Amedspor formasını giymek suç değildir. Bir kadının kadın kimliği ve taşıdığı forma üzerinden hedef gösterilmesi kabul edilemez. Barışın konuşulduğu bir ülkede ırkçılığa, faşizme ve nefret siyasetine geçit verilmemelidir.
AKP’nin yanına düşmemek için Hayır” demek, sizi otomatik olarak doğru yerde konumlandırmıyor maalesef. Nitekim bu tutum, barış karşıtı ve ırkçı söylemlerden beslenen İYİ Parti’nin yanına düşürebiliyor.
Mesele saf tutmak değil, ilke tutmaktır; mesele neye karşı neyi savunduğundur.
AİHM kararlarının derhal uygulanması, devam eden hak ihlallerinin sonlandırılması ve hukukun üstünlüğü ilkesine uygun hareket edilmesi çağrısında bulunuyoruz. Hukuk devletinin gereği, bağlayıcı mahkeme kararlarının hiçbir ayrım gözetilmeksizin uygulanmasıdır.
Rahmi Koç’un Kürt kadınlarını hedef alan ayrımcı söylemi, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek kadar sorunlu; eşitlik ilkesini, insan onurunu ve ayrımcılık yasağını zedeleyen bir zihniyetin yansımasıdır. Anadilde sağlık hizmetine erişemediği için hak ihlallerine maruz kalan Kürt kadınlarını mizah konusu yapmak değil, bu yapısal ayrımcılığı ortadan kaldırmak gerekir. Ayrımcılığı normalleştiren dili reddediyoruz. Rahmi Koç’ un fıkra adı altında yaptığı bu açıklamayı şiddetle kınıyorum. #AyrımcılığaHayır
Haliliye’de yaşanan kolluk şiddetine hem de adliye içerisinde gerçekleştiği belirtilen ve baromuz avukatları tarafından tutanak altına alınan işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin suç duyurusunda bulunacağımızı, sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz
SAVUNMA HAKKINA YÖNELEN ANLAYIŞIN KARŞISINDAYIZ !
Türkiye’de uzun süredir adalet duygusu ağır bir yara almış durumdadır. Özellikle Kürtler başta olmak üzere muhalifler, ekolojistler, kadınlar ve emekçiler söz konusu olduğunda yargının tarafsız ve bağımsız davranmadığı; aksine siyasal saiklerle hareket ettiği pratikler her geçen gün daha da artmaktadır. Hukukun evrensel ilkeleri yerine güvenlikçi politikaların, temel hak ve özgürlükler yerine cezalandırma refleksinin esas alındığı bir yargı pratiği ile karşı karşıyayız.
Bizler; Hapishanelerinde tecriti derinleştiren, hukuku askıya alan hiçbir düzenlemeye boyun eğmeyeceğiz; hukuk devleti ilkesini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Adalet makamı, siyasal hesapların değil hukukun gereğini yapmakla yükümlüdür. Aksi yöndeki her adımın karşısında duracağımızı kamuoyuna ilan ederiz.
Açıklamamızın tamamı için ; ⤵️
https://t.co/Y6REnJOUru
Kobanê Sınır Kapısı derhal açılmalı, 25 TIR'lık insani yardım Kobanê'ye geçmelidir. Bu engelleme sürdükçe ortaya çıkacak sonuçların sorumluluğu, bu kararı alanlara aittir. Kamuoyunu bu hukuksuzluğa karşı ses çıkarmaya, yetkilileri ise derhal bu engellemeye son vermeye çağırıyoruz.
Kobanê’de yaşananlar ne bir doğal felaket ne de kaçınılmaz bir sonuçtur; sivil halkın kuşatma yoluyla yaşamdan koparılmasıdır. Bu sessizlik, sivillerin açlık, soğuk ve yoksunlukla ölüme terk edilmesini fiilen normalleştirmektedir. Acil insani yardım koridorlarının açılması, temel yaşam ihtiyaçlarına erişimin sağlanması ve sivillerin korunması ertelenemez bir insani sorumluluktur. Urfa Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak, Rojava ve Kobanê’de insan onurunu hedef alan bu insanlık dışı uygulamalara karşı suskunluğun kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
KAMUOYUNA DUYURU
Özgürlük için Hukukçular Derneği Urfa Şubesi olarak, Şanlıurfa Valiliği tarafından il genelinde tüm eylem ve etkinlikleri kapsayacak şekilde alınan yasaklama kararının; Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere açıkça aykırı olması nedeniyle iptali, yürütmenin durdurulması ve somut norm denetimi talebiyle dava açtığımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
Genel ve ölçüsüz bu yasaklama kararı, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı'nın keyfi biçimde ortadan kaldırılmasıdır ve kabul edilemez.
Ayrıca Şanlıurfa Merkez, Viranşehir ve Suruç'ta gözaltına alınan yurttaşların kolluk tarafından uğradıkları İşkence ve Kötü Muameleler de tutanaklar altına alınmış olup sorumluların tespiti ve cezalandırılması için tarafımızca suç duyurusunda bulunulmuştur.
ÖHD Urfa Şubesi olarak, temel hak ihlallerine ve işkenceye karşı hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ederiz.
ÖHD Urfa Şubesi olarak; İHD Urfa Şubesi ve Urfa Barosu ile birlikte, işkence ve kötü muamele iddiaları ile tüm hak ihlallerinin etkin biçimde soruşturulması, gözaltılar ve tutuklamaların derhal sonlandırılması, Urfa Valiliği yasaklama kararının iptalini ve demokratik haklara yönelik baskıların durdurulması gerektiğini kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Urfa Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak; 10 Mart mutabakatının ihlal edilmesini ve yerleşim yerlerinde sivilleri hedef alan saldırıları şiddetle kınıyoruz. Başta mutabakatın garantörü olan ülkeler olmak üzere tüm uluslararası aktörleri, saldırıları derhal durdurmaya ve sivillerin korunmasını sağlayacak somut adımlar atmaya çağırıyoruz.
Sivillerin yaşam hakkı pazarlık konusu değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.