Komedyen Noah, Türkiye'nin Dünya Kupası'ndan elenmesiyle alay etti:
Herkes Türkiye'nin elenmesinden bahsediyor. Maçta '30 tane şut çektiler' diyorlar ama kaç tanesi tehlikeli?
Benim Eugene ile dövüşüp 10 cılız yumruk atıp, kaybettim demem gibi bir şey.
🔴#SONDAKİKA Teğmenlerin kılıçlı yemini sonrası yürütülen soruşturmada ihraç edilen Tabur Komutanı Halit Türkoğlu hakkında yürütülen işlem mahkemece İPTAL EDİLDİ.
Kararla birlikte ihraç edilen 3 komutan yeniden görevine dönüyor.
Dilan Polat’a ait; Instagram, Tiktok, Youtube dahil tüm sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Yedek hesapları da dahil.
Kararı, Aile bakanlığının verdiği belirtiliyor.
"Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim."
Atatürk'ün 13 Haziran 1937 tarihli bu sözlerini arşiv belgesinde ilk gördüğümde gözlerim dolmuştu. O günden beri zaman zaman paylaşırım.
Milletine olan sevgisine bakar mısınız?
👉Mektubun tam metni:
⭕Hatırlarsınız, Türk köylüsünün Türk’ün efendisi olduğunu söylediğim zamanı.
⭕Ben o efendinin isteği ve iradesi altında yıllardan beri çalışmış olan bir hizmetçiyim.
⭕Şimdi beni çok duygulandıran olay, değersiz olsa da Türk köylüsüne ufak bir görev yapmış olduğumdur.
⭕Milletin Yüksek Temsilciler Kurulu bunu iyi görmüş ve kabul etmişler ise, benim için en unutulmaz bir mutluluk anısını bana vermişlerdir.
⭕Bundan ötürü çok yüksek bir zevkle millet, memleket ve Cumhuriyet hükümetine yapmak zorunda olduğum görevlerden en basiti karşısında gösterilmiş olan iyi duygulardan ne kadar heyecanlandığımı anlatacak güçte değilim.
⭕Söz konusu olan armağan Yüksek Türk Milletine benim asıl vermeyi düşündüğüm armağan karşısında hiçbir değere sahip değildir.
⭕Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.
Unuttular seni Kızıım
Bilsinler ki Asla pes etmeyeceğim
Asla.
Hesabını Hukukla olmasa Adaletin!
İlahi Adaletle Sağlatacağım Kızıım
Sadece Biraz daha sabrediyorum
Sen Üzülme Güzel Kızıım...
#RabiaNazİçinAdalet
Burdur’da 14 yaşındaki erkek çocuğu,62 yaşındaki şahıs tarafından taciz ediliyor.çocuk karşı gelince şahıs çocuğun kafasına tabanca ile ateş ediyor.
Şahıs önce mahkeme tarafından serbest bırakılıyor.çocuk yoğun bakımdan çıkınca anlatıyor ve şahıs tutuklanıyor.
Korkunç değil mi ?
Bir başka korkunç olansa,şahsın yakınlarının basın mensuplarına saldırıp,sapkına sahip çıkmaları.
Utanmazlar..
@ucimorgtr@SaadetOzkanEfe
Bir okulun mezunlarına, bir siyasi partinin destekçilerine veya dini gereği belirli kıyafetleri giyenlerde benzer sözler söylendiğinde tutuklama kararı çıkmıştı. Bakalım bu kez ne olacak.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne sadakatla bağlı vatansever yurttaşlara hakaret eden rümeysa eker adındaki şahıs görevden alınmış ya da istifa etmiş.
BUNDAN BİZE NE?
Milyonlarca insana hakaret etti bu şahıs.
Yasal olarak gereği yapılmalıdır!
🔴#SONDAKİKA | İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Yerebatan Sarnıcı'nın İBB'den alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devriyle ilgili kararın yürütmesini durdurdu.
Yerebatan Sarnıcı'nın İBB'den alınmasına durdurma kararı verildi.
izleyin lütfen
8 yıl neler yaşattılar
Örtbas çetesinin içinde kimler kimler
Var!
62 kişilik adlitıp uzmanı sahte rapor çıkartıyor vücutttaki darp izlerine rağmen
Aynı Rabia Nazımızın ardından olduğu gibi.
Burayı sizde izleyin lütfen
@kurtbabasavas
Bak bu ülkede katilleri korumak için neler yapmışlar o senin dilinde sürekli doladığın adlı tıp raporu gibi.
Sizde izleyin lütfen @HakanUral__
Neler oluyormuş hayatta görün
Program yaptığınız bilir kişilerle ilgili de
Durumunu bir gözden geçirin
Şimdi belki anlarsınız
Rabia Nazımızın ardından neler yaptıklarını
O samimi gördüğün kişinin durumunu gelecek günlerde görünce umarım anlarsın ekranlar karşısında konu belediye başkanı olunca savunduğun halin vicdansızlığını.
@kilicdarogluk 13 seçim kaybettin, hepsini sırıta sırıta kabul ettin sindirsin. Ama nedense Özgür Özel'e kaybetmeyi sindiremedim. Uludağ soda tavsiye ediyoruz,hazmetmeyi kolaylaştırır. Biz senin atanmış başkanlığını kabul etmiyoruz. Kişisel ikbal arayışına başka alan bul.
Bugünlerde yapılacak en güzel şey
1920’ lerde başlayan yakın tarihi okumaktır.
O kadar çok şey öğrenip , o kadar çok benzerlik bulup şaşıracaksınız anlatamam …
Aynı Ecevit'e 2002'de yapılanlar:
Sürpriz sağlık sorunu.. Partiye yeni lider gerek çıkışları.. Sol basın dahil Ecevit'in göreve devam etmemesi yönündeki çağrıları.. Koalisyon ortağının erken seçim çağrısı.. İkinci adamın partiyi bölmesi.. Vekillerin sudan sebeplerle yeni partiye geçmesi.. Ecevit'in iş yapamaz hale gelmesi ve DSP'nin çöküşü.. Sonrası malum.
İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri:
• Üniversitemizin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, gündemdeki yoğun siyasi gelişmeler arasında ne yazık ki yeterince görünür olamadı ve sesimizi duyurmakta ciddi şekilde zorlanıyoruz.
• Okulun yeniden açılabilmesi ancak yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla mümkün. Alınan karara karşı hukuki süreç ise oldukça uzun sürecek. Sesimizin daha fazla kişiye ulaşabilmesi adına desteğiniz bizim için çok kıymetli olurdu.
• Mümkünse konuyu paylaşarak kamuoyunda görünür olmasına yardımcı olabilir misiniz?"
🔴#SONDAKİKA | CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’ye seslendi:
• Milletin helal sofraları temiz siyasetle bereketlenir. Kirli siyaset, ahlakı yok eder.
• Bu ağır sorumluluk, herkesten önce CHP’lilerin görevidir. CHP bir çınardır.
• Bu çınarın gölgesi, haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla olamaz. Gerektiğinde aranmasını da bilir.
• Benden susmamı veya başka şeyler söylememi bekleyenler var.
• Kılıçdaroğlu, kendisi için müzakere etmez. Tehditleriniz bana vız gelir. Ben gerçeğin yanında dururum.
• 70 yıllık ömrümde haram yemedim. Çocuklarıma bırakacağım tek miras, ahlak kavgasıdır. Bay Kemal’den başka bir şey kimse beklemesin.
Devlet arşivlerinde gezinirken tesadüfen karşıma çıkan bir resmi diplomatik belge, Atatürk hakkında atılan iftiralara esaslı bir cevap veriyor... Ne demiş eskiler, yalan bin kapıdan kaçsa da gerçek bir gedik bulup çıkar...
Hatırlarsınız, Murat Bardakçı geçen yıl Atatürk'ün dinsiz olduğunu ileri sürmüş, delil olarak da yabancı gazeteci Grace Ellison'un kitabında geçen cümleyi kullanmıştı. (Görsel 1)
Bendeniz o vakitler bir kitap yazmakla meşguldüm. Atatürk'ün not defterlerini incelerken tesadüf eseri 1925'te alınan notları okumuş Bardakçı'nın meze olduğu iftiraya karşı delil bulmuştum. Atatürk bu notlarda şöyle yazmıştı:
Bir İngiliz gazetesi muhâbiri benimle konuşuyor. Söylemediğim şeyleri yazıyor ve söylediğim şeyleri aleyhimize tefsîr ediyor. Kendisini men’ etdim. Söz vermişdi. Anladım ki, İstanbul’daki muallem insanlarla beraber âdetâ câsûs. (Görsel 2)
Bendeniz paylaştıktan sonra bu belge epey yayıldı ve konuşuldu. Ellison üzerinden atılan iftiralara dayanak teşkil etti. Sonrasında Bardakçı bu konuyla ilgili bir şey yazmadı diye biliyorum. Yazdıysa da ben göremedim. Neyse...
Şimdilerde yine devlet arşivlerinde gizliliği kaldırılan belgeleri incelerken başka bir tesadüf daha gelip bendenize çarptı.
Efendim, gizliliği 2025 yılında kaldırılan 1934 tarihli bir diplomatik arşiv belgesinde, Mısırlı El Mukattam gazetesi muhabiri Kerim Sabit'in Türkiye'yi ziyaret ettiği ve ülkesine döndükten sonra da gazetede gözlemlerini yazdığı bilgisi mevcut. Bu belgede Atatürk hakkında yer alan izlenimlerini bugün paylaşmıştım. Fakat belgenin dördüncü sayfasında hayli ilginç bir bilgi var ki Atatürk hakkında çokça araştırma yapmış biri olarak bu bilgiyi ilk kez okudum.
Kerim Sabit, Atatürk'ün basınla olan ilişkisini izah ederken yabancı gazetecilere mühim bir şerh düşüyor. (Görsel 3)
Gazi'nin ecnebi gazetecilerle görüşmemelerinin sebebi şudur: Mazide kendileriyle mülakat şerefine nail olan gazetecilerin hepsi değilse de ekserisi söylediklerini tahrif etmiş, yazılarında kötü niyetlerini göstermişlerdir. Bunlardan bazıları da... yalan yanlış şeyler yazmış ve iftiralarda bulunmuşlardır.
Bu belgenin gizliliğ 2025 yılında kaldırılmış. Daha önce akademik bir yayında kullanıldığına rastlamadım. Atatürk'ün 1925 yılındaki notları ile 1934 tarihli belgeyi birlikte okuduğumuzda, son derece tutarlı şu görüşü elde ediyoruz:
Atatürk, yabancı gazeteciler tarafından sık sık iftiraya maruz kaldığı için kendilerine pek güvenmiyor. İki belge arasında 9 yıl olması, meselenin anlık ve dönemlik değil, istikrarlı bir tavır/tutum olduğunu da gösteriyor. Daha önce okuduğum eserlerde Atatürk'ün yabancı gazetecilere karşı genel bir güvensizliği olduğu yönünde bilgi okumadığım için aslında yeni bir şey öğrenmiş oluyoruz.
Sonuç olarak yabancı gazetecilerin Atatürk'e İslam düşmanlığı vb isnatlarda bulunduğu yayınlar, bizzat Atatürk tarafından ve dönemin tanığı tarafından güvenilmez, kötü niyet ve hatta casusluk faaliyeti olarak kabul görmüştür.
Yabancı gazetecilerin yayınları üzerinden Atatürk'e İslam düşmanı isnadında bulunanların, iftiralarını çürüten bu belgelerden bahsetmeleri de haysiyet ve şeref gereğidir.