Antidemokratik Her Türlü Müdahaleye Karşı, Demokrasinin Yanındayız
Tarihi boyunca darbeler, muhtıralar ve kayyum atamaları gibi uygulamalarla sıkça yara alan Türkiye demokratik ortamı, bugün yeni bir siyasi kararla daha darbe yemiştir.
Yargının, yaklaşık üç yıl önce yapılmış bir kurultaya yönelik aldığı karar ile Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi görevden uzaklaştırılmak istenmekte; sandıkla gelen irade, mahkeme kararlarıyla siyaset dışı ilan edilmeye çalışılmaktadır. Bu durum sadece siyasete değil, demokratik ortama yapılmış bir müdahaledir ve halkın tercih hakkını yok saymak demektir.
Demokrasinin, düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda; sadece yaşam ve sağlık hakkı değil, hiçbir temel hakkın varlığından söz edilemez.
Bugün alınan bu karar kabul edilemez. Bu nedenle; siyasal iktidara, Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyum olarak atananlara; kararın sonuçlarını ortadan kaldırmak adına bir an önce girişimde bulunmaları çağrısında bulunuyoruz.
Antidemokratik her türlü müdahaleye karşı, demokrasinin yanında kararlılıkla saf tuttuğumuzu bir kez daha kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/PGYeMY2YJc
Türkan Saylan’ı sadece anmak yetmez!
O’nun cesaretini, kararlılığını,
vazgeçmeyen uğraşısını anlamak gerekir.
Cumhuriyete adanmış bir ömrü,
bilimin ışığıyla yürüyen bir iradeyi, eşitlik ve
aydınlık için verilen o büyük uğraşıyı
anlamak gerekir! Çünkü fikir ve eylem insanlarını
salt anmak yetmez, onu anlamak,
gelecek kuşaklara anlatmak ve
yaşatmak gerekir.
Efsane Genel Başkanımız Türkan Saylan’ın
bedenen aramızdan ayrılışının
17. Yıl dönümünde O’nu yalnızca anmıyor,
O’nun izinde, anlayarak ve anlatarak
ilerlemeye devam ediyoruz!
#TürkanSaylan
#GelecekGüvencesi
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
Aile hekimi @saglikbakanligi sekreteri değildir. Bakanlığın içinden çıkamadığı, hastaların mağdur olduğu hastane randevularını almak gibi bir görev tanımları yoktur. Hekim sevkini yapar, hasta istediği hastaneye, sevkinin yapıldığı branşa,istediği saatte randevu alabilmelidir.
Soma Katliamı'nın 12. yılı.
Cezaevinde hiç sanık kalmadı.
En yüksek ceza alan sanıklar, ölen her madenci için sadece 6 gün hapis yattı.
Şu anda tek tutuklu, katledilen madencilerin avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay.
@saglikbakanligi@drmemisoglu@sagliklicozum
Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birinci Basamağın asli görevidir. Aile Hekimleri olarak vatandaşlarımızın sağlığını koruyucu hizmetleri 15 Eylül 2005’den beri her gün 20 yılı aşkın süredir gerçekleştiriyoruz. Yeni uygulama ile eklenen 6 farklı HYP kriteri ile birlikte 18 farklı izlem şeklini, binlerce veriyi her ay hastalarımızdan alarak sisteme girmemiz beklenmektedir. Bu veriler izinli, raporlu olduğumuz günlerde düşüş göstermemekte, çalışma günlerimizde günlük yüzlerce veri sisteme girmemiz beklenmektedir.
Unutulmamalıdır ki bir Aile Hekimi günde ortalama 60-70 ‘e yakın hasta muayene etmekte, vekalet edilen günlerde bu sayı günlük 120-140 ‘lara çıkmaktadır. 140 Hastanın muayene edildiği bir günde hastalara sağlıklı tanı konabilmesi mümkün değildir! Bu günlerde ilgililer bu iş yüküne artı olarak saatlerce bilgisayar başında veri girilmesini istemektedir. Aile Hekimliği birimleri Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanından oluşmakta olup kamuya ait herhangi bir veri giriş memuru veya tıbbi sekreter Aile Sağlığı Merkezlerinde bulunmamaktadır. Hekim binlerce veriyi giren bir tıbbi sekreter veya veri giriş memuru değildir! Böyle bir düşünceyi tıp etiğinden uzak ve hastalıklı buluyoruz. Elimizde ki imkanlarla bu iş yükünün gerçekçi uygulanabilirliği bulunmamaktadır.
Bahsedilen veriler girilmediğinde %50’yi aşan oranlarda maaş kesinti uygulanmasına gidilmesi durumu ilgililerce pozitif performans şekilde lanse edilmeye çalışılmaktadır. Gerçek ise maaşımızın %65’i belirsiz performans kriterlerine bağlanmıştır.
Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu olarak ilgilileri Uyarıyoruz! Angarya benzeri veri giriş işleriyle aile hekimlerini tükenmişliğe sürükleyen, ASM şartlarında zamansal olarak yapılmasına imkan bulunmayan , sahada ki gerçeklerle alakası bulunmayan iş ve işlemlerden artık vazgeçin!
Bizler AHEF ve 79 İl Derneği olarak saha da GERÇEK karşılığı olan, vatandaşımıza daha kaliteli bir hizmet sunacak formüllere hakim bilgi ve donanıma sahibiz . Göstermelik ve popülizmin eşlik ettiği politikalardan vazgeçilerek vatandaşımızın gerçekten hak ettiği sağlık hizmetine erişimini istiyoruz. Bu gerçekleri halkımıza anlatmak da dahil, her türlü platformda yüksek sesle dile getirmeye devam edeceğiz.
Vatandaşımız GERÇEK sağlık hizmetini her zaman hak eder. Vatandaşımızın sağlığını korumak, sistemde çalışan Aile Hekimlerinin haklarının savunulması için, GERÇEKLERİ anlatmaya ve çabalamaya devam edeceğiz!.
Saygılarımızla …
AHEF Yönetim Kurulu .
Düşünce ve ifade özgürlüğünün -cezalandırılması bir yana- korunması demokratik toplumun gereğidir.
Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Dr. Ayşe Uğurlu’nun yanındayız.
Bir Kez Daha Dr. Ayşe Uğurlu’nun Yanındayız
Dr. Ayşe Uğurlu, 35 yıldır kamuda bir hekim ve adli tıp uzmanı olarak görev yapmakta iken, 14 Mayıs 2025 tarihinde devlet memuriyeti görevinden çıkarılmıştır. Dr. Ayşe Uğurlu; Ankara Tabip Odası’nda (ATO) 2010 yılından beri Yönetim Kurulu üyeliği de dahil olmak üzere birçok seçili kurulda görev üstlenmiş, ATO İnsan Hakları ile Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı komisyonları üyeliği, Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2022-2024 dönemi Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu Yürütme Kurulu üyeliği, 2021-2023 ve 2023-2025 dönemi Adli Tıp Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası üyesidir. Halen de TTB İnsan Hakları Kolu Yürütme Kurulu’nda ve Tıp Dünyası Yayın Kurulu’nda görev yapmaktadır.
Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 7 Nisan 2025 tarihinde başlatılan disiplin soruşturması ile Dr. Ayşe Uğurlu’dan, Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma” gerekçesiyle “devlet memurluğundan çıkarma cezası” talepli olarak savunma istenmiştir. Soruşturmada konu edilen olay Ankara Kadın Platformu’nun 24 Mayıs 2023 tarihinde Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlediği basın toplantısında Dr. Ayşe Uğurlu tarafından okunan metnin “Cumhurbaşkanlığı makamının şeref ve saygınlığını zedeleyici, rencide edici, hakaret teşkil eder” nitelikte olduğu iddiasıdır. Ankara Kadın Platformu; kadın haklarını savunmak, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık ile mücadele etmek amacıyla emek-meslek örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin aralarında olduğu 40’tan fazla kurumun bir araya gelmesiyle oluşan, yaklaşık yirmi yıldır faaliyette olan, demokratik bir hak örgütüdür. Ankara Tabip Odası da platformun bir bileşenidir ve Dr. Ayşe Uğurlu davaya konu edilen basın toplantısına ATO Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Komisyonu’nu temsilen katılmıştır.
Bakanlık idari soruşturmayla da yetinmeyerek “cumhurbaşkanına hakaret” iddiası ile suç duyurusunda da bulunmuştur.
Demokratik toplumlarda kamu makamlarının eleştirilmesi ifade özgürlüğünün doğal ve meşru bir parçasıdır. Türkiye’de ise “cumhurbaşkanına hakaret” suçu giderek daha fazla biçimde düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan bir araç olarak kullanılmaktadır.
Bir hekim ve adli tıp uzmanı olarak; ülkesine, meslek örgütüne yıllardır hizmet eden Dr. Ayşe Uğurlu’ya yönelik iddialar karşısında aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak bu durumun hukuksuz olduğunu söylüyoruz.
Bu dava ile Dr. Ayşe Uğurlu’nun düşünce ve ifade özgürlüğü doğrudan hedef alınmıştır.
Hatırlatırız ki; düşünce ve ifade özgürlüğü, temel bir insan hakkı olarak hem Anayasa’da hem de Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınmıştır. Düşünce ve ifade özgürlüğünün -cezalandırılması bir yana- korunması demokratik toplumun gereğidir.
Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Dr. Ayşe Uğurlu’nun yanındayız.
Dr. Ayşe Uğurlu hakkında açılan davadaki suçlamaların bir an önce düşürülmesini istiyoruz.
18 Mart 2026 tarihinde Ankara Adliyesi 80. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 10.20’de yapılacak duruşmada olacağız.
Türk Tabipleri Birliği
Adli Tıp Uzmanları Derneği
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası
Türkiye İnsan Hakları Vakfı
İnsan Hakları Derneği
Ankara Kadın Platformu
👇
https://t.co/40EwjMwHGT
Ben susmayacağım!
Benim sustuğum gün millet konuşamaz hale gelir.
Ben konuşacağım ve bu milleti ayağa kaldıracağım.
Millet sandıkta bu zihniyeti tarihe gömecek.
Halkların Yaşam ve Sağlık Hakkının, Savaşa Karşı Yaşamın ve Barışın Savunucusuyuz
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırıları ve bölgesel gerilimi artıran politikaları, Ortadoğu’yu ağır bir yıkım ve insani kriz tehdidiyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu saldırıları nefretle karşılıyor ve kınıyoruz.
Savaş, yalnızca sınırları veya devletleri değil, doğrudan halkların yaşamını hedef alır. Ölüm, yaralanma, sakatlık, zorunlu göç, yoksulluk, açlık, salgın hastalık riski ve derin ruhsal travmalar savaşın kaçınılmaz sonuçlarıdır. Sağlık altyapısının zarar görmesi veya hedef alınması ise etkileri kuşaklar boyunca sürecek bir halk sağlığı krizine yol açar.
Bugün yaşananlar, kapitalist-emperyalist sistemin kriz dönemlerinde savaşın yeniden paylaşım ve güç tahkim aracı olarak devreye sokulmasının bir sonucudur. Bu süreçlerin bedelini en çok; işçiler, yoksullar, göçmenler, kadınlar, çocuklar, ezilen halklar ve sağlık emekçileri ödemektedir.
İran halkı bir yandan ülkelerindeki baskıcı ve otoriter uygulamalar altında yaşam mücadelesi verirken, diğer yandan dış askeri müdahalelerin tehdidiyle karşı karşıyadır. Emperyalist saldırılar hiçbir halkı özgürleştirmez; tersine bağımlılık ilişkilerini derinleştirir, eşitsizlikleri büyütür ve bölgesel istikrarsızlığı kalıcı hâle getirir.
Ortadoğu halklarının kaderi bombardımanlarla, vekâlet savaşlarıyla veya güç mücadeleleriyle belirlenemez. Bölgenin ihtiyacı, yeni çatışmalar değil; demokratikleşme, eşitlik, laiklik ve barış içinde bir arada yaşamı güçlendirecek politikalardır.
Türk Tabipleri Birliği olarak:
· Halkların yaşam ve sağlık hakkının
· Savaşa karşı yaşamın ve barışın savunucusuyuz.
Uluslararası toplumu, saldırıları derhal durdurmaya ve diplomatik çözüm yollarını işletmeye; bölge ülkelerini ise gerilimi artıracak adımlardan kaçınmaya çağırıyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
Gebelere,çocuklara aşı olmayın takiplerinize gitmeyin diyen bilim karşıtlarına ceza yok. Bunlar nedeniyle takibi ve aşı yapamayan ebe hekim ve hemşireye ceza var.
#AsmdeEziyeteHayır
Hasta hasta olmadığı için koruyucu hekimlik yaptığımız aile sağlığı merkezinde ebe hekim hemşire olarak maaş kesintisine uğruyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir saçmalık yoktur. Haklı olduğumuzu biliyoruz sağlık bakanlığı da bizim haklı olduğumuzu biliyor.
İşte bu yüzden biz EZİYET YÖNETMELIĞI diyoruz
#AsmdeEziyeteHayır
#15şubattaKadıköydeyiz