Bakan Yusuf Tekin:
Müfredatımızda 'Haçlı Seferleri' kavramını kaldırdık 'Haçlı Saldırıları' kavramını kullanıyoruz. Çünkü burada söz konusu olan bir sefer değil, bir saldırıdır.
Benzer şekilde, 'Orta Asya' yerine tarihi karşılığı olan 'Türkistan' ifadesini esas alıyoruz.
Aynı şekilde 'Ege Denizi' değil, 'Adalar Denizi' ifadesi yer almaktadır.
Coğrafi keşiflerin başlaması diyor, coğrafi keşif değil sömürgeciliğin başlaması.
Bunlar çok masum şeyler gibi gözüküyor ama bizim millet olma bilincimizi doğrudan etkileyen şeyler.
Dün ilk kez yayınlanan "Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti" belgeselinde Hakkari'den arayan Aydın Üsteğmen'in hikayesi yer alıyor. Özdemir Bayraktar'ın nasıl bir karakter olduğunu anlamak için bu gerçek hikayeyi okumak yeterli.
2007 yılında Yarbay Melih Gülova terör örgütünün uzaktan kumandalı el yapımı bombasıyla şehit edildi. Bu olay Özdemir Bayraktar'ın moralini altüst etti. Melih Yarbay, Şırnak'ta yürütülen İHA ve helikopter çalışmalarında birçok alanda yardımcı oluyor, yakın bir çalışma arkadaşıydı.
Şehit olayının ardından terör örgütünden uzaktan kumandalı bir mayın cihazı ele geçirildi ve o dönem Şırnak'ta proje geliştiren ekimize destek talebiyle getirildi. Cihaz incelendiğinde seri imalata girmiş, şifreli, teröristler için ileri teknoloji kriptolu, TSK'nın kullandığı jammer cihazların bastıramadığı bir sistem olduğu anlaşıldı. İsmi Tol Qazi.
Selçuk Bayraktar gece gündüz bu cihazı kırmak için çalışmaya başladı. Saatler süren mesaisi sonrası cihazların şifresini kırdı. Bu cihazlar teröristlerce birçok noktaya kurulduğu için buna bir çözüm geliştirmek gerekiyordu. İHA'lar için geliştirdiğimiz otopilot sistemi ile teröristlerden ele geçirilen cihazlar entegre edilerek tüm cihazların şifrelerini gökyüzüne yollayan bir sistem geliştirdik.
Kurulan sistemle askerler hiç hareket halinde değilken mayınları kontrollü şekilde patlattılar. Eğer bunu başarmasalardı, belki oradan geçen askerler patlatılacaktı.
Ancak bu başarı beklenmedik bir şekilde sonlandırıldı.
Ortalık ayağa kalktı. Bu cihazlar bir yıl önce ele geçirilmiş, kimse bir şey yapmamış, rafta duruyormuş. Bizim ekibin bunu çözüyor olması, bazılarının bu konuda nasıl gevşek davrandığını açığa çıkaracağı için rahatsızlık yarattı. Daha sonra bu cihazlar bizden komple geri alındı. Bu bir anlamda şu demekti sahada teröristler tarafından o dönem kurulu tüm uzaktan kumandalı mayınların geliştirdiğimiz cihazlarla patlatılması yerine birilerinin açığı ortaya çıkmasın diye üstünü örtme teşebbüsüydü.
Bu olay Özdemir Bayraktar'ı derinden sarstı. Kendini çok sorguladı. Bırakma noktasına geldi.
Düşünün: Asker şehit oluyor. Askeri şehit eden teröristlerden ele geçirdiğin cihazların şifresini kırıyorsun. Onu kırdıktan sonra bunları her yere yayıp o mayınları kimse yokken patlatıp engelleme şansın var. Ve bu durduruluyor.
Bu olay Özdemir Bayraktar'ın kilometre taşlarından bir tanesiydi. Çok morali bozuldu. Bölgeden ayrıldı, İstanbul'a geri döndü, tüm umutlarını yitirmişti, havlu atma noktasına gelmişti. Melih Yarbay'ın şehit olmasına neden olan uzaktan kumandalı sistem de buydu.
Tam bu dönemde, Özdemir Bayraktar bir gün Sarıyer'deki evinin balkonunda oturmuş, İstanbul Boğazı'na doğru düşüncelere dalmıştı. Her şeyi bırakmayı, bu mücadeleden çekilmeyi düşünüyordu belki de.
Birden telefonu çaldı.
Terörün yoğun olduğu Hakkari'deki dağ karakollarının birinden Aydın Yiğit adlı bir üsteğmendi arayan. Telefonunu nasıl bulmuştu, bilinmez...
"Özdemir Bey, biz burada teröristlerle mücadele ediyoruz. İmkânlarımız da sınırlı. Kantin paralarını topladık, sizin yaptığınız uçaklardan almak istiyoruz."
O an Özdemir Bayraktar'ın içinden geçenler, belki tüm mücadelesinin özeti gibiydi: Allah Allah, biz Boğaz kenarında otururken, adam bize Hakkari'den tokat atıyor.
Bu telefon bir tokat gibi çarpmıştı Özdemir Bayraktar'a. Sahada, en zor şartlarda, teröristlerle göğüs göğüse mücadele eden bir teğmen, kantin parasını toplayarak milli İHA almak istiyordu. Bürokrasinin engellerine takılıp bırakma noktasına gelirken, asıl değişime ihtiyaç duyanlar - sahada görev yapan askerler - ona sesleniyordu.
Özdemir Bayraktar Aydın Yiğit'e dedi ki:
"Kantin parasını falan bir tarafa bırak. Siz şunu yapacaksınız: Bizi çağıracaksınız, 'gelin Mini İHA'yla bize bir sunum yapın' diyeceksiniz. Biz de geleceğiz, size Mini İHA'yla sunum yapacağız. Bize diyeceksiniz ki, 'biz bunları millileştirdik ve bunlara el koyduk.' Sonra bizi oradan sepetleyeceksiniz."
O telefon her şeyi değiştirdi. Bir dönüm noktası oldu.
TOL Qazi krizinde çıkan bürokratik duvarlar önemli değildi artık. Asıl önemli olan, Aydın Yiğit gibi askerlerin sesi, sahadan gelen ihtiyaçtı.
Ve Özdemir Bayraktar o günden sonra hiç bırakmadı.
https://t.co/w7CcncgMNA
https://t.co/5YpCKMTr1q
Mücahit Bilici yazdı: İsmet Özel Said Nursi’yi neden kıskanıyor?
"Said Nursi tıpkı diğer dünya-kurucu düşünür ve bazan şairler gibi kendine özgü bir dil kurdu. İsmet Özel’in ancak hayalini kurduğu şeyi yaptı Said Nursi: Kendi dilini kurdu"
@mucahitbilici
https://t.co/dPhHEGrcBE
📍TÜGVA Bursa İl Temsilciği
Yönetim & Yürütme Kurulu ve İlçe Temsilcilerimizle gerçekleştirdiğimiz haftalık toplantımızda önceki dönem İl Temsilcimiz Murat Atlı’yı misafir ettik.
Katılımları ve değerli bilgileri için kendilerine teşekkür ederiz.🙌🏻
Bugün saflarımızı daha da sıkılaştırmaya, birbirimize karşı hoşgörü sınırlarımızı daha da genişletmeye ihtiyacımız var.
Resulüekrem Efendimizin şu emrini bilhassa bugünlerde kendimize rehber edinmeliyiz:
“İki birden, üç ikiden, dört de üçten iyidir. İttifak ediniz!”
Eğer bağımsızlık istiyorsan, eğer özgürlük istiyorsan, eğer bu topraklar üzerinde şerefinle, namusunla, izzetinle yaşamak istiyorsan, eğer ekonomik refah istiyorsan, eğer bolluk, bereket, dirlik istiyorsan, eğer huzur istiyorsan cenge her zaman hazır olacaksın.
Murat bey tek partinin bu politikalarından habersiz bir kişi değildi. Hakikati söylemekte istinkâf ediyordu. O yüzden bilmek mühimdir ancak o bilginin mesuliyetini hissedip cesurâne ifade etmek daha mühimdir.
Gençliğin öncüsü, yarının teminatı olan TÜGVA Bursa ailesi olarak yeni dönem genel kurulumuzu büyük bir coşku ve heyecanla tamamladık.
Birlikte nice güzel işlere imza atacağımıza olan inancımız tam!🙌🏻
Sezaryan doğum çocukta zibilyon tane hastalığın riskini arttırır. Tıbben de zorunluluk oluşmadıkça yapılmaması gerekir.
Toplumun en bilgisiz kesimi de duysun diye yapılan “Sigara zararlıdır” seviyesindeki kamuspotu bilgisini protesto edip kahramanlık mı devşiriliyor ?
HAKAN FIDAN
“Everything in Syria is progressing within the parameters of our forecasting. Our message to our ppl is clear: be patient. Hot headedness hasn’t got any one of us anywhere since 1948. Strategic vision is what yields results. Major change in Syria is unstoppable”
Hakan Fidan
“Israel is desperately trying to send us a message by running cosmetic strikes in Syria of zero tactical/strategic benefit to it. They fail to realize that we disconnected our phone line to Tel Aviv a long time ago. Our military presence in Syria will only expand”