#AYMninAİHMsınavı
AİHM kararları üye ülkeler için bağlayıcı ve zorunludur.
Peki üye ülkelerden anlama özürlü olanlar varsa ve kararları uygulamıyorsa ne olacak?
AİHM kararları tavsiye değil, bağlayıcıdır.
YALÇINKAYA ve YASAK kararlarında tespit edilen ihlaller karşısında AYM'nin sessiz kalmaması gerekir.
Adalet, evrensel hukuk ilkeleriyle güçlenir.
#AYMninAİHMsınavı
2 yıl önce yazdım.
Soru çok basit ;
Saray 1 kararname ile meclisi kapatsa, bankalardaki bütün paralara el koysa, Türk milleti ne yapar?
Tevekkeltü teallalah deyip susar oturur mu? Evet.
AYM kararlarına uymamak da aynıdır.
Yerseniz yiyin.
Aihm seri üretime devam edecek.
CEMAAT KAYNAKLI davalar
5 Mayıs 2026 tarihi itibariyle
Hukuken kesin olarak bitmiştir.
26 Eylül 2023 Yalcınkaya kararı
5 Mayıs 2026 Ahim Saban Yasak ihlal kararı. Bu kararlar temel içtihatlar.
AYM ve Yargıtay direnecekmiş
Gülün geçin bunları
AİHM, 893 kişi hakkında daha AİHS m.6 ve m.7 kapsamında ihlal kararı verdi.
Yalçınkaya sonrası aynı içtihat çizgisinde verilen ihlal kararlarının sayısı 3.554’e ulaştı.
Bu artık münferit dosyalar meselesi değil; sistematik bir yargı pratiğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılığının tescilidir.
İş artık @adalet_bakanlik@TCYargitay ve yerel mahkemelere düşüyor.
AİHM kararları kâğıt üzerinde bırakılmamalı; yeniden yargılama süreçleri etkili biçimde işletilmeli, infazlar durdurulmalı ve aynı hukuka aykırı kabullerle yeni ihlallere sebebiyet verilmemelidir.
Yalçınkaya, Demirhan, Bozyokuş ve son kararlar açıkça gösteriyor:
Hukuka uygun geçmiş faaliyetler, varsayımlar ve otomatik kabuller üzerinden terör mahkûmiyeti kurulamaz.
Türkiye’nin yapması gereken bellidir: AİHM içtihadını uygulamak, ihlalleri gidermek ve yeni mağduriyet üretmemek.
Özgürlük yolunda Meriç'in karanlık sularına teslim olan üç bebek; Ahmet Esat, Mesut, Bekir Aras...
Ve yavrularıyla birlikte hayatını kaybeden bir anne; Hatice Akçabay...
Hatice Akçabay'a verdiği sözü tutmak için, Ege'de, Meriç'te yiten canlar için, KHK ve OHAL zulmü altında ezilen insanlar için ses olmaya çalışan, adaletsizliğe karşı susmayan insanlar... @silencedturkey@AslhanKa1@bulent_korucu
#KHKlaraSon
Çocuklarına helal rızık götürme mücadelesi veren KHK'lı öğretmenleri artık rahat bırakın.
Bu insanların çalıştıkları okulları kapattınız, mesleklerinden ihraç ettiniz, yıllardır kamu görevine dönmelerine izin vermediniz.
Peki şimdi soruyorum:
Bu öğretmenler hangi işi yapacak?
Özel okulda mı çalışmasınlar?
Kitap mı satmasınlar?
Ders materyali mi hazırlamasınlar?
Eğitim alanında edindikleri bilgi ve tecrübeyi tamamen yok mu saysınlar?
Gelinen noktada soru bankalarının bulunduğu raflar dahi "delil" gibi servis ediliyor. Bir eğitimcinin kitaplarla çevrili olması ne zamandan beri suç şüphesinin göstergesi oldu?
Hukuk, insanların ömür boyu sivil ölüme mahkûm edilmesini değil; somut fiillerin ve somut delillerin değerlendirilmesini gerektirir.
Bir liste yapın o zaman; KHK'lıların hangi işi yapabileceğini, hangi sektörde çalışabileceğini tek tek açıklayın.
Çünkü görünen o ki bazılarına göre öğretmenlik yapmaları suç,
eğitim alanında çalışmaları suç, ticaret yapmaları suç,
hayata tutunmaya çalışmaları bile suç.
Bu kadar ölçüsüzlük, bu kadar hoyratlık hiçbir dönemde adaletle bağdaşmaz.
Kabağın da sahibi var.
Allah'tan korkun, kul hakkından sakının.
@adalet_bakanlik@TC_icisleri@KocaeliBaskani@mustafaciftcitr@kocaelivaliligi@ValiFidan@valialicelik@turanbulent@gergerliogluof
AİHM’den ByLock Temelli Mahkûmiyetlerde 893 Başvurucu Hakkında Yeni İhlal Kararları
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bugün verdiği üç ayrı kararında; esasen ByLock kullanımı iddiasına dayanan mahkûmiyetler kapsamında ceza yargılamasının adilliğine ve mahkûmiyetin kanuniliğine ilişkin yapılan başvurularda, aralarında 21 müvekkilimin de bulunduğu toplam 893 başvurucu hakkında ihlal kararı vermiştir.
AİHM, Kılıçarslan and Others v. Türkiye kararında 595 başvurucu hakkında değerlendirme yapmıştır. Mahkeme, başvurucuların TCK m. 314/2 kapsamında silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkûm edilmelerinde ByLock kullanımına belirleyici ve otomatik bir anlam yüklendiğini tespit etmiş; hem AİHS m. 7’de güvence altına alınan “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin hem de AİHS m. 6 § 1 kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Dönmez and Others v. Türkiye kararında ise AİHM 34 başvurucu hakkında karar vermiştir. Bu kararda Mahkeme, özellikle mahkûmiyetin kanuniliği sorununa odaklanmış; ByLock kullanımının örgüt üyeliği suçunun tüm unsurlarını otomatik olarak ispatlayan kesin delil gibi kabul edilmesini AİHS m. 7’ye aykırı bulmuştur. Mahkeme, bu nedenle “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Çalı and Others v. Türkiye kararında ise 264 başvurucu hakkında inceleme yapılmıştır. Bu kararda AİHM, ağırlıklı olarak ceza yargılamasının adilliği üzerinde durmuş; ByLock verilerinin toplanması, dosyaya alınması, savunma tarafından etkili biçimde tartışılması ve mahkeme kararlarında bu delile ilişkin yeterli gerekçe kurulması bakımından ciddi eksiklikler bulunduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, bu nedenle AİHS m. 6 § 1 kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu üç karar arasındaki temel fark, ihlalin hangi Sözleşme maddesi üzerinden kurulduğudur. Kılıçarslan kararında hem m. 6 hem m. 7 yönünden ihlal kararı verilmiş; Dönmez kararında m. 7, Çalı kararında ise m. 6 § 1 ihlali esas alınmıştır. Ancak bu farklılık, kararlar arasında hukuki bir kopuş bulunduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, aynı yapısal sorunun farklı yönlerden görünür hâle geldiğini göstermektedir.
AİHM’in ortak tespiti açıktır: ByLock kullanımı iddiası, örgüt üyeliği suçunun tüm maddi ve manevi unsurlarını otomatik olarak ispatlayan kesin bir delil olarak kabul edilemez. Ceza mahkemeleri, her somut olayda sanığın örgütle organik bağını; süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk ve hiyerarşik bağlılık unsurları üzerinden bireyselleştirilmiş biçimde ortaya koymak zorundadır.
Bu kararlar, Yüksel Yalçınkaya Büyük Daire kararıyla başlayan ve Demirhan kararlarıyla pekişen AİHM içtihadının artık ByLock temelli mahkûmiyetler bakımından yerleşik hâle geldiğini göstermektedir. Mahkeme, Hükümetin “her dosyada başka deliller de vardı” savunmasını tek başına yeterli görmemekte; belirleyici sorunun ByLock’a yüklenen otomatik ve mahkûmiyet kurucu anlam olduğunu vurgulamaktadır.
Karar sonrası başvurucuların bir yıl içinde CMK m. 311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmaları gerekir. Bu taleplerde yalnızca “AİHM ihlal kararı verdi” demekle yetinilmemeli; somut dosyada ByLock deliline nasıl otomatik anlam yüklendiği, savunmanın bu delili neden etkili biçimde tartışamadığı, mahkûmiyetin hangi yönlerden AİHM kararının sonuçları ve ruhuyla bağdaşmadığı ayrıntılı biçimde ortaya konulmalıdır.
Ayrıca yeniden yargılama talebiyle birlikte, dosyanın durumuna göre infazın durdurulması, mahkûmiyetin hukuki sonuçlarının askıya alınması ve yargılamanın AİHM kararlarının gerektirdiği güvencelere uygun biçimde yeniden yürütülmesi de talep edilmelidir.
Detaylı değerlendirmeler ve kararların hukuki sonuçlarına ilişkin açıklamalar şu yazımda yer almaktadır: https://t.co/5EoOLgZ7GP
ÖNEMLİ GELİŞME
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi @ECHR_CEDH, on yıldır hapiste olan ve mal varlıklarına el konulan Koza Holding'in ortaklarından Cafer Tekin İpek'in "ÖZGÜRLÜK ve GÜVENLİK HAKKI"nın İHLAL EDİLDİĞİNE (AİHS m. 5/3) karar verdi.
"150 kişi hariç
CEMAAT KAYNAKLI davalar
5 Mayıs 2026 tarihi itibariyle
Hukuken kesin olarak bitmiştir."
1-Bu tespite itiraz edenlere @AYMBASKANLIGI 'nin 19 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Ramazan Çakır ihlal kararının 52 ve 53.maddesini okumasını tavsiye ederim
BİR TEVETEN ÇIKAR DEMEYİN LÜTFEN SİZ DE BİR TWEET ATIN.
Nöroloji uzmanı MR istedi.
MR için 4 ay beklendi.
Sonuç geldi:
Beyin damarlarında %75 tıkanıklık.
Bu kadar ağır bir tabloya rağmen tahliye edilmemesi nasıl açıklanabilir?
AbdullahTırpan
AbdullahTırpan AcilTahliye