"Los valores que admiramos: ternura, generosidad, franqueza, honestidad, comprensión y sentimiento, provocan el fracaso en nuestro sistema. Aquellos rasgos que detestamos: codicia, materialismo, mezquindad, egoísmo... son los rasgos del éxito".
"Cannery Row", John Steinbeck
Steinbeck'e göre ahlaki yozlaşmanın ve statü kaygısının hüküm sürdüğü modern toplumda birey, ötekilerin zihninde aralıksız bir gözetim altında tutulduğu hezeyanıyla kendi ontolojik özgürlüğünü felç eder. Geçmişin inatçı bağlarından kopamayan ve bir başkası tarafından sürekli görmezden gelindiği sancısıyla kıvranan bilincin asıl trajedisi, o ulaşılamaz muhatabın dünyasında muazzam bir odak noktası oluşturduğuna dair beslediği sahte yanılsamadan beslenir; oysa yozlaşmış bir düzenin ortasındaki her aktör, yalnızca kendi bencil yoksunluklarının ve ahlaki tavizlerinin labirentine hapsolmuştur. Kendi hırslarıyla ve gündelik çöküşleriyle boğuşan kitlelerin o sağır edici benmerkezciliği, dışarıdaki bir öznenin varoluşunu derinlemesine tahlil edecek hiçbir tinsel boşluk barındırmaz. Kişinin kendi değerini dışsal bir dikkatin merceğine ya da geçmişte kalan birinin o mutlak kayıtsızlığına sabitleyerek ruhunu hapsetmesi, nihayetinde insan doğasının kalabalıklar içindeki devasa yalıtılmışlığını kavrayamamasından doğan yıkıcı bir aldanıştır.
Hegel'in kölesi, kaybettiği için bilince ulaşıyordu. İnsan da böyledir; etrafını ve nesnelerini yitirdikçe kendi çıplak gerçeğine varır. Bilgelik bir biriktirme değil, bir eksilme sanatıdır. İnsan tutunduklarını bıraktığı kadar özgürleşir, yitirdiği kadar büyür.
Horatius'un söylediği ve Kant'ın en uç noktaya götürdüğü "Sapere aude (Bilmeye cesaret et)" cümlesi şöyle olmalıydı:
"Pati aude" -Acı çekmeye cesaret et-çünkü Bilmek dünyanın ve insanın hiçliğine şahit olmaktır, bu acıyı doğuran şeydir.
Bin yıllık bir öğüt:
"cor ne edito."
yüreğini kemirme.
Varoluş yüreğini kemirme sürecidir.
Kendinden kaçan bir aziz sürekli tekrarlıyordu:
"İnsan kendisinin kurdudur, kendimi kendimden korumalıyım”
Augustinus, gençliğinde tutkularının peşinden koşarken aslında hiçbir yere varamadığını fark eder.
Et factus eram ipse mihi regio egestatis
“Kendi kendimi bir çöle çevirmiştim”
"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."
Ananızı
"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."
Yakışmadı
"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardr" Yazıklar olsun
"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."
Utanıyoruz
"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."
#Amedspor
bu yıllarda ülkemizin bir yerlerinde köyler boşaltılıyor, başka bir yerlerinde faili meçhuller oluyor, bir diğer yerlerinde ise köylünün toprağına maden şirketleri ve otel zincirleri çökmeye çalışıyordu. bizim hayatımız hep aynıydı kısaca, sadece çeperi sizi de kapsadı.
Nietzsche en temel düşüncelerini yürürken keşfetmişti, Kant her gün aynı saatte yürüyüp içindeki kederi yeniyordu, Wittgenstein Norveç dağlarında yürüyüp çocukluğundan beri esiri olduğu depresyon ile savaşıyordu.
"Zihin ancak beden hareket halindeyken çiçek açar."
Ὁ νοῦς ἀνθεῖ ὅταν τὸ σῶμα κινῆται
— Aristoteles
Viste “Los Juegos del Hambre” y te pusiste del lado de la resistencia.
Viste “La guerra de las galaxias” y te pusiste del lado de la resistencias.
Viste “Matrix” y te pusiste del lado de la resistencia.
Cuando es ficción entiendes la tiranía, la opresión y el despotismo. Pero te niegas a verlo en la realidad en la que vives.
Gülistan Doku, Nadire Kadirova, Yeldana Kaharman, Rabia Naz, Narin Güran vb...
Ve daha binlerce faili meçhul...
Bu tür cinayetlerde doğrudan iktidar ihmali, koruması, karartması olduğu görülüyor.
Adaleti sağlamak asıl işi olan devletin çöktüğü yer.