Dost ve kardeş ülke Pakistan’ın Bağımsızlık Günü kutlu olsun!
🇹🇷 Türkiye ve 🇵🇰 Pakistan, ortak tarih ve kardeşlik bağlarını yaşatarak güçlü yarınlar için bir ve beraber olmayı sürdürecektir.
#MillîSavunmaBakanlığı
Parola: “Ayşe Tatile Çıksın!” 🇹🇷
Kıbrıs Türkü’ne yönelik insanlık dışı katliamları durdurmak için Türk Silahlı Kuvvetleri, 20 Temmuz 1974’te Mutlu Barış Harekâtı’nı başlattı.
Rum ve Yunan tarafının Cenevre Konferanslarındaki uzlaşmaz tutumu üzerine, “Ayşe Tatile Çıksın!” parolasıyla 14 Ağustos 1974’te 2’nci Barış Harekâtı icra edildi.
Harekâtın 52’nci yılında; vahşice katledilen Kıbrıs Türkü soydaşlarımızı, aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan gazilerimize sağlık ve uzun ömürler diliyoruz.
#MillîSavunmaBakanlığı
‼️ Sümela'yı Mekke ile Nasıl Kıyaslarsınız? Cihat Yaycı ‘dan Metin İnan'a Sert Cevap
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Karadeniz Temsilcisi Metin İnan’ın Sümela Manastırı’ndaki ayinleri savunurken verdiği örneği okuyunca gerçekten hayret ettim:
“Mekke’de de bunun turizmi yapılıyor.”
Ne demek bu?
Mekke ile Sümela’yı hangi tarihî, dinî veya sosyolojik ölçüyle birbirine benzetiyorsunuz?
Suudi Arabistan Müslüman bir ülkedir. Mekke, İslam’ın doğduğu coğrafyanın merkezidir. Kâbe, yaklaşık iki milyar Müslümanın kıblesidir. Müslümanlar dünyanın neresinde bulunurlarsa bulunsunlar günde beş vakit yüzlerini Kâbe’ye dönmektedir.
Hac ise İslam’ın beş temel şartından biridir.
Siz bunu Sümela’daki ayinle nasıl kıyaslayabilirsiniz?
Bu sadece yanlış bir benzetme değildir; meseleyi hiç anlamamaktır.👇
https://t.co/H3msVDAYpN
@TCKulturTurizm@TC_Disisleri@TrabzonBelTr@TrabzonValilik@TrabzonHaberler@Trabzonanlik61@TrabzonHaberler@gazetegunebakis@_karadenizhaber
🔴 Cihat Yaycı :
📍Terörsüz Türkiye ile ilgili tüm anayasa ve yasa düzenlemeleri Türk Milletinin onayına sunulmalıdır
📍Hiç kimse Türk Milletinden daha büyük değildir.
📍Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini belirleyecek tarihî kararların en büyük meşruiyet kaynağı da, en doğru hakemi de Türk Milletidir.
https://t.co/PffueU6gFk
▪Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı Haber365'e yazdı: Terörist beş yıl bekleyince demokrat mı oluyor, devlet de değişiyor mu?
"Terör örgütüne üye olmak suç değil midir?
Dağda bulunan, örgütün hiyerarşik yapısına giren, talimat alan, görev yapan, lojistik sağlayan veya örgütün faaliyetlerini kolaylaştıran kişi nasıl “suça karışmamış” sayılacaktır?"
Yazının tamamı: https://t.co/5lNjrsac7W
OSMANLI DEVLETİ’ NİN DÜNYA GÜCÜ HALİNE GELMESİNDE YAVUZ SULTAN SELİM’ İN MERKEZÎ YÖNETİM ANLAYIŞININ ETKİSİ
Yavuz Sultan Selim, Osmanlı tarihinin en etkili hükümdarlarından biri olarak hem Türk hem de dünya tarihinde derin izler bırakmıştır. 1512–1520 yılları arasındaki kısa saltanatı, Osmanlı Devleti’ni dünya gücü hâline getiren kritik gelişmelerle dolu olmuştur.
Yavuz Sultan Selim’in kişilik özellikleri incelendiğinde, kararlılık, disiplin ve otoriterlik ön plana çıkmıştır. Osmanlı kronikleri ve modern tarihçiler, onun sert mizacını ve hızlı karar alma yeteneğini özellikle vurgulamıştır. Halil İnalcık’a göre Sultan Selim, merkezî otoriteyi güçlendirme konusunda tavizsiz bir tutum sergilemiştir. Bu yönü, onun tahta çıkış sürecinde babası II. Bayezid ile yaşadığı mücadelede açıkça görülmüştür. Sultan Selim, devletin bekâsını her şeyin üzerinde tutarak sert ama etkili bir liderlik anlayışı geliştirmiştir.
Onun yönetim anlayışının temelinde güçlü bir merkeziyetçilik yer almıştır. Bu anlayışın en belirgin uygulama alanlarından biri Anadolu politikası olmuştur. Sultan Selim, Anadolu’da artan Safevî nüfuzunu Osmanlı Devleti için ciddi bir tehdit olarak değerlendirmiştir. Bu doğrultuda, özellikle Kızılbaş hareketine karşı sert önlemler alınmış ve merkezî otoriteyi sarsabilecek unsurlar bertaraf edilmiştir. Şah İsmail ile yapılan Çaldıran Savaşı, bu politikanın askerî boyutunu oluşturmuştur. Bu savaş sonucunda Anadolu’daki Safevî etkisi büyük ölçüde kırılmış ve Osmanlı hâkimiyeti pekiştirilmiştir. Böylece Sultan Selim’in Anadolu politikası, sadece güvenlik odaklı değil, aynı zamanda mezhepsel ve ideolojik bir bütünlük sağlama amacı taşımıştır.
Yavuz Sultan Selim’in askerî ve stratejik dehası, kısa sürede gerçekleştirdiği büyük fetihlerle daha da belirgin hale gelmiştir. Mercidabık Savaşı ve Ridaniye Savaşı sonucunda Memlük Sultanlığı ortadan kaldırılmış; Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu gelişmeler yalnızca toprak kazanımının yanı sıra Osmanlı Devleti’nin ekonomik kaynaklarını ve stratejik gücünü önemli ölçüde artırmıştır. Ayrıca halifeliğin Osmanlılara geçmiş olmasıyla Sultan Selim, İslâm dünyasının siyasî ve dinî lideri konumuna yükselmiştir.
Dünya tarihi açısından değerlendirildiğinde, Sultan Selim’in politikaları Osmanlı Devleti’ni küresel bir güç haline getirmiştir. Onun doğu ve güney seferleri, ticaret yolları üzerinde Osmanlı denetimini artırmış ve Akdeniz ile Orta Doğu’daki güç dengelerini yeniden şekillendirmiştir. Bununla birlikte, Sultan Selim’in yönetim tarzı modern tarih yazımında eleştirilere de konu olmuştur. Sertliği, muhalefete karşı hoşgörüsüzlüğü ve hızlı karar alma biçimi, bazı tarihçiler tarafından otoriterliğin aşırı bir örneği olarak değerlendirilmiştir. Ancak bu durum, dönemin siyasî ve askerî koşulları göz önünde bulundurularak ele alındığında daha net anlaşılmıştır.
24 Nisan 1512 tarihinde tahta çıkan Yavuz Sultan Selim, Osmanlı Devleti’nin yönünü köklü biçimde değiştiren bir hükümdar olmuştur. Onun merkeziyetçi yönetimi ve Anadolu politikası, kısa vadede sert sonuçlar doğurmuş olsa da uzun vadede Osmanlı Devleti’nin güçlenmesine zemin hazırlamıştır.
Türk tarihi açısından devlet otoritesini pekiştiren bir lider olarak öne çıkmış, dünya tarihi bakımından ise İslâm dünyasının liderliğini Osmanlılara kazandıran stratejik bir figür olarak değerlendirilmiştir.
Gece uzun. Vazife ağır. Geri adım yok!
Üşürler,
Yorulurlar,
Ama asla vazgeçmezler!
Kahraman Mehmetçiklerimiz; karda, ayazda, gecenin en soğuğunda; hudut hattında görev başında, vatan için dimdik ayakta! 🇹🇷💪🏻
#MillîSavunmaBakanlığı
Dışişleri’ne Teşkilat’ın dokunuşu belli oluyor. Diplomatik misyonlarımızdaki hiçbir tadilat ve inşaat işi yabancı uyruklu kişilere yaptırılmamalı. Masrafı nedir, ne değildir; fark etmez. Her şey, Ankara’dan gelen malzemelerle, Türk usta ve işçiler tarafından yürütülmeli. Aksi hâlde büyükelçilik odaları bir süre sonra dinleme ve izleme laboratuvarına döner; böbreğinizin filmini çekerler, kalp ritminizi ölçerler.
— Prof. Dr. Tufan Gündüz:
“Biz Anadoluyu Bizans’tan aldık yani Hristiyan devletten aldık, Kürtler bizim açtığımız yolla Anadolu’ya girmiştir.”
Bugün birisi çıkar da “biz Türklerden önce Anadolu’da vardık” derse “Bizansın sahibi miydin, kölesi miydin?” diye sorarlar.
Buyurun bunu okuyun👇
Cihat Yaycı ; Atatürk zamanında da İznik’te konsil toplanması konusunun gündeme getirildiği ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin bu konuya olumsuz tavır koyduğuna ilişkin bilgiler, ağırlıkla:
•TBMM Zabıt Ceridesi’ndeki tartışma kayıtları
•Dışişleri Bakanlığı arşivi yazışmaları
•Yunanistan dışişleri raporları
•Fener Rum Patrikhanesi’nin 1923–1931 dönemine ait kayıtları
•Haluk Selvi, Alexandris, Pentzopoulos, Uğur Ünal ve Stanford Shaw’un çalışmalarından
gelmektedir.
👇
❗️TBMM Gizli Celse Zabıtları
•Tarih: 6 Mart 1924
•Cilt: I
•Sayfa: 275–281
•Konu: “Türkiye’nin dinî toplantı merkezi olamayacağı”, yabancı ruhban heyetlerinin girişine karşı devlet politikası.
❗️ TBMM Zabıt Ceridesi – 1925 Genel Kurul Görüşmeleri
•Tarih: 14 Mayıs 1925
•Cilt: 7
•Sayfa: 412–415
→ Patrikhane’nin uluslararası kilise teşkilatlarıyla toplantı yapma girişimleri tartışılır; hükümet, “Türkiye’nin bu işlere kapalı olduğu”nu açıkça ifade eder.
❗️TBMM Zabıt Ceridesi – 1928
•Tarih: 22 Nisan 1928
•Cilt: 13
•Sayfa: 89–93
→ Yabancı kilise temsilcilerinin Türkiye’de toplantı düzenleme girişimlerinin reddi; laiklik ilkesi gereği devletin izin vermemesi
🔴 DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ARŞİVİ (BCA – Cumhuriyet Arşivi)
(Modern sınıflama: BCA 30… fonu)
❗️BCA – 30.18.1.2 / 20.42.14
•Tarih: 1926
•Konu: Bazı Avrupa kilise çevrelerinin İznik’te “Christian Unity Council” önerisini Türkiye’ye gayriresmî şekilde sorması; büyükelçiliklerin raporları.
🔴 YUNANİSTAN DIŞİŞLERİ ARŞİVİ (Υπουργείο Εξωτερικών – AYE)
Bu konu Yunan diplomatik yazışmalarında çok daha açıktır, çünkü konsil fikrini Atina da yakından takip etmiştir.
❗️AYE – 1923/Α/Κωνσταντινούπολις/Φάκελος 33
•Konu: İznik’te konsil ihtimalinin “Türkiye tarafından hoş karşılanmadığı”.
❗️AYE – 1925/Α/Οικουμενικά θέματα/Φ. 115
•Konu: Patrikhane’nin konsil düzenleme arayışları; Türk hükümetinin net ret tavrı (“απολύτως αδύνατον” – kesinlikle imkânsız).
❗️Patrikhane Arşivi – Γραμμ. 1924/25 – Dosya 14
•Konu: “Evrensel Konsil” konusunun gündeme getirildiği toplantı tutanakları.
•Not: Patrikhane içinde bile bunun Türkiye tarafından engelleneceği biliniyor.
❗️Patrikhane Arşivi – Γραμμ. 1926 – Dosya 23
•Konu: İznik’te bir toplantı fikrini araştırmak üzere gönderilen mektuplar; Türk devlet makamlarının tutumu.
❗️ Patrikhane Arşivi – 1929 – Dosya 41
•Konu: “İznik’te konsil toplanması mümkün mü?” sorusuna dair Yunanca iç yazışmalar;
→ “Η τουρκική κυβέρνησις διαφωνεί” – Türk hükümeti karşıdır.
❗️Alexandris, Alexis
Eser: The Greek Minority of Istanbul and Greek-Turkish Relations (1918–1974)
Yayın: Center for Asia Minor Studies (Athens), 1983
İlgili Sayfalar: 88–93; 123–127
Ne diyor?
•1920’lerde bazı Ortodoks kilise çevrelerinin İznik’i gündeme getirdiğini,
•Türkiye’nin buna “soğuk ve retçi” tutum aldığını,
❗️Pentzopoulos, Dimitri
Eser: The Balkan Exchange of Minorities and Its Impact
Yayın: C. Hurst & Co., 1962
İlgili Sayfalar: 112–116
Ne diyor?
•Konsil girişimlerinin Türkiye’nin azınlık politikası açısından riskli görüldüğü,
•Ankara’nın bunu “mutlaka önlediği”.
Uğur Ünal
Eser: Cumhuriyet Arşiv Belgeleriyle Patrikhane ve Azınlık Politikaları
Yayın: Türk Tarih Kurumu, 2014
İlgili Sayfalar: 204–217; 289–296
Ne diyor?
•BCA belgeleri üzerinden
•İznik konusunda “devlet ilkesi olarak izin verilmediği”.
Stanford J. Shaw
Eser: History of the Ottoman Empire and Modern Turkey, Vol. II
Yayın: Cambridge University Press, 1977
İlgili Sayfalar: 372–374
Ne diyor?
•Türkiye’nin yeni rejim döneminde dinî merkez olma girişimlerini engellediği,
•Patrikhane’nin uluslararası etkinlik arayışlarının kesin biçimde reddedildiği.
(İznik Konsili girişimi bağlamında aktarılır.)
Papa’nın İznik Konsülünün 1.700 yılında Türkiye ziyaretiyle ilgili yakaladığım bazı görseller ve bir metin.
Bu metin ve görsellerden sonra bilmem çok geniş olmak doğru mu?
👇👇👇
Kilise Türkiye'den daha büyüktür.
Vatikan, Papa'nın, İznik Konsili'nin 1700. yıldönümü vesilesiyle, Rum Ortodoks Kilisesi Ekümenik Patriği Bartholomeos'un yönettiği Ekümenik Dua Ayini'ne katılacağını duyurdu.
Bu önemli, çünkü Batı'nın ruhani lideri Papa, Türkiye'yi Türk yetkililerin davetiyle değil, tüm Doğu Ortodoks dünyasının temsilcisi olan Konstantinopolis Ekümenik Patriği'nin davetiyle ziyaret ediyor.
Bu olumlu, çünkü:
🔴 Batı, Konstantinopolis'teki Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin ekümenik statüsünü tanıyor.
🔴 Batılı dini otoriteler, Türkiye'deki herhangi bir siyasi veya yönetici otoritenin değil, Ekümenik Kilise'nin davetine yanıt veriyor.
🔴 ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Papa ile birlikte ayine katılma isteğini dile getirerek, yalnızca dini otoritelerin değil, aynı zamanda hükümet otoritelerinin de Patrikhane'nin ekümenik rolünü kabul ettiğini gösterdi.
Bu, kayda değer bir değişime işaret ediyor.
Türk kaynaklarına göre Atatürk, 1924'te tam da bu nedenle, Patrikhane'nin ekümenik otoritesinin tanınmasını önlemek için bir papanın ziyaretini reddetmişti. Ancak şimdi bu gerçekleşiyor.
Ortodoks Kilisesi, dolaylı olarak Lozan Antlaşması'nın bazı yönlerini sorgulayan bir temsili güç olarak ortaya çıkıyor.
Lozan, Türkiye'deki kiliselerin ve patrikhanelerin rolünü ve statüsünü kısıtlıyor. Ancak Papa'nın ziyareti ve ABD Başkan Yardımcısı'nın varlığı, İstanbul'daki Patrikhane'nin küresel olarak Türkiye'deki küçük Hristiyan nüfusun temsili bir organından çok daha fazlası olarak görüldüğünü gösteriyor.
Bu, Türkiye'de yaşayan Hıristiyanlar için olumlu bir gelişme ve net bir kazanımdır; nihayet yüzyıllardır kendilerine zulmeden bir devletin ötesinde bir savunucudurlar.
///
🇹🇷 Şimdi benim kısa yorumum:
İznik/Türkiye ziyaretini sadece Hristiyan Birliği üzerinden okumayın lütfen.
- Türkiye’nin egemenliği,
- Barthelemeos/Fener’in ekümenikliği,
- Ortodoks kilisesine nüfuz üzerinden Katoliklerin Ortodoks Hristiyanlara ve devletlere etkisi,
- Ukrayna savaşı (Kiliseler Savaşı)
- Suriye’deki Oktodoksların çoğunluğunun Antakya Kilisesine bağlılığı,
- Fetö’nün dahil olduğu Dinlerarası Diyalog, Medeniyetler İttifakı projelerinin yeni versiyonu: Vol 2
- Katolik inanışındaki Milenyum Çağı (3ncü Bin yıl) Kıyamet çağı dogmaları, teopolitiği ve stratejileri (kıyametçilik) ve Anadolu bağlamı
- BOP,
- İbrahimi Dinler,
- İsrail-İsrail’in güvenliği-İbrahimi anlaşmalar,
- Suud’a verilen diyalogcu misyon.
Durumu bir de bütün bunlar üzerinden okumaya çalışın lütfen.
Bağlamlarını, ilintilerini görmeye çalışın.
Ya da uyumaya devam edebilirsiniz.
///
PAPA, HAÇLI SEFERLERİNDEN DOLAYI TÜRKLERDEN DE ÖZÜR DİLESİN!
Maalesef, turizme çok faydası olacak diye bakılıyor! "İnanç turizmi" uydurması devam ediyor!
Papalık, Haçlı Seferlerinde yapılanlardan dolayı Müslüman Türklerden özür dilesin!
2004'te, 4. Haçlı Seferinin 800. yıldönümünde, sadece Ortodokslardan ve Musevilerden özür dilendi; oysa, asıl Türklerden özür dilenmelidir!
🔴 Cihat Yaycı:
📌 Soru basit: Papa’yı Türkiye’ye kim davet etti?
📌 Cevabı yeni öğrenmedik; 17 Mayıs 2024’te biz bunu açıkladık. Bundan 1,5 yıl önce Fener Rum Kilisesi Başpapazı Bartholomeos, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir din görevlisi olmasına rağmen, kendini devlet başkanı sanarak Papa Francis’i Türkiye’ye resmen davet etti.
📌 “2025’te, İznik’te, 1700. yıldönümünü yeniden haçlı ruhu ve yeniden Roma temasıyla kutlayalım” dedi. Yetkisini aştı, çizmesini fersah fersah geçti.
📌 O gün büyük tepki gösterdim: “Bartholomeos kendisini devlet başkanı yerine koyuyor, Türkiye Hristiyan toprağıymış gibi Papa ile İznik’te tören hazırlıyor” dedim.
📌 Dış basındaki haberler de aynı şeyi yazdı: “Ortodoks Hristiyanların ruhani lideri” diyerek Lozan’ın yasakladığı ekümeniklik unvanını fiilen kullanmaya başladılar!
📌 Soruyorum: Hangi yetkiyle Papa’yı Türkiye’ye davet ediyor? Hangi hakla “gelecek yıl İznik Konsili’nin yıldönümünü biz kutlayacağız” diyebiliyor?
📌 Dahası, Lizbon’daki uluslararası SİYASİ toplantıya kimin izniyle katıldı? Daha önce İsveç’e, İsviçre’ye, hatta Ukrayna–Rusya barış görüşmelerine bile gitti.
📌 Aynısını bir Türk imam yapsa ortalık ayağa kalkardı! “Laiklik” diye bağıranların hepsi nedense papaz söz konusu olunca sessiz!
YAYININ TAMAMI; https://t.co/yqqs5cHFPQ
Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA, F-16’ya kilitlenip milli GÖKDOĞAN füzesini simülasyonda tam isabetle vurdu. Gerçekleştirilen testte uçak, radar ve füze arasındaki veri bağlantısı da başarıyla doğrulandı.🇹🇷🇹🇷🇹🇷👏👏👏
@Selcuk@haluk@BaykarTech@SavunmaSanayii@halukgorgun
🇹🇷Kim Rahatsız Olursa Olsun: Türk Milleti'nin İslam’a Hizmeti Tarihin Ta Kendisi!
📌14 Kasım 2025 günü okunan Cuma Hutbesi'nde Türk Milleti'nin ve Türk Ordusu'nun tarih boyunca dinimize olan büyük hizmetleri vurgulanmış bundan dolayı da bir takım gruplar rahatsız olmuşlardır...
📌Birilerinin bu rahatsızlığından hareketle Milletimizin ve Mübarek Türk Ordusu'nun tarihten bu yana İslam dünyası ve medeniyeti için bini yılı aşkın süredir yaptığı hizmetlerin çok ama çok küçük bir kısmını hatırlatmak isteriz.
📌Öncelikle Türkler, İslam’ın siyasi-askeri liderliğini 1000 yıl boyunca taşımış tek millettir.
📌İslam’ın gazâ ruhu, Türk’ün alp töresiyle birleşince durdurulamaz bir kudret doğmuştur.
📌İslam’ın ahlaki ilkeleri de Türk töresinde zaten vardı. Bu yüzden Türkler İslam’a sonradan giren değil, İslam’a fıtraten yakın bir millettir.
📌Türk Karluk boylarının Abbasilerle birlikte Çin’e karşı savaşması, Türklerin toplu şekilde İslam’a yönelmesinde dönüm noktasıdır.
📌836 yılında Halife Mu‘tasım, Türk askerleri için Samarra’yı kurdu; bu şehir İslam dünyasında Türk etkisinin merkezi hâline geldi.
📌10. yüzyılda Türkler, İslam’ı Hindistan’a taşıdı; 17 büyük sefer ile alt kıtada İslam’ın kökleşmesini sağladı.
📌11. Yüzyılda Selçuklular, İslam dünyasını stabilize edip Şiî Büveyhî baskısını sona erdirdi.
📌 Doğu-Güney Anadolu ve Suriye’de Selçuklu, Danişmentli ve Artuklu birlikleri Haçlılara karşı İslam coğrafyasını savundu.
📌1071'de Türkler, Anadolu’nun kapılarını ebediyen İslam dünyasına açtı; İslam medeniyeti için yeni bir coğrafya doğdu.
📌12. Yüzyılda Artuklular, Haçlılara karşı İslam topraklarını en uzun süre savunan Türk beyliklerindendir.
📌Danişment Gazi’nin Haçlılara karşı zaferleri, Anadolu’nun İslam kimliğini sağlamlaştırdı.
📌1187'de Hıttin Savaşı'yla Büyük Türk Komutan Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü Haçlılardan alarak Müslümanların ilk Kıblesini tekrar ait olduğu yere kavuşturdu.
📌13. Yüzyılda Kıpçak Türklerinden oluşan Memlük ordusu Moğolları durdurarak İslam medeniyetinin yok olmasını engelledi.
📌14. Yüzyılın başlarında kurulan Osmanlı Türk Devleti, Balkanlar ve Anadolu’da İslam’ı genişleten güç oldu. Balkanlar’a İslam kültürü taşındı; Türk-İslam medeniyeti Avrupa’nın içlerine kadar yayıldı.
📌1453 yılında Fatih Sultan Mehmed, Peygamber Efendimizin müjdesine mazhar olarak Doğu Roma'yı fethetti!
📌15. Yüzyılda Kırım Tatarları, Rus yayılmasına karşı İslam coğrafyasının kalkanı oldular. Kanuni Sultan Süleyman ise İslam dünyasının baş savunucusu oldu.
📌Barbaros Hayrettin Paşa ile Portekiz-İspanyol Katolik egemenliğine karşı seferler başladı yine İslam dünyası denizlere açıldı. Mısır, Cezayir, Tunus, Libya – İslam dünyası Avrupa tehdidine karşı korundu. Osmanlı Türk Devleti, Müslüman sınırlarını Avrupa içlerine kadar taşıdı.
📌Sultan Abdulhamid Han ise Arakan'dan Açe'ye kadar büyük bir coğrafyada-Dünyanın dört bir yanındaki Müslüman topluluklarla bağ kurdu.
📌Birinci Dünya Savaşı'nın hemen önce ve sonrasında Osmanlı Türk Devleti'nin askerleri, mütefekkirleri ve Türk Milleti'nin evlatları Libya, Yemen, Filistin, Suriye topraklarında cihada sarıldı.
📌Mustafa Kemal Paşa, Senüsi Aşireti'ni İtalyan emperyalizmine karşı Libya'da örgütledi. Küffara karşı cihad ederken gözünü kaybetti.
📌Mübarek Türk Ordusu, Birinci Dünya Savaşı'nda Kut'ul Amare'de İngiliz emperyalizme kök söktürdü,
📌Fahrettin Paşa, Medine'de Türk askerleriyle birlikte kuşatılarak çekirge yiyerek direndi.
📌Cemal Paşa, Filistin çöllerinde bir yandan İngilizlerle bir yandan Nili Teşkilatı gibi Siyonist çetelerle savaştı.
📌Çanakkale Savaşı, sadece bir vatan müdafaası değil; İslam’ın onurunu, haysiyetini ve son büyük kalelerini koruma mücadelesiydi.
📌Çanakkale Mübarek Türk Ordusu'nun muazzam imanı ve direnişi sayesinde geçilmedi.
📌İslam dünyasının onuru, umudu ve son ışığı ayakta kaldı.
📌Türklerin İslam tarihindeki rolü coğrafi, siyasi, askerî, entelektüel ve kurumsal açıdan benzersizdir.