Öyle ki bazı olayların tesiri üzerinde uzun süre kalırdı.
Bazı acıları içine alır, taşırdı.
---
Kendisinde kibir emaresi gördüğümü hatırlamıyorum.
Kendisiyle konuşan insanın yaşına, eğitimine veya makamına bakmadan onu gerçekten dinler, karşısındaki insana kendisini önemli hissettirirdi. Bilgili bir insan olmasına rağmen, karşısındaki insandan bir şey öğrenmeye çalışırdı.
Bir meselede kendisinde bir hata gördüğünde de kabul ederdi. “Şurada şöyle yapsaydım daha doğru olurdu” diye öz eleştiri yapardı.
Bir de insanlarla beraberken çok güzel bir tarafı vardı: Kendisiyle vakit geçirmek güzeldi, sempatikti. Yeri geldiğinde espri yapar, ortamı yumuşatır, insanları rahatlatırdı.
İnsanlarla güzel geçinirdi.
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyuruyor:
> “Mümin, insanlarla iyi geçinen ve kendisiyle iyi geçinilen kimsedir.”
İzzet Hoca da insanlarla güzel vakit geçirilen, sohbetinden keyif alınan, gerektiğinde yaptığı bir espriyle ortamı yumuşatan bir insandı.
---
Peygamber Efendimiz ﷺ bir başka hadisinde:
> “Sizin bana en sevimli olanınız ve kıyamet günü bana meclisçe en yakın bulunacak olanınız, ahlâkı en güzel olanlarınızdır.”buyuruyor.
İzzet Hoca’yı düşündüğümde aklıma gelen şeylerden biri güzel ahlak.
Çünkü insanın karakteri, büyük iddialardan çok küçük davranışlarda belli oluyor.
Birinin önemli bir gününü hatırlamakta.
Bir kardeşinin cenazesine yetişmeye çalışmakta.
Bir arkadaşının ihtiyacını kendisi söylemeden fark etmekte.
Bir yanlışı düzeltirken karşısındakini kırmamaya çalışmakta.
Bir çocuğuyla geçireceği zamanı nasıl daha güzel hale getireceğini düşünmekte.
Kendi rahatından vazgeçip başkasının işini kolaylaştırmakta.
Gece geç saatlere kadar çalışıp ertesi gün yine aynı gayretle devam etmekte.
Ve bütün bunları yaparken yaptıklarını insanlara anlatmamakta.
---
Ben İzzet Hoca’yı böyle tanıdım.
Ben onun iyiliğine şahit oldum.
Onun inceliğine, merhametine, gayretine, tevazusuna ve fedakârlıklarına şahit oldum.
İzzet Hoca sadece hakkında konuşulan bir dosyadan ibaret değil.
O; ailesi olan, kardeşleri olan, çocukları olan, dostları olan, kendisinden bir şey öğrenmiş ve onun iyiliğinden nasiplenmiş çok sayıda insanın hayatına dokunmuş bir insan.
Ben de onlardan biriyim.
İzzet Hoca’nın özgürlüğüne kavuşacağı, ailesine ve sevdiklerine yeniden sarılacağı günleri görmeyi nasip et Allah’ım.
SuçDeğil SusDosyası
FurkanHareketi Tertemizdir
HocamıSerbest Bırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın
Gelecek günlerde tanıdığım her biri hakkında yazacağım inşaallah demiştim.
Bugün İzzet Hoca ile başlayayım.
Yıllardır kendisinden iyilikten başka bir şey görmediğim, değerli bir komşum ve dostum olan İzzet Hoca’yı birkaç tweetle anlatmak kolay değil. Yine de onu tanımayanların, benim tanıdığım İzzet Hoca hakkında bir fikir sahibi olmasını istiyorum.
Çünkü bazı insanları anlatmak için “iyi insandır” demek yetmiyor. İnsanın iyiliği, çoğu zaman büyük sözlerde değil; kimsenin fark etmediği küçük ayrıntılarda ortaya çıkıyor.
İzzet Hoca sürekli kendisini geliştirmeye çalışan bir insandı. Fırsat bulduğu her boşlukta kitap okur, okuduklarını sadece bilgi olarak bırakmaz; üzerinde düşünür, analiz eder, hayatına nasıl aktarabileceğini düşünürdü.
Öğrendiği bir şeyin başkasının işine yarayabileceğini düşünüyorsa hemen paylaşırdı. Bir bilginin kendisinde kalmasındansa, başka bir insanın hayatına dokunmasını daha kıymetli görürdü.
Bir yanlış gördüğünde de görmezden gelmezdi.
Fakat bunu insanları mahcup ederek, küçük düşürerek veya kendisini üstün göstererek yapmazdı. Karşısındaki insanı incitmeden, en güzel ve en nazik üslupla doğrusunu anlatmaya çalışırdı.
Kur’an’da:
> “Kullarıma söyle: Sözün en güzelini söylesinler.”
buyrulur. (İsrâ, 17/53)
İzzet Hoca’nın karakterinde bunun karşılığını görürdünüz.
---
Çok ince düşünceli bir insandı.
Çevresindeki insanların ihtiyaçlarını, sıkıntılarını ve iyiliklerini sürekli düşünürdü.
Bir ihtiyacınız veya probleminiz varsa, siz daha ona bir şey söylemeden bunu çoğu zaman fark ederdi.
Fark ettiğini belli etmezdi.
Ama kafasının bir köşesinde o mesele dururdu.
Bir çözüm bulmaya çalışır, araştırır, düşünür; sizin için işe yarayabilecek bir şey öğrenirse hemen sizinle paylaşırdı.
Çevresindeki insanlara nasıl faydalı olabileceği, zihninin sürekli bir köşesinde duran meselelerden biriydi.
---
İnsanların önemli günlerini gerçekten önemserdi.
Bunun için telefonuna alarm kurduğuna bile şahit oldum.
İslami hassasiyetlerimiz gereği doğum günü kutlamıyoruz. O da zaten doğum günü kutlayan biri değildi.
Ama bir sohbet sırasında doğum günümün tarihini laf arasında duymuştu.
Tarihi not etmiş.
Günü geldiğinde beni aradı.
Mesele bir doğum gününü kutlamak değildi.
Mesele, sıradan bir sohbetin arasında duyduğu bir tarihi hatırlayıp, o günü bir nezaket ve muhabbet vesilesi kılmayı düşünmesiydi.
Böyle küçük ayrıntıları önemserdi.
Kardeşlerinin düğünlerine, cenazelerine ve önemli günlerine de çok önem verirdi.
Mutlaka katılmaya çalışırdı.
Mesafe, iş veya başka bir sebeple katılamadığında ise mutlaka telefonla arar veya mesajla ulaşırdı.
---
Zamanı çok kıymetliydi.
Ama az olan zamanını da yakınlarına ve akrabalarına mümkün olduğunca kaliteli şekilde ayırmaya çalışırdı.
Çocukları konusunda da aynı hassasiyeti görürdüm.
İslami hizmetin yoğunluğu sebebiyle onlara ayırabileceği zaman her zaman istediği kadar olmayabiliyordu.
Fakat “vakit bulamıyorum” deyip geçmezdi.
O kısıtlı zamanı çocuklarıyla nasıl daha güzel geçirebileceğini düşünürdü.
İşinin, sorumluluklarının ve yoğunluğunun arasında çocuklarına iyi bir baba olabilmenin yollarını arardı.
--
Çok kanaatkâr yaşardı.
Hocasından gördüğü bir hayat tarzını sürdürmeye çalışırdı.
Yüksek eğitimine, kabiliyetine ve potansiyeline rağmen dünyaya tamah etmemişti; hizmet hayatını seçmişti.
Kendi hayatında birçok zevkten, rahatlıktan ve imkândan yıllardır fedakârlık ediyordu.
Sabah erkenden ofise giderdi ve en geç çıkanlardan biri olurdu.
Çıkış saati çoğu zaman gece 23.00’ü geçerdi; yeri geldiğinde gece 2-3’e kadar çalışırdı.
Fakat yaptığı fedakârlıkları anlatmazdı.
Hatta zamanla bunları kendisinin bile artık “fedakârlık” olarak görmediğini düşünüyorum.
Sanki olması gereken buymuş gibi yaşardı.
--
İslam’a düşmanlık gösterenlere karşı tavrı sert olabilirdi.
Ama kardeşlerine karşı çok merhametliydi.
Ümmetin acıları gerçekten kalbinde yer tutardı.
Mazlumların başına gelen bir hadiseyi gördüğünde bundan derinden etkilenirdi.
—>devamı aşağıda:
@Alisaninci1 Geçmiş olsun, ülkemizdeki baskı ve zulümler avukatlık mesleğinin icrasına kadar uzandı. Maalesef artık ülkemiz açısından bir hukuk devletinden bahsetmek mümkün değil.
MUŞ’TA ADALET BEKLEYİŞİNE GÖZALTI
Muş’ta Adalet Bekleyişi yapan Furkan Hareketi mensuplarından 3 kişi hukuksuz bir şekilde gözaltına alındı!
Kardeşlerimiz derhal serbest bırakılmalıdır!
@MusEmniyet@adalet_bakanlik
SuçDeğil SusDosyası
FurkanHareketi Tertemizdir
HocamıSerbest Bırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın
Bu kim?
Bu polis olamaz. Bu mahalle eşyasına benziyor. Bu dünyanın ahireti yok mu? Bugünün yarını yok mu? Her amelenin hesabını vereceksiniz. Ne çabuk unuttunuz?
Elbette zalimlerle mahşerde hesaplaşacağız!
İZMİR’DE POLİS DEVLETİ GÖRÜNTÜLERİ!
Tutuklanan Alparslan Kuytul Hocaefendi ve Furkan Hareketi mensupları için Özgürlük Yürüyüşü yapmak isteyenler İzmir Emniyetinin ağır müdahalesine maruz kaldı!
Vatandaşın boğazını sıkan İzmir polisi ne yapmaya çalışıyor?
Özgürlükİçin Meydandayız
HocamıSerbest Bırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın
Bir Anne, Bir Eş, Bir Hocahanım Tevhidi Savunduğu İçin Tutuklandı…
Semra Kuytul Hocahanım yalnız değildir!
Derhal Serbest Bırakılmalıdır!
Hocamıza SürgünZulmü
HocamıSerbest Bırakın
SemraKuytulu SerbestBırakın
''Suyun ısındı demek, seni öldüreceğiz'' demektir.
CB Başdanışmanı Oktay Saral benim hakkımda 40 saat önce ''Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!'' şeklinde bir tweet atıyor ve ben yaklaşık 35 saat kadar sonra gözaltına alınıyorum. Bu olacak iş mi? 4 gündür sosyal medya bununla çalkalanıyor. Bir devlet adamı ''Suyun ısındı'' şeklinde konuşur mu? Mafya konuşması bu.
Suyun ısındığı tabiri iki manaya gelir. İkincisi mecazdır ama birinde cinayet kastedilir. Çünkü ölülere su ısıtılır. Yani senin suyun ısındı demek, seni öldüreceğiz demektir. Ölülere soğuk su ve sıcak su dökülür. Bu lafın tarihte çıkışı manası bu. Şimdi bir devlet adamı böyle konuşur mu?
(Alparslan Kuytul Hocaefendi'nin savunmasından alıntıdır.)
Özgürlükİçin Meydandayız
HocamıSerbest Bırakın
FurkanHareketi Tertemizdir
İZMİR’DE ADALET BEKLEYİŞİNE POLİSTEN SERT MÜDAHALE: ORANTISIZ ŞİDDET UYGULANDI!
Alparslan Kuytul Hoca, Semra Kuytul Hocahanım ve tutuklu bulunan Furkan Hareketi mensupları için İzmir’de "Adalet Bekleyişi" gerçekleştirmek isteyen Furkan Hareketi Mensupları, emniyet güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaştı.
Polis ekiplerinin orantısız güç kullandığı müdahale sırasında, bir Furkan Hareketi mensubunun boğazı sıkılarak nefessiz bırakıldığı, yere yatırılan Furkan Hareketi mensubuna sert fiziki baskı uygulandığı görüldü.
Özgürlükİçin Meydandayız
HocamıSerbest Bırakın
FurkanHareketi Tertemizdir
Kocaeli Emniyetinden Hukuksuz Gözaltı!
Alparslan Kuytul Hocaefendi, Semra Kuytul Hocahanım ve tutuklu bulunan Furkan Hareketi Mensupları için Kocaeli’de "Özgürlük Yürüyüşü" düzenlemek isteyen 19 Furkan Hareketi mensubu, emniyet güçlerinin müdahalesiyle gözaltına alındı.
#KocaeliEmniyeti
@RTErdogan Tribünlere Allah, Peygamber, Kitap, ama gerçekte 28 Şubattan daha şiddetli bir dönem yaşıyoruz. Islami harekete ve islami oluşumlara operasyonlar düzenleniyor
Özgürlükİçin Meydandayız
HocamıSerbest Bırakın
FurkanHareketi Tertemizdir
AlparslanHoca Nerede
"Dosyada gizlilik kararı var" denilerek aile ile bilgi paylasmamak ne demek?! Siz ailesinden daha mı çok düşünüyorsunuz Hocamızın ahvalini!
Asıl uygulanan bu muamele, Hocamızın sağlığı hakkında bizleri şüpheye düşürüyor!
@adalet_bakanlik@Akingurlek_
Alnı ak ve cesur babam Alparslan Kuytul Hocaefendi ve kıymetli mücahide annem Semra Kuytul Hocahanım, bu sabah saat 05.00 sularında tutuklanarak Adana Adliyesi’nden Kürkçüler Cezaevi’ne götürüldü. Çok kısa bir süre sonra başka bir cezaevine sevk edilmek üzere yola çıktıkları söylendi. Ancak 16 saat geçmesine rağmen hâlâ nereye sevk edildiklerini öğrenemedik.
Savcılığa gittiğimizde, sevk bilgisiyle ilgili Kürkçüler Cezaevi’nden bilgi almamız gerektiği söyleniyor. Cezaevini aradığımızda ise “Dosyada gizlilik kararı var. Bugün bilgi veremeyiz, haftaiçi gelirseniz bilgi veririz" dediler. Ama zaten Kürkçülerin değil, onların götürüldüğü cezaevinin bizi bilgilendirmesi gerekiyor! Neden arayıp "buraya geldi" diye haber verilmiyor?!
Nereye götürüldüğünü haber vermemek ne demek?!
Bu süre zarfında başlarına bir şey gelip gelmediğinden nasıl emin olacağız?!
Annem ve babam nereye sevk edildi? Bunu öğrenmeye hakkımız var!
Dört gün önce yapılan operasyonda yaşanan hukuksuzlukları, avukatlarının gözaltına alınmasını ve geçmişe baktığımızda sekiz yıldır maruz kaldığımız sistematik baskı ve zulmü düşündüğümüzde, hiçbir şekilde güven hissedemiyoruz.
Ben nerede oldukları hakkında bilgilendirilmediğim müddetçe annemin ve babamın hayatlarından, sağlıklarından ve güvenliklerinden endişe ediyorum. Onların nerede olduklarını ve güvende olup olmadıklarını öğrenmek en doğal hakkımızdır.
Eğer anneme ve babama yönelik herhangi bir zarar meydana gelirse, onları saatlerce nerede oldukları bilinmez hâlde bırakan ve ailelerine bilgi vermeyen bu uygulamanın sorumluları bunun hesabını vermek zorundadır.
AlparslanHocaya Özgürlük
SarayTalimatıyla Tutuklandı
SemraKuytula Özgürlük
Kardeşlerimizi SerbertBırakın
#FurkanHareketiTertemizdir
Altay Cem Meriç'i sevmiyorum. Ama Alparslan Kuytul'u seviyorum. Ben Hamaney'i, Nasrallah'ı, Yahya Sinvar'ı da seviyorum. Çünkü ACM'nin ötesinde bu adamlar konforlarını bir kenara iterek inandıkları dava uğruna bedel ödemeyi seçiyor ve belirli bir ahlaki adalet duyguları var. Bu adamların sofrasına oturulur, sohbet edilir, fikir alışverişi yapılır. ACM ise ancak zenginlerin sofrasına oturur, konferans vereceği yerden üç haneli para alır. Biri yerde yemek yer diğeri müslüman lükse layıktır der. Biri inandığı kavga uğruna canından özgürlüğünden olur diğeri inandığını söylediği şeyi mesleği haline getirir.
“Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip onu az bir bedel karşılığında satanlar var ya, onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onları arındırmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.” - Bakara Suresi 2:174,
Mesela Alparslan Kuytul, ACM'den bin kat daha İslamcı ideolojiye yakındır. Ama görüntü itibarı ile sempatik, haksızlık yapmayacak bir adam olarak görünmektedir. Adil olduğu, mazlumdan yana olduğu için ikisi aynı toplumsal kategoride olarak değerlendirilemezler. Bu sadeliği ile büyük bir merak uyandırmaktadır. Zengin olabilecekken bunun elinin tersi ile itmesi onun otantikliğini arttırmaktadır. Eskilerden bir şeyleri hatırlatmaktadır.
Üstelik ACM egemen kapitalist sistem için çalışmaktayken diğeri kendi İslam kaideleri gereği başka bir sistem anlatası gereği bugünkü faiz düzenine eklemlenmeyecek, sosyalist denebilecek alternatiflere daha açık bir tip görüntüsü vermektedir. Özellikle sosyal adalet talebi onu diğer tüm tarikatlardan daha ileriye taşıyabilme potansiyeline sahiptir. Bunca hocalık kimliğini gelir kapsı yapmamış yerde yemek yemeye devam etmiştir.
Demek ki konu birini sevmek için kıstasımız tamamen ne inancı ne de inanmasındaki ortodoks eğilimleri ne mezhebi ne başka bir şey. İki tane adam var biri diğerinden daha aşırı fikirlere sahip olmasına rağmen ben aşırı olanı daha sempatik buluyorsam aşırı olanın sırtını yoksul insanlara dayıyor olmasıdır. Saraylar adına değil Ebu Hanife gibi haklılar adına konuşmaktadır. Biri sabahtan akşama kadar ben Sünniyim deyip ABD'ye karşı savaşan insanlarla alay etmektedir diğeri ise o savaşan insanlara tüm tepkilere rağmen şehit demekten korkmamakta, delikanlı bir adam olduğunu ispat etmektedir.
İktidarın yalan ve iftiraların hedefi olduğu açıktır. Çünkü delikanlıya zehirli ok atmak bu devletin bir geleneğidir. Mahir Çayan'a da çok ok atmışlardı.
Benim siyonizm'in karşısına dikilen mazlumlara şehit diyenle derdim olamaz ama onlara kimin kebap olduğunu, kebap deyip ölü bedenlere bakıp salya akıtan yamyamlara konferanslarda kimlerin tüyü bitmemiş yetimin hakkından alıp bunlara para ödediğini çok iyi bilmekteyiz.
Alparslan Kuytul adı gibi bir aslandır. Bu aslanı zindana atsalar da aslanlığından bir şey kaybetmeyecektir. Çakallar ise istedikleri kadar ulusunlar asla aslan gibi haysiyetli olamayacaklardır.
Şehitlere şehit demenin bile zor olduğu, katil Trump'a arkadaşım demenin yadsınmadığı günümüz dünyasında cesaretli, delikanlı olmanın da bir bedeli var.
Konu ne Sünni olmak ne Şii olmak. Konu ne Alevi olmak ne Sünni olmak. Konu ne sosyalist olmak ne Müslüman olmak. İnsanlık olarak aç olduğumuz şey nedir? Adalet, saygı ve beyfendilik. Biraz kibarlık, biraz mertlik. İşte hepimizi saygın bir millet yapacak olan bütün bu özelliklere sahip olan insanların fazlalaşmasıdır.
Ne mutlu dürüstüm diyene, ne mutlu mazlumun yanında durana, ne mutlu kişisel menfaatlerinden ötesini düşünebilen olgun insanlara.