İşte bu çok çirkin bir konuşma. Konuşmanın içerisinde sürekli “bu çocuklara sahip çıkacağız. Bu çocuklar bizi buralara getirdi” vurgusu; sanki kendilerinin hiçbir kabahati yokmuş da milli takımdan ibaret bir problem varmış intibası uyandırmaya çalışmanın bir metodudur. Yanlışınız var başkan; mesele şu:
Milli takımın bir sistemi yok. Sadece “şapkadan tavşan çıkarabilecek” futbolcuları var. Avrupa şampiyonasında da böyleydi. Arda’nın ve Hakan’ın attığı goller, Mert’in Avusturya’ya karşı kurtardığı şut, Merih’in ve Samet’in kornerde yaptığı çıkışlar… Aynıları bu turnuvada da vardı ama “günlerinde” olmadıkları için olmadı.
YANİ, ORTADA BİR SİSTEM YOKTU! BİREYSEL PERFORMANSLAR VARDI! Montella’nın oyuna müdahalesiyle değişen bir skor/oyun hatırlayan var mı? Sizin hatanız; Montella’nın herhangi bir katkısının olmadığını “göremiyor”(!) olmanız.
Montella’nın arka planda çalıştığı menajerin, bahis soruşturmasında hali hazırda “firari” olması hakkında da söyleyeceğiniz birkaç kelâm var mıdır? Oyuncu tercihlerinin bu firari menajerle bağı var mıdır mesela? Bununla ilgili de Sayın Bakanımıza söyleyecekleriniz var mıdır mesela?!
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, istifadan bahsetmedi, Montella ile devam etmek istediğini söyledi:
İki gündür hoca isimleri yazıyorlar. Biz yolda yürüdüklerimizi, yolda bulduklarımızla asla değişmiyoruz.
Maçtan sonra, TFF Başkanımızdan ilk açıklama; “Mesuliyeti alıyorum ve ekibimle istifa ediyorum.” olmayacak tabii. En fazla şu olabilir; “Öncelikle; Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. Allah; benim ömründen alsın, ona versin.”
“Futbol ömrünüz” ne kadar olacak? Bakacağız…
Sen büyük bir namussuz olduğun için; hayatı boyunca ve sonrasında kimsenin tek kötü laf etmediği bir “adamla” ilgili bu paylaşımı yapabiliyorsun. Ne Trabzon’a yakışıyorsun; ne de insanlığa… Bu paylaşımı yapabilecek kadar yürekliysen(!) adını-soyadını da paylaş; neredeysen gelip seni alayım şerefsiz köpek. Senin gibi yaratıklara hukuk çemberinde cevap verilmez.
Yargı, “demoklesin kılıcı” gibi tepende. Aba altından sopa gösterir biçimde seni kıskaca alan bir futbol cemiyeti(!) var. Senin takımınla; “kedinin fareyle oynadığı gibi(!)” oynarlarken, sen “başımdaki dosyalardan korkuyorum” diyemiyorsun da “sahanın içerisinde kalacağız” mavraları anlatıyorsun. Peki “sahanın içi” ne alemde? “Sosyal medya popülizmi ile kazandığın(!)” için, o popülizme kapılarak öyle “dokunuşlar” yaptın ki insanların saha dışı operasyonlara konuşacak yüzü kalmadı. Peki; gelirler? Onları da 2030’lara kadar temlik ettin; harcadın. Ben şimdi yalnızca bir futbol izleyicisi olarak soruyorum; senin katkın ne oldu? Oy verenlere de soruyorum; bu tercihiniz, sizi hangi konuda önceki tercihinizden daha iyi hissettiriyor?
Türkiye Günlüğü Dergisi’nin, Konur Sokak’taki (Kızılay) adresinde; İlber Hoca’nın, rahmetli amcam ve dergide misafir bulunanlarla cemaat olup, namaz kıldıklarına şahit olmuştum.
Ancak, bunun bizler açısından hiçbir ehemmiyeti yok. Herkes kendi “samimiyetine” odaklanmalı. Erhan Hoca da yalnızca doğru bilinen yanlışı düzeltmek amacıyla bunu söylemiş olsa gerek…
Unutmayalım: samimi bir Müslüman olduğu düşünüldüğü için değil; ilim adamı sıfatını haiz olduğu için Fatih Camii haziresine defnedildi.
Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
İlber Ortaylı hocamız samimi bir Müslümandı, fakat bunu birilerine göstermekten hassaten ictinab ederdi.
Hocamız, Topkapı Sarayı Müzesi'nde ilginç bir âdet başlattı.
Ramazan'da Topkapı Sarayı’nda görev yapmış ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için hatim okuttu.
Müdür olduğunda başlattığı bu âdedi sonraki yıllarda da devam ettirdi. Her Cuma muhakkak ağalar ve cariyeler için hayır yapar, Kur’an okur ve okuturdu.
Bunu özellikle Osmanlı teşrifatına uygun bir şekilde Hırka-i Saadet ziyaretlerinden sonra yaptırırdı. Hatim duasına davet edilenler arasında muhakkak Saray’ın o dönemdeki “çalışanları da” bulunurdu.
Topkapı Sarayı Müzesi müdürü olduğu 2005 yılı Ramazan’ın da ağalar ve cariyeler için hatim indirttiği gibi kendisi de 50 Yasin-i Şerif adamış.
Fotoğraftaki listeyi bizzat İlber Hocamız, Murat Bey’e bir hatıra olarak vermiş. Listede kimler için dua edildiği yazıyor. İlber hocamız bizzat kendisi “50 Yasin-i Şerif adadım” yazmış.
Türkiye Futbol Federasyonu, taahhüt ettiği hangi konuyu takip edecek?
TFF sezon sonunda, tüm hakemleri toplayıp; “söyledikleri avukata vekalet vermeleri” gerektiği ve hakaret suçlarına ilişkin takibin artık Federasyon tarafından takip edileceğini, “hakemlerin bu konuyu kazanç kapısı haline getirmelerinin engelleneceğini” taahhüt etmişti.
Atilla Karaoğlan vekili tarafından aşağıda gördüğünüz tazminat davasının açılış tarihi; 15 Ocak 2026.
Atilla Karaoğlan, Federasyon’un belirlediği avukata vekalet vermediği gibi “2020 tarihinde” işlenen suça ilişkin açtığı tazminat davasından 65.000 TL talep ediyor.
Davalı, Karaoğlan’ın vekilini aradığında ise “davanın 200.000 TL civarı bir maliyetle sonuçlanacağını, 100.000 TL verirse davayı çekebilecekleri” söyleniyor.
Atilla Karaoğlan ve vekilinin talepleri benim gündemimde değil. Ancak Federasyon’a soruyorum; ekranlarda “bu dosyaların kazanç kapısı haline getirilmesini engelleyeceğinizi” söyleyip, bu taahhüdünüzü takip etmemiş olmanız, “sözünüze itimat edilmesini engelleyen” kaçıncı meselenizdir?
Türkiye Futbol Federasyonu, taahhüt ettiği hangi konuyu takip edecek?
TFF sezon sonunda, tüm hakemleri toplayıp; “söyledikleri avukata vekalet vermeleri” gerektiği ve hakaret suçlarına ilişkin takibin artık Federasyon tarafından takip edileceğini, “hakemlerin bu konuyu kazanç kapısı haline getirmelerinin engelleneceğini” taahhüt etmişti.
Atilla Karaoğlan vekili tarafından aşağıda gördüğünüz tazminat davasının açılış tarihi; 15 Ocak 2026.
Atilla Karaoğlan, Federasyon’un belirlediği avukata vekalet vermediği gibi “2020 tarihinde” işlenen suça ilişkin açtığı tazminat davasından 65.000 TL talep ediyor.
Davalı, Karaoğlan’ın vekilini aradığında ise “davanın 200.000 TL civarı bir maliyetle sonuçlanacağını, 100.000 TL verirse davayı çekebilecekleri” söyleniyor.
Atilla Karaoğlan ve vekilinin talepleri benim gündemimde değil. Ancak Federasyon’a soruyorum; ekranlarda “bu dosyaların kazanç kapısı haline getirilmesini engelleyeceğinizi” söyleyip, bu taahhüdünüzü takip etmemiş olmanız, “sözünüze itimat edilmesini engelleyen” kaçıncı meselenizdir?
HSK’nın “sosyal medya kullanımına” ilişkin olarak hakim ve savcılara ilişkin çizdiği sınır; takdire şayan. Hakim ve savcıların; sosyal medyada, kendilerini izah edemeyecek kadar bir dar alanda, konunun uzmanı olmayan vatandaşın karşısında “dokunulabilir” olmalarının da engellenmiş olmasını kıymetli buluyorum. Bu etik kararının, diğer kamu personellerinin bağlı bulunduğu kamu kurumları açısından da örnek alınması gerektiği kanaatindeyim.
https://t.co/zFr3CYfWzQ
A Millî Takımımızda 8, toplamda 76 kez Ay-Yıldızlı formayı gururla giyen, 2022 yılında elim bir kaza sonucu kaybettiğimiz Ahmet Çalık’ı vefatının 4. yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyoruz.
Unutmadık, unutmayacağız.
“Belgeli Yorum” diye sözde program yapıp tek bir belge dahi sunamayan Erk Acarer itine, Türk Milleti’nin bilgisinde mesajımdır;
https://t.co/cvVE3pNO1O