Güzel bir adım, tebrikler...
***
İstanbul Erkek Lisesi mezuniyet töreninde yaşanan protesto kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Gerginliğin ardından törene katılan Murat Mücahit Yentür ile bazı veliler arasında tartışma yaşanmıştı. Olayların sonrasında İl Millî Eğitim Müdürü Yentür, İstanbul Erkek Lisesini ziyaret ederek öğrenci ve öğretmenlerle bir araya geldi.
Güzel bir adım, tebrikler. Hepsi bizim çocuklarımız.
İçeriği incelendiğinde müdahale edilmesi gereken bir kurum, yaşanan durum ile ilgili İl Milli Eğitim Müdürümüz Sn.Murat Mücahit Yentür haklı tepki vermiştir. Eğitim camiası olarak yanındayız.
@MucahitYentur@tcmeb@Yusuf__Tekin
İstanbul Erkek Lisesi’nin 1960-61 mezuniyet yıllığına, okulun felsefe öğretmeni merhum Nurettin Topçu'nun yazdığı muhteşem not:
“Bizim işimiz sizin yalnız zekâlarınızı işlemekten ibaret değildir. Aynı zamanda kalplerinizi yoğurmaktır.
Biz sizin birtakım dersleri öğrenen zekâ makineleri olduğunuzu hiç düşünmedik.
Şahsiyet ve hâlleriniz, bizim hünerimizin gerçek eseridir.
Yükseltilen bir ruh, bir deha eserinden daha fazla bir şeydir…”
Eğitimin en önemli amaçlarından bir tanesi de haddi öğretmektir. Hadsizlik yapanlara seviyenizi bozmadan vermiş olduğunuz dersten dolayı tebrik ederim değerli müdürüm.
Zirveden Yeni Ufuklara: Tarihi Rekor, Muhteşem Başarı!
Esenyurt Eğitim-Bir-Sen olarak, “Zirveden Yeni Ufuklara” mottosuyla çıktığımız bu kutlu yolda üye sayımızı 2.113’ten 2.636’ya çıkararak, ailemizi %24,75 oranında büyüttük ve gücümüze güç kattık.
Esenyurt Eğitim-Bir-Sen
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Temsili Makam Devri etkinliği için İBB Sebahattin Zaim İlkokulu öğrencileri, öğretmenleri ile birlikte Kaymakamımız Sayın @CobanogluF'nu makamında ziyaret etti. Kaymakamımız makamını temsili olarak öğrencilerimize devretti.
EĞİTİM-BİR-SEN | TÜRK EĞİTİM-SEN
O R T A K B İ L D İ R İ
Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan menfur saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Milletimizin başı sağolsun.
Eğitim-Bir-Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak, yaşadığımız bu feci hadiseleri milletimiz için beka sorunu olarak görüyoruz.
Milletimizin bekası, gençlerimizin geleceği, çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının can güvenliği bütün mülahazaların üzerindedir.
Bu nedenle ortak tavır almayı vatani bir görev, ahlaki bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz.
Eğitim çalışanları olarak dijital dünyada çocuklarımızı hedef alan kirli oyunların farkındayız. Dijital terörün karşısında çocuklarımızı, okullarımızı, eğitim çalışanlarını yalnız bırakmayacağız.
Pazartesi günü bayrağımızla okullarımızda olacak, dua ile şehitlerimizi anacağız.
🔴Bu Hafta Okullarda Derslere Ara Verilsin!
Okul güvenliği sağlanmadığı müddetce öğrenci ve öğretmen okula gitmemeli.
Siverek’teki okul baskının üzüntü ve şaşkınlığını üzerimizden atamadan Kahramanmaraş’tan gelen okul saldırısı ile adeta yıkıldık.
Eğitim çalışanlarının bu dağılan psikoloji ile eğitim hizmetini sürdürmesi, ailelerin çocuklarını okullara göndermesi mümkün değildir.
Milli Eğitim Bakanlığı acil bir şekilde okulları cuma günü dahil ivedi tatil etmelidir
Ramazan Birleştirir, Ayrıştıran Zihniyet Kaybeder
#OkuldaRamazanaDestek olmak yerine köstek olanlar, Laiklik kisvesi altında milletin inancını hedef alanlardır.
Okullarda Ramazan vesilesiyle çocuklarımıza paylaşmayı, sabrı, kardeşliği ve merhameti hatırlatan etkinlikleri “laiklik elden gidiyor” paranoyasıyla hedefe koymak; özgürlük savunusu değil, ideolojik bir hazımsızlığın dışavurumudur.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen Ramazan ayına ilişkin genelgede; öğrencilerde yardımlaşma, dayanışma, paylaşma ve değer bilinci oluşturmayı amaçlayan sosyal ve kültürel etkinliklere yer verilmesi tavsiye edilmiştir. Buna rağmen söz konusu çerçeve bilinçli biçimde çarpıtılmaktadır.
İslam’ın kavramlarını çarpıtarak, “kader”, “fıtrat”, “inanç” gibi değerler üzerinden kin üretmek; emek mücadelesine katkı değil, toplumsal barışa zarar verir. Laikliği din karşıtlığına indirgeyen bu köhnemiş dil ne özgürlük üretir ne de eşitlik.
Bugün asıl ihtiyaç; çocuklarımızı değerlerinden koparmak değil, kökleriyle buluşturmaktır.
Asıl mesele; milletin inancını problem olarak görmek değil, toplumsal birliği güçlendirmektir.
Mübarek Ramazan ayı üzerinden üretilen bu yapay tartışmalar, toplumsal huzuru zedelemekten ve kutuplaşmayı derinleştirmekten başka bir işe yaramaz.
Biz diyoruz ki:
Laikliği ideolojik sopa haline getirmeyin.
Milletin inancıyla kavga etmeyi bırakın.
Suni gündemlerle vatandaşlarımızın birliğini zayıflatmaya çalışmayın.
Zira Türkiye eski Türkiye değil.
Vesayet dili de 28 Şubat özlemi de bu topraklarda artık karşılık bulmaz.
Bilinsin ki; biz milletimizin inancını da değerlerini de savunmaya, çocuklarımızın tertemiz gönül dünyasını korumaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Kimsenin şüphesi olmasın; inancımızı asla tartışma konusu yaptırmayacağız, değerlerimizi hedef haline getirenlere dün olduğu gibi bugün de karşı duracağız…
#OkuldaRamazanaDestek
Ramazan Maarifin Kalbine girince İdeolojik Spazm Geçirenler Yine Şaşırtmadı !
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında "Maarifin Kalbinde Ramazan" mottosuyla Ramazan Ayı Etkinliklerinin yapılması kararının, değerlerine yabancılaşmış kesimler tarafından haksızca eleştirildiğini ve bazı sendikaların, üyelerine bu kararı uygulamamaları yönünde çağrılar yaptığını görüyoruz. Ve maalesef şaşırmıyoruz!
Çünkü milletle, inancıyla, değerleriyle kavgalı zihniyet yıllardır bu ülkede aynı şeyi yapıyor. Milletin bağrından çıkan ne varsa hepsini; bilimsellik soslu hezeyanlarla, pedagoji maskeli yalanlarla, hukuka bandırılmış kakafoniyle, laik ciyaklamalarla sindirmeye, bastırmaya, susturmaya, çarpıtmaya çalışıyor!
Konu sapkın ideolojiler olduğunda halay başı olup mendil sallayanlar, körpe zihinlere eşcinsellik zehrini akıtmak için karatahtaları mora boyayanlar; mesele bu milletin dini, imanı, Ramazan’ı olunca birden “pedagoji” kürsüsüne çıkıp millete parmak sallamaya başlıyor ve yüzleri hiç kızarmıyor!
Sözde bilimsellik ve hukuk adına yuvarlanan bu gargaralardan, artık kabak tadı veren bu yaygaralardan, ipe sapa gelmez bu tezviratlardan anlıyoruz ki; “marifin kalbinde Ramazan” ile milletin yüreğine on ikiden hitap eden çok doğru bir iş yapılmıştır.
Bu vesileyle buradan açıkça bir kez daha ilan ediyoruz ki:
▪️Bu toplumun inancı, birilerinin köhne İdeolojik paranoyalarına kurban edilecek kadar sahipsiz değildir;
▪️Bu topraklarda Ramazan da kalıcıdır, bu milletin inancı da kalıcıdır. ▪️Geçici olan, bu milletin değerleriyle kavga eden ideolojik kibirdir;
▪️İnancına sahip çıkan öğretmeni de, öğrenciyi de, bu milletin değerlerini yaşatan her bir eğitim neferini de asla yalnız bırakmayacağız!
Türkiye’nin En Büyük Sendikası
#EğitimBirSen34Yaşında
Hak için, emek için, özgürlük için özgün sendikacılığımızla sürdürdüğümüz örgütlü mücadelemiz, özelde eğitim çalışanlarının genelde ise aziz milletimizin teveccühü ile ülkemizin en büyük sendikası olmuştur.
🌑 fikirden aksiyona,
🌑 birlikten sendikaya,
🌑 birlerden yüz binlere,
🌑 genel yetkiden zirveye,
🌑 zirveden yeni ufuklara,
🌑 yeni ufuklardan yeni umutlara,
🌑 yeni seferlerden yeni zaferlere,
🌑 yerelden evrensele olmak üzere,
adım adım küresel ölçekte bir harekete dönüşen Eğitin-Bir-Sen olarak, 34 yıldır üye, ülke ve yerküre için mücadeleyi sürdürüyoruz.
“Hassasiyetlerimizi kaybettiğimizde önce şuurumuzu sonra kurumumuzu kaybederiz” anlayışıyla, “geçmişine sadık, geleceğe ve yeniliğe açık” tarzımızla sendikamız yarınlara yürüyoruz.
Kurulduğumuz 14 Şubat 1992’den bugüne 430.000’e varan üyemizle ülkemizin en büyük sendikası olmanın sorumluluğuyla “yeni seferler, yeni zaferler” diyoruz.
Kurucu Genel Başkanımız Merhum M.Akif İnan başta olmak üzere ahirete irtihal eden dava büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyor, emektarlarımıza hürmetlerimizi sunuyor, ilk günkü heyecanla mücadeleyi sürdüren, örgütlü gücümüzü büyüten yol ve dava arkadaşlarımıza, tüm üyelerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
İyi ki Eğitim-Bir-Sen var..
Kazanımların Sendikası:
🔎https://t.co/4VsmgoFaZt
🔎 https://t.co/nHbuPUMLOs
#EğitimBirSen34Yaşında
MEB’İN YÖNETMELİK VE DUYURULARINA 3 DAVA AÇTIK
Eğitim-Bir-Sen olarak, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğine, İhtiyaç ve Norm Kadro Fazlası Öğretmenlerin Yer Değiştirme Duyurusuna ve İller Arası Mazerete Bağlı Yer Değişikliği Duyurusundaki “sigortalılık şartı” hükmüne Danıştay’da 3 ayrı dava açtık.
Haberimizi okumak için: https://t.co/AIRYolNTGa
Masadaki İş Bilmezliğinizi, Hakemdeki İşbirlikçiliğinizi, Çirkef Sendikal Anlayışınızla Örtemezsiniz!
Toplu Sözleşme’nin başından beri derdi memurun hakkını savunmak yerine Memur-Sen olanların kirli algı güdümlü sendikacılığını yalan, iftira ve kirli algı operasyonlarıyla örtmeye çalışıyor.
Merhum Mehmet Akif’in deyimiyle “hakikatten nasibi olmayan, bütün sermayesi bir utanmaz yüz bir yaşarmaz göz” olanlar bu sefer de şaşırtmadı. Her toplu sözleşmenin müzmin yancıları, 8 dönemdir masada atacakları iftiraları tasarlarken, bu sene level atlamışlar ve kalkmış kamuoyunu ürettikleri dezenformasyonla bilgilendirme işine soyunmuşlar.
Her gün üst üste yaptığınız tuhaf açıklamalardaki kıvrak zekanızı(!), söz ustalığınızı(!) bari yetkili olduğunuz tek hizmet kolunda, masada gösterseydiniz de biz de lafazanlık dışında bir maharetinizi görmüş olur, belki yetkili tek sendikanız da acemilikleriyle masada gülünç duruma düşmezdi.
Gerçi, hakkınızı yemeyelim, tek maharetiniz lafazanlık değil; bir de ustalaştığınız “emek hırsızlığınız” var. Biz yine de, kazanımlarımızı kendinize yazmanıza alıştık, artık “kleptomani” deyip gülüp geçiyoruz.
Bakanlık önünde yaptığı sözde eylemdeki açıklama ve sloganlara bakınca emeğin mi işverenin mi yanında olduğu belli olmayanlardan elbette sendikacılık yapmasını beklemiyoruz.
Talimatla hareket eden, bağımsızlığını kazanamamış ve dolayısıyla rüştünü de ispatlayamamış güdümlü sendikacılığın adresi olarak, kifayetsizliğinizi; sendikacılıkta yetkinleşmek yerine iftira, yalan ve çirkeflikle gizleme, yavuz hırsızlıkla örtme gayretkeşliğinizi biz de kamu görevlileri de üyeleriniz de görüyor.
Masada işvereni, Heyette hakemi gönüllemeye çalışmasaydınız, işbirlikçiliğe soyunmasaydınız, şimdi üyenizi gönüllemek için her gün tuhaf açıklamalarla sağa sola saldırmak zorunda kalmazdınız.
İşbirlikçiliğini üyesine bile açıklayamayanların suçüstü yakalanmanın stresiyle züccaciye dükkânına girmiş fil gibi her yere saldırmasının sebebini de anlamıyor değiliz.
Bu arada bir konu var ki tüm kamuoyu haklı olarak merak ediyor: Memur-Sen 58 kazanımını korumak için Hakem’e üye gönderdi de, peki siz hangi kazanımlarınızı korumak için oradaydınız?
Malum konfederasyonun neyi niçin yaptığını anlamak için toplu sözleşme sürecinden bugüne kadar yaptıkları saldırgan ve tutarsız açıklamalara bakmak yeterlidir. Takdir kamu görevlilerinin ve malum konfederasyonun üyelerinindir.
Ezcümle; herkes en iyi bildiği işi yapmaya devam ediyor! Biz mücadele ediyor, kazanım üretiyoruz. “Algı-Sen” ismini, dezenformasyonun değişmeyen adresi olarak sendikacılık tarihine altın harflerle yazdıranlar ise iftira, yalan, dolan, manipülasyon üretmeye devam ediyor.
Bu süreçte bize karşı sürekli yalan ve iftiralarla saldırmasına rağmen bugüne kadar bizi kendi seviyesine çekmeyi başaramayan bu zihniyetle ilgili resmi hiçbir açıklama yapma gereği duymadık, hala da duymuyoruz. Çünkü Memur-Sen olarak yetkiyi aldığımız günden beri travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bu patolojik ruh haline iyi gelecek ilaç bizde yok.
Vesselam...