Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun fikirlerini benimseyen milyonlarca vatandaşımıza yönelik aşağılayıcı ve kutuplaştırıcı ifadeler kullanan Rümeysa Eker hakkında ilgili bakanlıklara gerekli başvuruları yaptım.
Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini hedef alan bu anlayış karşısında sessiz kalmayacağız. Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. @TC_icisleri@adalet_bakanlik
Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nu yazan Prof. Dr. Muhammet Özekes:
(CHP hakkındaki butlan kararı)
-Bu karar, en hafif açıdan icra edilemez, sonucu olmayan “etkisiz hüküm” niteliğinde bir hükümdür. Şu anda uygulanıyor olması hukukî olduğunu göstermez, sadece yargı eliyle fiilî durum meydana getirilmiştir.
-Bu karar, hem tüzel kişiliğin en üst iradesini hem de onu denetleyen seçim yargısının karar ve iradesini görmezlikten gelmektedir. Bunun hukuk devleti ve hukukî güvenlikle açıklanması mümkün değildir. Bu anlayış benimsenecek olursa, geçmişten geleceğe hiçbir seçimin kesinleştiği söylenemez, görev yapan yasama ve yürütmenin meşruluğu her zaman tartışmaya açık hale gelir.
Devlet aklıymış! En ufak bir devlet ciddiyeti bırakmadılar…
İçişleri Bakanı “oralar yeniden bizim olacak, ben de Kudüs valisi olacağım” diyor!
İktidara geldikleri günden bu yana “yeni-Osmanlıcılık” peşindeler, Musul’a, Kerkük’e, Halep’e, Şam’a, Kudüs’e plaka dağıtıp duruyorlar. Hiçbir gerçekçiliği olmaması bir yana Türkiye’yi bölgede böyle resmederek, ülkemize kötülük yapıyorlar!
KEMALİZM kavramı Atatürk tarafından CHP Programına konulmuştu.
13 Mayıs 1935'te, CHP IV. Büyük Kurultayı'nda kabul edilen CHP Programı'nda, Atatürk'ün Altı İlkesi (Altı Ok), "Kemalizm Prensipleri" olarak adlandırılmıştı.
CHP 1935 Programında Kemalizm şöyle açıklanmıştı:
"Yalnız birkaç yıl için değil, geleceği de kapsayan tasarlarımızın ana hatları burada toplu olarak yazılmıştır. Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kamâlizm prensipleridir."
Programda Kemalizm'i meydana getiren Altı İlke (Altı Ok) tek tek açıklanmıştı. Buna göre Laiklik ilkesi de şöyle tanımlanmıştı:
“Parti bütün kanunların, tüzüklerin ve usullerin yapılışında ve toplanışında en son ilim ve teknik esasları ile asrın ihtiyaçlarına uyulmasını prensip olarak kabul etmiştir. Din bir vicdan işi olduğundan parti dini, dünya ve devlet işleriyle siyasadan ayrı tutmayı, ulusumuzun çağdaş medeniyet yolunda ilerlemesi için başlıca şartlardan sayar.”
Atatürk, el yazısı ile parti programını hazırlarken "Kemalizm Prensipleri"ni de tanımlamıştır.
https://t.co/W22v69gyNh
CHP’deki mutlak butlan yönetiminin görevden azlettiği Atilla Kart, 2017 referandumunda geçerli sayılan 2,5 milyon mühürsüz oyun iptaliyle ilgili yürüttüğü sürecin Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından nasıl engellendiğini anlatıyor:
"450 kilometreyi yürüyeceğine CHP Genel Merkezi’nden YSK’ya yürü, 5-6 kilometre"
@goksugoksel | @atillakart
https://t.co/3JR6XfGzLS
Eski Anayasa Mahkemesi Üyesi Haşim Kılıç Adalet Hemen Şimdi panelinde önemli bir tespit yaptı.
"Hakimlerimiz korkutuldu, işadamı korkutuldu, üniversite hocası korkutuldu, korkutulmayan alan kalmadı.
Maliye Bakanımız körfezde para gezerken biz TÜSİAD başkanını gözaltına aldık"
Duruşma saati değişir. Duruşma uzar. Keşif çıkar. Karar beklenir. Avukatlık mesleğinin bu öngörülemez akışı, çocuklu meslektaşlarımız için çok daha ağır bir yüke dönüşür.
Çocuğunu güvenle bırakacak yer bulamayan, duruşmaya yetişmeye çalışırken ebeveynlik sorumluluğunu aynı anda taşıyan meslektaşımızı görüyoruz. Bu kişisel bir sorun değil, mesleki süreklilik sorunudur. Kadın avukatın meslekte kalma sorunudur, doğrudan ekonomik güçlenme sorunudur.
Adliye içinde ya da adliyeye entegre, saatlik kullanım esasına dayalı Çocuk ve Anne Destek Merkezi için çalışma başlatıyoruz. Sertifikalı personel, pedagojik uygunluğa sahip fiziki koşullar, kayıtlı giriş çıkış sistemi ve mobil uygulamadan takip edilebilen esnek rezervasyon. Duruşmanın uzaması durumunda bakım süresini esnetecek çözümler de planın parçası. Süt odası ve emzirme alanları da eksiksiz karşılanacak.
Çocuk bakım sorunu çözülmezse avukat iş kaybeder, mesleki görünürlüğü azalır, gelir üretemez. Bunu kabul etmiyoruz.
#MustafaKöroğlu #AnkaraBarosu #GüçlüBaroGüçlüAvukat #MeslekiEgemenlik #Hukuk #Avukat
Ulaşım meselesini artık "servis var mı, yok mu" sorusuna sıkıştıramayız. Biz bundan çok daha fazlasını düşündük ve planladık.
Yeni adliye, Batı Adliyesi, cezaevi, Ulus Yerleşkesi, Sıhhiye, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi, Ankara'da mesleki hareketlilik yeniden şekilleniyor. Bu noktalar arasında güvenli, düzenli ve tamamen ücretsiz hareket edebilmek artık bir lütuf değil, mesleki bir ihtiyaç.
Metro istasyonları ile yeni adliye arasında ring hatları planlanacak. Otopark meselesi de bu planın parçası olacak; adliye çevresinde meslektaşların kullanımına uygun alanlarda anlaşmalar yapılacak. Tüm sistem Baro App ile entegre çalışacak. Servisin anlık konumunu, tahmini varış süresini, güzergâh bilgisini ve otopark doluluğunu cebinden takip edebileceksin. Sefer saatleri sabah duruşma yoğunluğu, öğle saatleri, akşam çıkışı ve yüksek yargı bağlantıları dikkate alınarak kurgulanacak.
Her gün ulaşım için harcanan para azalacak. Otopark ararken kaybedilen zaman azalacak. Duruşmaya yetişme stresi azalacak. Avukatın günü daha verimli hale gelirse mesleki üretkenliği artar, mesleki üretkenliği artarsa ekonomik gücü de artar.
Ulaşım planı da mesleki egemenliğin parçasıdır.
#MustafaKöroğlu #AnkaraBarosu #GüçlüBaroGüçlüAvukat #MeslekiEgemenlik #Hukuk #Avukat
Baro artık cebinde.
Baromuzda dijital dönüşüm dönemi başlıyor! Web sitemiz ve Baronet tamamen yenilenerek kesintisiz çalışan tek bir ekosisteme dönüşüyor. Bu ekosisteme Baro mobil uygulaması da ekleniyor.
"Önce omurga, sonra modüller" mantığıyla faz faz hayata geçireceğimiz bu projeyle; mevzuat, etkinlik ve ödeme takibinden, Adli Yardım süreçlerine kadar tüm süreçler anlık olarak cebe taşınıyor. Zaman hedefli talep-şikâyet takibi, chatbot desteği, Avukat Hakları Merkezi’ne tek tuşla erişim, tamamen dijitalleşen belge ve komisyon süreçleri, servis konumu, otopark doluluk oranı, hâkim mazeret listesi gibi canlı takip mekanizmalarıyla meslek hayatınız kolaylaşıyor. Eğitim sertifikaları, kariyer modülü, anlaşmalı kurum indirimleri, adliye haritası ve yerleşke rezervasyonları gibi zengin özelliklerin yanı sıra; ilerleyen fazlarda eklenecek dijital takvim, yapay zekâ asistanı, hukuki hesaplama araçları ve forum alanıyla baromuz geleceğin avukatlık deneyimini bugünden inşa ediyor.
Dijital dönüşüm bizim için teknolojik bir vitrin meselesi değil. Avukatın zamanını, kaynağını ve işlem maliyetini koruma meselesi. Çünkü bir avukat için zaman, doğrudan ekonomik değerdir. Adliyede, ofiste, dosya başında, müvekkil görüşmesinde kullanabileceğin zamanı bürokratik takiplerle harcıyorsan bu sadece zaman kaybı değil, ekonomik kayıptır.
Baro erişilebilir oldukça meslektaş yalnız kalmaz. Baro ne kadar hızlı çalışırsa, meslektaşın yükü o kadar azalır.
Baronun kurumsal egemenliğini meslektaşımızın günlük hayatına aktarmanın zamanı geldi.
#MustafaKöroğlu #AnkaraBarosu #GüçlüBaroGüçlüAvukat #MeslekiEgemenlik #Hukuk #Avukat
Teknolojik dönüşümün getirdiği yeni nesil uyuşmazlıklar ve yenilikçi hukuk alanları, mesleğimizin geleceğini şekillendiriyor. Bu süreçte çağın getirdiği dönüşümü yakalamak ve yeni hukuki normların inşasında öncü rol oynamak zorundayız
Dijital çağın uyuşmazlıklarını ve yenilikçi hukuk alanlarını başka kurumların tekeline bırakamayız.
Bugün bir markanın, bir şirketin, bir girişimin en önemli varlıklarından biri dijital kimliğidir. .tr uzantılı alan adlarına yönelik yeni sistemin kötüye kullanımından doğan uyuşmazlıklar mahkemeye gitmeden, daha hızlı ve daha düşük maliyetle çözülebiliyor. Türkiye'de bu yetkiye sahip kurum sayısı oldukça sınırlı ve henüz hiçbir baro bu alanda rol almamış.
Ankara Barosu bu alanda öncü olmak için çalışmayı başlatıyor. Gerekli faaliyet belgesini alarak resmi çözüm merkezi haline geleceğiz. Bilişim, fikri mülkiyet, marka ve ticaret hukuku alanlarına yönelen meslektaşlarımıza hakemlik ve danışmanlık bazlı yeni bir uzmanlık ve gelir ekosistemi açılacak. Hakem havuzları, sertifika programları, dijital başvuru süreçleri ve şeffaf ücret tarifeleriyle meslektaşı geleceğin hukuk dünyasına hazırlayacağız.
Dört yıl önce bu vizyonu konuşabilecek kurumsal zemine sahip değildik. Bugün sahibiz.
#MustafaKöroğlu #AnkaraBarosu #GüçlüBaroGüçlüAvukat #MeslekiEgemenlik #Hukuk #Avukat
Bir baronun gücü yalnızca üye sayısıyla görünmez. Yıllarını savunmaya vermiş meslektaşlarına nasıl sahip çıktığıyla görünür.
Sağlık sorunları yaşayan, ameliyat sonrası iyileşme sürecindeki, ağır hastalıktan geçen meslektaşımız var. Hastane randevusu almakta, hastaneye gitmekte, tahlil sonuçlarını takip etmekte zorlananlar var. Bu yalnızca kıdemli meslektaşlarımızın meselesi değil. Trafik kazası geçiren genç bir meslektaşımız da aynı desteğe ihtiyaç duyabilir. Bu yalnızlığı kabul etmiyoruz.
Meslekte Vefa Projesi'ni hayata geçiriyoruz. İlk ayak olan Vefa Hattı ile hastane işlemlerinden ulaşıma, randevu takibinden refakate kadar uçtan uca organizasyon desteği sunacağız. Hem de tek bir telefonla. İkinci ayakta ise bakım kalitesi, personel niteliği ve denetim geçmişi baromuzca titizlikle değerlendirilmiş Anlaşmalı Huzurevi Ağı'nı kuruyoruz.
Mesleki egemenlik, meslek hayatının yalnızca aktif dönemlerinde değil, her evresinde avukata sahip çıkmaktır.
#MustafaKöroğlu #AnkaraBarosu #GüçlüBaroGüçlüAvukat #MeslekiEgemenlik #Hukuk #Avukat
Ankara Barosu’nun geleceğine sahip çıkmak için tüm meslektaşlarımı 10 Haziran Çarşamba günü saat 08.30-18.30 arasında Cermodern’de yapılacak olan DSA Ön Seçimi’ne davet ediyorum ☺️
Kıymetli meslektaşlarım,
Biz hazırız ve çok heyecanlıyız ☺️
Ankara Barosu'nun yarınlarına hep beraber sahip için hepinizi 10 Haziran Çarşamba günü CerModern’de yapılacak DSA Ön Seçimi'ne davet ediyorum.
Gelin, bu heyecanı birlikte yaşayalım! ☺️💜
Her zaman söylediğim gibi, jeopolitik ideolojinin üzerindedir. Hatta gerektiğinde ekonomik çıkarların da üzerindedir. Çünkü ekonomik kayıplar telafi edilebilir, ancak jeopolitik kayıpların bedeli vatan toprağı, egemenlik ve bağımsızlıktır.
Türkiye 1952’de NATO’ya katıldıktan sonra kendi jeopolitik önceliklerini büyük ölçüde NATO’nun, dolayısıyla kolektif Batı’nın jeopolitik öncelikleriyle uyumlu hale getirmiştir. Günümüzde buna İsrail’in bölgesel hedeflerini de eklediğimizde ortaya çıkan karmaşık tablo daha net görülmektedir.
Bugün Rusya-Ukrayna Savaşı ve İran-İsrail-ABD ekseninde yaşanan gelişmeler, küresel güç dengesindeki değişimi açık biçimde ortaya koymuştur. Amerikan hegemonyası gerilemektedir. Washington’un karar alma süreçleri üzerinde etkili olan ve ABD gücünü kendi jeopolitik hedefleri doğrultusunda kullanmaya çalışan başta İsrail olmak üzere bazı çevrelerin etkisi ise bu gerilemeyi hızlandırmaktadır.
Türkiye bundan sonra Batı’yı öncelikle ticari ve ekonomik bir ortak olarak görmelidir. Ancak Batı’nın güvenlik, savunma ve jeopolitik tercihlerini uygulayan bir aracıya, bir cephe ülkesine dönüşmemelidir.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, 1923-1938 döneminin jeopolitik ayarlarına geri dönmektir. Tam bağımsızlık, dengeli dış politika, bölgesel barış, ulusal egemenlik ve her şeyden önce Türk milletinin çıkarlarını merkeze alan bir devlet aklı esas olmalıdır.
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç: (CHP’ye verilen mutlak butlan kararı hakkında)
“Yüksek Seçim Kurulu'nun görevi, yetkisi gasp edilmiştir
Kapatılma kararından çok daha ağır bir kararla karşı karşıya kaldık.
Bundan sonra hiçbir parti güven içerisinde faaliyetlerini sürdüremeyecek"