Yüce Allah Kur’an-ı Kerim'de şöyle belirtmiştir.
İsra Süresi 81. Ayet
Ve kul câe-l-hakku ve zeheka-l-bâtıl(u), inne-l-bâtıle kâne zehûkâ(n).
"De ki: Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur."
Âl-i İmrân Suresi, 54. Ayet
Ve mekerû ve mekerallâh(u), vallâhu hayru-l-mâkirîn(e).
"Onlar tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Evet, Allah, en iyi tuzak bozucudur."
18 gün önce ele geçirilen hesabımı çok uğraşarak geri aldım.
Yazdıklarım kimleri rahatsız ediyor tahmin edebiliyorum.
Zihniyetlerini ve farklı fikirlere tahammül edemediklerini çok iyi biliyorum.
Bu kadar mı ayaklarına taş oluyorum neden korktular bu kadar?
Ama boşa uğraşmasın kimse
Tuzak kuranların planlarını etkisiz hale getiren muktedir güç Allah’tır.
Kaldığımız yerden devam.
Muz ve Devrim.
Kafese beş maymun koyarlar. Kafesin tepesinde bir demet muz vardır.
Beş maymundan hangisi muza ulaşmaya çalışırsa bütün gruba soğuk su sıkarlar. Muza ulaşmaya çalışmaktan vazgeçerler. Bir süre böyle şartlanırlar.
Daha sonra kafesteki maymunlardan biri, yeni bir maymunla değiştirilir. O da maymunluğun fıtratından muza ulaşmaya çalışır ama bu sefer diğer maymunlar su gelecek diye yeni maymunu muzdan uzak tutarlar.
Bir süre sonra “orijinal beş maymun”dan ikincisi de kafesten alınır, yerine bir başka yeni maymun konur. O da aynı şekilde muza ulaşmaya çalışır ve aynı şekilde diğer dört maymun onu muzdan uzak tutarlar.
Bu şekilde üçüncü, dördüncü ve beşinci “orijinal maymun” da kafesten çıkarılır ve üzerine bir damla su gelmemiş olan beş “yeni” maymun, bilmedikleri bir sebepten ötürü muza ulaşmaktan korkarlar.
Bir imparatorluk düşünün. Darbe ile (1909) yönetimine el konulduktan 10 sene sonra parçalanıyor. Bir Cumhuriyet kuruluyor.
İktidarı elinde tutanlar, önce farklı düşünenleri meclisten atıyor (Haziran 1923). Sonra tartışmalı mahkemelerde farklı düşünen binlerce insanı, alimi, önderi, hainlikle suçlayıp idam ediyor.
Sonra, tıpkı maymun deneyinde olduğu gibi, "suya maruz kalmış" şehirlilerde katı bir şartlanma, en ufak eleştiriye tahammülsüzlük. Mevcut düzeni adeta bir dinmiş gibi savunma...
Maymunun, muza ulaşamamasını bir devrim olarak görüp kutlaması ve kutsaması gibi...
Belki devletin ayakta kalmasına o gün, o şartlarla izin verildi (İngiliz yazışmalarında Ayasofya'nın müze olması gerektiği bile geçiyor). Belki eski etki alanına tekrar nüfuz edemeyecek bir devlet kurmamıza izin verildi sadece.
Ama yine de, o dönemki acıları sorduğunuzda; gözlerini devirip, bazen de biraz alaycı bir tebessümle "devrimler kanlı olur" diyenler olur.
Bazı marjinallerden "keşke tekrar olsa da siz kalanları da temizlesek" sözünü bile duyarsınız.
Nasıl bir devrimmiş ki, 100 yıl sonra bile kavgalı bir toplum çıkartmış ortaya? Oysa, Ahmet Yesevi'nin Anadolu'yu birleştiren öğrencileri erenler, sözle, gönüllere girerek yaptılar devrimlerini; 72 milleti huzur içinde yüzlerce yıl yaşatmak devrim değil mi? Necmettin Erbakan'ın hayalleri devrim değil mi? Recep Tayyip Erdoğan'ın, ülkenin bütün prangalarını kırması, Türkiye Yüzyılı ideali devrim değil mi?
Bu devrimler halka rağmen değil, halkla yapıldı. Halka sorarak; gönüllere girerek...
Devrim kanlı olmaz. Kanlı olursa onun adı başka bir şeydir.
Türkiye Yüzyılı'nda suyun çatallarının tekrar birleşmesi lazım.
Çocuklarımıza, Ortadoğu'nun çocuklarına, Afrika'nın çocuklarına, Dünya'nın tüm çocuklarına daha adil, daha kavgasız bir gelecek bırakmak için, bizim de geçmişe çıpa atmış kavgaları bırakmamız lazım.
Geçmişi, kimseyi hainlikle suçlamadan, kimseyi kutsallaştırmadan, hatasıyla, sevabıyla, bugünü birleştirip daha güzel bir yarını kurmak için kullanmamız lazım.
Cumhurbaşkanımızın dediği gibi:
"Bizim nazarımızda, her insan bir cihandır. Hangi kökene, hayat tarzına, kültüre, gelire, statüye sahip olursa olsun, tüm vatandaşlarımız değerlidir, hürmete ve hizmete layıktır. Kalbi Türkiye için atan herkese kapımız da gönlümüz de sonuna kadar açıktır."
Kalbi Türkiye için atan herkesle, geçmişin tozlu demir parmaklıkları arasından çıkıp yanyana yürüyeceğimiz günler temennisiyle...
Vesselam.
Tunç
İmam Hatip Lisesi mezunu Ahmet Burak Değirmenci’nin Kara Harp Okulu’nu birincilikle bitirmesi, tıpkı Kemalistler gibi Yunan gazeteci Ioannis Theodoratos’un da zoruna gitmiş.
En can alıcı nokta ise şu:
Mustafa Kemal’in, Türkiye’nin yeniden İslam’a dönmesinden ve İslam’ın Türk milletine nasıl hareket edeceğini anlatmasından korktuğunu söylüyor.
Yunan gazeteci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “TSK Peygamber Ocağı’dır” sözlerinden de rahatsız olmuş.
İşin tuhaf yanı, Kemalistler neyden rahatsız oluyorsa, Yunan gazeteci de aynı şeylerden rahatsız oluyor.
Şimdi soru şu:
Kemalistler mi Yunan, Yunanlılar mı Kemalist?
Kurtlar Vadisi’nin senaristi Raci Şaşmaz, dalga geçerdesin “Kazım Kaşifoğlu” karakterinin “hayal ürünü” olduğunu söylüyor. İfadesi konuyu aydınlatmak yerine yeni soruları gündeme getiriyor.
Raci Şaşmaz ve diğer senaristlerin ifadelerin ardından dizide Nevzat karakterini canlandıran Nevzat Yakışırboy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Kurtlar Vadisi’nin ilk dönemine ve yönetmen Osman Sınav’ın diziden ayrılış sürecine ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Osman Sınav FETÖ’cülerle aynı yolda yürümek istemedi. Ah be Osman hocam niye her şeyi anlatmadın.”
Bunun yanında gazeteci İsmail Saymaz, 12 Kasım 2011’de hayatını kaybeden Kozinoğlu hakkında, ölmeden önce dizide önce infaz emri verilen, öldükten sonra ise iğneyle hava enjekte edilerek infaz edilen Kazım Kaşifoğlu karakterini canlandıran sanatçı Sedat Savtak ile konuşmuş. “Sedat Bey, 3 bölüm oynadınız tercih edilmenizin nedeni oynadığınız Kazım Kaşifoğlu karakterinin gerçekte Kaşif Kozinoğlu ile paralelliği var mı yok mu?” sorusuna şu cevabı vermiş: “Var, zaten bu teklif bana geldiğinde iş görüşmesine gittiğimde o günlerde Kaşif Kozinoğlu’nun çeşitli itiraflarda bulunacağı iddia ediliyordu. Kaşif Kozinoğlu’nun yakalanmasından sonra bu rol bana teklif edildi ve oynadığımız rol de Kaşif Kozinoğlu’na göre uyarlanan bir roldü’ diyor. Dolayısıyla zaten bu kahraman uyarlandı. Kaşif Kozinoğlu’na göre bu rol yazıldı.”
Yani;
Kozinoğlu’nun hedef alınıp öldürülmesine kadar her aşamasında; FETÖ’nün casusu eski MİT mensubu Enver Altaylı’nın 2008 Aralık’ta FETÖ elebaşına yazdığı “etkisiz hale getirilmesi” içeren mektubundan, 2009’da sahte ihbar mektubuyla Ergenekon kapsamında takibe alınıp telefonlarının dinlenmesine, 2011’de Odatv kumpasında tutuklanıp, duruşmaya 10 gün kala öldürülmesinden, otopsi raporu dahil ölümü ile ilgili soruşturmanın FETÖ’cü savcılar eliyle kapatılmasına, ölmeden önce olduğu gibi öldükten sonra da itibarsızlaştırmaya yönelik dezenformasyon kampanya dahil her adımında FETÖ’cüler rol oynadı.
Şimdilerde Erdoğan’a diktatör diyip onu kaba nobran bulanlar 64 yıl önce bugün, bu dünyanın gelmiş geçmiş en kibar, en beyefendi siyasetçisini astılar.
Bu yüzdendir artık onların da efendilerinin de bütün yumuşamaya, kibarlığa davetleri peşinen reddediliyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin:
Çocuğa aydınlanma dediğinizde artık Osmanlı’nın o dönem veya ondan önce Selçukluların, Büyük Selçukluların, Anadolu Selçuklularının, Türk devletlerinin bir medeniyet merkezi olduğunu nasıl anlatacaksınız?
Çünkü bilinçaltına siz zaten orayı karanlık çağ olarak kodluyorsunuz.
Bunu yaptığımız zaman ondan sonra da tarihiyle, toplumuyla, medeniyetiyle barışık bir kuşak yetiştireceğiz diyemeyiz.
Çok büyük diplomasi dehası(!)
Musul’u, Kerkük’ü masada İngiliz’e bırak,
Sonra dön millete "Ama %10 petrol payı aldık" diye anlat.
Sonra onu da gidip 500 bin Sterline yine İngiliz’e geri sat.
Yani;
Toprağı ver,
Petrolü ver, üstüne bir de "kazandık" de.
Bugün de çık petrol niye pahalı diye hesap sor.
Misak-ı Milli’yi Londra’da bozduranlar,
Bugün bize vatan millet dersi veriyor.
Şaka gibi.
Doğuş Grubu en üst yöneticisi;
Duruşmada, Ekrem İmamoğlu rüşvet sistemine 190 milyon TL rüşvet verğini itiraf ettiğine göre,
Artık başka diyecek bir şey yoktur sanırım!
Bu grup Türkiye’nin en büyük bir kaç grubundan biri…
Bence artık mesele şu: “Evet biz çaldık, soyduk, rüşvet aldık fakat siz bizi yargılayamazınız. Biz kurucu partinin bilmem nesiyiz, bize kimse dokumamaz”
Yoksaki çalmadık demiyorlar zaten. Siyasi kumpas diyorlar. Böylelikle bu örgütün olayı artıı bitmiştir..
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici:
“Özel bir üniversitede LGBT bayrağını görünce ‘Herkes bayrak asabiliyor mu?’ diye sordum,
‘Asabilir’ dediler.
‘O zaman Alperen Ocakları bayrağı asalım’ deyince
‘O siyasi olur’ cevabını aldım.”
MHP Sosyal Medya Sorumlusu Hüseyin Özkan :
“İP Sözcüsü Buğra Kavuncu’ya Sorular
Kamuoyunun aydınlatılması adına yanıt bekleyen açık sorular:
1. Dayınız Enver Altaylı’nın, FETÖ elebaşına yazdığı mektuplarda merhum MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nu açıkça hedef gösterdiği dava dosyalarına yansımıştır. Kozinoğlu’nun kumpas sürecine dahil edilmesindeki bu rol hakkında ne düşünüyorsunuz?
2. Silivri’de şüpheli şekilde hayatını kaybeden Kozinoğlu’nun hedef haline getirilmesinde ailevi ve siyasi bağlarınız çerçevesinde kamuoyuna bir açıklama yapmayı düşünüyor musunuz? Dayınızın bu şüpheli ölümde nasıl bir rolü var?”
@KulteginOzkan
"Beyaz kadının çocuğunun siyah kadının oğluna üstünlüğü yoktur." diyen Peygamber-i Ekber'i (sav) Çöl Arab'ı diyerek aşağılayan, milletimizi ise Afrikalıları en şeni muamelelere maruz bırakan Avrupalı haydutların hayatını taklit etmeye zorlayan ZİHNiYETE lanet üstü nefret olsun!
"VAR'DAKİ HAKEM NE İZLİYOR?"
Sivasspor Başkanı Burak Özçoban: "VAR'daki hakem ne izliyor, maç mı izliyor? Film mi izliyor? Bize bunun bir açıklamasının yapılması lazım. Adam bariz bir şekilde eliyle topu alıyor. Yediğimiz golde faul var, Manaj’ın golünde bir şey olmamasına rağmen oyunu durduruyor. Bizim federasyonla aramızı bozmaya çalışıyorlar, bozamayacaklar. Hakemlerin arasındaki kulisler hiç bitmiyor. Gerçekten biz hakkımızı arayacağız, bunları da açıklayacağız. Görüntülerle birlikte yazılı açıklama da yapacağız. Kimse Sivasspor ile oynayamaz, kimse Sivasspor’un hakkını yiyemez. Bunu buradan açık ve net bir şekilde söylüyoruz. Bütün hakkımızı arayacağız. Artık Türk futbolunun bu hakemlerden temizlenmesi lazım. Kulüplere yazık bütün takımlarımız emek veriyor. Aşağıda işi bitiriyorlar çıkıyorlar maçlarda saçma sapan kararlar veriyorlar. Biz Sivasspor olarak hakkımızı arayacağız. Gerekli bütün mecralara gerekli bütün itirazları yapacağız bu böyle bilinsin. Kimse Sivasspor’dan büyük değildir. Taraftarımızdan da evimizdeki beraberlik için özür diliyorum."
🎥🚨 Sivasspor Başkanı Burak Özçoban'dan hakem isyanı! "Kasıt var! Adam golü vermiyor. Faulü vermiyor. Penaltıyı vermiyor. Böyle hakemlik mi olur? VAR'daki neye yarıyor? Ne izliyor? Kimse bir şeyleri boşuna yapmıyor.
İsmail Kartal’a yapılanlar ortalama türk insanının tipine, giyimine, yaşayışına karşı nasıl bir aşağılık kompleksimiz olduğunu da ortaya koydu.
Adamın rengi kavruk diye hiçbir ahlaki değeri olmayan bir hakem eskisi yüzünden “kaloriferci,maraba,hasatçı” lakapları takıldı. Öncelikle İsmail Kartal’a böyle lakaplar takan herkes orul orul orospu çocuğudur.
Adam sessiz, sakin bir hayat yaşıyor diye “çay ocağına geri dön, okey masasından geldi” dediniz. Ulan ahlaksız orospu evlatları, Fethullah’ın sohbetinden mi gelseydi yoksa her arada Alaçatı’ya karı-kız kovalamaya, uyuşturucu partilerine mi gitseydi? O zaman makul olur muydu orospu evlatları?
Zart digitale, kabız sabuncu, Murat kaşık gibi karaktersiz sürüsü, aşağılık adamlar da götüne kına yaksın. Şimdi rahat rahat komisyonculuklarını yapsınlar.
“Her taşın altında cemaat var. Nazlı Ilıcak gibilerin aklında da, her taşın altında olduğu gibi FETÖ var.
Belediye yolsuzlukları yapıldığında İçişleri Bakanı kimdi? Ali Yerlikaya. Tek bir paylaşımını gördünüz mü? Görmezsiniz.
Enver Altaylı, Kaşif Kozinoğlu'nun MİT'te üst düzeye yükselmesinin çok ciddi sonuçları olacağını bildiriyor ve etkisiz hale getirilmesini istiyor. Peki bu adam suikaste kurban gitti mi? Evet.
Naziler neyse Netanyahu İsrail odur. Netanyahu neyse FETÖ de odur. Çünkü hepsinin beslenme kaynağı yalan, dezenformasyon ve kumpastır. “