@AhmetKk87797692@eczozgurozel@ozgurozeliletsm İstenmediğini yüz yüze görsün, daha halkla muhatap olamadı.
Kadınlar, en azından at hırsızlarının kendisine yaptığı gibi yumruk atmazlar, sadede tükürürler.
Önümüzdeki hafta grup toplantısını ben yapacağım derse ve meclis başkanlığı hukuka uymazsa, sadece kadınları davet edin. Salona vekil ve görevliler dışında erkek almayın.
Çıksın, kadınların yüzüne bakabiliyor mu görelim.
@eczozgurozel@ozgurozeliletsm
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Siz, Cumhuriyet Halk Partimizin uzun yıllar Genel Başkanlığını yapmış, partimizin en zorlu dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş önemli bir değerimizsiniz.
Bugün yaşanan süreçte de milyonlarca CHP’li, sahip olduğunuz tecrübe ve devlet adamlığı birikimiyle sağduyulu bir yaklaşım göstermenizi beklemektedir.
Partimizin kurumsal kimliğinin korunması, örgütlerimizin ve seçmenlerimizin daha fazla üzülmemesi, Meclis çatısı altında ve kamuoyu önünde istenmeyen görüntülerin oluşmaması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu nedenle, CHP’nin birliği, kardeşlik hukuku ve geleceği adına atacağınız her yapıcı adımın toplumda karşılık bulacağına ve partimize güç katacağına inanıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi hepimizin ortak evidir. Bu evin zarar görmemesi için göstereceğiniz hassasiyet, yalnızca partililerimiz tarafından değil, demokrasiye inanan tüm yurttaşlar tarafından da takdirle karşılanacaktır.
⚠️ Öz babası tarafından cinsel istismara uğrayan kız çocuğu ile birlikte cansız bedeni bulunan annenin, geçtiğimiz ayda söylediği sözler:
• Elimizde çocuğumun istismarına ilişkin rapor var.
• Faili kim koruyor, neden hala dışarıda? Biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum.
• Ben Mayıs’a kadar hayatta kalabileceğimi düşünmüyorum, güvenliğimden endişe ediyorum.
• Başıma bir şey gelirse, bu karanlık yapı ve beni koruyamayanlar sorumludur.
• Bu dava sahiplenilmezse ben ve kızım hayattan koparılacağız, amaçları benim intiharımı sağlamak.
• Bana zarar verebilirler, başıma bir şey gelirse, ‘intihar etti’ derlerse peşine düşün; ben adalet ararken intihar etmem.
Bu gece trilyonlarca doları olan Araplar “tepemize bomba yağar mı” endişesiyle yusuf, yusuf uyumaya çalışırken,
kör topal demokrasisi bile islam dünyasına örnek gösterilen laik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bu endişeyi taşımıyor.
“Derhal terkedin” denilen 14 ülke arasında Türkiye yok..
Böyle kalmasını dilerim.
Kurucusuna daima minnetle.
@sokakkedisitv Eseriniz Sn Babacan,ekonomiden sorumlu olduğunuzda kaçan trenler, ekmeğini yediğiniz beton ekonomisinin sonuçları...Doğruları halka, o zaman yüksek sesle anlatacaktınız, halkı doğru üretime teşvik edecektiniz, örn.ekilmeyen tarlaya teşvik vermek yerine.
Son günlerde belli çevreler tarafından bilinçli biçimde yürütülen bir kampanyayı dikkatle izliyorum. Bu algı operasyonu kimi zaman karşımıza bir manşetle kimi zaman da sosyal medyada yazılıp çizilenlerle çıkıyor.
Öncelikle şunu herkes bilsin:
Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana milletin emanetine namusumuz gibi sahip çıkacağımızı söyledik. Aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.
Ankara halkının parasını kendi cebimizdeki para gibi koruduk.
Çöp projelere değil, halkın gerçek ihtiyaçlarına yatırım yaptık.
Rant düzenine son verdik.
Belirli zümrelere sağlanan ayrıcalıkları kaldırdık.
“Kim daha çok oy verdiyse oradan başlarım” anlayışını değil,
“İhtiyaç neredeyse oradan başlarım” anlayışını benimsedik.
İhaleleri canlı yayınlamaya, Sayıştay raporlarımızı kamuoyuyla paylaşmaya, meclis oturumlarımızı şeffaf biçimde yayınlamaya devam ediyoruz.
Bütçemizi kalem kalem Ankaralı hemşehrilerimize anlatıyoruz.
Şeffaflık, yolsuzlukla mücadele ve mali disiplin politikalarımız sayesinde uluslararası alanda ödüller aldık, finansal güvenilirlik notlarımızla Türkiye’de örnek gösterilen belediye olduk.
Şimdi ise yürüyen adli süreçler üzerinden bir algı operasyonu yapılmak isteniyor.
Nisan 2019’dan bu yana hakkımda 100’ün üzerinde şikâyet yapılmıştır.
Bu dosyaların büyük bölümünde ifadem dahi alınmamıştır.
Danıştay’da ise iki dosyam bulunmaktadır:
Bunlardan biri Dodurga bölgesinde imar rantına karşı duruşumuz nedeniyle,
diğeri ise kamuoyunda “konser soruşturması” olarak bilinen süreç kapsamında, denetim görevimi yerine getirmediğim iddiasıyla açılmıştır.
Benim dönemimde en küçük bir iddia olduğunda iç teftişi başlatan da dosyayı savcılığa götüren de yine benim.
Kendi dönemimde dahi yanlışa göz yummadım, yummam.
Benim kendimden en ufak şüphem yok. Çünkü saklayacak hiçbir şeyim yok.
Şunu açıkça söylüyorum:
Ben yetkiyi Türk Milleti’nden aldım.
Ankara halkı da memnuniyetini yüzde 60’ın üzerinde oy vererek gösterdi. Nedeni de hayata geçirdiğim halka dokunan projelerim ve şeffaf oluşumdur.
Hâl böyle iken; kimse bizi siyasi operasyonların ve itibarsızlaştırma çabalarının bir figüranı yapamaz.
Bizim dayanağımız ne makamdır ne güçtür.
Bizim dayanağımız milletimizin vicdanıdır.
Akşam çocuğuna yemek yapabilen annenin duasıdır.
Evinin ihtiyaçlarını karşılayabilen babanın huzurudur.
Tarlasında alın teriyle toprağa tohum eken çiftçinin umududur.
Öğrencinin içtiği sıcak çorbadır.
Garibanın kapatılan veresiye defteridir.
Eczanede “borcunuz kapandı” denildiğinde yüzü gülen hastanın sevincidir.
Hiçbir baskı, hiçbir itham, hiçbir siyasi hesap bizi doğru bildiğimiz yoldan alıkoyamaz.
Bugün algı yapanlar şunu unutmasın:
Adalet bir gün herkese lazım olur.
@mustafahos İçimiz parçalanıyor, her defasında sonuç aynı ise bu yapıların kontrol altına alınması gerekmiyor mu? Hep kadınlar ve çocuklar eziliyor. @tcailesosyal
Bir şeyler yazmak istiyorum; yanlış anlaşılmaktan korkuyorum ama dayanamayacağım, sonuna kadar okumanızı rica ediyorum.
Öncelikle amacım tamamen toplumun ve düzenin iki yüzlülüğünü göstermek.
Adalet herkese lazım. En başından beri düzenin aynı düzen olduğunu; hepimizin liyakatsizliğin, denetimsizliğin, cezasızlığın kurbanı olduğumuzu söyledim. Çünkü yaşananlar tek bir olaya indirgenmemeliydi; sorun düzendi.
Parayı, siyasal ikbali, rantı insan hayatının önüne koyan bu cinayet düzeni…
Her zaman depremde yıkılan usulsüz binalardan tut, işçi katliamlarına, çocuk istismarına, kadın cinayetlerine ve tüm sosyal cinayetlere kadar hepsinde sorunun aynı olduğunu vurguladım.
Birinde çıkarılmayan ses, diğerine davetiye çıkarıyordu.
Birinde verilmeyen ceza, diğerinin referansıydı.
Ama görüyorum ki; otelde can veren insanlarla patlamalarda, yangınlarda can veren işçilere aynı davranmıyor ne yargı ne de toplum.
Ya da katledilen bazı çocuklarla, iş yerinde ustabaşının öldürdüğü çocuk işçiye ya da diğer çocuklara aynı merhameti göstermiyor toplum.
Mağdurların profili mi etkiliyor vicdanları?
Çok acı.
Amacım farklı değil. Arkamda kimse yokken ve abimin acısıyla içim yanarken bile ben başka hayatlar için adalet istedim; istemeye de devam edeceğim.
Çünkü birimize adalet, hepimize adalet.
Ama işçilerin canı da diğer insanlarınki kadar değerlidir ve işçi çocukları da işverenin çocukları kadar sevimlidir.
Adalet.
Herkes için adalet ancak kolektif bilinç ve toplumsal mücadele ile gelir.
#HendekİçinAdalet, herkes için adalet!
"Gökçek usulsüz oturduğun o ev var ya mahkeme kararıyla tespit edildi. Çık bakayım o evden. ÇIK. Evsiz kalmazsın. Oğlan villa yapıyor bir katına seni oturtur. Ankara halkının malını geri ver. Bunları yapmadığın müddetçe, hesap verilmedikçe televizyon karşısına geçip ne bir başkasını suçla, ne bir başkasına iftira at. Bunu Ankara halkı mutlaka değerlendirecektir."
"Ben çalmadan çalışılacağını ispat peşindeyim ve ispat edeceğim. Hayatım boyunca çocuklarıma haram lokma yedirmedim ama hayatı boyunca çocuklarına helal lokma yedirmemiş kişilerin de laflarını boğazlarına tıkmak zorundayım."
Uğur Mumcu :
"Mustafa Kemal'i laikliğe yönelten ana neden, İslam'ın İngilizlerin elinde kullanıldığını görmesi idi. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, Hazreti Muhammed’in torunu olduğunu ileri süren mekke Şerifi Hüseyin, İngiliz ajanıydı. Mustafa Kemal ve arkadaşları, bu savaşlarda dinin, emperyalist güçler tarafından nasıl kullanıldığını gördü. O nedenle din duyguları ve dince kutsal kavramların üzerindeki Siyasal ve ticari amaçları ortadan kaldırmak istedi. Gerçek vicdan özgürlüğü, gerçek demokrasi laik toplumlarda meydana gelir.
Biz bildiğiniz gibiyiz;
Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta,
Dostu düşmanı birbirinden ayırmakta.
Mitinglerden rahatsız oluyorlar, CHP siyasetine sınır çizmeye çalşıyorlar.
CHP’nin Genel Başkanlarına sınır çizilemez!
Partimiz millet merkezlidir.
Millet kazanır!
80 sene önce dünya savaşı varken oluşan yağ kuyruğunu hatırlıyor.
Bir ay önceki sahte diploma skandalını hatırlamıyor.
İki ay önceki LGS skandalını hatırlamıyor.
Bir yıl önceki yenidoğan çetesi skandalını hatırlamıyor.
Altı ay önceki Bolu otel yangını skandalını hatırlamıyor.
İki ay önceki dev orman yangınlarında gerçekleşen ihmalleri hatırlamıyor.
Bir yıl önceki 3 milletvekilinin altın kaçakçılığı skandalını hatırlamıyor.
Dört yıl önce ticaret bakanının kendi şirketinden bakanlığa dezenfektan satması skandalını hatırlamıyor.
İki yıl önce Kızılay'ın depremzedelere çadır satması skandalını hatırlamıyor.