Yunanların "İmam Bayıldı" hırsızlığını "Yunanistan'da imam mı var?" gibi sığ argümanlarla geçiştiremeyiz.
Bizde de papaz eriği, papaz yahnisi vesaire var... Böyle argüman çürütülmez.
Çünkü karşı taraf uluslararası arenada "Osmanlı'da zeytinyağı ticaretinin tamamını biz yapıyorduk, Anadolu'dan sürüldük, yemeğimizi de çaldılar" diyerek o meşhur "mağdur kartını" oynuyor ve Batı gastronomisinde gayet ciddi destek buluyor.
Bu iddia ciddiye alınmalı ve kahvehane ağzıyla değil; bilimle, etimolojiyle ezilmelidir.
Yunanlar, Türklerin "imam bayıldı" hikayesini zaten olduğu gibi kabul ediyor. Tek fark, hikayedeki "imamın eşi" ya da "komşusu" olarak anlatılan kişinin Rum olduğunu söylüyorlar. İmam, yemeğin lezzetinden ya da maliyetinden dolayı bayılınca, bu olay meşhur oluyor ve yemeğin adı "imam bayıldı" olarak kalıyor...
Bu argümanın temel hatası şudur;
Kültürler birbirinden 'kelime' ödünç alır, ama istisnalar dışında 'cümle' almaz.
Müslüman bir Türk'ün yaptığı yemeği bir Rum Papaz sevse, ona "Papaz Sevdi" deriz "O Papas Agapise" demeyiz.
Nitekim "Papaz Yahnisi" diye bir yemeğimiz var. "Tu vrasto tu Papas" demiyoruz.
Türkler Rum ve Ermenilerden ilham aldığında kelimeyi alır ama grameri Türkçe kurarız: Papaz Yahnisi, Papaz Eriği gibi.
Ancak İmam Bayıldı sadece bir isim değil; Özne + Yüklem + Zaman ekinden (-dı) oluşan eksiksiz bir Türkçe CÜMLEDİR.
Eğer bu zeytinyağlıyı bir Rum aşçı icat edip adını koysaydı, "İmam" kelimesini (Ιμάμης) ödünç alsa bile fiili kendi anadilinde kurar; yemeğe "O İmamis Lipothimise" derdi.
Hiçbir millet, kendi evinde icat ettiği, kendi mutfağında yediği öz yemeğine yabancı bir dilde, tam kurallı bir cümleyle isim vermez. Etimoloji yalan söylemez.
İmam Bayıldı tartışmasız bir Türk yemegidir. Kültürel mirasımızı savunalım! 🇹🇷🍆
Bu kadın hakkıyla cezalandırılmazsa toplumsal çürümenin önü alınamaz.
Zira herhangi bir memur “Genel başkan yardımcısı 2 milyar çaldı, ben de 200 bin rüşvet alsam ne olacak?” der.
Öğretmeni, doktoru “Biz enayi miyiz de üç kuruş için çalışalım? Kolayını buluruz” der.
Askeri, polisi “en üsttekilerin dolandırdığı bu halkı ben niye canım pahasına koruyayım?” der…
Bunun sonu yok. Evet bunlar her zaman her yerde olan şeyler ama adalet terazisi şaştıkça hızla yaygınlaşır. Tam olarak bu yüzden ibretlik suçların ibretlik cezası olması gerekir.
Sadece şu terör ve fon kepazeliği iktidar değişmeye yeter. Ama kimsenin böyle bir talebi yok.
Ülkenin sorunu iktidar değil yani. İktidara talip olacak adam akıllı bir zümre bulamamak bu ülkenin sorunu.
Öyle görünüyor ki sisteme karşı yapabileceğimiz tek şey hareketsizlik: Ölümüne çalışmayı reddederek, hareketsiz kalarak itiraz etmek. Yoksa sırtımızda yüklerle, sahiplerimize katır gibi çalışarak ve sonunda tükenerek öleceğiz.
Sık sık yürüyüşe çıkın. Duygu ve düşüncelerinizi yazıya dökün. İlginizi çeken konularda farklı türlerden kitaplar okuyun. Cihazlardan uzak, yalnız, sakin anlar yaratın. Bu alışkanlıklar, kendinizi daha derinden tanımanızı sağlar. Zihin, gürültüden özgürleştiğinde en parlak halini bulur.
Buradan dönüş yok. Hedefimiz @PdxInteractive yalvarana kadar her cepheden mücadele. Türkleri banladılar, kabahatlerine kılıf uyduruyorlar.
Mailse mail, imza ise imza, olumsuz yorumsa yorum, İsveç elçiliği önünde eylem... Etiğe bağlı kalarak zorbalamaya devam.
The Greeks are mad because we raised the issue of the Tripolitsa Massacre this year forcefully. This is just the beginning. For too long have we remained silent about the stories of Turks and Muslims ethnically cleansed from the Balkans. This is going to change. More awareness is needed about what happened to our people from the Morea to Crete, from Belgrade to Sofia.
Stay tuned.
Jahrein, Alman Twitch yayıncısı TommyKay ile Paradox’un Hearts of Iron IV topluluğunda yaşanan çirkin olayı, atılmayan adımları ve TommyKay’in söylemlerini konuştu.
“Herifin kurduğu cümleler birebir Alman ırkçılarının Türkler hakkında kurduğu cümlelerin aynısı.”
Ermeni meselesinde insanlara unutturulan bir tarihi gerçek var. Rus Ordusuna bağlı 250.000 Ermeni Türklere silah çekti. Askerlik çağındaki erkek nüfusu düşünürsek Doğu ve Güney Anadolu'daki her haneden en az bir erkek Türklere saldırdı. Van'a kadar pek çok şehri ele geçirdiler.
Tehcir kararı Van düştükten sonra alındı. Yapacak başka şey kalmamıştı.
Her ev isyan etmişse ne yapacaksın?
Hearts of Iron mevzusu bana bir şeyi tekrar gözlemleme şansı sundu. Beyaz Avrupalılar internet ortamında Türklerle tartışırken onları kızdırmak için ''barbarsınız, bozkırdan geldiniz, soykırımcısının'' gibi şeyler söylüyor ve başlı başına bu bile, Türkler hakkında çok bir fikirlerinin olmadığını gösteriyor. Bizim bunlardan rahatsız olduğumuzu düşünmeleri çok tatlı :)
Oradaki sıfatlardan biri zaten direkt yanlış ama özellikle bir Avrupalı, bir Türk olarak bana soykırımcı dediği zaman yüzümde alaycı bir gülümseme beliriyor. Siz konuşacak en son topluluksunuz ya, siz hiçbir millete ahlak dersi veremezsiniz.
Barbarlık ve bozkır meselesi... Arkadaşlar, barbarlığımızla da, Orta Asya köklerimizle de iftihar ediyoruz. Medeniyet kıstası sizseniz zaten biz asla medeni olmayacağız. Barbarız biz. Sizden en uzak yer neresiyse biz oradayız. Hele ki mevzu Mustafa Kemal Atatürk'e yapılan bir saygısızlıksa uzak ara en barbar kavim biziz. İnsanlık tarihi böyle barbarlık görmemiştir yani, emin olabilirsiniz. Bununla da fazlasıyla gurur duyuyoruz. Biz kendi ulusal kahramanlarımızı, sizin yaptığınız gibi sikindirik trendlere kurban etmiyoruz, tartışmaya açmıyoruz.
Tartışmalı figürmüş... Aç ananın amını tartış sikik orospu çocuğu.
Rumeli Türk Soykırım Müzesi yapılmalı ve anıtı dikilmelidir.
Dünyanın en sistematik soykırımı ile anavatanı Balkanlardan kazılan Türkler, bu hafızayı geri kazanmalıdır.
Akademisyen ve siyasetçiler bu sorumluluktan kaçmamalılar.
Batıda Türk düşmanlığı ırkçılıktan öte bir sektöre dönüşmüş durumda. Sözde Ermeni soykırımını savunarak yahut Kürtçülük yaparak bir networke dahil olmak ve buradan ticaret yürütmek mümkün. Nitekim bu ticaretin Türkiye'deki ayağının fonlar üzerinden nasıl yürüdüğüne yakın zamanda şahitlik ettik. Bu nedenle sadece özür dilemeleri vs yetmez.
Boykotun gittiği yere kadar sürmesi ve hepsinden önemlisi ciddi bir Türk diasporasının oluşması gerekiyor. Türk düşmanlığının karşılığının basit bir özür olmadığını, ağır sonuçları olacağını en basit firmadan en büyük devlete kadar herkesin anlayacağı bir diasporaya ihtiyacımız var.
Biz @KongreDernegi ile hem yurtiçinde hem yurtdışında bu yönde çaba veriyoruz. İnanıyorum ki çabalarımız eninde sonunda başarıya ulaşacak.
Zaten küçük ailelere dönüştük,
3-5 tane akrabanız var şu dünyada, aynı kanı taşıdığınız.
Birbirinize güzellik, yardımlar yapmak varken herkes birbirinin kuyusunu kazıyor. Gıybet yapıyor.
Kardeşim dünya 8 milyar, illa birileriyle uğraşacak enerjin varsa git 8 milyar insanla didiş, 3-5 kişi kalmış akrabana neden hayatı kolaylaştırmak varken zorlaştırıyorsun?
İnsanları anlamak çok zor.
A powerful message from the Turkish gaming community to Rockstar Games.
For years, Turkish players have been asking for one simple thing: to experience Grand Theft Auto VI in their own language.
This video gives a voice to that request in a thoughtful and meaningful way, and we fully support it.
We hope Rockstar Games hears the voices of millions of Turkish players.
Stand with the Turkish gaming community. Use #GTA6inTurkish, mention @RockstarGames, and help our voice reach Rockstar.
Kötü niyetli olmasını bir yana bıraktım, safsata ve zırvayla bezeli saçma sapan ifadeler; nereden tutsan tel tel dökülüyor.
- Birincisi, ulus denen yapıyı salt etnisiteden ibaret görmek şeklinde bir etnikçilikten muzdarip. Bu etnikçilik, ulusal kimliklerin farklı etnik grup ve kimlikleri de içerebileceğini idrak etmesine mani oluyor.
- İkincisi, "Türkiye'de Türk milliyetçiliğini asimile olmuşlar yapıyor." gibi muğlak bir ifadeyi ortaya atarak bir yandan "Türk milliyetçiliği yapanlar etnik olarak Türk değildir." demeye getiriyor, diğer yandan ifadesinin kolayca çürütüleceğini bildiğinden "Ne alakası var, hiçbir Türk milliyetçisinin etnik kökeni Türk değildir demedim ki ben." deyip sıyrılabileceği zemini önceden hazırlıyor.
- Üçüncüsü "Başka ülkelerde mesela Sırbistan'da Sırp milliyetçiliğini Sırplar, Almanya'da Alman milliyetçiliğini Almanlar yapar." zırvası, maşallah, cehaletin bambaşka bir boyutu. Mesela modern Sırp milliyetçiliğinin en büyük mimarlarından biri olan Nikola Pašić büyük olasılıkla Bulgar ve Ulah kökenli olduğu söylenir; daha öncesinde, Sırpların modern eğitim sistemini kuran isimlerden Sırp milliyetçisi Jovan Sterija Popović'in de Yunan-Ulak kökenli olduğu. Mesela Macar milliyetçiliğinin en büyük siyasi lideri Lajos Kossuth Slovak ve Alman kökenlidir, Macar milliyetçiliğinin sembol edebi ismi Sándor Petőfi Slovak kökenlidir. Daha zibilyon örnek verilir de zırvanın zırva olduğu anlaşılmıştır zaten. Ulusal kimlikler çoğu zaman şemsiye kimliklerdir ve ulusun inşasında çekirdek sayılan etnik grup kadar o ulusal kimliği benimseyen farklı etnik kökenlerden insanlar da o şemsiyenin altında kendilerine yer bulurlar.
- Son olarak, bir yandan farklı etnik kökenlere sahip ve Türk ulusal kimliğini benimseyen insanlara "devşirme", "asimile" gibi etiketlerle çaresizce saldırıp onlarda aşağılık kompleksi yaratmaya çabalarken diğer yandan da insanların kendisi gibi etnikçilere tepkilerini yine çaresizce kriminalize etmeye uğraşması, etnikçiliğin patolojik bir vakaya evrilmesi durumuyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Neyse, ne diyelim, Allah yaratmış, şifasını da versin.
Türk-İslam medeniyetinin Anadolu’daki kesintisiz hâkimiyeti 1000 yıla yaklaştı.
Roma’nın bu topraklardaki varlığı ve hâkimiyeti ise yaklaşık 1500 yıllık bir tarihsel döneme yayıldı.
Düşününce gerçekten inanılmaz…
Bazen çevremizdeki daha küçük milletlerin bize yönelik kültürel tepkilerini, tarihsel hassasiyetlerini ve komplekslerini anlamakta zorlanıyoruz. Fakat asıl ayrışmanın kaynağı biraz da burada yatıyor.
Anadolu tarihinde sayısız halk, krallık ve devlet var oldu; ancak bu coğrafyanın tamamına yakınını yüzyıllar boyunca kapsayan ve kendisini daha geniş bir üst kimlik ve medeniyet düzeni olarak kurabilen iki büyük tarihsel gelenek özellikle öne çıkıyor: Roma ve Türk-İslam medeniyeti.
Diğer siyasi yapılar ise çoğunlukla daha bölgesel, daha kısa ömürlü veya bu iki büyük medeniyet havzasından birinin içinde varlık gösteren yapılardan ibaretti.