Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma denilen bir suç tipiyle insanların özgürlüğünü elinden almak hukuksuzluk değildir deseler de haksızlıktır. Bugün yapılanları hukuk çerçevesinde izah etmeye çalışabilirsiniz ama bunlar haksızlıktır. Ve unutmayın; hiçbir hak zayi olmaz.
Milli Mücadele’nin karargâhı, milli egemenliğin merkezi ve Cumhuriyet’e uzanan yolun simgesi Ankara’nın başkent oluşunun 103. yıl dönümü kutlu olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Milli Mücadele’mizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
“Geldikleri gibi giderler.”
4 yıl, 10 ay, 23 gün süren düşman işgalinin ardından 6 Ekim 1923’te İstanbul yeniden Türk yurdu oldu.
Bu büyük zaferi mümkün kılan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum. İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yılı kutlu olsun…
Ben 11 ay adli kontrol aldım, sonunda beraat ettim.
Ali Çagatay 3 aya yakın cezaevinde yattı, beraat etti.
Bunun gibi bir sürü örnek var.
Sonunda tek bir şey söylenebilir; PARDON!
Bugün de haksız yere cezaevinde olduğuna inandığımız birçok insan var.
Hukuk böyle olmaz.
Bugünün en güzel haberlerinden biri.
Gazeteci Ali Çağatay beraat etti.
Aylar öncesinden söylemiştim, bu sürecin sonundan koca bir pardon çıkar.
Haksız yere tutuklanarak yaklaşık iki ay cezaevinde kaldı; beraat kararıyla şimdi adeta “pardon” denilmiş oldu.
Oysa hukukta mesele yalnızca sonunda doğru kararı vermek değildir. Hukukun en başından itibaren doğru işlemesi gerekir.
Keşke hukuk, bedeli iki aylık özgürlük kaybı olmadan işletilebilseydi.
Dünyada borsa krizlerinde insanlar ev kaybeder, araba kaybeder, birikimlerini kaybeder.
Ülkemizde yaşanan fon krizinde insanlar varlıklarını değil, hayallerini kaybetti.
Asıl sorun budur!!!
İnsanımız varlık sahibi olduktan sonra varlıklarını kaybetmiyor, sürekli olarak geleceğini kaybediyor.
Geçtiğimiz hafta partimizin 25. yıl dönümü vesilesiyle Türkiye’nin dört bir yanında kutlamalar gerçekleştirdik, halkımızla buluştuk. Söz konusu “Bağımsız Türkiye” ideali olduğunda bizim için durmak da yok yorulmak da. İlk günkü inançla yola devam...
Çok acı.
Bir polis emeklisi sesini duyurabilmek için sonsuz sessizliği tercih etti.
Kaderi bu olmamalıydı.
Kendisine Allah’tan rahmet yakınlarına sabırlar diliyorum.
İş BAŞ’a Düştü…
Bağımsız Türkiye güneşi 25 yıl önce bugün hiç batmamak üzere doğdu.
Mücadele, hak ve gurur dolu bir çeyrek asır…
Nice 25 yıllara @BTP_Parti
Sokakta, meydanda, Türkiye’nin dört bir yanında vatandaşımızla buluşmaya devam ediyoruz. Çözümün mümkün olduğunu anlatıyoruz. Daha güçlü, daha müreffeh, daha adil bir Türkiye mümkün…
Biz, Türkiye’nin aydınlık geleceğine inanan ve o geleceği milletimizle kurmak için çalışan bir kadroyuz.
Her geçen gün büyüyen @BTP_Parti ailemizle ülkemiz için durmadan yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz.
FETÖ’cü Öz, rahmetli Kozioğlu’na babamı sormuştu.
Kaşif Kozinoğlu dosyası yeniden gündemdeyken, FETÖ’nün merhum babam Prof. Dr. Haydar Baş’a neden ve ne ölçüde düşmanlık beslediğini gösteren bir olayı hatırlatmak gerekir.
FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz, Kozinoğlu’na “Haydar Baş’la herhangi bir akrabalığınız mevcut mu?” diye soruyor.
Kozinoğlu ise mahkemeye sunduğu savunmasında bu sorunun arkasındaki amacı açıkça ifade ediyor:
“Değil Haydar Baş, BTP’li tek bir tanıdığım dahi yoktur. Bu iddianın sebebi beni Fethullah Gülen cemaatine hedef göstermek istemeleridir.”
Bir insanı Haydar Baş ile ilişkilendirmek, FETÖ’nün hedefi olmak için yeterliydi.
BTP yine doğru yerde duracak ve doğru olanları millete anlatmaya devam edecektir.
Aradan geçen yıllar Prof. Dr. Haydar Baş’ın haklılığın ispatı oldu.
Türk devleti ve milleti için çok mücadeleler verildi ve çok bedeller ödendi.
Bugün bize düşen, bu mücadeleyi unutmamak ve bize bırakılan mirasa sahip çıkmaktır.
Ne mutlu bize ki böyle kutlu bir mirasın sahibiyiz.
Ne mutlu bize ki Bağımsız Türkiye davasının neferleriyiz.
1 litre mazot 100 lirayı geçti, artık 3 haneli rakamı konuşuyoruz.
“Ben hep 50 liralık alıyorum, zamlar beni etkilemiyor.” diyenlere kötü haber; bir zamanlar depoyu dolduran 100 lira ile artık 1 litre bile mazot alınamıyor.
Üstelik zamlar sürecek ve fiyatlar daha da yükselecek.
Durum gerçekten vahim, özellikle de çiftçi açısından!
Artan fiyatlar çiftçinin üzerindeki maliyet yükünü artırıyor.
Örneğin 2026 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi buğday alım fiyatını ton başına 16.500 TL olarak belirledi. Bu hesaba göre çiftçi 1 litre benzin almak için 6 kg'den fazla buğday satmak zorunda.
Gübre, elektrik, ilaçlama, işçilik gibi temel giderleri de eklediğimizde çiftçi için durum, az önce de ifade ettiğimiz gibi vahim.
Mazota yapılan zam aynı zamanda zincirleme zam demek!
Mesela nakliye ücretlerinin artması demek, yani çarşı pazarda fiyatların artması demek.
Fahiş gıda operasyonu yaparak fiyat düşürmeye çalışan iktidarımızın meseleye bu açıdan da bakmasını tavsiye ediyoruz.
Türkiye bunu hak etmiyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatandaşına çok daha iyi koşullar sağlamak zorundadır ve bu imkân da vardır.
Yeter ki kaynaklar doğru kullanılsın, yandaşa ve yabancıya akıtılmak yerine Türk halkının hizmetine sunulsun.
Türk halkı hak ettiği müreffeh yaşama ancak ve ancak Milli Ekonomi Modeli ile ulaşabilir.
Bu bakımdan çare Milli Ekonomi Modeli'ni parti programı yapan Bağımsız Türkiye Partisi'dir.
Tatil bitti, yeni bir döneme giriyoruz.
2026-2027 eğitim-öğretim yılı başlıyor. Öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve elbette biz velilere yeni dönemin hayırlı olmasını diliyorum.
Okullar ne yazık ki sorunlarla açılıyor!
Ülkemizde eğitimin sorunları malum; fırsat eşitliği, boş geçen dersler, kalabalık sınıflar, temizlik, güvenlik sorunları, atanmayan öğretmenler ve elbette ekonomik şartlar ilk anda sayabileceğimiz sorunlar.
Verilen eğitimin niteliği, içeriği ayrıca konuşulması gereken bir durum.
Saydığımız ve saymadığımız bu sorunların çözümü şart!
Bu sorunları çözmek için samimi bir irade gerek. Ortada samimiyet olduğu sürece çözülemeyecek hiçbir sorun yok. Ancak çeyrek asırlık bir iktidarda hâlâ temel sorunların konuşuluyor olması, sorunların çözümü konusunda bir samimiyet sorgulaması yapmamıza neden olmaktadır.
Eğitim stratejik bir alandır!
Bir milletin kaderi eğitim sistemiyle doğrudan bağlantılıdır.
Mustafa Kemal Atatürk, 25 Ağustos 1924 tarihinde Ankara'daki Öğretmenler Birliği Kongresi'nde “Öğretmenler; Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” diyerek eğitimin hedefini veciz bir şekilde ortaya koymuştur.
Ebedî liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş da eğitimin amacını “önce kendisinin, sonra ailesinin ve nihayetinde ise milletinin ve devletinin yararına nesiller yetiştirmek” olarak tarif etmiştir.
Bağımsız Türkiye Partisi olarak eğitimi, az önce de ifade ettiğimiz gibi ülkemizin bekasını yakından ilgilendiren stratejik bir alan olarak görüyoruz.
Tekraren tüm öğretmen, öğrenci ve velilerimizin yeni eğitim-öğretim yılını tebrik ediyor, başarılarla dolu bir eğitim yılı temenni ediyorum.
Yıl 1920. Yunan Ordusu Bursa’yı işgal edince Venizelos’un oğlu Sofoklis, Osman Gazi’ nin türbesine gelip sandukayı tıklatarak seslendi:
“Biz geldik Osman! Kalk da Bursa’yı kurtar!”
Sonrası malum. Mustafa Kemal’in Ordusu geldi ve işgal kuvvetlerini yurdun her köşesinden söküp attı…
Bursa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yılı kutlu olsun.
9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşu, yalnızca bir şehrin düşman işgalinden kurtulması değil; tüm Anadolu’nun bağımsızlığa kavuşması ve emperyalizme karşı kazanılan topyekûn zaferin tescilidir.
3 yıl 3 ay 24 gün süren işgalin ardından İzmir’in "yeniden vatan" kılınışının 104. yıl dönümünde, bağımsızlık meşalesini yakan başta Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Milli Mücadele kahramanlarımızı rahmet, saygı ve minnetle anıyorum.
9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu kutlu olsun!
Türkiye’nin dört bir yanından gelen il başkanlarımız, MYK üyelerimiz ve teşkilat mensuplarımızla Genişletilmiş Teşkilat Toplantımızı gerçekleştirdik.
Sahada canla başla çalışarak üye çalışmalarımızda üstün başarı gösteren kıymetli yol arkadaşlarımıza plaketlerini takdim ettik; önümüzdeki dönemin hedeflerini belirledik.
BTP ailesi büyüyor, güçleniyor. Türkiye’nin aydınlık yarınları için durmadan çalışmaya devam edeceğiz. @BTP_Parti
“Manda ve himaye kabul edilemez.”
“Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.”
4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi’nde alınan bu tarihî kararlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temellerinden birini oluşturmuştur.
Sivas Kongresi’nin 107. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.