Bugün Polis Akademisi bünyesindeki 30 farklı okulda eğitimleri sona eren 13 bin 610 öğrencimizin mezuniyet coşkusuna şahitlik etmenin gururunu yaşadık.
Ülkemizin huzur ve emniyeti için vazife üstlenecek evlatlarımızı tebrik ediyor, her birine görevlerinde başarılar diliyorum. 🇹🇷
AK Parti olarak bugün dünyada eşi benzeri olmayan bir teşkilat gücüne sahibiz.
11 milyon 500 bini aşkın üyemizle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en yaygın siyasi hareketlerinden biriyiz.
Bizim tasavvurumuzda üyelik, sadece bir kayıt işleminden ibaret değildir.
Bizde üye demek, millete hizmet mücadelesine nefer yazılmak demektir.
Bunun için her fırsatta şunu diyoruz: Biz sadece siyasi bir parti değiliz, aynı zamanda bir dava hareketiyiz.
Biz aynı ideallere inanan, aynı istikbale yürüyen bir gönül hareketiyiz.
Üye sayısında kırdığımız rekorun ardından 2026 senesini Mahalle Çalışmaları Yılı ilan ettik.
Daha fazla sayıda insanımıza ulaşmak, mahallelerdeki varlığımızı daha da güçlendirmek amacıyla yoğun bir çalışmanın içindeyiz.
Muhalefetin bırakın yolunu, adını sanını dahi bilmediği mahallelerde davamıza aşkla hizmet eden, mücadelemize omuz veren kardeşlerimize teşekkür ediyor, mahalle başkanlarımızı yürekten tebrik ediyorum.
2026 Türkiye’sinde 28 Şubat’ın özlemiyle hareket eden zihniyetin tekrar canlandırılmasına izin vermeyeceğiz.
Bu ülkede hiç kimsenin saçından, sakalından, çarşafından, cübbesinden, başörtüsünden dolayı aşağılanmasına, hakarete uğramasına kesinlikle göz yummayacağız.
Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir.
Eser, hizmet ve kardeşlik siyasetinin temsilcisi olan AK Parti’mize yönelik teveccüh her seviyede katlanarak artıyor.
Huzur arayan, kardeşlik ve dayanışma arayan; şehrine, ilçesine, beldesine hizmet etmek isteyen hemen herkes bu ailenin bir ferdi olarak bu çatı altında siyaset yapmak istiyor.
Pazartesi günü bir ilçe belediye başkanımızı, dün ise bir milletvekilimizi daha saflarımıza dâhil ettik.
Bugün de yeni belediye başkanlarımızı bağrımıza bastık.
AK Parti ailesine intisap eden tüm arkadaşlarımıza aramıza hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum.
Millete ve memlekete hizmet yolculuğunda inşallah bundan sonra tam bir dayanışma içinde olacak, halkımızın güvenini boşa çıkarmayacağız.
İlkelerimizi benimseyen, huzurlu ve saygılı bir atmosferde ülkesi ve milleti için hayırlı bir iş yapmak isteyenleri bünyemize katmaya devam edeceğiz.
Bugün idrak ettiğimiz Aşure Günü’nün ve Muharrem ayının hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum.
Şehadetlerinin 1.387’nci yılında Serdar-ı Şehidan, Şah-ı Kerbela Hazreti Hüseyin Efendimizi ve 70’i aşkın yol arkadaşını rahmetle, hürmetle yâd ediyorum.
Sosyal medyanın da tesiriyle etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın hem toplumda hem kamuda hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz.
Mahremiyet yok sayılırken özel alan kavramı anlamını yitirmekte; görünür olmak, gündeme gelmek, tartışılmak; insan onuru dâhil her türlü değerin, her türlü hassasiyetin önüne geçmektedir.
Ne pahasına olursa olsun gündem olma ve gündemde kalma kaygısı, bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir.
Doğrusunu söylemek gerekirse bu kapana siyasetçiler de düşmektedir.
Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldığına şahit oluyoruz.
Ne siyaseten ne de iletişim boyutuyla bize herhangi bir faydası olmayan, tam tersine partimize zarar veren bu tür yanlışlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum.
Venezuela’da meydana gelen iki ayrı depremde hayatını kaybedenlerin acısını yürekten paylaşıyor, dost Venezuela halkına ve hükûmetine başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum.
Türkiye olarak bu acı ve zor günlerinde Venezuelalı dostlarımızın yanındayız.
Tekrar bir “Yenikapı ruhu” aranıyorsa bunun vücut bulması gereken zemin Terörsüz Türkiye sürecidir.
Siyaset kurumu, tıpkı Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır.
Biz Cumhur İttifakı olarak iradeyse irade, kararlılıksa kararlılık, uzlaşıysa uzlaşı, cesaretse cesaret; üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz; bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.
Terörsüz Türkiye süreci, geride bıraktığımız 22 aylık zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçti.
Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz.
Gerekli istişareleri yaptıktan sonra, fazla da uzatmadan söz konusu düzenlemeyi, sorunların çözüm adresi olan Meclisin takdirine sunacağız.
Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum.
Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz.
İran krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir.
Yine bu süreç, Türkiye’nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir.
Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez.
Ama bir partinin iç meselesi Gazi Meclisimizin ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette buna da kayıtsız kalamayız.
Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet Meclisi tıkama alışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor.
İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz.
Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclise taşıyanlar eklenmiştir.
Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde asla hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır.
Daha önce hiç tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz.
Sabahın 9’unda gelip salon işgal edeni mi ararsın…
Birbirine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın…
Dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın…
Dün “halkın kahramanı” ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün “halk düşmanı” diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın…
Tekmili birden mevcut.
Çerçici dükkânı gibi, yok yok.
Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hâkimken Cumhur İttifakı olarak biz uyum ve dayanışma içinde 86 milyonun birliği, dirliği için çalışıyoruz.
Gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz.
Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz.
Vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir olgunluk içinde millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.
Engellere takılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden, çirkin oyunlara, kirli senaryolara boyun eğmeden cesur ve kararlı adımlarla belirlediğimiz hedeflerimize doğru inşallah hep birlikte ilerleyeceğiz.
İlhamını mazimizden, enerjisini istikbalimizden alan bu kutlu hareket, Allah’ın izniyle yılmadan, yıkılmadan, sarsılmadan yoluna devam edecektir.
Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye’yi; çocuklarımızın gurur duyduğu, geleceğine umutla, heyecanla baktığı müreffeh Türkiye’yi aziz milletimizin de desteğiyle inşallah kısa zamanda inşa edecektir.