Dikkatinize...
Eski Hakim, hukukçu Ali Kadıoğlu ile başı kopan Themis'i ve AİHM Büyük Daire Şaban Yasak kararını konuştuk.
Sadece KHK ile ihraç olanları değil bütün mağdurları ilgilendiriyor.
7. ve 3. Madde tanımı ancak bu kadar güzel anlatılır.
@alihukukk
CMK Görevlendirmesinin Usulsüz Şekilde Sonlandırılması Hk.
Geçtiğimiz günlerde bir kadın meslektaşımızla sohbet ederken bana, CMK görevinin ilginç bir şekilde sonlandırılması nedeniyle üzüntüsünden ve şaşkınlığından bahsetti. Arkadaşımıza duruşmadan haftalar öncesinde CMK'dan görevlendirme yapılmış akabinde arkadaşımız dosyayı inceleyip, müvekkille görüşüp ve duruşma öncesi gerekli hazırlıklarını yapmış. Ancak duruşmadan bir gün evvel mesai bitimine ramak kala arkadaşımıza görevlendirmesinin sonlandığına dair mesaj gelmiş. (Mesajı attı, burda paylaşmıyorum.) Tabii arkadaşımız mesajla ilgili olarak Baroyu arıyor. Kendisine verilen yanıt, vekalet sunulduğu için görevinin sona erdiğini, kimi mahkemelerin bu şekilde talebi olduğu belirtiliyor. Ancak "Ücretin ödenme usulü"nü düzenleyen Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 11. maddesi 1. fıkrası gereği "Müdafi veya vekil; soruşturma evresinde ifade alma ve sorguya, kovuşturma evresinde ise bir oturuma katılmakla tarifede belirlenen meblâğı almaya hak kazanır." hükmü gereği arkadaşımız görevlendirme usulsüz şekilde sonlandırıldığı için duruşmaya katılmamış olup emeği zayii olmuştur. Oysaki olması gereken kısa mesajla görevin sonlandırılmaması, arkadaşımızın duruşmaya katılması ve özel vekil/müdafi var ise görevinin sona erdiğini zapta geçirerek görevinin sonlanmasıydı. Ve böylece ücrete hak kazanacaktı. CMK kapsamında görevlendirilen emek veren bir avukatın görevinin duruşmadan bir gün evvel bir kısa mesajla sonlandırılması ve emeğinin yok sayılması kabul edilemez. Avukatlar mahkemelerin iki dudağı arasında görev yapan emir erleri değildir. Baromuzu bu hukuksuzluğa karşı dur demeye davet ediyorum!
SAVUNMAYI HEDEF GÖSTEREN BU TUTUMU KINIYORUZ!
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından bir meslektaşımızın adı, soyadı ve sicil numarası belirtilerek Mahkeme Salonu’nun kapısına asılan ilan; yargı etiğiyle, hukuk devleti ilkesiyle, tarafsız yargı anlayışıyla ve savunmanın kurumsal saygınlığıyla bağdaşmayan vahim bir uygulamadır.
Başta ceza mahkemeleri olmak üzere birçok mahkemede duruşmaların belirlenen saatte başlamadığı, çeşitli nedenlerle geciktiği ve bu durumun avukatlar ile yurttaşlar bakımından ciddi mağduriyetlere yol açtığı bilinen bir gerçektir. Duruşmaların ilan edilen saatlerde yapılmasını ve geciken bir duruşma için tutanak tutulmasını talep etmek, bir avukatın en doğal hakkı olduğu gibi, adil yargılanma hakkının ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesinin de gereğidir. Yurttaşların, avukatların ve diğer yargı mensuplarının saatlerce koridorlarda bekletilmesini eleştirmek yerine, bu soruna dikkat çeken avukatı hedef haline getirmek kabul edilemez bir davranıştır.
Bir mahkeme başkanının, kendisine iletilen mesleki bir talebi kişiselleştirerek kamuya açık mahkeme kapısında ilan etmesi, yargısal yetkinin savunma makamı üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasına yönelik son derece sakıncalı bir görüntü yaratmaktadır. Daha da vahimi, söz konusu ilanda meslektaşlarımızın bundan sonra yapacağı bekletme, mazeret ve gecikme taleplerinin peşinen reddedileceğinin duyurulmasıdır. Bu ifade, kişiye özgü bir tutumun açık ilanı niteliğindedir ve yargısal tarafsızlık ile eşitlik ilkelerini ciddi şekilde tartışmaya açmaktadır.
Öte yandan bir avukatın adı, soyadı ve sicil numarasının kamuya açık bir alanda teşhir edilmesi, kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkeler bakımından da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Mesleki bir talep nedeniyle bir avukatın kimlik bilgilerinin ilan edilmesi ve hedef gösterilmesi kabul edilemez.
Savunmayı yargının eşit kurucu unsuru olarak görmek yerine, talepte bulunan avukatı kamuoyu önünde teşhir etmeyi tercih eden bu anlayışı reddediyoruz.
Hiçbir mahkeme başkanı, hiçbir yargı mensubu; avukatları isim vererek hedef gösterme, mesleki talepleri nedeniyle kamuoyu önünde itibarsızlaştırma veya savunma makamına gözdağı verme yetkisine sahip değildir. Yargı yetkisi, kişisel rahatsızlıkların ya da kurumsal tahammülsüzlüğün aracı haline getirilemez.
Savunmanın susturulmasına, baskı altına alınmasına ve hedef gösterilmesine yönelik her girişim yalnızca bir avukata değil, savunma makamının tamamına yönelmiş bir saldırıdır.
İstanbul Barosu olarak; bahse konu ilanın derhal kaldırılmasını talep ediyor; meslektaşımızın yanında olduğumuzu, savunmaya yönelik bu kabul edilemez tutumun takipçisi olacağımızı, gerekli hukuki ve idari girişimlerde bulunacağımızı, avukatlık mesleğinin onurunu zedeleyen hiçbir uygulamaya sessiz kalmayacağımızı ve İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşmalarını gözlemleyeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kapısında meslektaşımızı hedef gösteren; duruşmaların saatinde başlamamasının sorumluluğunu avukatlara yükleyen keyfi duyurusunu söktük.
Avukatları hedef göstermenize izin vermeyiz!