Timur Soykan: "Kılıçdaroğlu 'iddianameleri okudum' diyor.
Ben de diyorum ki Kılıçdaroğlu iddianameleri okuduysa Ben de Timur değilim.
Neden öyle diyorum biliyor musunuz? Dört bin sayfa iddianame. Dört bin sayfa. Avukatlarla konuşuyoruz, bir ay sürdü avukatların okuması. Bizim okumamız üç ay falan sürdü.
'Sıradan bir iddianame değil' diyor.
Evet değil, çünkü tamamen etkin pişmanlık, gizli tanık, tanık ifadelerine dayanıyor. delil yok, ortada para yok...."
İspanya’ya ve İspanyollara duyduğum sempati, çeyrek asır önce canlı yayında izleyip gözlerimi dolduran bu ana dayanır.
YouTube’da açılış törenini bulup, o kısmı ayırdım, yeniden izledim, paylaşmak istedim…aynı güçlü duyguyu yaşadım…
Tarih 20 Ağustos 1999…yer Sevilla stadyumu…Dünya Atletizm Şampiyonası açılış töreni…
17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin üzerinden sadece üç gün geçmiş.
Türkiye, yaşadığı büyük yıkıma rağmen Dünya Atletizm Şampiyonası’na üç sporcuyla katılıyor. Bayrağımız stadyuma girdiği anda tribünler ayağa kalkıyor , büyük bir alkış yükseliyor. Türkiye’nin adı anons edildiğinde alkış daha da güçleniyor, tüm stadyuma yayılıyor…
Dönemin İspanyol yöneticileri de ayağa kalkarak Türkiye’yle dayanışmalarını gösteriyor.
Bu yüzden benim İspanya’ya olan sempatim, son dönemdeki siyasi gelişmelere ya da futbola dayanmıyor sadece…
Hafızamda İspanyollar, en zor günümüzde acımızı paylaşan, Türkiye’ye samimi duygularla yaklaşan bir halk olarak yer etti.
O yüzden dünya kupası finalinde rakip kim olursa olsun, gönlüm İspanya’dan yana olacak.
Fransa'yı yarı final maçında 2 -0 lık üstünlükle yenen İspanya Türkiye 'ye böyle selam verdi.
Evlat gibi en değerli olanına al bayrağımızı giydiren İspanyol futbolculara bu naif selamlamarından dolayı teşekkür ederiz. 🇪🇸❤️🇹🇷
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!"
Hiç kimse milletin üstünde değildir. Millet kendi yöneticilerini kendi seçer, seçilenler de görev süreleri boyunca millete hizmet eder.
Biliyoruz ki milletimiz egemenliğe her zaman sahip çıkacak. Özgürlük ve adalet hep kazanacak.
Türkiyeli değil, Türk.
Türkiye milleti değil,
Türk milleti.
Türkiye dili değil,
Türk dili.
Türkiye tarihi değil,
Türk tarihi.
Türkiye kültürü değil,
Türk kültürü.
Türkiye bayrağı değil,
Türk bayrağı.
Türkiye ordusu değil,
Türk ordusu.
Türkiye devleti değil,
Türk devleti.
Soru: "Kılıçdaroğlu, sizin FETÖ tarafından desteklendiğinizi ifade etti..."
Özgür Özel: "Kemal Bey sağ olsun, hukuku yok mu sayacağız diyor. Hulusi Akar'a 'silah arkadaşların hakkını helal etmiyor' demiştim. Bana dava açtı. Biz o davayı kazandık. 254 amiral, general, albay lehime tanıklık için mahkemeye dilekçe verdiler.
Kime FETÖ'nün tarafındasın derken herkesin ayağını denk alması lazım. Kemal Bey, hafızası zayıf kalmış."
Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Selim İmamoğlu, yat tatili yaptığı iddiasını yalanladı:
Bu sabah Silivri’ye giderek babamı ziyaret ettim. Kendisinin direnci ve morali çok iyi.
Babama yaptığım ziyaret sonrası laboratuvara geldim.
Takdir edersiniz ki İTÜ’de Fizik yüksek lisansı yapmak oldukça zor. Özellikle şu sıralar tezime epey bir vakit harcıyorum.
Tezle ilgili ölçüm yaparken kısa süreliğine bir ara verdim ve o esnada benimle alakalı ilginç bir paylaşıma denk geldim.
Açıklamaya bile gerek yok ama avukatlarım hukuki girişimi yapacaklar.
Ayrıca ben çayı limonla değil, sade ve şekersiz içerim.
Sevgiler…
Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner tutuklandı.
Oysa gözaltı kararı verildiği anda yurt dışındayken hemen Türkiye’ye dönen, çağrıldığı her an gidip ifadesini verecek, görevinin başında olan bir belediye başkanından söz ediyoruz. Evinde yapılacak aramalar için yedek anahtarını dahi teslim edecek kadar sürece açık ve şeffaf davrandı…
Soruyorum; kaçma şüphesi nerede? Delilleri karartma ihtimali nerede?
Deliller ortada. Belgeler ortada. Hiçbiri bir yere kaçmıyor.
Tutuksuz yargılama mümkünken neden kişi özgürlüğünü ortadan kaldıran en ağır tedbire başvuruluyor?
Unutulmaması gereken temel ilke şudur:
Tutukluluk bir tedbirdir ve cezaya dönmemelidir.
Yalnızca başka hiçbir tedbirin yeterli olmayacağı zorunlu hâllerde başvurulabilecek son çaredir.
Bugün ise ne yazık ki son çare olması gereken tutuklama, ilk tercih hâline getiriliyor.
Oysa tutuklulukta geçen tek bir saatin bile telafisi yoktur. Kaybedilen zamanı hiçbir mahkeme kararı geri getiremez. Ailelerin yaşadığı acıyı hiçbir gerekçe ortadan kaldıramaz.
Adalet; özgürlüğü kolayca elinden almak değil, hukuk devletinin güvencesi altında adil yargılamayı sağlamaktır.
Hüseyin Başkanın yanındayız.
13 MİLYON NÜFUSLA KURTULUŞ SAVAŞINI BAŞLATAN VE 42 YAŞINDA . TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN ADAM GİBİ ADAM BENİM ATAM DÜNYADA YOK BİR ÖRNEĞİ MEKANIN GÜLLER BAHÇESİ OLSUN KURDUGUN VATAN GİBİ PAŞAM NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE YAŞASIN CUMHURİYET 🙏 ❤ 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 ❤
Her yolsuzluk iddiası sonuna kadar soruşturulmalıdır. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak hukuk da herkese aynı uygulanmalıdır.
Çankaya Belediyesi’ne ilişkin dosyayı, resmi belgeleri ve belediye başkanının emniyet ifadesini birlikte okudum.
Dosyanın merkezinde tek bir konu var: çöp toplama ihalesi.
Süreç şöyle gelişiyor:
• Açık ihale yapılıyor.
• İhale yaklaşık maliyete çok yakın bir bedelle sonuçlanınca idare tarafından iptal ediliyor.
• İhaleyi alan firma iptal kararına itiraz ediyor.
Bunun üzerine süreç hem idari hem de adli mercilere taşınıyor.
Bu sırada ihale yenileniyor ve iptal edilen ihaleden yaklaşık 3 milyon Türk Lirası daha az bedelle sonuçlanıyor.
Kamu İhale Kurumu, iptal işlemini hukuka uygun buluyor.Danıştay, bu kararı onuyor.
Mülkiye müfettişleri inceleme yapıyor, yolsuzluğa ilişkin bir tespit ortaya koymuyor.
Bilirkişi raporunda yaklaşık maliyet ve ihale süreci inceleniyor, kamu zararını ortaya koyacak bir tespit bulunmuyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma yürütüyor ve “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararı veriyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara’ya gönderiyor.
Bugün yeniden gündeme gelen dosya işte bu dosya.
Emniyette belediye başkanına yöneltilen soruların büyük bölümü de yine bu ihale etrafında şekilleniyor.
Dosyada ayrıca özel kalem personelinin üçüncü kişilerle yaptığı iki WhatsApp yazışması da sorular arasında yer alıyor. Başkan ise bu yazışmaların kendisiyle ilgisinin bulunmadığını ifade ediyor.
Bir başka dikkat çekici husus ise ihaleye davet edilen ve teklif veren şirketler.
Dosyaya göre davet edilen firmalar arasında Platform Turizm ile Akmercan da bulunuyor. Yani yalnızca muhalefete yakın olduğu iddia edilebilecek şirketler değil, kamuoyunda iktidara yakınlığıyla bilinen şirketler de aynı ihale sürecinde yer alıyor.
Sonuç olarak bugün tartışılan dosya; Kamu İhale Kurumu’nun, Danıştay’ın, mülkiye müfettişlerinin, bilirkişinin ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın daha önce incelediği bir dosya.
Buna rağmen aynı ihalenin yeniden operasyonun merkezine konulması hangi yeni delile dayanıyor?
Eğer yeni ve somut deliller varsa elbette soruşturma yürütülür. Ancak ortada yeni delil olmaksızın daha önce birçok idari ve adli makamın değerlendirdiği bir dosya üzerinden yeniden operasyon yapılmasının hukuki karşılığının ne olduğu ise hukukçuların cevaplaması gereken önemli bir sorudur.
İddianamenin 61 ve 62 nolu eylemleri kapsamında ihaleye fesat karıştırmak ve kamuyu nitelikli dolandırmak suçları ile suçlanıyorum.
İddianame ile suç tarihi olarak, ihalenin yapıldığı tarihler belirlenmiştir. Biri 24.06.2020, diğer suç tarihi ise 28.07.2020 günüdür.
Suç tarihi diye ifade edilen 2020 yılının Haziran ve Temmuz aylarında, ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmıyorum. İstanbul kentinde ikamet de etmiyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Genel Sekreteri olarak kamu görevi icra etmekteydim.
110 ve 115 nolu suçlamlar da 61 ve 62 nolu eylemlere ters yönde benzerlik taşımaktadır.
Çünkü, 110 ve 115 nolu ihalelerin suç tarihi 13.12.2023 olarak gösterilmekte. Ben Kasım ayında görevimden ayrıldım. İBB’de görevli değilken yapılan ihalelere de fesat karıştırmam fiilen imkânsız bir durumdur.
Bu suçlamaları gerçekleştirmek için yalnız hukuku değil fizik kurallarını da değiştirmem gerekiyor. Çünkü aynı anda iki farklı yerde bulunmak, yalnızca bu iddianamenin değil, doğanın da inkârıdır. Bilim kurgu bile bu kadarını zorlamaz.
Ne yazık ki bu suçlamalarla hala özgürlüğümden mahrumum.
Güzel ülkemizin de bizlerin de adalete ve özgürlüğe ihtiyacı var.