Kendisini çok yakından tanımasam da avukatlar için yapılan birçok etkinlikte beraber görev yapmışlığımız, sohbet etmişliğimiz, rakı içmişliğimiz, arada illa bol bol su bardağında çay içmişliğimiz var.
Onunla iligli ben bile çok şey söyleyebilirim ama düşününce hepsi anlamsız geliyor.
Zihnimde yalnızca "Bu nasıl gerçek olabilir?" sorusu asılı.
Tanrı varsa bile adil olmadığı kesin. Ortalıkta sayısız hırsız, uğursuz varken...
Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama mücadeleci avukatlık çok şey kaybetti.
Güle güle Özkan Yücel.
“Gelin dağlar, taşlar, kuşlar, geyikler…
Bana yön verin, beni oğluma kavuşturun.”
— Emine Ocak
Cumartesi Anneleri’ni anlatan Boran belgeselinde böyle seslenmişti Emine Anne.
Oğluna kavuşma umuduyla yıllarca direndi.
Şimdi, bir anne daha evladına hasret göçtü bu dünyadan…
Bahanesiyle mi? Hep Anayasa Mahkemesi kararına uyulmuyor diye haber yapmıyor musunuz? Aylar önce verilen AYM kararı uyarınca suç olmaktan çıkarılan bir kanun hükmüne dayanarak hapiste mi tutulsaydı insanlar? AYM kararı uygulansın ama bizim istediğimiz durumlarda mı diyorsunuz?
En çok resmi dili olan ülke Bolivya.
2009 Anayasası'na göre İspanyolca'nın yanı sıra 36 yerli dil daha resmi statüye sahiptir.
Hindistan: 22 resmi dil
Zimbabve: 16 resmi dil
Mali: 13 resmi dil
Güney Afrika: 12 resmi dil
Niye bu kadar çok peki?
Bölünmemek için efendim.
Birden çok resmi dil ülkeleri böler mi?
Dünyada bu uygulama bölünmeyi önlemek için yapılıyor. Devleti birden çok dil konuşuyor diye bölünen bir ülke olmadı.
Bizim gibi ülkelerde hepimiz çocuklarımızı İngilizce eğitim veren okullara sokabilmek için yarışıyoruz.
Dil korkusu çok anlamsız.
Türk de Kürt de Ermeni de... vs hepimiz çocuklarımız Galatasaray lisesine gidip Fransızca okusun ya da Robert'e gidip İngilizce okusun diye kendimizi yırtıyoruz.
Bana kalsa İngilizce'yi de resmi dil ilan ederim.
HEPİMİZ BİR BAŞKASININ ÖTEKİSİYİZ: Ötekiyle Yaşamak Sorunsalı
İnsanlar farklı olanı kabullenmekte zorlanırlar çünkü farklılık, yalnızca ötekinin değil, kendimizin de sorgulanmasını zorunlu kılar. Ama bu zorluk aynı zamanda büyümenin, toplumsallaşmanın ve gerçek özgürleşmenin yoludur.
Demokrasi, sadece çoğunluğun iradesi değil; aynı zamanda azınlığın, “farklı olanın” güven içinde var olabilmesi demektir. Bir toplum, farklıya gösterdiği saygı kadar olgundur. Olgunlaştığu çlçüde demokrat olmaya yakındır.
Belki de mesele, “öteki”ni kabul etmek değil; HEPİMİZİN BİR BAŞKASININ ÖTEKİSİ OLDUĞUNU fark etmektir.
Svetlana Alexiyeviç:
"Bize kimse özgürlüğü öğretmemişti. Özgürlük adına ölmeyi öğretmişlerdi."
Buna bir cümle daha ekleyelim:
"Bize vatan uğruna ölmeyi öğrettiler ama onu yüceltmek için ne yapmamız gerektiğini hiç öğretmediler. Öldük, öldürdük; çok az şey değişti...
İsrail tarafından sınırdışı edilen Greta Thunberg, Paris’e döndü:
“Uluslararası sularda İsrail tarafından yasadışı bir şekilde saldırıya uğradık ve kaçırıldık.
Bunlar Filistin'de, özellikle de Gazze’de insanların yaşadıklarının yanında kesinlikle hiçbir şey.
(Gözaltı görüntüleri) Muhtemelen bir sürü PR görüntüsü yayınlamışlardır. Hiçbirini görmedim.
Orada kalanlar için endişeliyim. Onları göremedim, hoşça kalın diyemedim.
Avrupa sessiz kalarak İsrail'in eylemlerine ortak oluyor, ama en mühimi de soykırıma ortak oluyorlar.“
Büyük Gazeteci KÜRD Aydını Mehmet Ali Birand, öngörüde bulunduğu ropörtajı
“Dünya değişir ve değişen dünya içinde roller değişir Öcalan günün birinde Türkiye’de meclise girebilir”
Sırrı Süreyya Önder’e Veda…
Sevgili Sırrı, çok sevdiğini bildiğim ortak bir dostumuzla yemekteyken aldım haberini. Hastaneye geldiğimde ameliyata girmiştin. O an hiçbirimiz bilmiyorduk o hoşgörülü, karıncayı bile incitmez Sırrı’nın bütün dertleri, hayal kırıklıklarını , öfkesini bu derece yoğun yüreğine gömdüğünü. Biliyorduk ama koskoca aortunu boydan boya yırtacak kadar olduğunu kestirememiştik.
Ameliyat uzadıkça umudum/uz artmıştı. O elleri öpülesi meslektaşlarım tamir edebiliyorlardı demek ki. Bernard Malamut’un Tamirci romanında Tamirci diyor ki: ‘Ben devrimci değilim. Ben deneyimsiz bir adamım. Böyle şeylerden anlamam ki. Ben bir tamirciyim. Kırılan ne varsa tamir ederim -yürek dışında.”
Evet sevgili Sırrı’cığım bu coğrafyada kırılan, örselenen yürekler de tamir edilemiyor öyle kolay…
Biliyorsun Gezi döneminde bir sözünden ötürü gönül koymuştum sana. Bu gönül koyma senin bir yönünü daha keşfetmeme vesile olmuştu. Karşılaştığımızda ‘Küstüysen küstüm böreği yapayım’ diyerek başladığın cümlenle bırak gönül koymayı kahkahalar eşliğinde gönlümü almıştın bir kez daha.
Sevgili Sırrı gidişinin ardından adı her geçtiğinde gözlerini parlatan Ceren”in acısının büyüklüğüyle yarışır bir vakurlukla, söylenebilecek her şeyi eksiksiz söyledi. Gözyaşlarıyla dinledim canım Ceren’i.
Söz anlamsız artık. Barış insanıydın ve gönül adamıydın Sırrı. Bu coğrafyaya barışı getirenlerden biri olacak ve sonsuza kadar gönüllerde yaşayacaksın.
Hoşçakal güzel dost, gönül insanı Sırrı Süreyya Önder…