Bilim hızlanıyor.
Ama belki de daralıyor.
Nature’da yayımlanan bir çalışma çarpıcı bir gerilime işaret ediyor.
Yapay zeka araçlarını araştırmalarında kullanan bilim insanları daha fazla yayın yapıyor.
Daha çok atıf alıyor.
İlk bakışta tablo çok parlak.
Ama hikâyenin ikinci yarısı daha düşündürücü.
YZ kullanımı arttıkça, bilimin kolektif konu çeşitliliği azalıyor.
Araştırmacılar birbirleriyle daha az temas ediyor.
Çalışmalar daha çok veri bakımından zengin alanlara yığılıyor.
Yani YZ bireysel bilim insanını güçlendirirken, bilimin ortak keşif alanını daraltabilir.
Bu, “YZ kötü” demek değil.
Daha kritik bir şey söylüyor.
Teşvik sistemi aynı kalırsa, hızlı ölçülen sorunlarda ilerleriz.
Ama zor, veri-fakiri ve kritik sorular geride kalabilir.
🎯 Medya dünyası, yapay zekâ ve dijital dönüşümle yeniden şekilleniyor.
📢 II. TESAM İletişim ve Medya Zirvesi, dezenformasyon, bilgi güvenliği ve medyanın geleceğini; Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi iş birliğiyle alanında uzman isimlerle birlikte ele alıyor.
🎤 Açılış Sunumu:
Ali Saydam
🎙️ Moderatör:
Prof. Dr. Gül Esra Atalay
👥 Konuşmacılar:
Ahmet Yeşiltepe (TV100)
Dr. Ahu Özyurt
Cüneyt Özdemir (TVNET)
Hilal Özdemir (Haber Global)
👉 Başvuru formu:
https://t.co/N8wrOT62kp
🌐 Detaylı bilgi:
https://t.co/mUKwgIe9we
Bu zirvede:
✔ Yapay zekânın medya üzerindeki etkilerini keşfedecek
✔ Dezenformasyon çağında doğru bilgiye ulaşmayı tartışacak
✔ Sektör profesyonellerinden doğrudan içgörüler edineceksin
📅 06 Mayıs 2026
🕒 13:00
📍 İstanbul Medeniyet Üniversitesi Ziraat Bankası Kütüphane Binası Konferans Salonu
🎓 Katılım ücretsizdir
📜 Sertifika verilecektir
🚨 Kontenjan sınırlı!
👉 Hemen başvur, yerini ayırt
.
.
@gulesracoskun@asaydam@ahmetyesiltepe@ahuozyurt@cuneytozdemirtv@Hilal_Ozdemir_@uskudaruni@istmedeniyet@if_uskudar
.
.
#TESAM #İletişimZirvesi #Medya #YapayZeka #Dezenformasyon #YeniMedya
✒️ TESAM Strateji Dergisi’nin Yeni Sayısında Prof. Dr. Ahmet Kesik:
🌍 “Bir kişinin çalışıp beş-altı kişinin emekli olduğu bir sistemin sürdürülebilirliğinden söz etmek mümkün değildir. Mevcut sistemin, bu haliyle önümüzdeki süreçte emekli maaşlarını ödemekte ciddi zorluklarla karşılaşacağı açıktır.”
🔎 Demografik daralma, sosyal güvenlik sistemi üzerindeki yük, reform yorgunluğu ve kamu maliyesi üzerindeki baskılar çerçevesinde Türkiye’nin karşı karşıya olduğu yapısal riskler kapsamlı bir analizle ele alınıyor.
📘 “Demografik Daralma ve Reform Yorgunluğu Kıskacında Türkiye” başlıklı yazının tamamını TESAM Strateji Dergisi’nin son sayısında okuyabilirsiniz.
🔗 Link: https://t.co/bGWmijBhiQ
#tesamstrateji
#ahmetkesik
#demografi
#sgk
#reform
#kamu
#ekonomi
#sosyalgüvenlik
#türkiye
✒️ TESAM Strateji Dergisi’nin Yeni Sayısında Prof. Dr. Veysel Bozkurt:
🌍 “Modern toplumlar, bilim ve teknoloji aracılığıyla bilinmeyen alanları bilinir hâle getirmeye çalışmaktadır. Ancak bu süreçte geliştirilen yeni teknolojiler, yeni üretim biçimleri ve yeni yöntemler, aynı zamanda yeni riskleri ve sorunları da beraberinde getirmektedir.”
🔎 Hızlanan teknolojik dönüşüm, yapay zekâ, eşitsizlik ve “risk toplumu” kavramı çerçevesinde; modern dünyanın artan belirsizlikleri ve toplumsal kırılganlıkları kapsamlı bir analizle ele alınıyor.
📘 “Hızlanan Değişim ve Toplumsal Kırılganlık: Yapay Zekâ, Eşitsizlik ve Yeni Risk Alanları” başlıklı yazının tamamını TESAM Strateji Dergisi’nin son sayısında okuyabilirsiniz.
🔗 Link: https://t.co/bGWmijBP8o
#tesamstrateji
#veyselbozkurt
#yapayzeka
#risktoplumu
#eşitsizlik
#küreselleşme
#toplum
#teknoloji
#sosyoloji
✒️ TESAM Strateji Dergisi’nin Yeni Sayısında Dr. İlyas Bozkurt:
🌍 “Reformların kalıcılığı yalnızca kısa vadeli politika tercihlerine değil, kurumsal çerçevenin bağlayıcılığına bağlıdır.”
🔎 Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları, 24 Ocak 1980 kararlarından itibaren başlayan dönüşüm süreci, 1990’lı yılların ekonomik kırılganlıkları ve 2001 krizi sonrası reform politikaları çerçevesinde ele alınmaktadır.
📘 “Türkiye Ekonomisinin Yapısal Sorunları ve Reform Sürekliliği” başlıklı yazının tamamını TESAM Strateji Dergisi’nin son sayısında okuyabilirsiniz.
🔗 Link: https://t.co/4NnS2FFMad
#tesamstrateji
#ilyasbozkurt
#türkiyeekonomisi
#yapısalsorunlar
#reform
#ekonomipolitikaları
#küreselsistem
#makroekonomi
🎓 IV. Genç TESAM Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi
TESAM olarak ilkini 2019 yılında gerçekleştirdiğimiz Genç TESAM Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi’nin dördüncüsünü, İstanbul Gedik Üniversitesi ortaklığıyla düzenliyoruz!
📅 Tarih: 20-21 Mayıs 2026
📍 Format: Hibrit (Yüz yüze & Çevrimiçi)
🎯 Tema: Sosyal Bilimlere Genç Perspektif
Sosyal bilimler alanında çalışan;
👩🎓 Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri
👨🏫 Araştırma görevlileri ve uzmanlar
@gedikedu
Bu kongrede bir araya geliyor!
📌 Amacımız, genç akademisyenlerin ve araştırmacıların çalışmalarını sunabilecekleri güçlü bir bilimsel platform oluşturmak.
📝 Gönderilen bildiri özetleri, alanında uzman akademisyenler tarafından değerlendirilecek; kabul edilen bildiriler kongrede sunulacaktır.
🌍 Ulusal ve uluslararası katılıma açık olan kongremiz, çok sayıda öğrenci kulübü ve üniversitenin desteğiyle gerçekleştirilmektedir.
🚀 Sen de çalışmalarını akademik bir platformda sunmak ve bilimsel bir ağın parçası olmak istiyorsan başvurunu yapmayı unutma!
Detaylar için: https://t.co/q4zWQHmIr5
#TESAM #GençTESAM #SosyalBilimler #Akademi #Kongre2026 #BilimselÇalışma #AkademikKariyer
İstanbul Topkapı Üniversitesi’ne Ziyaret
TESAM Başkan Yardımcısı Dr. Yıldırım Deniz ile TESAM Genel Sekreteri Dr. Muhammet Aydoğan, İstanbul Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kerem Alkin’i ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede akademik iş birlikleri, ortak çalışmalar ve iletişim alanına dair değerlendirmeler ele alındı.
Nazik ev sahipliği ve kıymetli değerlendirmeleri için Prof. Dr. Kerem Alkin’e teşekkür ederiz.
Tuncay Bakırhan gene bir fetva ile Anayasa’dan Türklük kelimesinin çıkartılmasını buyurmuş!
Ağzından çıkan her fikir kutsal olmakla birlikte, etnik kimlik üzerine bir siyaset bina etmek İmparatorluk mirasçısı ülkelerde maalesef dayanaktan yoksundur.
Aşiret isimleri ile konuştukları dili bir hatırlasanız!.. Çağdaş devlet ancak ortak vatandaşlık temeli üzerine kurulabilir.
Ona da bir isim gerekir.
Türkiye’nin ismi de yüzyıllardır dünyaca kabul edilmiş olan Türkiye’dir.
İnsanları ayırdıkça ayırıyorsunuz. Daha da ayırmak için her gün yeni fikir üretiyorsunuz.
Sayenizde iki genç karşılaştıklarında, önce Türk müsün Kürt müsün diye soracaklar tanışıp tanışmamaya sonra karar verecekler!
Türkiye, Suriye’de
ortaya çıkan son durumda, savaşın sisinden yararlanarak Merkezi Suriye ordusundan tam teçhizatlı güçlü birlikleri Türkiye üzerinden Ayn el Arab’ın karşısına ve Kamışlı’ya geçirmeliyiz.
Böylelikle PKK'nın Türkiye’ye geçişi denetim altına alınmış olur.
Zîra PYD'nin militanları ancak Türkiye’de melce bulabileceklerdir. Açılıma göre bu melce Özerk bölge şehirlerinde, kaçılım hâlinde de Türkiye’nin dağlarında olacaktır.
Bunu
istiyorsak mesele yok!
Bu istenmiyorsa Türkiye Suriye sınırının her noktasında Suriye ordusu ile müştereken gerektiğinde karşılıklı anlaşmayla Suriye Ordusu adına çok sıkı denetim sağlanmalıdır ki birisi tekrar bayrak indirme, yürüyerek karşıya geçme küstahlığına cesaret edemesin!
YAPAY ZEKA TSUNAMİSİ KAPIDA: İŞLERİN YÜZDE 40'I TEHDİT ALTINDA
Dünya liderleri yapay zekayı "insanlık tarihinin en dönüştürücü teknolojisi" ilan etti.
Ama asıl dikkat çekici olan, iyimserlik ile korkunun aynı masada buluşması.
Parlak vaat
Küresel ekonomide trilyonlarca dolarlık yeni değer.
Gelişmekte olan ülkeler için teknoloji farkını kapatma şansı.
Herkesin programcı olabileceği bir gelecek.
Karanlık uyarı
İşlerin yüzde 40'ı tehdit altında.
Gelişmiş ekonomilerde bu oran yüzde 60'a fırlıyor. IMF buna "tsunami" diyor.
En çarpıcı ifade şu :
"İnsanlık tarihindeki en korkutucu psikolojik deneyle karşı karşıyayız."
Yapay zeka dili, kültürü ve finansı insan kontrolü dışına çıkarabilir.
Ülkeler kendi modellerini geliştirmek için yarışıyor.
Siber saldırılar artıyor.
Dijital platformlar "silah" olarak kullanılabilir.
Beşinci Sanayi Devrimi başladı.
Sağlık, finans, üretim kökten değişecek.
Şimdi soru şu:
Biz bu devrime hazır mıyız?
ÇÜRÜYEN TOPLUM
Ross Douthat’ın “The Decadent Society” kitabında, cesur bir tez ortaya koyuyor.
Batı medeniyeti çökmüyor.
Daha kötüsü oluyor; yerinde sayıyor, çürüyor, tükeniyor; yani dekadanlaşıyor.
Batı, başarılarının altında ezilerek tıkanmış durumda.
Refah yüksek, güvenlik fena değil, kurumlar ayakta.
Fakat hareket yok; daha doğrusu, hareket hissi var ama kat edilen mesafe sınırlı.
Douthat’ın “dekadans” dediği şey tam burada başlıyor.
Ahlaki sefahat anlatısı değil; ekonomik durgunluk, demografik kısırlık, siyasal sertleşme ve kültürel tekrarın birbirine eklemlenerek bir “sürdürülebilir atalet” üretmesi.
Kitabın omurgası, durgunluğun tek bir alanda yaşanmadığı iddiası.
Ekonomi büyümede zorlanıyor; teknoloji, özellikle dijital alanda göz kamaştırıcı bir hız duygusu üretse de, fiziksel dünyayı dönüştüren sıçramaların temposu düşüyor.
Demografi bölümünde “kısırlık” (sterility) kavramını yalnızca doğurganlık oranları üzerinden değil, toplumsal ruh hali üzerinden kuruyor.
Geleceğe yatırım yapmayan bir toplum, çocuk da yapmıyor.
Yaşlı, risk almayan ve heyecansız bir "Alacakaranlık Şehri"nde yaşıyoruz diyor.
Douthat’a göre Batıda siyaset artık sorun çözmüyor.
Sadece eski yaralara yeni yamalar yapıyor.
Kimse gerçek bir reform yapacak güçte değil.
Yeni bir şey üretmek yerine geçmişin görkemini ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyoruz; medeniyet bir "atölye" olmaktan çıkıp "müze"ye dönüştüğinü iddia ediyor.
Peki, bu kadar sıkıcı bir dünya neden tepki göstermiyoruz?
Çünkü uyuşturuluyoruz.
Douthat buna "sürdürülebilir dekadans" diyor.
İnternet, pornografi, video oyunları ve antidepresanlar.
Bunlar bizim modern "soma"mız; yani uyşturucularımız.
Koltuklarımızda dijital fantezilerle tatmin oluyoruz.
Öfkemiz bile sanal; Twitter’da bağırıp çağırıyoruz ama gerçek hayatta kılımızı kıpırdatmıyoruz.
Özetle zamanın ruhunu sorgulayan “The Decadent Society” (Çürüyen Toplum) kitabının temel argümanları bunlar.
Detaylar kitapta.
Parasosyal İlişkilerin Yükselişi
Cambridge Dictionary, "parasocial" sözcüğünü 2025 Yılın Sözcüğü seçmiş.
Bu seçim tesadüf mü? Değil.
Aslında parasosyal etkileşim konusunda literatür 1950’lere kadar gidiyor.
1956’da Sosyolog Horton ve Wohl, televizyon izleyicilerinin ekrandaki kişiliklerle kurdukları tek yönlü bağı açıklamak için üretmişler bu sözcüğü.
Parasosyal ilişkide birey, hiç tanışmadığı biriyle derin bir bağ hissetmesini ifade ediyor.
Kişi, ünlü, influencer, kurgu karakter ya da gümümüzde yapay zeka ile duygusal yakınlık gelişitiriyor.
Kritik nokta!
Bu ilişki tamamen tek taraflı.
Karşı taraf sizin varlığınızdan habersizdir.
Gümümüzde özellikle influencer kültürü bu durumu katmerleştirdi.
Sosyal medya, "yakınlık yanılsaması" yaratıyor.
Takipçiler ünlünün hayatının içindeymiş gibi hissediyor.
2025'te Yapay Zeka (YZ) ile kurulan parasosyal bağlar arttı.
İnsanlar YZ araçlarına arkadaşları ya da romantik partnerleriymiş gibi sırlarını açıyor.
YZ, parasosyal ilişkilere yeni bir boyut katıyor.
Çünkü YZ "yanıt veriyor".
Ünlüden farklı olarak, sohbet ediyor, duygusal destek sunuyor.
Bu, yanılsamayı çok daha güçlü kılıyor.
Modern toplumlar yalnızlık krizi yaşıyor.
İnsanlar gerçek sosyal bağlarda bulamadıklarını, hayali ilişkilerde buluyor.
Ünlüler artık cebimizde.
7/24 erişebiliyor, hayatlarını anlık takip ediyoruz.
Bu sürekli maruz kalma, yakınlık hissini pekiştiriyor.
Önümüzdeki dönemde "gerçek" ve "parasosyal" arasındaki sınır daha da bulanıklaşacak görünüyor.
YZ’nin gelişimine bağlı olarak, insanlar için parasosyal ilişkiler birincil sosyal etkileşim biçimi haline gelebilir.
Kaynaklar: Horton, D., & Wohl, R. R. (1956). Mass communication and para-social interaction: Observations on intimacy at a distance. Psychiatry, 19(3), 215-229.; Cambridge Dictionary. (2025, Kasım 18). Cambridge Dictionary Word of the Year 2025. https://t.co/sIk4svcvYL
🎓TESAM İletişim ve Medya Zirvesi 2025
🗓 24 Aralık Çarşamba
⏰ 10.30
📍 Marmara Üniversitesi Göztepe Yerleşkesi
İletişim Fakültesi Konferans Salonu
📌 Temamız: Yapay Zekâ ve Geleceğimiz: “Medyanın Geleceği, Dijital Dönüşüm ve Etik”
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, vefatının yıl dönümünde saygı, özlem, minnet ve rahmetle anıyoruz.
Bağımsızlık mücadelemizin önderi ve Cumhuriyetimizi kurarak bizlere çağdaş, güçlü ve onurlu bir devlet miras bırakan Büyük Atatürk’ün ilke ve hedefleri bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir.
Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Cumhuriyet, Türk gençliğinin yüksek sorumluluk bilinci, vatan sevgisi ve kararlılığıyla ilelebet yaşayacaktır. Türk milletinin istikbali ve istikrarı için ortaya koyduğu vizyon, gelecek nesiller için her daim rehber olmaya devam edecektir.
Ruhu şad olsun…
#10Kasım
📚 TESAM Tarih Akademisi 2025’in son günü başladı!
Akademi programının üçüncü günü, Prof. Dr. Aydın Usta’nın gerçekleştirdiği “Tarihi Bir Dönüm Noktası Olarak Haçlı Savaşları” başlıklı sunumla başladı.
Oturumda, Haçlı Savaşlarının tarihsel boyutu, dönemin sosyal ve siyasal düzlemi ve olgunun Türk tarihine bakan perspektifi ele alındı. Katılımcıların soruları ve katkılarıyla zenginleşen ders, TESAM Akademi İdari Müdürü Barış Eşmeli’nin, Prof. Dr. Aydın Usta'ya günün anısına hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
@aydinusta75
#TESAM #TESAMTarihAkademisi #TESAMAkademi #Tarih #HaçlıSavaşları #KılıçArslan #OrtaDoğuTarihi
Ekonomi Biliminde Coğrafi Ayrımcılık
Harvard, Oxford ve Leuphana'dan araştırmacılar, 1980-2021 arası 451 bin ekonomi makalesini inceliyorlar.
Sonuçlar düşündürücü!
Temel Bulgular:
ABD yazarları top 10 dergilerde %65 oranında temsil ediliyor, oysa küresel GSYİH'deki payları sadece %16.
Gelişmekte olan ülke yazarları top 10 dergilerde sadece %0,6 oranında yer alıyor.
Çin'in dünya ekonomisindeki payı %16 ama top dergilerdeki yazarlık payı sadece %2,8.
Gelişmekte olan ülke yazarları aynı atıf sayısına sahip olsalar bile top dergilerde yayınlanma olasılıkları çok daha düşük.
ABD yazarları, diğer gelişmiş ülke yazarlarından %50, gelişmekte olan ülke yazarlarından 2 kat daha fazla atıf alıyor.
Türkiye Gibi Ülkeler İçin Ne Anlama Geliyor?
Soğuk Gerçekler:
Sadece mali kaynak sorunu değil.
Sadece para meselesi olsaydı, Çin'in performansı çok daha iyi olurdu.
Kapalı kulüp sistemi sözkonusu.
Bir kez ağ ve hiyerarşi kurulduktan sonra, dışarıdan içeri girmek neredeyse imkansız hale geliyor.
Yerel bilginin değersizleştirilmesi.
Stiglitz'in Kenya'da, Hirschman'ın Nijerya'da keşfettiği içgörüler artık mümkün değil.
Çünkü periferiden gelen araştırmacılar dinlenen bir kitle bulamıyor.
Katmanlı dışlanma var.
Gelişmekte olan ülke yazarları 100. sıranın altındaki dergilerde artış göstermiş, ama top 25'te neredeyse hiç ilerleme yok.
Bu bulgular, ekonomi biliminde yapısal bir epistemik şiddet olduğunu gösteriyor.
Burada üç kritik mekanizma işliyor:
1. Coğrafi Gatekeeping (Eşik Bekçiliği).
Ekonomi dergilerinin editör kurulları, hakem sistemleri ve yayın süreçleri, görünmezleştirilmiş ancak son derece etkili bir "coğrafi filtre" işlevi görüyor.
Bu, açık bir ayrımcılık değil ama sonuçları açık ayrımcılıktan farksız.
2. Paradigma Hegemonyası
ABD merkezli iktisadi düşünce, "evrensel" bilim olarak sunuluyor.
Oysa bu gerçekte bağlama özgü bir bakış açısını evrenselleştirme çabası.
Türkiye'den bir araştırmacının yerel dinamikleri analiz ettiği çalışma, ABD bağlamına uymadığı için "niche" (dar kapsamlı) olarak etiketleniyor.
3. Atıf Karteli
Aynı kalitedeki makaleler farklı atıf alıyor.
Bu, bilimsel kalite değil, ağ etkisi ve prestij ekonomisinin sonucu.
Makalenin bulgularını Bourdieu'nün "sembolik sermaye" kavramıyla okursak, ABD üniversiteleri, ekonomi alanında sembolik sermayeyi tekelleştirmiş durumda.
Çarpıcı Çelişki
Ekonomi, "piyasa başarısızlıkları", "tekelleşme" ve "bilgi asimetrisi" gibi kavramları analiz eden bir disiplin.
Ancak kendi akademik piyasasında tam da bu sorunların kurbanı.
Tekelleşme hakim.
Bilgi üretimi birkaç coğrafyada yoğunlaşmış durumda.
Bilgi asimetrisi bir başka sorun.
Periferiden gelen çalışmalar önyargıyla karşılanıyor.
Bu sistemde "En iyi" çalışmalar değil, "en bağlantılı" yazarların çalışmaları yükseliyor.
Sonuç:
Bu sadece "kim nerede yayınlıyor" meselesi değil.
Bilginin küresel eşitsizliği meselesi.
Diğer sosyal bilim dalları gibi ekonomi bilimi de, kendi incelediği eşitsizlik mekanizmalarını kendi içinde yeniden üretiyor.
Stiglitz'in Nobel konuşmasında dediği gibi, farklı bağlamları görmek, ekonomiyi zenginleştirir.
Ama mevcut sistem, bu çeşitliliği sistematik olarak dışlıyor.
Dışlanan sadece araştırmacılar değil, potansiyel bilgi ve içgörüler.
Kaynak: Aigner, E., Greenspon, J., & Rodrik, D. (2025). The Global Distribution of Authorship in Economics Journals. NBER Working Paper 29435.
🏛️TESAM Genişletilmiş İstişare Kurulu Heyeti Toplantısı
TESAM olarak, ülkemizin düşünce hayatına katkı sunmak, geleceğe dair stratejik vizyonumuzu güçlendirmek ve kurumsal çalışmalarımızı değerlendirmek amacıyla Genişletilmiş İstişare Kurulu Heyeti Toplantımızı gerçekleştirdik.
Akademi, sivil toplum ve iş dünyasından temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; TESAM ve TESİAD’ın yürüttüğü faaliyetler, ortak çalışma alanları ve geleceğe dönük iş birliği imkânları ele alındı.
Sumud, büyük bir başlangıç ve sonuç.
Muhafazakar yazarlar, sosyalist vekiller, eşcinsel oyuncular, iklim aktivistleri, Mandela’nın ailesi, Avrupalı siyasetçiler, İslamcı kanaat önderleri, Afrikalılar, Malezyalılar, Türkler, Kürtler, onlarca ülkeden farklı din, renkte cesur yürekler; aynı gemilerde aynı tehlikeye karşı el ele vererek ilerliyorlar.
Din, dil, coğrafya fark etmeksizin hiç görmedikleri, tanımadıkları insanlar için kendilerini öne atıyorlar. Farklı mahalleden yüzlerce insan büyük bir dava için omuz omuza veriyor.
İsrail, sözde Gazze’de ‘medeniyet savaşı’ verdiğini söylüyordu- esas medeniyet savaşını Sumud filosunda Gazze’ye yelken açanlar veriyor, barbarlığa karşı büyük bir cesaret ile yelken açıyorlar.
İsrail’in kendilerine uygulayacakları zulmün farkındalar- kendi bedenlerini İsrail’e yönelik tepkinin artması için öne atıyorlar.
Büyük cesaret, büyük bir fedakarlık. Her birinin önünde saygıyla eğiliyorum.
İsrail’in sert bir müdahale edeyeceği kesin- bu bir sonraki Sumud filosundaki gemi sayısını arttıracak, katılanların cesaretini pekiştirecek.
İsrail bu savaşı kaybetti, kazanma şansı yok.
Büyük bir insanlık ittifakı kuruldu, bu başlangıç.
Vira vira!
30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer, milletimizin bağımsızlık iradesini tarihe mühürledi.
Dumlupınar’da Büyük Taarruz ile elde edilen bu zafer, yalnızca askeri bir başarı değil; aynı zamanda Cumhuriyetimizin yolunu açan hayati bir dönüm noktasıdır. 103 yıl sonra bugün, kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnetle anarken; bizlere miras bıraktıkları bağımsızlık ve özgürlük idealini gururla hatırlıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!
#30Ağustos #ZaferBayramı #TESAM