trakya Türklerinin seçilmiş müftülerine saygı gösterilsin.
Önce Türk azınlığın eğitim, vakıf ve kimlik hakları tam anlamıyla teslim edilsin.
Ondan sonra karşılıklı adımlar ve karşılıklı iyi niyet konuşulabilir.
Aksi takdirde ortaya çıkan tablo, Lozan dengesinin ve mütekabiliyet ilkesinin Türkiye aleyhine bozulmasından başka bir anlam taşımayacaktır.
https://t.co/xKQ5Z02aCP
@tcbestepe@TC_icisleri@iletisim@TC_Disisleri@tcmeb@SaadetPartisi@yenisafak@yeniakit@rprefahpartisi@MHP_Bilgi@zaferpartisi@cumhuriyetgzt1@herkesicinCHP@Akparti@iyiparti@anahtarparti