Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır.
Mehter marşından, yeniçeriden, merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum:
Artık reddimiras yapan bir Türkiye yok.
Hiç kimse salağa yatmasın.
Laf evirip çevirmesin.
Hepiniz aynı ipe asılıyordunuz.
Devlet yok, Ahbap var Babala var diyordunuz.
Kolpalardan, hokkabazlardan kahraman çıkartıyordunuz.
Bi işin ucundan tutma yerine ideolojik bataklıkta rol kesiyordunuz.
Şimdi;
Devlet niye incelememiş diye hesap soruyorsunuz.
Çünkü;
Hem utanmaz hem de uslanmazsınız.
Mete Gazoz, Dünya Kupası finalinde İtalyan rakibi Mauro Nespoli’yi mağlup ederek yine yeniden ALTIN MADALYANIN sahibi oldu.
Helal olsun sana Mete! 👏🇹🇷
Bu millet seninle gurur duyuyor. ❤️
Yatacak yeriniz yok.
Mide kanseri olduğumu söyle.
Ağlayarak bana mesaj at.
Athena Gökhan online mı?
Hazal Kaya?
Pelin Batu?
Ece Üner?
Tarkan?
Fatih Portakal?
Fatih Altaylı?
Ve diğerleri…
Lütfen utanın yahu artık lütfen!
Ne olur!
İnsanlık adına, insan zekasının bu kadar yerlerde sürünmediğini kanıtlamanız gerek.
Çok kıymetli dostum, Katar Devleti Baba Emîri Şeyh Hamad bin Halife El Sani'nin vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Başbakanlığım döneminde uluslararası alanda birlikte mesai yaptığım; Türkiye ve Katar Devleti arasındaki siyasi, ticari, askerî, beşerî ve kültürel ilişkilerin bugünkü seviyesine ulaşmasında büyük emeği bulunan; İslam dünyasının huzuru, bölgemizin istikrarı ve Katar halkının refahı için samimi çabalarına şahit olduğum Şeyh Hamad bin Halife El Sani'ye Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum.
Başta değerli kardeşim Katar Emîri Şeyh Temim bin Hamad El Sani olmak üzere merhum Baba Emîr'in ailesine, dost ve kardeş Katar halkına ve İslam dünyasına şahsım, ailem ve milletim adına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
NATO zirveleri güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale ve dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır.
Tedbirler noktasında biz de işi şansa bırakmadık.
Zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenmiş tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum.
Ankara, tarihî bir zirveye tarihî bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır.
Ankara’nın artık bir dünya şehri olduğu bu vesileyle tescil edilmiştir.
Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum.
Bu sene cumhuriyetimizin 103’üncü yıl dönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara’da coşkuyla kutlayacağız.
İnşallah aynı başarıyı 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13’üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde de sergileyeceğiz.
Maalesef Türkiye’de kendi devleti ve hükûmeti hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var.
Bunlar tüm misafirlerimizin ülkemizden sitayişle bahsetmesini içlerine sindiremiyor.
Öyle ki NATO Ankara Zirvesi’ne ve Türkiye’nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar.
Siyasetin değil, tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe inanın onlar adına sadece üzülüyoruz.
Zirve’de aldığımız kararlarla NATO’nun caydırıcılık ve savunma kapasitesini güçlendirme, transatlantik bağı tahkim etme ve İttifakın geleceğini daha güçlü bir Avrupa, daha güçlü bir NATO anlayışı temelinde inşa etme irademizi bir kez daha ortaya koyduk.
Ankara Zirvesi Sonuç Bildirisi’nde Washington Antlaşması’nın 5’inci maddesine ve kolektif savunma ilkesine olan sarsılmaz bağlılığımızı teyit ettik.
Bildiride ayrıca müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerinin kaldırılması, 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmaları, Ukrayna’ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim desteği sağlanması gibi konuların yanı sıra savunma sanayisi kapasitesinin artırılması; yapay zekâ, siber güvenlik, uzay, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler ve derin hassas vuruş kabiliyetleri gibi alanlarda İttifakın daha güçlü ve hazırlıklı hale getirilmesi de Zirve’nin öncelikli başlıkları arasında yer aldı.
Türkiye olarak biz de sahip olduğumuz tecrübe, askerî kabiliyet ve gelişen savunma sanayisi altyapımızla bu sürece en güçlü katkıyı sunmaya devam edeceğiz.
Türkiye, yalnızca ev sahibi ülke değil, İttifakın savunma, diplomasi ve kriz çözme kapasitesine doğrudan katkı sunan kilit bir müttefiktir.
Savunma harcamalarımızı 2030’dan önce %3,5 seviyesine çıkarma irademizi ortaya koyduk. Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise hâlihazırda %1,5’lik bütçe payına ulaşmış durumdayız.
Çelik Kubbe Projesi için hava ve füze savunma kabiliyetlerine 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdığımızı da ifade ettik.
Bu vesileyle ayrıca belirtmek gerekir ki Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında barış için iletişim kanallarını açık tutarken; İran-ABD sürecinde itidal, diplomasi ve kalıcı barışı; Gazze, Lübnan ve Libya başlıklarında da ateşkes, istikrar ve çok taraflı iş birliği yaklaşımını savunmaya devam etmektedir.
Biz sadece Kara Kuvvetlerinin tarihi 2 bin 235 yılı geçen, tarihini şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokumuş büyük bir milletiz.
NATO’da kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. #NATOsummit
Türkiye’nin büyüklüğünü, Türk milletinin eşsiz misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren Ankaralı kardeşlerime, fedakârca emek veren tüm görevlilerimize en kalbî şükranlarımı sunuyorum.
NATO Ankara Zirvemiz hayırlara vesile olsun. #NATOsummit 🇹🇷
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; İçişleri Bakanlığımız ve MİT Başkanlığımızla güçlü koordinasyon içinde, kamu düzenini, hukuk güvenliğini ve devletimizin itibarını hedef alan suç yapılanmalarıyla mücadelemizi tavizsiz sürdürüyoruz. Bu çerçevede devletimizin resmî belgelerine ve vatandaşlarımızın hukuk güvenliğine kasteden yapılara göz açtırmıyoruz.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde; “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “resmî belgede sahtecilik” ve “kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği” suçlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, devletin emanetini suistimal eden organize ve sistematik bir suç yapılanması deşifre edilmiştir.
Nüfus müdürlüklerinde görevli bazı kamu görevlileriyle irtibatlı şüphelilerin; aranma kaydı bulunan şahıslara kimlik belgesi düzenlediği, sürücü belgesi bulunmayan kişilere belge temin ettiği, sahte ikamet izinleri oluşturduğu ve sahte kimliklerle tapu devir girişimlerinde bulunduğu tespit edilmiştir.
Kamu kurumlarının güvenilirliğini hedef alan bu tür suçlar, doğrudan hukuk sistemimizin itibarına yönelmiş ağır saldırılardır. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Komutanlığımız tarafından İstanbul, Antalya, İzmir, Düzce, Bursa, Şanlıurfa, Çanakkale ve Edirne’de 31 şüpheliye yönelik arama, el koyma ve gözaltı işlemleri başlatmıştır.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Resmî belgede sahtecilik suçlarına karşı önümüzdeki dönemde çok daha sert, caydırıcı ve kapsamlı tedbirleri hayata geçirilecektir. Devletin güvenini sarsan, görevini kötüye kullanarak suç örgütlerine alan açan her bir kamu görevlisi hakkında adli süreçleri, hukukun tanıdığı tüm imkânlar kullanılarak en ağır şekilde işletilecektir.
Bu vesileyle; soruşturmayı titizlikle yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığımızı, operasyonu başarıyla icra eden kahraman İstanbul Jandarma Komutanlığımızı, suç yapılanmalarının deşifre edilmesine her daim sunduğu kıymetli katkılar dolayısıyla Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığımızı ve emeği geçen ilgili tüm kamu görevlilerimizi yürekten tebrik ediyorum.
Milletimizin hukuk güvenliğini, devletimizin itibarını ve kamu düzenini korumak için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Ziraat Bankası Tarım Ekosistemi Buluşmalarının 5’incisinde çiftçi kardeşlerimle bir araya geldik.
Buluşmamızın ülkemiz, çiftçi ve üreticilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor; ülkemizin dört bir yanındaki çiftçi kardeşlerimin her birine selamlarımı gönderiyorum.
Mehmet Türkmen kendi hayal dünyasında yaşıyor.
Sayesinde Kemalpaşa ilçemiz 10 yıl daha geriye düştü.
Kemalpaşa halkı o hakkı sana bir kere tanıdı. Sende beceriksiz belediye başkanlığı ile eline yüzüne bulaştırdın.
@mturkmenkpasa1
2026 Türkiye’sinde 28 Şubat’ın özlemiyle hareket eden zihniyetin tekrar canlandırılmasına izin vermeyeceğiz.
Bu ülkede hiç kimsenin saçından, sakalından, çarşafından, cübbesinden, başörtüsünden dolayı aşağılanmasına, hakarete uğramasına kesinlikle göz yummayacağız.
AK Parti olarak bugün dünyada eşi benzeri olmayan bir teşkilat gücüne sahibiz.
11 milyon 500 bini aşkın üyemizle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en yaygın siyasi hareketlerinden biriyiz.
Bizim tasavvurumuzda üyelik, sadece bir kayıt işleminden ibaret değildir.
Bizde üye demek, millete hizmet mücadelesine nefer yazılmak demektir.
Bunun için her fırsatta şunu diyoruz: Biz sadece siyasi bir parti değiliz, aynı zamanda bir dava hareketiyiz.
Biz aynı ideallere inanan, aynı istikbale yürüyen bir gönül hareketiyiz.
Üye sayısında kırdığımız rekorun ardından 2026 senesini Mahalle Çalışmaları Yılı ilan ettik.
Daha fazla sayıda insanımıza ulaşmak, mahallelerdeki varlığımızı daha da güçlendirmek amacıyla yoğun bir çalışmanın içindeyiz.
Muhalefetin bırakın yolunu, adını sanını dahi bilmediği mahallelerde davamıza aşkla hizmet eden, mücadelemize omuz veren kardeşlerimize teşekkür ediyor, mahalle başkanlarımızı yürekten tebrik ediyorum.
Bugün idrak ettiğimiz Aşure Günü’nün ve Muharrem ayının hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum.
Şehadetlerinin 1.387’nci yılında Serdar-ı Şehidan, Şah-ı Kerbela Hazreti Hüseyin Efendimizi ve 70’i aşkın yol arkadaşını rahmetle, hürmetle yâd ediyorum.
Aziz milletimizin yardımseverlik, merhamet, şefkat ve dayanışma hasletlerinin sembolü olan Türk Kızılayımızın kuruluş yıl dönümü vesilesiyle tüm gönüllülerini en kalbî duygularımla selamlıyorum.
Aziz milletimizi barışa, huzura, kardeşlik ve dostluğa hizmet eden bu güzide kuruluşumuzu desteklemeye çağırıyorum.
https://t.co/kntsDKR7rx