Uzun bir sessizlikten sonra, hafızanın izinde yeniden buradayım.
Kayıpların, direnişin ve unutturulmak istenenlerin hikâyelerini yazmaya devam…
https://t.co/0ie7aJWklZ
Hafız Akdemir 34 yıl önce katledildi: Yüzleşme sağlanmalı
🔴Amed’in Sûr ilçesinde 8 Haziran 1992’de Hizbullah tarafından katledilen Özgür Gündem gazetesi Amed muhabiri Hafız Akdemir cinayetiyle ilgili başlatılan soruşturmada, 8 yıl boyunca hiçbir ilerleme kaydedilmedi.
https://t.co/mFoZKybHfJ
@sewdahasar Her Kürt kadını ve Kürt kadınlarıyla dayanışma içinde olmak isteyen bütün duyarlı kadınların şikayet dilekçesi vermeleri büyük bir duyarlılık örneği olur , sizi kutluyorum Sevda arkadaş…
On yıllar boyunca inkâr edilen, dili yasaklanan, varlığı reddedilen bir halk için siyasal temsil yalnızca seçimlerden ibaret değildi. Bu temsil; görünür olmanın, sesini duyurmanın ve tarih sahnesinde var olduğunu hissettirmenin bir yoluydu. Bu yüzden Kürt toplumu, kendisini ifade eden figürlere yalnızca politik değil; tarihsel ve duygusal anlamlar da yükledi. Demirtaş tam da bu noktada farklı bir yerde durdu.
Mecit Zapsu: Selahattin Demirtaş; Bir Halkın Hafızasındaki Yeri
🔴Yıllarca birbirine yalnızca korku ve öfke üzerinden bakmaya zorlanmış toplumlarda, aynı cümlede yan yana gelebilmek bile başlı başına siyasal bir kırılmaya dönüşebilir. Demirtaş’ı farklı kılan şeylerden biri de buydu. Çatışmanın, baskının ve yoğun kutuplaşmanın ortasında bile siyasal alanı savunmaya devam etti.
Bu nedenle yalnızca bir parti lideri olarak değil, farklı toplumsal kesimlerle bağ kurabilen bir figür olarak görüldü. Türkiye’deki tartışmaların önemli bir kısmı da tam burada düğümlendi.
https://t.co/B4rbQixGSH
Toplumda etkili ve görünür konumlarda bulunan insanların kullandıkları dile daha fazla özen göstermesi gerekir. Kürt kadınlarını aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler mizah değil, ayrımcılığın yeniden üretilmesidir. Bir insanın karakteri ve değerleri, sahip olduğu servetten değil, başkalarına karşı kullandığı üsluptan anlaşılır. Kürt kadınları yüzyıllardır emekleriyle, mücadeleleriyle ve onurlu duruşlarıyla bu coğrafyanın hafızasında yer edinmiştir. Hiç kimsenin onları aşağılamaya ya da küçümsemeye hakkı yoktur.
Toplumda etkili ve görünür konumlarda bulunan insanların kullandıkları dile daha fazla özen göstermesi gerekir. Kürt kadınlarını aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler mizah değil, ayrımcılığın yeniden üretilmesidir. Bir insanın karakteri ve değerleri, sahip olduğu servetten değil, başkalarına karşı kullandığı üsluptan anlaşılır. Kürt kadınları yüzyıllardır emekleriyle, mücadeleleriyle ve onurlu duruşlarıyla bu coğrafyanın hafızasında yer edinmiştir. Hiç kimsenin onları aşağılamaya ya da küçümsemeye hakkı yoktur.
Servet, insana nezaket ve saygı kazandırmaz. Kürt kadınlarını hedef alan küçümseyici sözler, söyleyen kişinin bakış açısını ortaya koyar. Bir insanın gerçek değeri sahip olduğu sermayeyle değil, insanlara gösterdiği saygıyla ölçülür. Kürt kadınlarının onuru ve mücadelesi, hiçbir ayrımcı şakanın gölgeleyemeyeceği kadar güçlüdür.
Servet, insana nezaket ve saygı kazandırmaz. Kürt kadınlarını hedef alan küçümseyici sözler, söyleyen kişinin bakış açısını ortaya koyar. Bir insanın gerçek değeri sahip olduğu sermayeyle değil, insanlara gösterdiği saygıyla ölçülür. Kürt kadınlarının onuru ve mücadelesi, hiçbir ayrımcı şakanın gölgeleyemeyeceği kadar güçlüdür.
Servet, insana nezaket ve saygı kazandırmaz. Kürt kadınlarını hedef alan küçümseyici sözler, söyleyen kişinin bakış açısını ortaya koyar. Bir insanın gerçek değeri sahip olduğu sermayeyle değil, insanlara gösterdiği saygıyla ölçülür. Kürt kadınlarının onuru ve mücadelesi, hiçbir ayrımcı şakanın gölgeleyemeyeceği kadar güçlüdür.
Toplumda etkili ve görünür konumlarda bulunan insanların kullandıkları dile daha fazla özen göstermesi gerekir. Kürt kadınlarını aşağılayan ya da küçümseyen ifadeler mizah değil, ayrımcılığın yeniden üretilmesidir. Bir insanın karakteri ve değerleri, sahip olduğu servetten değil, başkalarına karşı kullandığı üsluptan anlaşılır. Kürt kadınları yüzyıllardır emekleriyle, mücadeleleriyle ve onurlu duruşlarıyla bu coğrafyanın hafızasında yer edinmiştir. Hiç kimsenin onları aşağılamaya ya da küçümsemeye hakkı yoktur.
Mecit Zapsu: Selahattin Demirtaş; Bir Halkın Hafızasındaki Yeri
🔴Yıllarca birbirine yalnızca korku ve öfke üzerinden bakmaya zorlanmış toplumlarda, aynı cümlede yan yana gelebilmek bile başlı başına siyasal bir kırılmaya dönüşebilir. Demirtaş’ı farklı kılan şeylerden biri de buydu. Çatışmanın, baskının ve yoğun kutuplaşmanın ortasında bile siyasal alanı savunmaya devam etti.
Bu nedenle yalnızca bir parti lideri olarak değil, farklı toplumsal kesimlerle bağ kurabilen bir figür olarak görüldü. Türkiye’deki tartışmaların önemli bir kısmı da tam burada düğümlendi.
https://t.co/B4rbQixGSH
Mecit Zapsu: Duvarların Kıramadığı Halay
🔴Bu fotoğraf 1994-1995 yıllarında Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nin 36. koğuşunda çekildi. O gün ben de aynı koğuşta bulunuyordum. Fotoğraf grup grup çekildiği için bu karede yer almıyorum. Ancak fotoğraftaki insanların tamamını tanıyorum.
Aynı duvarların arasında yaşadık, aynı havayı soluduk, aynı acılara tanıklık ettik, aynı umutları büyüttük. Aradan geçen yıllara rağmen o yüzlerin büyük çoğunluğu hafızamda hâlâ ilk günkü kadar canlı duruyor.
https://t.co/4kH3pvXjAD
Mecit Zapsu: Duvarların Kıramadığı Halay
🔴Bu fotoğraf 1994-1995 yıllarında Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nin 36. koğuşunda çekildi. O gün ben de aynı koğuşta bulunuyordum. Fotoğraf grup grup çekildiği için bu karede yer almıyorum. Ancak fotoğraftaki insanların tamamını tanıyorum.
Aynı duvarların arasında yaşadık, aynı havayı soluduk, aynı acılara tanıklık ettik, aynı umutları büyüttük. Aradan geçen yıllara rağmen o yüzlerin büyük çoğunluğu hafızamda hâlâ ilk günkü kadar canlı duruyor.
https://t.co/4kH3pvXjAD