BİLGİ NOTUNUN ÖZET HÂLİ:
1-) “Sigortalı” tanımı değişmiştir:
2-) Değer kaybını hesaplamada dikkate alınacak kriterlere açıkça yer verilmiştir:
3-) Maddî zararlar tazminatı kapsamında yapılacak başvuruların, değer kaybını da kapsaması gerektiği hükme bağlanmış, araç hasarı için yapılan başvurunun, değer kaybı talebini de kapsadığının kabul edileceği vurgulanmıştır.
4-) Sigortacının değer kaybı zararını ödemesi gereken azami süre açıkça düzenlenmiştir.
5-) Sağlık giderleri teminatına dair hüküm, Danıştay iptal kararı üzerine yeniden düzenlenmiştir.
6-) Sakatlanma teminatına dair hüküm yeniden düzenlenmiştir.
7-) “Geçici iş göremezlik süresi ve sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan sürekli bakıcı giderlerinin de sakatlanma teminatı kapsamında olduğuna” dair cümle, hükümden çıkarılmıştır.
8-) Destekten yoksun kalma tazminatının hesabında TBK’nın ilgili hükümlerinin dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır.
9-) Hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkân olmaması halinde hasar gören parçanın, yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça ile değiştirileceği hükme bağlanmıştır.
10-) Ağır hasar durumunda trafikten çekilmeye dair ödeme şartına ilişkin hüküm yeniden düzenlenmiştir.
11-) Kaza yerini terk hâline dair hüküm, uygulamadaki tereddütü giderecek şekilde yeniden düzenlenmiş, maddî hasarlı kazalarda da uygulanacağı şeklinde ele alınmıştır.
12-) Sigortacının değişmesi haline ilişkin hükümde kısmi iptal yapılmıştır.
Diğer değişiklikler:
-Aynı Genel Şartların Ek-1’i, Ek-2’si, Ek-3’ü ve Ek-7’si yürürlükten kaldırılmıştır.
-Aynı Genel Şartların Ek-6’sı ekteki şekilde değiştirilmiştir.
Yürürlük:
Bu Genel Şartlar 1/7/2026 tarihinde yürürlüğe girer.
İtiraz üzerine duran takip için arabuluculuğa başvurulması durumunda, arabuluculuk anlaşma tutanağına icra edilebilirlik şerhi alınarak aynı icra dosyasından ilamlı icra takibi başlatılabilir.
Yargıtay 12. HD 2022/9640 E. 2023/2630 K. 13.04.2023
Ne kadar dava o kadar harç ancak tahliye taahhüdünde itirazın iptali davalarında "tahliye" hükmü verilmez
İstanbul BAM 35 HD 2023/2202 E 2026/1462 K 30.04.2026
Karar 3 senede gelmiş :((
"Hukuk da edebiyat gibidir, klasik temalar orada da ölümsüzdür. Sadece bazen zamanelerin anlayışınca artık demode görülürler ve onları şeklen yenilemek gerekir."
(Maurice Hauriou)
KİRA TESPİT DAVASINDA RAPOR HAZIRLANMASI İLE İLGİLİ GÜNCEL KARAR
BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
2024/4143 ESAS
2026/847 KARAR
11.05.2026
18/11/1964 gün ve 2/4 sayılı Y.I.B.K. ve yerlesik Yargıtay uygulamalarına göre “hak ve nesafet” ilkesi uyarınca kira bedelinin tespitinde öncelikle tarafların tüm delilleri varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örnekleri dosyaya alınmalı, kiralananın niteliklerine göre üç kisilik (insaat-mimar, mülk bilirkisileri) bilirkisi kurulu olusturularak bilirkisi marifetiyle kiralanan tasınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, res'en de emsal araştırılmalı, bilirkişilerce gerekli ölçüm ve inceleme yapılıp böylece elde edilen veriler somutlaştırılarak, dava konusu yer ile ayrı ayrı (konumu, çevresi, niteligi, kullanım sekli, kira baslangıç tarihi, kira süreleri vb.) kira parasına etki eden tüm nitelikleri karşılaştırılmalı, emsal kira bedellerinin niçin uygun emsal olup olmadığı somut gerekçelerle açıklanmalı, dava konusu tasınmazın yeniden kiraya verilmesi (boş olarak) halinde getirebilecegi kira parası belirlenmeli, hakimce bu kira parası dikkate alınmak suretiyle hak ve nesafete; özellikle tarafların kira sözlesmesinden bekledikleri amaçlarına uygun makul bir kira parasına hükmedilmelidir. Bunun için, dava konusu yerin serbest kosullarda yeniden boş olarak kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası bilirkisilerce usulünce saptanmalı, bilirkisi raporu mahkemece somut gerekçeler ısığında res’en degerlendirilmeli, buna göre hak ve nesafete uygun kira parası hakim tarafından saptanmalıdır.
Bilirkisilerce bu belirleme yapılırken benzer yerlerin kira sözlesmeleri incelenmeli (re'sen emsal arastırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) dava konusu yerle ayrı ayrı karşılastırılarak kira parasına etki eden hususlar üzerinde durulmalıdır.
Kira tespiti davalarında taraflara var ise emsal kira sözlesmelerini sunmak üzere süre verilmeli, ancak taraf emsalleri ile yetinilmeyip resen emsaller araştırılmalıdır. Öte yandan taraflarca emsal sunulmasa veya resen emsal tespit edilemese dahi bilirkisilerin bilirkişilik görevi nedeni ile baska dosyalardan bildikleri emsallerin resen emsal olarak degerlendirmeleri, ayrıca çevrede rayiç kiraların ne olduğu konusunda emsal arastırması yaparak tasınmazın yeni kira döneminde bos olarak kiraya verilmesi halinde getirebilecegi kira gelirinin ne oldugunun gerçeğe en yakın bir sekilde belirlenmesi, bilirkişi raporunda incelenen taraf veya resen emsallerin nitelikleri, dava konusu tasınmaza göre kıyaslanarak belirlenen miktara ne sekilde ulasıldıgının açık bir sekilde gösterilmesi gerekir.
…
Yerel mahkemece keşif - bilirkişi incelemesi yapılmış olmakla, bilirkişi heyeti raporunda dava konusu tasınmazın aylık kira bedelinin 10.500.00 TL., olacağı sonuç ve kanaatine varıldıgı, yerel mahkemece bu bedel üzerinden hak ve nesafet indirimi yapılarak aylık kira bedelinin 10.000,00 TL olarak tespitine karar verildigi görülmektedir.
Yerel mahkemece her ne kadar mahallinde uzman bilirkişiler katılımı ile keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmışsa ise de; alınan raporda resen kiranın belirlendiği, emsal incelemesi yapılmadığı gibi raporun yukarıda belirtilen Yargıtay Içtihatı Birlestirme kararında belirlenen ilkeler çerçevesinde hazırlanmadıgı, belirlenen miktara ne sekilde ulasıldıgının yine dava konusu yerle ayrı ayrı karsılastırılarak kira parasına etki eden hususların neler oldugunun açık bir sekilde gösterilmedigi, bunlara iliskin herhangi bir degerlendirme bulunmadıgı gibi tasınmazın yeniden bos olarak kiraya verilmesi halinde kira parasının tespit edilmedigi, bu yönler itibari ile raporun eksik, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan; yerel mahkemece belirlenen miktar denetlenebilir olmadığı gibi hükümde hakkaniyet indiriminden bahsedilmesine ragmen ne oranda hakkaniyet indiriminin uygulandıgı belirtilmemis olup hüküm bu yönü ile 6100 sayılı HMK. 297 maddeye açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Ayrıca kabule göre de; karar ve ilam harcının aylık kira farkı üzerinden alınması gerekirken yıllık kira farkı üzerinden alınması da hatalı olup bu hususunda düzeltilmesi gerekmekte oldugu anlasılmakla taraf vekillerinin bu yönlere yönelik istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir.
Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı:
Tam yargı davalarında miktar artırımında bulunulması halinde, dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse, artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Danıştay İBK E:2021/5, K:2024/2
Daha önce belirttim. Bu konuda makaleler yazıldı (paylaştım). Çok önemli bir karar ama CMK'da değişiklik şart.
Ceza davasında bağlantılı suçlardan birine ilişkin temyiz incelemesi devam ederken diğer suçtan kurulan hükmün istinaf aşamasında kesinleşmesi ve kesinleşen hüküm yönünden infaz aşamasına geçilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.
AYM
BN:2020/39936
Tam yargı davalarında uyuşmazlık miktarı belirlenirken davanın gerçek değerinin ortaya konulması özel önem arz etmektedir.
Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılmış davalarda, uyuşmazlığın gerçek değerinin, sadece dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması suretiyle ortaya konulan miktar göz önünde bulundurularak belirlenmesi halinde;
-Uyuşmazlığın heyet halinde görülmesi gerekirken tek hakimle çözümlenmesi,
-Davanın belli bir miktarın altında kalması halinde ilk derece mahkemesince kesin olarak karar verilmesi,
-Davanın istinaf aşamasında kesinleşerek Danıştay'da temyiz incelemesine tabi tutulmaması gibi durumlara sebebiyet verilebileceği aşikardır.
Tüm bu ihtimallerde, hukukun genel prensiplerinden olan "hak arama özgürlüğü" ile "doğal hakim ilkesi" ve "adil yargılanma hakkı" ihlal edilmiş olacaktır.
Bu sebeple, davanın, davacının hak ettiğini ileri sürdüğü tazminatın ne kadar olduğu hususu açıklığa kavuşturularak belirlenen miktara göre "Kurul" halinde ya da "tek hakim" ile karara bağlanması gerekirken tek hakimle karar verilmesinde usul kurallarına uyarlık bulunmamaktadır.
İstanbul BİM 3. İDD, 18/11/2025, E:2025/1381, K2025/3125
Anayasa Mahkemesi azami adli kontrol süresine kanun yolunda geçen sürelerin dahil olduğuna İLK KEZ karar verdi ve bu karar bu nedenle Resmi Gazetede yayımlandı.
Daha önce bu konuda kabul edilmezlik kararları vermekte idi.
(Bu husus daha önce sadece karşı oy da dile getirilen bir görüştü. Şimdi önemli emsal oldu)
📌 Muris muvazaasında mal kaçırma kastı nasıl ispat edilir?
1. HD — E. 2025/6241, K. 2025/5964
Vaka: Mirasbırakan, 1979 yılında maliki olduğu taşınmazın 20/23 payını küçük yaştaki erkek çocuklarına satış görünümüyle devretmiştir. Kız çocukları olan davacılar, temlikin kız mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı biçimde gerçekleştirildiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur.
Gerekçe: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önce bozma kararıyla, ardından 1. Hukuk Dairesi bu kararı onayarak; dinlenen tanıkların temlikin mal kaçırma kastıyla yapıldığını somut olgularla ortaya koyamadığını, mirasbırakanın erkek ve kız çocukları arasında ayrım gözettiğine dair herhangi bir husumeti ya da olumsuz ilişkiyi kanıtlayan delil bulunmadığını tespit etmiştir. Muris muvazaasında ispat yükü davacı tarafa ait olup HMK m.371 kapsamında bozma nedeni oluşturacak bir isabetsizlik saptanmamıştır.
Hüküm: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile ilk derece kararının HMK m.370/1 uyarınca onanmasına oy birliğiyle karar verildi.
"Mirasbırakanın davaya konu temliki mirasçılarından mal kaçırma amacıyla yaptığı dinlenen tanıklar tarafından somut olgularla ifade edilmediği, çocuklarından birini diğerine göre üstün tutarak mal bırakmamasını gerektirecek herhangi bir olumsuz ilişkisi ya da mirasbırakan ile davacı arasında temlik tarihinde mal kaçırmayı gerektirecek bir husumeti ortaya konulmadığı… davacı tarafın mirasbırakanın mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini kanıtladığını söyleyebilme olanağı bulunmadığı…"
→ https://t.co/qFziSlzUct
#MirasHukuku #MurisMuvazaası
Dava konusu çekin süresi içerisinde bankaya ibraz edilmediği, bu nedenle hamil olan davacı tarafından keşideci olan davalıya karşı sebepsiz zenginleşme nedeniyle dava açılabileceği, sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükünün davalıda olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte davalı tarafından itiraz dilekçesine ekli sunulan tutanakta söz konusu çekin teminat çeki olduğu, ürünlerin zamanında teslim edilmesi nedeniyle keşideciye teslim edileceğine dair keşideci ve lehtar arasında imzalanan tutanağın sunulduğu görülmüştür. Çekin davalı keşideciye iade edilmediği, keşideci ile lehdar arasında yapılan anlaşma uyarınca davalının çek nedeniyle borçlu olmadığı, bu nedenle davalının sebepsiz zenginleşmediği anlaşılmıştır.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/439 E. 2026/742 K. 11.05.2026