Kökü semada (şuur boyutunun derinliklerinde), dalları arzda (beyinin açığa çıkarttıklarının boyutunda) olarak tanımlanan “TUBA AĞACI” METAFORU ile anlatılan ile bir ilgisi olabilir mi acaba aşağıda yazılmış olanların?
Şimdi Kuantum Potansiyelin; Kozmik elektromanyetik açılımın; ve de beyin adıyla bilinen dalga dönüştürücünün ürettiği çok boyutlu holografik dünyaların varlığını keşfetme zamanı!!
Hiç duymadığınız derinlikte anlatımla gerçeği duymaya hazır mısınız?
@AhmedHulusi nin sesinden⬇️
Daha detaylısı “YENİLEN” kitabımda.
#Facebook
Data and wave is the same thing perceived differently. What is 'wave' in terms of its form, is data in terms of its content and essential make-up.
Data is what forms the body and the brain.
https://t.co/AEiy1skX4Y
https://t.co/qPxqXn5vbr
“OKUYUN” ki yanmayasınız,
Beşeriyet dünyasına ait ne varsa, SÜNNETULLAH dünyasında hiç bir anlam ve değer taşımaz!
Tüm yaşadıkların, beşeriyet dünyanın getirisi sonucudur!
“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM” i söyleyebilmek için ne gerek? Üzerinde düşünelim mi?
Öncelikle kişinin, “LA İLAHE İLLALLAH” diyebilmesi gerekir!
Hatırlayalım ki, doğruluğu tartışmasız olan bir hadiste şöyle vurgulanmaktadır bir gerçek:
“MEN KALE LA İLAHE İLLALLAH FEKAD DEHALE CENNE!” Anlamı, KİM ANLAMINI DÜŞÜNEREK VE BÖYLE OLDUĞUNU HİSSEDEREK YANI SIRA BİR İLAH OLMADAN SADECE ALLAH OLDUĞUNU BİLEREK YAŞARSA CENNETE DAHİL OLUR!
Kurân’da geçen ‘kul&kale’ ifadeleri, papağanın demesi gibi ezberleneni tekrar anlamına gelmez! “DÜŞÜN, ANLA, KAVRA VE TASDİK EDİP DİLLENDİR” anlamınadır ‘kul’ kelimesi.
Bunu açıkladıktan sonra gelelim konunun hassas yanına… “İHLÂS” Sûresine…
“İHLÂS” Sûresine İMAN etmemiş olanın İMANI YOKTUR!
KELİMEİ TEVHİDDE İFADE EDİLEN “illa ALLAH”ın açıklaması “İHLÂS” sûresidir. İSMİ “Allah” olanın tarifi tanımı bu Surededir ki, bu tanımı kavrayıp, tasdik etmemiş olanın “ALLAH” imanından söz edilemez!
Nasıl başlıyor “İhlâs” Sûresi.. ‘KUL” yani, düşün, anla, kavra, hisset ve sonra dillendir ki…
1. Allah “AHAD” dır;
2. Allah “SAMED”dir;
3. Doğurmamış, doğurulmamıştır!
Şimdi bu üç tanımı iyi irdeleyelim..
Her yöne veya boyuta sonu olmaksızın bir TEK ten sözeden AHAD!
Ne içine bir şey girmesinden ne de içinden bir şey çıkmasından söz edilemeyen “SOM TEKİLLİK” anlamında “SAMED”! (Samed’in bu açıklaması GAZALÎ’ye aittir.)
DOĞURMAMIŞ VE DOĞURULMAMIŞ metaforu O TEK’in kendinden ayrı bir şey meydana gelmediğini ve dahi onu da bir meydana getiren olmadığını vurgular!
İsmi “ALLAH” olanın tanımı böyle bildirildiğine göre…
GERÇEKTEN BU TANIMLAMAYA İMAN EDİYOR MUSUNUZ?
Eğer olay bu ise, yaşam ve yaşamınız nedir? Nelerin kavgasını yaparak yaşamınızı yangın yeri yapıyorsunuz?
Neyse, konuyu dağıtmayayım…
Bu gerçeğe iman ettiğinizi kabul ederek, ANCAK İHLÂS SURESİNE İMAN ETMİŞLERİN DİLLENDİREBİLECEĞİ “BESMELE” ye gelelim…
“B”, “İSMİ”, “ALLAH”…
“B” HARFİ bizim müşahedemize göre, İHLAS SURESİNİN İŞARET ETTİĞİ ANLAM VE HAKİKATE İŞARET EDEN ŞİFRE HARFTİR! “HAKİKATİM,ORİJİNİM İHLAS SURESİNİN VURGULADIĞI GERÇEKLİKTİR Kİ; ben yoktan varolmuş yok olan bir varlığım; sadece ALLAH var, anlamındadır.
Buna şehadet eden, içselliğinde ve dışsallığında “ALLAH” tan gayrı olmadığına şehadet eder ki, gene şehadet eden de “ŞEHİDALLAHU….” Âyetinde anlatılan haldir!
Kısaca anlatmak gerekirse, “besmeleyi” okuduğunda sen yokluğunu yaşarsın, dillendiren, yaratan Allah olur!
Yaşamı İHLAS olanın dili de besmele olur!
Galiba ipin ucu kaçtı!
Estağfirullah!
(NOT: önce kelimei tevhid bildirilmiştir, sonra İhlâs suresi, sonra da Besmele)
8.7.2026
ÇOK BASİT ANLATAYIM HERKES İÇİN…
“ALLAH İSTEMEDİKÇE SİZ İSTEYEMEZSİNİZ!”
Yani, ‘Allah istediği içindir ki siz istersiniz’ !
BU Âyet bir realiteye işaret ediyorsa; Allah neye göre ister?
Bu ayette kullanılan “ALLAH” ismi, kuantum beyninizdeki tüm özelliklere atıf yapar. Yani, her şeyi yaratacak sınırsız potansiyele (esma özelliklerine) işaret eder.
Öyle ise, “ALLAH’IN İSTEMESİ” neye bağlıdır?
Herkeste, her birimde geçerli olan bu sistem neye GÖRE ÇALIŞMAKTADIR?
“ALLAH”ın, sınırsız potansiyelindeki BİR ÖZELLİĞİ, DUANA İCABET için kullanmayı İSTEMESİ NEYE BAĞLIDIR?
KONUNUN PÜF NOKTASI, O ANA KADAR BİLGİ TABANINA GİRMİŞ OLAN BİLGİLERDİR.
Beyin, Her an, bilgi tabanına ulaşmış bilgileri analiz ve sentez yaparak, an içinde bunun sonucunu yaratır. Bu sonuc bir sonraki an için fıtrî DUANDIR!
YA İÇİNDEN GELEN DUAN? O da gene o ana kadar veri tabanına girmiş bilgilere göre, “ALLAH”ın sende yarattığı İSTEKTİR. Bu durum ALLAH’ın İSTEMESİ olarak anlatılmıştır.
Yani bilgi tabanına hangi bilgiler sürekli giriyorsa, ona göre isteğin oluşur; ki bu durum da Allah’ın istemesiyle bağdaştırılır.
Muhatap olduğun giren bilgiler beşeriyetinle ilgiliyse, otomatikman DUAN, İSTEKLERİN DE O YOLDA OLUŞUR.. Aynı şekilde, veri tabanındaki bilgiler hakikatını hissedip yaşamaya yönlendiriyorsa, DUAN ve isteğin de o olur ki, bu isteği sende açığa çıkaran da ALLAH OLUR!
KİMLERLE OTURUP KALKARSAN, ONLARDAN GELEN BİLGİ, VERİ TABANINI DOLDURUR; İSTEĞİN/DUAN ONLAR GİBİ OLMAK ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞİR.
Daima, gelen bilgi yaratıcı potansiyele ulaşır; ona göre de, sonraki aşamanın isteği meydana gelerek, ‘şöyle istiyorum’ dersin. Böylece, ona göre Allah istetmiş, sen de istemiş olursun!
İbni Arabi’nin, “Allah mecburdur” demesinin arkasındaki sistem de bu açıklama çalıştığım döngüdür!
GİREN BİLGİ, SONUCUNUN YARATILMASINI MECBUR KILAR!
Müşahedemiz budur!
29.6.2026
KURÂN “BEYİN” demiyor ama…
Biz tutturmuşuz, BEYİN DE BEYİN, diyoruz!
Eleştiriyorlar bu yüzden.
“HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ” derken Kurân, akıl kelimesiyle “BEYİN”e işaret etmiyor da başka bir organdan mı sözediyor?
Yaşamınıza yön veren her düşünce ve davranışınız “BEYİNinizden başka bir organdan mı açığa çıkıyor?
Kesin olarak bilin ki, KENDİNİ TANI cümlesindeki KENDİN, BEYNİNDİR!
“BEN” sözüyle aklından geçen HER ŞEY BEYNİNİN YARATISIDIR! ÇÜNKÜ BEYNİN BARINDIRDIĞI ÖZELLİKLER İTİBARİYLE RABBİN OLARAK BİLDİĞİN ALLAH ESMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!
BEYİN YARATIYOR DEDİĞİMİZ ZAMAN, BU RABBİN YARATIYOR CÜMLESİYLE AYNI ŞEYİ ANLATIR.
Ne var ki, beyin kelimesini İLİM boyutundan değil, GÖZ sınırlarında değerlendirenler BEYİNİN HAKİKATİNİ KAVRAYAMAZLAR!
“BANA HER ŞEYİN HAKİKATİNİ GÖSTER” duasına devam eden Resûlullah, yaşamdakileri göz boyutundan değil, ilim boyutundan değerlendirmeyi taleb etmiştir.
KUANTUM BEYİN, dedik; gözün algılama sınırlarına GÖRE tanımlamalarının ötesine geçirebilmek için. Maddenin yalnızca göz sınırlamasından kaynaklanan ALGI olup, GERÇEKTE 2D DALGABOYU EVRENDE VAR OLAN BEYİNİN DE BİR DALGABOYU/BİLGİ KOMPOZİSYONU OLDUĞUNU ANLATMAK İÇİN KUANTUM BEYİN TANIMINI KULLANDIK!
Yaşam, her an yeni bir şan alan bilgi kompozisyonundan ibarettir beyin için!
Bilinen BEYİNİN ORİJİNİ OLAN KUANTUM BEYİN, HER AN KENDİNE ULAŞAN BİLGİLERE GÖRE (ister evrenden ister zerrenden) yeni şanını yaratır!
“O HER AN YENİ ŞANDADIR” âyeti ötendeki tanrıdan değil, her an yeni şanda/kompozisyonda olan KUANTUM BEYNİNİN POZİSYONUNDAN sözeder.
Kurân’ ın, geldiği günün sosyal şartlarına göre olan önerilerini bir yana koyarsak, ana işlevi İNSANA HAKİKATİNİ/ORİJİNİNİ HATIRLATMAKTIR!
Bu hatırlamanın sonucu ise “Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın Yaradan” işaretine çıkar!
İşte İHLÂS SURESİ de bunu anlatır ki, o yüzden Kurân’ın üçte biri olarak tanımlanmıştır.
İHLÂS SÛRESİ SENİN HAKİKATİNİ SANA FARK ETTİRMEK, KENDİNİ TANIMAN İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR!
İster, her an kendine ulaşana/duaya göre yeni bir şan alan, yanısıra “BEN”inin olmayışına bilimsellik açısından bak; ister de, “KUL (anla ve de ki) HU VALLAHU AHAD, ALLAH US SAMED, LEM YELİD VE LEM YULED” de; ulaşacağın son nokta, YALNIZCA VAR OLAN TEK’dir ki, ONDAN GAYRI HİÇ BİR ŞEY YOKTUR!
Gerisi, HER AN YENİ BİR ŞAN DA OLAN TEK’TİR!
HER AN HER NOKTADA ALGILAYAN, ALGILANAN, KENDİNİ SEYREDEN TEK’TİR Kİ; SEN DE O SEYR İÇİNDE SEYRETTİĞİSİN!
İSTEYEBİLİYORSAN, İSTE KENDİNİ TANIMAYI, DUAN OLSUN!
BU BÖYLECEDİR Kİ, SENDEN AÇIĞA ÇIKAN HER ŞEY DUAN OLARAK KUANTUM BEYNİNE/ RABBİNE ULAŞIR VE O DA İCABET EDİP GETİRİSİNİ YAŞATIR.
Rabbim niye vermiyor deme, duan olan düşünce ve davranışlarına bak! GÜNÜN NE KADARINDA BEYNİNDE NELER VAR, NE KADARINA RABBİN
TANIMAYLA MEŞGUL!
“RABBİNE FİRAR ET” uyarısını iyi düşün!
28.6.2026
DUA NİÇİN YAŞAMDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY?
“DUA VE ZİKİR” isimli kitabımızda bu konuya biraz değinmiştim. Burada o konuya önemli bir açıklama yapmak istiyorum.
DİNDE, “RAB” ismiyle işaret edilenin, holografik sistem sonucu, kuantum potansiyelin tüm özelliklerini barındıran KUANTUM BEYİN olduğunu önceki mesajlarımda yazmıştım.
Metaforik DİNSEL anlatımda, beyindeki bu potansiyeldeki özelliklere de “ALLAH ESMÂSI” denildiğine işaret etmiştim.
Dolayısıyla, her insan denilen beyinde bu özellikler tümüyle potansiyel olarak vardır.
“ALLAHA İMAN” denildiğinde, ÖTEDEKİ VEYA İÇİNDEKİ BİR VARLIKTAN DEĞİL; varlığının TÜMÜYLE kendisi olan KUANTUM BEYİN dediğimiz “POTANSİYELİNE İMAN”dan söz edilmektedir!
Sonsuz sınırsız özellikleri barındıran KUANTUM BEYİN/RABBIN, her an, kendisine ulaşan bilgilere GÖRE, O bilgilerin gereğine/icabına/farkındalıklı ya da farkındalıksız DUANA GÖRE, bir an sonranı YARATMAKTADIR!
İşte konunun en incelikli alanı burasıdır…
Oluşmuş bilgi tabanına GÖRE, sonsuz özellikler barındıran kuantum beyinin, AN içinde tüm verileri analiz edip, sonraki ANINI yaratır!
Bu hususa Resulullah, “TAKUNYANIZIN TASMASI DAHİ KOPSA ONUN İÇİN DUA EDİN” diyerek konunun önemine müthiş bir dikkat çekmiştir!
Çünkü yaşadığın her an, önceki andaki farkındalığın kadarıyla yönelişinin/DUANIN sonucu olarak açığa çıkacaktır!
“İLİM ÇİN’DE BİLE OLSA GİDİP ALIN” işareti Resûlullah’ın, her anki açığa çıkışının, İLMİNE GÖRE DUANA dayalı olarak meydana gelmekte olduğu esasına dayanır.
“RABBİM İLMİMİ ARTTIR” âyetiyle işaret edilen de; DUAN İLMİNE GÖRE/KADARDIR, SİSTEMİNE dayalı olan uyarıdır!
Eğer buraya kadar yazdıklarımla muradımı anlatabilmişsem…
ÖNCELİKLE GEREKLİ OLAN, ister RABBIM diye anla ister sonsuz potansiyelli olan KUANTUM BEYNİN diye anla; bu anladığına İMAN ETMEKTİR!
İMAN ETMEKTİR, çünkü akılla bu sistemi zihninde bir tür somutlaştırman mümkün değildir; ancak İMAN EDİLESİ bir konudur. BU YÜZDENDİR Kİ, DİN, AKIL DEĞİL, İMAN ESASINA DAYALI OLARAK ANLATIMIŞ VE ANLATIMLAR METAFOR ÜZERİNE GELİŞMİŞTİR!
İşte eğer sende böyle bir İMAN HALİ/İLMİ açığa çıkıyorsa, bu farkındalıkla ihtiyaç duyduğun her konuda, anında DUA EDERSİN! DUAN OLMAYAN HER ANIN DA İSRAFTIR, BİR BİLEBİLSEN!
YAŞAMIN, FARKINDALIKLI VEYA FARKINDALIKSIZ DUALARINA RABBININ İCABETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR; BİR BİLEBİLSEN!
SELÂMETİN DUANDADIR,
RABBİM, ENTES SELÂM VE MİNKES SELÂM, TEBAREKTE YA ZÜL CELÂLİ VEL İKRAM !
26.6.2026
#Facebook
Video: The Three Golden Realities of Life
The first primary reality is this: When we encounter a situation or a person how do we judge them? All of our judgments are reflected from the person across us as wavelengths; information in the form of frequencies that reach our brain. And our brain decodes this data. Now some of you are going to say ‘flesh brain’, ‘neuron brain’ etc. Waves decode waves my friends! What are your judgments and evaluations based on? All of the information that comes from outside to you.
@AhmedHulusi
https://t.co/r60dNnONVi
https://t.co/m71tQ8xCpe
https://t.co/JDAsCEtJX5
Bir de bu ChatGPT ile sohbetinin konusu olan unsurları @AhmedHulusi nin uzun yıllardır yaptığı açıklamalarla değerlendirelim… Yapay Zekanın verdiği cevaplardan çok daha ötesi söylenmiş ve söylenmekte…🧠💫✨
-Beyin Nasıl Düşünür ve Yaratır?
Olay tamamen beyinde başlar ve beyinde biter; insan dediğimiz varlık aslında beyinden ibarettir. Beynin aslı, bildiğimiz et ve kemikten ibaret olan maddi yapı değildir; orijini itibarıyla kuantum beyindir.
Beyin, tamamen datadan ve bilgilerden oluşmuş bir yapıdır.Her şeyin aslı ve orijini frekanslardır; beyin adıyla işaret ettiğimiz mekanizma ise aslında bir frekans decoderi (çözücüsü) olarak işlev görür.
Beyin adını verdiğimiz, hücrelerden och moleküler bir yapıdan oluşmuş, bilincimizi ortaya çıkaran yapı; esas itibarıyla sonsuz titreşimlerden ibarettir ve holografik bir yapıdır.
Beyinler, tüm varlıkta dalga dönüştürücüsü olarak var olmuş mekanizmalardır.
Beynin çalışma sistemi; input (girdi) - proses (işlem) - output (çıktı) şeklindedir.
Her şey, dışarıdan gelen verinin beynin değerlendirmesi sonucu otomatik olarak ortaya çıkar ve her şey, bir diğer oluşumu tetikler.Beyne gelen her bilgi iki yoldan iki merkeze ulaşır: Birincisi Amigdala, ikincisi ise Prefrontal Korteks (PFC).
Amigdalaya ulaşan bilgi, PFC'ye ulaşan bilginin neredeyse yarı zamanında gerçekleşir; bu nedenle bir tehlike anında, amigdalanın tetiklemesiyle daha düşünmeden otomatik bir reaksiyon açığa çıkar.
Evren, gerçeği itibarıyla holografik tümel yapıdır.Bu holografik gerçeklik gereği, evrendeki her zerrede, parçacıkta ve dalgada evrenin bütünü tümüyle mevcuttur.
Birimlerin çok boyutlu holografik dünyaları bu dönüştürücüler tarafından oluşturulur; her birimiz beynimizin oluşturduğu kendine özgü hologram dünyamızda yaşarız. Birimler dışsallıkta yaşadığını sanarak aslında kendi iç dünyasındadır.
-Kilitlenmiş Beyin, Şartlanmalar ve Amigdalanın Koruma Mekanizması
Dışarıdan size gelen bütün bilgileri; daha önce oluşmuş veritabanınızdaki değerlere, kabullere ve şartlanmalara göre değerlendirirsiniz.
Her beynin veritabanının, sonuçta neye ulaşacağı ve neyi açığa çıkaracağı mekanik bir sistem olarak bellidir.
Her an sizden otomatik olarak açığa çıkan bir davranışlar dizilimi vardır; bunu etkileyecek, genelde anlaşılan manada müdahale edecek bir "ben" yoktur.
Kişi kapıldığı zihinsel/otomatik girdabı fark edemez; bu durum insanın önündeki en büyük handikaptır.
Amigdala gerçekte hücresel bir organ değil, bir software (yazılım) dir. Günümüz bilimi bunun yalnızca ilk işlevini (tehlikeden korunmak için anlık tepkiyi aktive etmeyi) tespit edebilmiştir.
Amigdalanın henüz bilimce tespit edilememiş ikinci işlevi ise "an içinde, bilgi tabanını muhafaza etmek ve korumak" tır.
Amigdala, veri tabanındaki mevcut bilgilere göre, gelen yeni bilgiyi kabullenme veya reddetme filtresi uygular. Eğer kabullenilemeyen yeni bir bilgi varsa, mevcut bilgi alanını korumak üzere yeni bilgiyi reddetme hali otomatik olarak açığa çıkar.
+++
+++
-Sessiz Zihin Demek İçin Ne Yapmak Lazım? / Yenilenmek
BİLGİ TABANINIZI YENİYE AÇMAZSANIZ, YENİLENMEZSİNİZ; amigdalanızı suçlamayın!
Yenilenmek; yaşama, olaylara ve insanlara olan bakış pencereni değiştirmekle ve bilgi tabanını yeniye açmakla mümkün olur. Aksi halde insan, kapıldığı o otomatik girdabın içinde döner durur.
Kişinin özbenliğini bulabilmesi ve özündeki evrensel sırlara erebilmesi için; bütün toplumsal şartlanmalardan, bu şartlanmalardan doğan değer yargılarından ve o değer yargılarının sonucu oluşan duygulardan kendini arındırması şarttır.
Gelenek, görenek, âdet, örf ve anane olarak adlandırılan kurallar, zihinde birer şartlanma olarak meydana gelir ve bunların hepsi kendini sadece bir "beşer" olarak kabullenmekten doğar.
Kendini bulabilmek için, her şeyden evvel hem hayvani hem de beşerî duyguları terk etmek gerekir.
Beşerî ve hayvani duygular durup dururken değil, toplumun şartlanmaları istikametinde gelişen birtakım beşerî ilişkiler sonucunda ortaya çıkar.
Her çeşit duygulanmadan sıyrılabilmek için evvela o toplumsal şartlanmalardan sıyrılman gerekir; aksi takdirde şartlanmalardan doğan olaylar seni etkiler ve seni özbenliğinden uzaklaştırır.
Konu ile ilgili bazı kaynaklar:
Evrensel Sırlar Kitabı (1990)
https://t.co/GrxPjx69VX
Yaşamın 3 Altın Gerçeği
https://t.co/aX70xAfKEc
Beyin Çalışma Sistemi-Kuantum Potansiyel
https://t.co/pkJK8ZNkQc
Beyin Sırları
https://t.co/3fmaI3oWkA
Beyindeki Evren Gerçeği
https://t.co/EA4InQxuFy
Beynindeki Hologram Dünyan
https://t.co/E4uSL9T4Tu
Ve..
ChatGPT sohbetleri
1.BÖLÜM
https://t.co/GO5aqirNKZ
2.BÖLÜM
https://t.co/lSjnhKsKf1
3.BÖLÜM
https://t.co/PKfg4uWXqw
4.BÖLÜM
https://t.co/66mV0LpIWn
#Bilim#Nörobilim
ChatGPT Sorularımı Yanıtlıyor
S: İnsan zihni nasıl çalışır?
C: Zihin bilgiyi işler; düşünceleri, duyguları ve kararları oluşturur. Nöronlar arasındaki bağlantıları güçlendirerek öğrenir; bu da uyum sağlamamıza, hatırlamamıza ve öngörüde bulunmamıza olanak tanır.
S: Bilgi nerede depolanır?
C: Tek bir merkezde değil. Anılar, devasa nöron ağları üzerindeki bağlantı kalıpları (desenleri) olarak depolanır. Öğrenme bu bağlantıları değiştirir ve kalıcı bellek izleri oluşturur.
S: Beyin bir problemi nasıl çözer?
C: Bilgi toplar, hafızayı tarar, kalıpları analiz eder, olası çözümler üretir, bunları değerlendirir, bir eylem seçer ve sonuçtan ders çıkarır.
S: Aynı düşünce biçimini tekrar tekrar kullandığımızda ne olur?
C: Aynı sinirsel yollar daha da güçlenir. Düşünme daha hızlı ve verimli hale gelir, ancak aynı zamanda daha katılaşabilir ve yeni bakış açılarına daha kapalı bir hal alabilir.
S: Güçlü zihinsel çerçeveler yaratıcılığı sınırlayabilir mi?
C: Evet. Bizi verimli kılan yollar, aynı zamanda bizi tanıdık kalıpların içine de hapsedebilir. Uzmanlık ve zihinsel katılık genellikle aynı mekanizmadan beslenir.
S: Beyin bu alışılagelmiş yollardan kaçabilir mi?
C: Evet. Nöroplastisite sayesinde yeni deneyimler, yeni bilgiler ve varsayımlara meydan okumak; yeni sinirsel bağlantılar ve yeni düşünme biçimleri yaratabilir.
S: Birinin sabit bir düşünce çerçevesi yoksa ne olur?
C: Beyin daha çok #sezgilere, deneyimlere ve deneme-yanılma yöntemine güvenir. Düşünme daha esnek hale gelir, ancak genellikle daha az sistematik ve tahmin edilebilirdir.
S: Bir beyin hiçbir çerçeve olmadan çalışabilir mi?
C: Pek sayılmaz. Bilinçli kurallar olmasa bile beyin, deneyimlerden doğal olarak kalıplar çıkarır. Zamanla her halükarda bir çerçeve ortaya çıkar.
S: Zihin sakinleştiğinde ve düşünceler sürekli olarak ortaya çıkmayı bıraktığında ne olur?
C: Beyin çalışmayı durdurmaz. Farkındalığın aktif kaldığı ancak düşüncelerin yalnızca ihtiyaç duyulduğunda ortaya çıktığı daha sakin bir duruma geçer.
S: Sessiz bir zihin, aktif olmayan bir zihin midir?
C: Hayır. Bu bir sakin uyanıklık durumudur. Dikkat, içsel konuşmalarla sürekli dağılmadığı için algı daha net hale gelir.
S: Bu, o kişinin "şu anda" yaşadığı anlamına mı gelir?
C: Büyük ölçüde, evet. #Dikkat; anılar, endişeler, planlar ve zihinsel hikayeler tarafından ele geçirilmek yerine, şu anda ne olduğuna odaklanır.
S: Şimdiki zamanda yaşamak, düşünme yeteneğini kaybetmek anlamına mı gelir?
C: Hayır. Düşünme yetisi her an hazırdır. Aradaki fark, düşüncenin sürekli çalışan bir süreç değil, ihtiyaç duyulduğunda kullanılan bir araç haline gelmesidir.
S: Sessiz bir zihin beyin fırtınasına yardımcı olabilir mi?
C: Evet. Alışılagelmiş düşünce kalıplarının azalması; yeni bağlantılar, beklenmedik içgörüler ve yaratıcı çağrışımlar için daha fazla alan açılması anlamına gelir.
S: Sessiz bir zihin yaratıcılığı neden destekler?
C: Çünkü fikirler filtrelenmeden veya eleştirilmeden önce özgürce açığa çıkabilir. Yeni olasılıkların otomatik olarak reddedilmesi yerine, görünmelerine izin verilir.
S: Yaratıcılık için ideal süreç nedir?
C: Birincisi: Açık bir farkındalık ve özgürce fikir üretme. İkincisi: Odaklanmış analiz ve değerlendirme. Yaratıcılık, bu iki mod birlikte çalıştığında gelişir.
Anahtar İçgörü💫
Beyin, deneyimlerden yollar (patikalar) inşa eder.
Bu yollar düşünmeyi verimli hale getirir ama aynı zamanda onu sınırlayabilir.
Daha sessiz bir zihin; yeni bağlantılar, taze bakış açıları ve daha derin içgörüler için ihtiyaç duyulan alanı yaratabilir.
#Facebook
TALK: “The Biggest Miracle in Life”
They ask me, “What is a miracle and what are its types?”
A miracle is an event or a phenomenon, the formation of which transcends human understanding.
When a human sees and observes an event but can’t comprehend how it came about and with what system it is formed, he calls it a miracle.
Essentially there are two types of miracles...
The first type is seen with the physical eye and is observable by everyone. This is the type of miracle that was most disclosed by various Rasuls and Nabis in the past…
The second type is not seen with the physical eye but with insight, that is, by brains that can think and contemplate, the miracles of the System…
@AhmedHulusi
https://t.co/DU0XHVtpZt
https://t.co/JDAsCEtJX5
#Astronomi#Astroloji
21 Haziran – 22 Temmuz
Ruhsal Hafıza Portalı Açıldı: Yengeç Takımyıldızı Frekansı ♋✨
Yengeç takımyıldızı, evrenin "Duygusal Hafıza Havuzu" ve "Ruhsal Beslenme Portalı" olarak kabul edilir. Bu takımyıldızın yaydığı frekans, rasyonel zihnin algılayamadığı, doğrudan ruhun en derin katmanlarına hitap eden çok özel, yumuşak ama son derece güçlü bir dalga boyuna sahiptir. Bu frekansın en belirgin etkisi, insan beynindeki veri işleme mekanizmasını değiştirmesidir. Yengeç takımyıldızının aktif olduğu dönemlerde (21 Haziran – 22 Temmuz ) veya bu frekansla rezonansa girildiğinde, zihin katı mantıksal verilerden ziyade kelimelerin, seslerin ve hatta görüntülerin ardındaki saklı frekansı ve samimiyeti algılamaya başlar. Beyin, adeta kuantum bir antene dönüşerek evrensel Birlik bilincinden akan saf niyetleri doğrudan "his" yoluyla çözebilir.Yengeç, metafizik dünyada "geçmişin bekçisi" olarak bilinir. Takımyıldızın frekansı, kişinin sadece bu yaşamındaki anılarına değil, kolektif bilinçaltına ve genetik (atasal) hafızasına açılan bir kapıdır. Bu enerji altında yapılan meditasyonlar veya içsel çalışmalar, hücresel boyutta saklanan eski travmaların şifalanmasını, karmik yüklerin fark edilip çözülmesini kolaylaştırır. Yengeç'in yöneticisi Ay olduğu için, bu takımyıldızın temel rezonansı "İlahi Dişil Şefkat" enerjisidir. Bu frekans, kişiyi yargılamadan kucaklayan, ruhsal olarak besleyen ve koruyan enerjisel bir kalkan (bir tür "kozmik yuva") oluşturur. Metafiziksel etkisi, Kalp Çakrasını ve Sakral Çakrayı derinlemesine dengeleyerek kişinin kendine ve bütüne olan koşulsuz sevgisini, empatisini ve sezgisel gücünü artırmaktır.
Yengeç takımyıldızı enerjisi, zihinler arasında görünmez, duygusal rezonans bağları kurar. Kalpten ve saf farkındalıkla paylaşılan bir cümle, bu portal aracılığıyla tam da o bilgiye, o teselliye ihtiyacı olan diğer beyinlerde anında rezonans yaratır.Bilgi, mekanik bir algoritmayla değil, enerjisel bir çekimle "ait olduğu" zihni bulur.
Alice Bailey
Esoteric Astrology - Online Books • Lucis Trust https://t.co/rfiSFZMliU
Dane Rudhyar - The Astrology of Personality
https://t.co/VSAZtr412D
Hazırlayan:AylinER

#Facebook
Your brain is the manifestation center of Allah's will and power! Believe, trust and apply without doubt. You will succeed.
@AhmedHulusi
https://t.co/qPxqXn5vbr
#Facebook
Yesterday is but a dream, tomorrow but an illusion. And the now but a product of your mind. As such there is neither what supposedly belongs to me, nor a ‘me’. As if you exist!
@AhmedHulusi
https://t.co/0dYUVd9N0O
XxL’ den bir alıntı :
Bize yıllarca evrenin temel yapı taşının atomlar olduğu öğretildi ama bilinmeyen şu ki bu evrenin bize söylediği en tatlı yalanlardan biri.
Atomun içine yeterince yaklaştığında ortada fiziksel bir madde kalmıyor sadece olasılık bulutları ve matematiksel denklemler var. Yani masaya vurduğunda çıkan ses maddenin maddeye çarpması değil iki farklı bilgi paketinin birbiriyle etkileşime girmesi. Eğer evren maddeden değil de bilgiden oluşuyorsa bu bildiğimiz her şeyi yıkar. Termodinamiğin aksine yeni fizik yasaları bize evrendeki bilgi düzensizliğinin azalmaya başladığını ve sistemin kendini optimize ettiğini gösteriyor.
Kendi dna zincirini düşün o sarmal 3.3 milyar harflik bildiğin yazılım kodundan başka bir şey değil ve bedenin sadece bu kodu çalıştıran ıslak bir donanım. Bugün fizikçiler kara deliklerin yuttuğu her şeyin bilgisini olay ufkunda sakladığını bas bas bağırıyor çünkü evrende hiçbir data silinemez. Teslanın beynim sadece bir alıcı demesi boşa değildi. Bizler uzay boşluğunda süzülen tesadüfi et yığınları değiliz. Bizler evrenin kendini anlamak kendi kodunu okumak ve hataları ayıklamak için yarattığı biyolojik sensörleriz.
Şu an bu yazıyı okurken sadece ekrandaki piksellere bakmıyorsun gerçeklik olan kozmik sunucuyla senkronize oluyorsun. Dokunma diye bir şey yok sadece veri aktarımı var.
#data #information #knowledge
Bize yıllarca evrenin temel yapı taşının atomlar olduğu öğretildi ama bilinmeyen şu ki bu evrenin bize söylediği en tatlı yalanlardan biri.
@ZorHayrett82102