Herkesin elden ele gezdirdiği Nissan Qashqai E-Power araçlarla ilgili ÖTV davasına Danıştay set çekti. Bu husus vergi hatasının konusuna girmez diyerek düzeltme şikayet yollarının tüketilmesi sonrası dava açılamaz dedi.
Kararın tam metni 👇🏻
https://t.co/euDduprw0T
İSTANBUL 6. İDARE MAHKEMESİ
Mahkeme kararı ile görevine iadesine karar verilen başvurucu için; üniversite rektörlüğünün atamaya esas kadronun kaldırıldığı gerekçesiyle görevine başlatmaması hukuka aykırıdır.
Kesinleşen bir mahkumiyet kararı “NASIL” kaldırılabilir?
- Hakkınızda usul ve yasaya aykırı şekilde, haksız bir mahkumiyet kararı verildi ve istinaf/temyiz başvurunuzun kabul edilmemesi üzerine bu karar kesinleşti ise bu aşamadan sonra kanunen yapabileceğiniz bir şey var mıdır?
Kesinleşmiş hapis cezasına karşı başvurulabilen CMK.’da belirtilen kanun yolları;
- CMK 308 (yargıtayda onanan cezalar için)
- CMK 308/A (istinafta kesinleşenler için)
- CMK 309 (istinaf/temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ilk derece kararları için; başvuru süresini kaçırma, miktar/tür itibariyle kesin olma vb durumlarda)
- CMK 311 ( yargılamanın yenilenmesi) dir.
Uygulamada en etkin (sonuç alınabileceğini) gördüğüm yol CMK. 308 (ve 308/A) itiraz talebidir. Bu paylaşımda CMK 308 itiraz başvurusunu kısaca izah edeceğim.
- CMK. 308 uyarınca Yargıtay C. Başsavcılığı re’sen veya istem üzerine Yargıtay onama kararının sanık lehine kaldırılması için “süre sınırı olmaksızın” (yani karardan 5/10 yıl sonra da olabilir) ve usule/esasa ilişkin “her türlü hukuka aykırılık sebebine dayanarak” itiraz başvurusunda bulunabilir. Bu yetki Yargıtay C. Başsavcılığı’na verilmişse de uygulamada “çoğunlukla” sanık müdafilerin itiraz talebi üzerine etkinlik kazanır. Zira yargıtay ceza dairesi sanığın cezasının onanmasına karar verdikten sonra dosyayı YCBS’na gönderir. (YCBS re’sen itiraz yetkisini kullanacaksa burada kullanır.) Kullanmazsa da kararın görüldüsü yapıldıktan sonra dosya yerel mahkemeye iade edilir. Bu aşamadan sonra YCBS., sanık müdafinin bir başvurusu olmadan, “Şu şahsın dosyasının tekrar bana gönderilmesini isteyeyim, inceleyip bu defa itirazda bulunayım” demez.
- Nasıl başvuru yapılır? Kimler başvurabilir?
Sanık müdafi onama kararından sonra YCBS’nın itiraznamesine esas alabileceği nitelikte bir başvuru dilekçesi hazırlayıp dosyanın YCBS’na gönderilmesini sağlar. (Sanığın bizzat kendisi yahut eşi/vasisi de dilekçe yazarak talepte bulunabilir. İlla bu başvuruyu avukat yapacak diye bir kural yoktur. Geçmişte mahkumların cezaevinden gönderdikleri dilekçeler sonucu lehlerine itiraz yoluna gidilip cezalarının kaldırıldığı birçok dosya gördüm.) Ancak hem kolaylık hem de nitelik açısından bu tür başvuruların mümkünse avukat vasıtasıyla yapılması tercih edilmelidir. Yine burada başlığı ve talep konusu değiştirilerek daha önce verilmiş temyiz dilekçesinin aynısının gönderilmemesine, farklı bir çalışma yapılmasına/sebepler ileri sürülmesine, sade ve teknik bir dil kullanılmasına dikkat edilmelidir.
- CMK 308 başvurusu sonucu sanığ��n cezası artabilir mi?
Hayır. YCBS., yargıtay ceza dairesi onama ilamını içerir dosya kendisine geldikten sonra “1 ay içinde” sanık aleyhine itiraz başvurusunda bulunabilir. YCBS lehe/aleyhe itirazda bulunmayıp kararın görüldüsünü yapıp ilk dereceye göndermişse, bu aşamadan ve bir aylık süre geçtikten sonra sanık aleyhine itiraz yoluna gidebilme ihtimali de YOKTUR.
Sanık müdafilerin talebi üzerine ancak sanığın lehine itiraza gidilebilir, neticesinde de sanığın cezası kaldırılabilir/azaltılabilir, ARTMAZ.
- CMK 308 uyarınca itiraz talebim reddedildi. Tekrar talepte bulunabilir miyim?
Evet. CMK 308 uyarınca sanık lehine yapılacak başvurularda süre ve sayı sınırı YOKTUR. Daha önce 5 kez reddedildikten sonra 6. itiraz talebi kabul edilerek onama kararından yaklaşık 5 yıl sonra, sanık lehine itirazname düzenlendiğini ve neticesinde sanığın 18 yıl 9 aylık kesinleşmiş hapis cezasının kaldırılıp beraatine karar verildiğini sosyal medyada daha önce paylaşmıştım.
- CMK 308 başvurusu neticesinde İNFAZ DURUR MU?
CMK 308 itiraz talebi kabul edilir, YCBS itirazname düzenleyip kararını düzeltmesi için dosyayı Yargıtay Ceza Dairesi’ne gönderirse bu aşamada otomatik olarak infaz DURMAZ. İtiraznameyi de ekleyerek kararı veren mahkemeye infaz durdurma talebinde bulunulabilir ve bu yönde karar alınabilir. İnfaz durdurma kararı örneği👇
* CMK 308 için farklı emsallere, sık kabul gören sebeplere, diğer sorulara yönelik yine paylaşım yapacağım.
DEVLET, KAZANDIĞI DAVADAKİ VEKALET ÜCRETİ İÇİN VATANDAŞI ALEYHİNE DOĞRUDAN İCRA TAKİBİ BAŞLATABİLİR Mİ?
Özet: Hayır. Devlet, önce ifaya davet yazısı tebliğ etmek ve en az 30 gün süre tanımak zorundadır. Bu aşamayı atlayarak başlatılan icra takibi hukuka aykırı olur. Ayrıca, vekalet ücreti için faiz de ancak bu yazının tebliğ edilmesiyle işlemeye başlayabilir.
659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Adli uyuşmazlıklarda sulh” başlıklı 9. maddesinde; "(1) İdarelerin adli yargıda dava açmadan veya icra takibine başlamadan önce karşı tarafı sulhe davet etmesi esastır. İdareler, kendi aleyhlerine dava açılacağını veya icra takibine başlanılacağını öğrenmeleri durumunda da karşı tarafı sulhe davet edebilirler. Sulhe davet, uyuşmazlığın tarafı olan gerçek veya tüzel kişilerce de yapılabilir. İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde, sulhe davette karşı tarafa, ifa (..için..), itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz güne kadar süre verilir... (2) Gecikmesinde sakınca bulunan veya işin mahiyeti gereği süre verilmesinde fayda görülmeyen hallerde doğrudan dava ve icra yoluna başvurulabilir…” hükmü yer almaktadır. Buna göre; herhangi bir kamu idaresince -hangi sebeple olursa olsun- icra takibine başlanmadan önce karşı tarafı (borçluyu) sulhe (ifaya/ödemeye) davet etmek yasal bir zorunluluk olup bu konuda İdare ve idare hukuk birimlerinin (icra takibinde gecikilmesinde sakınca görülen acil durumlar ile işin mahiyeti gereği süre verilmesinde herhangi bir kamusal yarar olmaması halleri dışında) herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Bu itibarla ifaya/ödemeye davet yoluna gidilerek 30 günlük süre verilmeden başlatılacak bir icra takibi, Yasanın emredici hükmüne aykırı olacaktır. Bu anlamda “ifaya davet” bir takip şartı mahiyetindedir.
659 sayılı KHK’nın 9’uncu maddesine göre tüm Kamu İdarelerinin, bir icra takibi açmadan önce karşı tarafa; alacağın hukuki sebebini ve dayanağını detaylarıyla izah eden, yazının KHK’nın 9. maddesi uyarınca gönderildiğini ve buna ilişkin hakları belirten, yazının tebellüğünden itibaren 30 gün içinde ödeme yapılmasının, bir itiraz ileri sürülmesinin veya karşı sulh teklifinde bulunulmasının beklendiğini, verilen süre içinde ödeme yapılmaması halinde icra takibi yoluna gidileceğini ihtar eden, eğer ödeme yapılması tercih edilirse ödemenin nereye ve ne şekilde yapılacağını bildiren bir yazı tebliğ etmesi gerekmektedir.
VERİLECEK SÜRE 30 GÜNDEN AZ OLAMAZ zira 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. maddesinde yer alan “İlgili mevzuatında daha uzun bir süre öngörülmediği takdirde” ifadesi, düzenlemenin süre tayini noktasında “minimum” bir sınır belirlediğini açıkça göstermektedir. Eğer yasa koyucunun amacı, maksimum bir sınır belirlemek olsaydı, cümlenin başında “ilgili mevzuatında daha kısa bir süre öngörülmediği takdirde” şeklinde bir ifade yer alır ve bu durum idareye daha kısa süreler belirleme imkânı tanırdı. Ancak, kullanılan ifade, borçluya tanınan sürenin ilgili mevzuatın öngördüğü sürelerden daha kısa olamayacağını vurgulamakta ve süre belirleme yetkisinde bir alt sınır getirmektedir. Kaldı ki “…güne kadar” ifade şeklinin seçilmesinin sebebi; bu süre zarfında borçlunun ifa, itiraz veya sulh teklifinde bulunabileceğini, yani borçluya tanınan sürenin bitimine kadar bu hakların kullanılabileceğini ifade etmektir. Bu hüküm, yalnızca sürenin son gününe değil, verilen tüm süre boyunca muhatabın haklarını kullanabileceğine işaret eder. Diğer bir deyişle söz konusu ibarenin “otuz günün sonuna kadar” şeklinde ifade edilmesi de mümkündür. İfaya davet, idarenin icra takibi veya dava yoluna başvurmadan önce taraflar arasındaki uyuşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesi için başvurulan bir araçtır. Bu düzenleme, borçlunun hakkaniyete uygun şekilde ödeme veya itiraz imkânı tanınması suretiyle hukuki uyuşmazlıkların azaltılmasını ve gereksiz yargılama yükünün önlenmesini amaçlar. Eğer idare, borçluya keyfi şekilde 1 veya 3 gün gibi süreler verirse, bu, sulh ve ifaya davetin doğasına aykırı olacaktır. Kısa sürelerin belirlenmesi, borçlunun sulh/ifa yoluna başvurma hakkını etkili bir şekilde kullanmasına engel olacak ve düzenlemenin asıl amacını ortadan kaldıracaktır.
YASAL FAİZ DE ANCAK İFAYA DAVET SÜRESİNİN SONA ERDİĞİ TARİHTEN İTİBAREN İŞLETİLEBİLİR. Zira takibe konu alacak, 6183 sayılı Kanun’a göre takip ve tahsil edilmesi gereken bir alacak olmasa da bir kamu kuruma ait ve bu itibarla kamusal usullere göre ve tamamen yasal hükümler çerçevesinde talep ve tahsil edilmesi gereken bir alacaktır. İdarenin gücünü yasadan almayan herhangi bir işlem tesis etmesi mümkün değildir. Bu alacağın talep ve tahsili için açık yasa hükmüyle ifaya davet yazısı tebliğ edilmesi zorunlu kılınmışsa bu yazı tebliğ edilmeden ilgili aleyhine yasal faiz işletilmesi ve talep edilmesinin mümkün olmadığını kabul etmek gerekir. İfaya davet yazısı tebliğ etmeden icra takibi açılamıyorsa, yani bu idari işlem tanzim ve tebliğ edilmeden cebri takip yoluna gidilemiyorsa; bu işlem tamamlanmadan ilgilinin temerrüde düştüğünden, borcunu İdareye geç ödediğinden, kendi kusuruyla geç ödeme yaptığından bahsedilmesi mümkün değildir. İfaya davet yazısı dikkate alınmayacaksa yasal faiz hangi tarihten itibaren hesaplanacaktır? Kesinleşme tarihi mi, karar tarihi mi, gerekçeli kararının sanık veya katılana tebliği tarihi mi? Bu tarih karşı vekalet ücretine konu kararın verildiği mahkemeye göre değişecek midir? Örneğin bir vergi mahkemesi kararına göre başka asliye ceza mahkemesi kararına göre başka mı olacaktır? Öncelikle, kararın verildiği tarih, kesinleşme tarihi veya kararın taraflara tebliğ tarihi gibi unsurlar, borçluya ödeme yükümlülüğünü yerine getirme fırsatı tanımadan faizin başlatılmas��na olanak sağlayacak şekilde değerlendirilmemelidir. Yargı kararlarının alacaklı lehine hüküm ifade etmesi, borçlunun ödeme sürecine yönelik somut bir başlangıç tarihi oluşturmaz. Bu bağlamda, borçluya ifaya davet yazısı ile bir ödeme fırsatı tanınmakta, alacağın vadesi bu süreyle somutlaşmaktadır. İlam kesinleşmiş olsa da olmasa da vekalet ücreti borcunun ödenmesi zorunludur ancak bu borcun, hangi İdarenin hangi banka hesabına ne şekilde ve ne kadar sürede ödeneceğinin ilam borçlusu tarafından bilinmesi mümkün değildir. İfaya davet yazısı tebliğ edilmesinin zorunlu kılınmasının bir sebebi de budur. Bu anlamda yasal zorunlulukların da ötesinde, ilam borçlusuna tebligat yapılarak ödeme yapılacak banka hesap bilgilerinin gönderilmesi fiili bir zorunluluk arz etmektedir. Zira tefhim ve/veya tebliğ edilen ilamlarda vekalet ücretinin hangi idarenin hangi hesabına yatırılacağına ilişkin bir açıklama yer almamaktadır. Borcunu nereye yatıracağını bilmeyen, kendisine yazı tebliğ edilmedikçe bilme şansı olmayan vekalet ücreti borçlusunun borcuna yasal faiz işletilmesi mümkün değildir. İlam borçlusuna süre verilmesine gerek olmadığı ve yasal faizin süre dikkate alınmaksızın işletilebileceği kabul edilirse eğer, kararın İdareye tebliğ edildiği gün ve dahi UYAP’a yüklendiği gün içinde dahi icra takibi açılmasının ve yasal faiz işletilmesinin mümkün olduğunu kabul etmek gerekir ki bu durumu hukuka, hakkaniyete ve kamu yararına uygun bulmak mümkün değildir. İdarenin ve hukuk biriminin bir kamu makamı sorumluluğu içinde hareket etmesi gerektiği açıktır. Bir kamu idaresinin ve devlet memuru sıfatını haiz kamu avukatlarının, lehlerine fazladan icra vekalet ücreti hükmolunması amacıyla hareket etmeyecekleri izahtan varestedir. Konuyla ilgili paralel bir yasal düzenleme olan 2577 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde; idare aleyhine ilamla hükmolunan vekalet ücretlerine ilişkin olarak icra takibi yapılabilmesi için öncelikle Davalı İdareye yazılı başvuru yapılması ve banka hesap numarası bildirilmesi zorunlu kılınmış olup ve “…mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez…” denilerek, Davalı İdareye’ye bildirim yapılıp borcun ödeneceği hesap no bildirilmedikçe İdarenin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceği ve bu nedenle faiz istenemeyeceği hükme bağlanmıştır. Anılan yasa hükmüyle, vekalet ücretinin hangi hesaba yatırılacağını bilme imkânı olmayan İdarenin fuzuli icra takiplerine maruz kalmaması, icra vekalet ücretlerine mahkûm olmaması, haksız ve hakkaniyetsiz faiz ödemelerine maruz kalmaması amaçlanmıştır. Zira İdareden talep edilmemiş ve nereye yatırılacağı bilinmeyen bir vekalet ücreti borcu için Hazine aleyhine olacak şekilde faiz işletilmesini hukuka uygun bulmak mümkün değildir. Aynı durum, Hazine lehine doğmuş vekalet ücreti alacakları açıs��ndan da geçerlidir. Bu alacaklar idarece talep edilerek nereye yatırılacağı belirtilmediği müddetçe faiz işletilmesi mümkün değildir.
Sınır dışı edilme işlemlerine karşı dava açılması durumunda bu işlemlerin yürütmesi yasa maddesi uyarınca duracağından, sınır dışı işleminin iptali istemiyle açılmış bulunan davada yürütmenin durdurulması hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığı ..
İstanbul 15. İdare M.
📍Ziynet eşyaları görüş değişikliği
📍Öncelikle taraflar arasındaki anlaşmaya göre yoksa örf ve adete göre
📍Kadın veya erkeğe takılan ziynetler kendilerine ait
📍Ziynet karşı diğer eşe özgü ise ona ait, 📍Bilirkişi incelemesi gerektiği
Yarg. 2. HD.
2023/5704 E.
2024/2402 K.
Baromuz Göç ve İltica Komisyonu, Ağrı Geri Gönderme Merkezi Yeni Müdürü Serkan Karcı'yı ziyaret ettiler. Ziyarette meslektaşlarımızın ve göçmenlerin sorunları ve bunların çözümlerine dair istişarelerde bulunuldu.
Mülteci Hakları Merkezi tarafından düzenlenen "6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Çerçevesinde Sınır Dışı Prosedürleri, İdari Gözetim ve Alternatif Yükümlülükler" konulu eğitim semineri baromuzun ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
Ağrı Cumhuriyet Başsavcısı Adem Çalış ve Adalet Komisyonu Başkanı Abdullah Boyraz baromuza nezaket ziyaretinde bulundular. Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ederiz.
Baro Başkanımız Av. Serdar GÜNAKIN, Göç Komisyonu Başkanımız Av. Mahmut Çarboğa ve beraberindeki heyet Ağrı İl Göç Müdürlüğü'ne ziyarette bulunarak Geri Gönderme Merkezi'nde yaşanan sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri hususunda değerlendirilmeler yapılmıştır.
İYİ Parti Ağrı milletvekili adayları Özkan Koçintar, Metin Aydemir, Kenan Kaçmaz, Çağdaş Çelik baromuza nezaket ziyaretinde bulundu. Nazik ziyaretlerinden dolayı kendilerine teşekkür ederiz.
Baromuz tarafından düzenlenen eğitim programları kapsamında Av. Muharrem Erbey'in anlatımıyla ''Seçim Hukuku ve Seçim Güvenliği’' konulu eğitim semineri verildi. Katkılarından dolayı Av. Muharrem Erbey’e teşekkür ederiz. @erbeymuharrem