@Akbank merhabalar, sizi defalarca aradım yazdım ancak benim mağduriyetimi giderecek hiçbir ��ekilde yönlendirme yapılmadı burdan uzun uzun yazmayacağım lütfen artık bana ulaşın! 20 yıldır bu bankayı kullanıyorum bir dakika bile katlanamıyorum artık!…
@Digiturk En önemli husus mecidiyeköyde’ki alp dijital bayisinin çözümden uzak hiçbir sorumluluk kabul etmemesi digitürk’ün yaptığı işlemi kendilerinden önce olduğu için kabul etmemesi ve benden ekstra para talep etmeleri buna da digiturk’un çanak tutmasıdır
@Digiturk Müşteri hizmetleri konudan bi haber çözüm sunmaktan aciz şekilde aramam sonucunda beni başka bayii’ye yönlendireceklerini söylediler.Diğer bayii diye verdikleri adres doğru değil telefonu açmıyor.Bu durumda ben ne yapacağım.Elimde kutu kablo arıyorum
@Digiturk Mecidiyeköy alp digital şubesi kutudaki kablonun kendilerinin olmadığını söyleyerek kutuyu teslim almadı ve kablo parası talep etti.Kendilerinin bayii’yi teslim aldıktan önce bu kablonun takıldığını ve onları önceki işlemlerin ilgilendirmediğini söylediler.
@Digiturk merhaba bugün digiturk’e iptal sonrası kutuyu teslim etmeye gittim.Kutuyu kargo ile iade edemiyoruz gelip alırlarsa 450 tl istiyorlar verdikleri adres yanlış adrese gidince oradaki esnaf tarif etti yerlerini o şekilde bulduk.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal #Atatürk’ü vefatının 85. yılında rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyoruz🇹🇷
O’nun hayatındaki diğer 10 Kasım’lar? Neredeydi, ne yapıyordu?
#10Kasım
İmam Ahmet Efiloğlu: "Şu taziye yemekleri denen musibeti, belayı bu toplum üzerinden kaldıralım. Eşi, annesi, çocuğu ölmüş gelenleri beslemekle uğraşıyor. Sen de ben de utanmadan gidip oradan bir şey yiyeceğiz. Bu ne kadar ahlak dışı bir durum ya."
Babaannem ılık bir ikindi üzeri vefat etti. Babam, emin olmak için ağzının önüne ayna tuttu ve sonra hafif bir ses tonuyla, “Vefat etti annem” dedi. “Allah rahmet eylesin.” Çocuk aklımla babamın yaşadığı sükunete bir anlam veremedim. Sonra annemden öğrendim. O gece yorganın altında hıçkıra hıçkıra ağlamış babam.
Tevekkülü, isyan etmemeyi o gün öğrendim.
***
Anneannemin iyice ağırlaştığı geceydi. Zor nefes aldığı için oksijen tüpüne bağlıydı. Eve doktor geldi. Bakışlarıyla bize yapacak pek bir şey olmadığını ima etti. Doktor tam evden çıkacakken anneannem ağzına bağlı olan maskeyi çıkarıp zorlukla, “Nezih Beye börek, çay getirin,” dedi. Bir saat sonra da vefat etti.
Misafirperverliğin ne olduğunu o gece öğrendim.
***
Hollanda’da tarihi bir şatoyu ziyaret edecektim. Şatonun önüne geldiğimde henüz açılmadığını gördüm. Bilet gişesinin önünde benim gibi erken gelmiş, 30 yaşlarında bir Japon vardı. Tanışıp, ayaküstü biraz sohbet ettik. Kapıların açılmasına daha 20 dakika vardı. Yeni tanıştığım arkadaşa, “Ben biraz dolaşıp fotoğraf çekeceğim. 20 dakika sonra burada buluşup birlikte gireriz,” dedim.
Dolaşırken sağanak yağmur başladı. Ben de bir kafeye sığınıp yağmurun dinmesini bekledim. Yaklaşık bir buçuk saat sonra şatonun kapısına geldiğimde Japon’u beni beklerken buldum. Sığınacak bir yer olmadığı için paçalarından su akıyordu. “Niye girmedin?” diye sordum. “Sözleştik ya,” dedi.
Sözünde durmayı, ismini bile hatırlamadığım ıslak bir Japon’dan öğrendim.
***
Rahmetli dedemin vefatından birkaç gün önce bir bayram sabahıydı. Amansız bir hastalığın pençesinde zor nefes alıp veriyordu. Kesilen kurbandan tatsın diye ağzına nohut kadar bir et parçası koyduk. Bir gayretle yutmaya çalıştı ama vücut kabul etmedi. Ağzından eti geri almak için eğilen kızının yanaklarına inmiş iki damla yaşı fark edince zoraki gülümsedi.
“80 yıl doya doya et yedik kızım,” dedi usulca, “bir kere yiyemedik diye üzülmek olur mu?”
Bir nefese yüzlerce kişisel semineri sığdırılabileceğini de o bayram sabahı öğrendim.
***
Theodore Zeldin, İnsanlığın Mahrem Tarihi isimli kitabında diyor ki; “Zihniyetler buyrukla değiştirilemez. Çünkü yok edilmesi neredeyse imkânsız olan bir şeye, hatıralara dayanırlar.”
Öyleyse çocuklarına kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için çırpınan anne babalar şunu asla unutmamalı; Yaşanan veya yaşatılan bir yanlış, kitaplar yoluyla öğrenilen bin doğruya bedel olabilir.
Doğru bir hayat yaşamayan kişi ne kadar çok şey bilirse bilsin, taşımaktan öteye gidemez. Yanlış bir hayat doğru yaşanamaz yani.
Önemli olan hakikate götüren bilgiyi bulabilmek veya bilgiyi kullanarak hakikate ulaşabilmektir.