Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu, deprem bölgelerine gerçekleştireceği ziyaretler kapsamında yol güzergahı üzerinde bulunan Kayseri İl Başkanlığımıza uğrayarak bir çay molası vermiştir.
Kendisine bu nazik ziyareti için teşekkür ediyoruz, #anahtarparti#yavuzağıralioglu
Kayseri Mobilya Fuarı’nda İl yönetimimiz, Melikgazi, Kocasinan ve Talas ilçe başkanlarımız ile tüm teşkilatımızla birlikte tam kadro sahadaydık.
Şehrimizin üretim gücünü, alın terini ve ihracat lokomotifini temsil eden mobilyacı esnafımızı ve üreticilerimizi stantlarında ziyaret ettik. Sektörün taleplerini dinleyip, çözümlerimiz üzerine istişarelerde bulunduk.
Kayseri’mizin ekonomisine değer katan tüm üreticilerimize, esnaflarımıza ve fuarda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, bereketli kazançlar diliyoruz. Şehrimizin sanayisi ve ticareti için her daim sahada olmaya devam edeceğiz.
#AnahtarParti #Kayseri #KMFA #İbrahimKılıç #KayseriMobilyaFuarı
TUZ KOKTUYSA, YARAYA TUZ BASMANIN VAKTİDİR!
Rektör oluyor; eşi, kızı, kardeşi, yeğeni derken üniversiteyi aile şirketine çeviriyor.
Bakan oluyor; özel kalem, istisnai kadro, müdürlük derken devlet kadrosunu akraba kontenjanı sanıyor.
Belediye başkanı oluyor; damada ihale, yeğene kadro, eşe dosta kaynak buluyor.
Daha yirmili yaşlarında, yılların tecrübesini isteyen devlet makamlarına oturanlar çıkıyor; kırk yıllık liyakat kapının önünde bekliyor.
Peki bunun adı ne?
Ahlaksızlık mı? Edepsizlik mi? Kul hakkı mı? Nepotizm mi? Cezasızlığın verdiği pervasızlık mı? Yoksa “Herkes yapıyor, ben neden yapmayayım?” çürümesi mi?
Belki hepsinden biraz. Ama toplamının adı daha ağır:
DEVLET AHLAKININ ÇÜRÜMESİ.
Üstelik mesele sadece kayırılan birkaç kişinin maaşı değildir.
Kızını kayıran rektör, kızının diplomasını aldığı üniversitenin itibarını da harcar.
Akrabasını müdür yapan bakan, kendi torunlarının yaşayacağı devletin kolonundan taş söker.
Damadına ihale veren belediye başkanı, belediyenin kasasından önce milletin adalet duygusunu boşaltır.
Ve kayırılan da aslında kazanmaz. Ne kadar başarılı olursa olsun arkasından hep aynı soru gelir:
“Kendi hakkıyla mı geldi, yoksa kimin yakını?”
En ağır bedeli ise liyakatli genç öder. Çalışır, okur, bekler; sonra görür ki yarışın adı sınav, sonucu soyadı olmuş. Ya küser ya gider.
Bavula konulan yalnızca birkaç gömlek değildir; ülkenin yetiştirdiği akıl, emek ve gelecek de gider.
Yıllarca kul hakkı, adalet, ehliyet, liyakat, yetim hakkı, beytülmal dedik. Şimdi bu sözlerin imtihan zamanıdır.
Allah'tan korkmayanın Cumhurbaşkanından korkmasını bekleyerek devlet yönetilemez. Devlet, kişiden korkuyla değil; hukuk, ahlak ve hesap verebilirlikle ayakta kalır.
İktidarın da kaybedecek vakti yoktur. Kendi siyasi ve ahlaki iddiasını korumak istiyorsa arınmayı başkasından değil, kendi mahallesinden başlatmalıdır.
Çürüyen duvarın üzeri boyanmaz.
Yara iltihaplanmışsa üzeri örtülmez.
Tuz yaraya basılır. Can yakar ama temizler.
Türkiye'nin bugün ihtiyacı da budur:
Akrabaya değil ehliyete,
sadakate değil liyakate,
yakınlığa değil hakka,
cezasızlığa değil hesaba dönmek.
Çünkü kısa vadede aile kazanabilir.
Ama devlet kaybederse sonunda o aile de kaybeder.
Ve unutmayalım:
Tuz yarayı yakar; fakat asıl felaket tuzun da kokmasıdır.
Sayın Cumhurbaşkanı memleketteki her haber kötü değil!
Bir müjde size: Anahtar Parti var.
Vatansız, bayraksız değil.
86 milyona “ailem” diyerek Türk milletinin hizmetine talibiz...
400 bin atanamayan öğretmen…
17,5 milyon emekli…
Yurdu terk etmek zorunda kalan gençler…
Çöpten ekmek toplamak zorunda kalan anneler…
Sandık müşahitlerimiz onlar.
Göreceğiz sizi sandıklarda!
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin kontrolsüzlüğünü fırsata çevirenler…
Fakirin, fukaranın alın terine göz dikenler…
Kim olursa olsun milletin hakkının hesabını verecek.
Sözümüz net: Dolandırılan milletin hakkını sonuna kadar soracağız.
Sözün kısası makbuldür.
Ama kim olduğumuzu, nerede durduğumuzu, neyin mücadelesini verdiğimizi hâlâ anlamayanlara derdimizi bazen uzun uzun anlatmak gerekiyor.
Biz sözümüzü söyledik.
Sözümüz de, mücadelemiz de milletin vicdanına emanet.
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu, Çankırı programı kapsamında şehir merkezinde esnafımızı ziyaret ederek hemşehrilerimizin talep ve beklentilerini dinledi.
Esnafımız dertli, vatandaşlarımız şikâyetçi… Geçim sıkıntısının yanı sıra siyasetin kirlenmesine, liyakatin geri plana itilmesine ve makamların itibarsızlaştırılmasına da tepki var. Genel Başkanımız ise şöyle seslendi: “Makamları kokuttular, liyakati unuttular. Tuzlayacağız hepsini hem de Çankırı tuzuyla…”
Program kapsamında Genel Başkanımızın katılımıyla Çankırı İl Başkanlığımızın açılışını da gerçekleştirdik.
Merkez Hakem Kurulu soruşturmasında beş ismin tutuklanması, sadece futbolumuzun değil, memleketimizin hâlini gösteren bir fotoğraftır.
Hakem atamalarında liyakatin bir kenara bırakıldığı; insanların kişisel notlarla, fişlemelerle, keyfî listelerle tasnif edildiği, bazılarının önünün kesilip bazılarının önünün açıldığı iddiaları var.
Biz bu düzeni tanıyoruz.
Adamına göre hakem…
Adamına göre kadro…
Adamına göre makam…
Adamına göre adalet…
Memleketin hangi kapısını çalsanız karşınıza çıkan hastalık, şimdi futbol sahasına kadar inmiştir.
Liyakatin yerini sadakatin, hakkın yerini hatırın, kuralın yerini keyfîliğin aldığı bir düzen, eninde sonunda her kurumu bozar.
Devlet, kendisine yakın olanı kayırıp uzak olanı elediği gün vatandaşın adalet duygusunu yaralar. Adalet terazisi herkesi eşit tartmadığı zaman ne sahada güven kalır ne sokakta.
Türkiye’nin derdi kader değildir.
Türkiye’nin derdi yönetimdir.
Liyakatin esas olduğu, kayırmacılığın ayıp sayıldığı; hakkı olanın kimseyi aramak, kimseye minnet etmek zorunda kalmadığı bir düzen kurmak zorundayız.
Futbol da böyle düzelir, devlet de böyle güçlenir, milletin adalete güveni de böyle yeniden tesis edilir.
Daha iyisi mümkündür.
Memleketi büyütmek, refah seviyesini artırmak,
kısaca çalışmak için değil de kendi eş, dost, akraba, ak partili vasıflı vasıfsız herkesi Devlet Kadrolarına doldurmak amacı olanlardan
hala bu Millet ne bekliyorlar.
Artık görün bunları..🇹🇷🗝️🇹🇷
#YavuzAğıralioğlu
Sn. Fatma Betül’ün bakanlığı döneminde, yani 776 günde toplam 60 özel kalemi değişmiş.
“Ne var bunda?” demeyin. Çünkü özel kalem müdürlükleri istisnai memuriyet kadrolarıdır. Bu uyum sağlanamamış değiştirilmiş olayı değil....
Bu gerçeğe kapı aramalı ve son on yılda kaç kişi istisnai kadrodan memur atandıysa açıklanmalıdır. Gerçekten milyonlarca gencin hakkı olan bu hususta daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var.
Yüzlerce öğrencim memur olabilmek için sınav stresi altında yıllarını veriyor. Milyonlarca genç KPSS’ye hazırlanıyor; bir o kadarı da eğitimde ve istihdamda yer bulamadığı için “NEET gençlik” dediğimiz kitlenin içinde umutsuzca bekliyor.
Araştırdıkça daha neler çıkacak, kim bilir...
Vah ki ne vah!
Nerede kul hakkı, emek, liyakat, ahlak.
Yazık...
Çankırı’da buluşuyoruz…
Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu, 4 Ekim 2026 Pazar günü Çankırı’da hemşehrilerimizle bir araya geliyor.
Çarşı, pazarda esnafımızın kapısını çalacak; hemşehrilerimizin sesini, şehrimizin beklentilerini dinleyecek ve Türkiye’nin yarınlarını konuşacağız.
Ilgaz Dağı’nın eteklerinde, sonbaharın ayazına “Daha iyisi mümkün” diyen bir inanç ve umut sıcaklığı katacağız.
İl Başkanlığımızın açılışını da gerçekleştireceğimiz programımıza tüm hemşehrilerimizi davet ediyoruz.
Aynı kökten beslenen, aynı ufka yürüyen büyük bir milletiz…
3 Ekim 2009’da imzalanan Nahçıvan Anlaşması, Türk devletleri arasındaki iş birliğinin kurumsal bir zemine kavuşmasında tarihi bir adım oldu.
Bugün Türk Devletleri İşbirliği Günü vesilesiyle bir kez daha görüyoruz ki; ortak tarihimiz, dilimiz, kültürümüz ve gönül bağlarımız, bizi birbirimize bağlayan en güçlü mirasımızdır.
Türk dünyasının birlik ve beraberliğini güçlendirmek, ortak geleceğimizi birlikte inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Türk Devletleri İşbirliği Günü kutlu olsun.
Başörtüsü sorununu çözdük, başörtülü olan insanlarımızın itilip kakılmasına mukavele ettik.
Gururumuz olacak işler yapınca da diyoruz ki Allah'a hamdolsun.
Gururumuz olunca övüyoruz da, utancımız olunca söyleyince neden bozuluyorlar. Bundan rahatsızlık duymayacak mıyız?
Ben başörtüsü mücadelesi yaparken AK Parti daha kurulmamıştı.
Bu kavgaların ne zorlukların içerisinde verildiğini bilirim ben ama başörtüsü, hiçbir kabahatin örtüsü haline gelmemelidir.
Yavuz Ağıralioğlu ;
"Meclise de giriyorlar, bakan da oluyorlar. Çok şükür Allah’a, gururumuz da oluyorlar.
Gururumuz olunca övüyoruz da, utancımız olunca söylüyoruz da niçin bozuluyorlar?”
@yavuzagiraliog@anahtarparti@szctelevizyonu@KucukkayaIsmail
Fon Borsa Hayırlı Cumalar
@fatihtezcan "Kamuda üç maaş, beş maaş dönemi sona erecek. Huzur hakkı, yönetim kurulu üyeliği derken aynı kişiye birden fazla maaş olmayacak"
Yavuz Ağıralioğlu
😉
“YAPANIN YANINA KAR KALMIŞ BU DÜZEN DEĞİŞECEK”
Bir tepsi baklava çalarsanız, HIRSIZ oluyorsunuz. Bir milyar dolar çalarsanız BEYFENDİ diyorlar.
Bir kişiyi öldürürseniz KATİL oluyorsunuz.
Kırk bin kişiyi öldürürseniz SAYIN diyorlar. #yavuzağıralioğlu