Sezai Karakoç’un Monna Rosa şiiri, aşkın en mahcup ve en sessiz hâlini anlatır. Şair sevdiğine yaklaşmak yerine ondan uzak durur; çünkü bir bakışın bile kalbini altüst edeceğini bilir. Bu yüzden aşkını yaşamak yerine saklamayı seçer.
Şiirdeki sevgili, zamanla gerçek bir kişiden çok bir ideale dönüşür: ulaşılmaz, zarif ve kırılgan. Monna Rosa, kavuşmanın değil; beklemenin, susmanın ve içten içe yanmanın şiiridir.
Belki de bu yüzden bazı aşklar yaşanmak için değil, hatırlanmak ve şiir olmak için vardır.
Çok sevip saydığım, muhterem Ali GÜNAY abimin ani vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Allah rahmet eylesin.
“Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.”
— Sabahattin Ali | Kürk Mantolu Madonna
⚖️ Avukat temyiz süresini kaçırdıysa sanık ne olacak?
Yargıtay’a göre:
Avukatın kusuruyla temyiz süresi kaçırılmış olsa bile, gerekçeli karar sanığa tebliğ edilmemişse sanığın sonradan yaptığı temyiz başvurusu süresinde kabul edilir.
📌 Avukatın hatası sanığa yüklenemez.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi
E. 2022/31390
K. 2022/7401
#Yargıtay #CezaHukuku #Temyiz
— Kendi Aynasına Bakabilmek —
Bazen insanın kendine karşı yapması en zor şey dürüst olmaktır.
Hatalarımızı görmekten değil; çoğu zaman onları kabul etmekten kaçarız.
Oysa öz eleştiri, insanın kendini yargılaması değil; kendi gerçeğiyle yüzleşebilme cesaretidir.
Nerede yanlış yaptığını görebilmek, nerede eksik kaldığını fark edebilmek ve bundan bir ders çıkarabilmek…
İnsan başkalarını eleştirirken ne kadar cömertse, kendine karşı o kadar ketum davranabiliyor.
Oysa gerçek gelişim, insanın kendi aynasına bakabilme iradesiyle başlar.
Öz eleştiri:
• kendini küçültmek değil,
• kendini tanımaktır.
Çünkü insan hatasını kabul ettiği anda küçülmez.
Aksine, tam da o anda olgunlaşmaya başlar.
Duygusal zekâ bazen garip bir çelişkiyle yaşamaktır.
Seni inciten birine kızarsın, kırılırsın, hatta uzaklaşırsın…
Ama yine de ondan tamamen nefret edemezsin.
Çünkü öfkenin içinde bile zihnin şu soruyu sorar:
“İnsan neden böyle biri olur?”
Belki yaşadıkları,
belki eksik kalan sevgiler,
belki de hiç öğrenemediği şeyler…
Bu, yapılanı affetmek ya da haklı görmek değildir.
Sadece insanın, canını yakan şeyi bile anlamlandırmaya çalışmasıdır.
Duygusal zekâ biraz da budur:
Seni inciten birini bile anlamaya çalışacak kadar insan kalabilmek.
Hayatı emeğiyle büyüten, sevgisiyle çoğaltan, cesaretiyle değiştiren tüm kadınlara…
Daha adil, daha eşit ve daha özgür bir dünya dileğiyle 🤞
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.
#8MartDünyaKadınlarGünü
— Acılarım kaç gün sürecek, Portuga?
— En fazla kırk gün.
— Kırk gün sonra geçecek mi?
— Hayır, alışacaksın.
— José Mauro de Vasconcelos | Şeker Portakalı
Bazen acının geçmesini bekleriz.
Bir sabah uyanırız ve her şeyin eskisi gibi olacağını sanırız.
Oysa bazı acılar geçmez;
sadece onlarla yaşamayı öğreniriz.
Portuga’nın dediği gibi:
“Geçmeyecek… alışacaksın.”
İnsan en çok da buna şaşırır:
Kalbin kırık hâliyle de yaşamayı öğrenebildiğine.