iktidarı başarılı buluyor musunuz sorusuna; bu kadar içeriden kemirilmeye,bu kadar haine,bu kadar operasyona,bu kadar çelmeye başarılı değil süper başarılı buluyorum.
Bu tweet görenler bizi hatırlar umarım hesabı kapattılar bir faydamız olur diye yenisini açtık
Terörsüz Türkiye, Devletimizin Sarsılmaz İradesidir! 🇹🇷
Kapsamlı istişareler neticesinde hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin, geniş bir mutabakatla Gazi Meclimizin takdirine sunulması; terörün ülkemizin gündeminden kalıcı olarak çıkarılması yolunda tarihî bir adımdır.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın dirayetli liderliğinde atılan bu adım; milletimizin çözüm iradesini, devletimizin kudretini ve ortak geleceğimize duyduğumuz güçlü inancı ortaya koymaktadır.
Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin fedakârlıkları ile milletimizin birliği, devletimizin güvenliği ve hukukun üstünlüğü; bu süreçte attığımız her adımın değişmez ölçüsüdür.
Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtaracak, millî birlik ve beraberliğimizi daha da perçinleyecek, ülkemizde ve bölgemizde huzuru güçlendireceğiz.
#TerörsüzTürkiye hedefinden dönüş yoktur.
Kazanan devletimiz, kazanan milletimiz, kazanan Türkiye olacaktır. 🇹🇷
Kanun teklifinin aziz milletimiz, devletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Rabbim, birlik ve kardeşliğimizi daim; devletimizi güçlü, milletimizi her türlü fitne ve tehditten emin eylesin.
“İleride Selçuk Yula var!”
Çubuklumuzla attığı 134 gol, örnek duruşu ve Sarı Lacivert renklere duyduğu tarifsiz sevgiyle kalplerimizde iz bırakan büyük kaptanımız Selçuk Yula'yı; vefatının 13. yıl dönümünde saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
MGK Bildirisi: “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine ulaşma yolunda kaydedilen ilerlemeler ele alınmış; ülkemizin ve bölgemizin güvenlik, istikrar ve refahının teminat altına alınması istikametinde tarihî bir merhaleyi teşkil eden çalışmaların müteakip aşamalarına ilişkin istişarelerde bulunulmuştur.”
Suriye Dışişleri Bakanı’nın Ankara ziyareti, Türkiye’nin yeni bölgesel stratejisine dair önemli mesajlar içeriyor. Türkiye, Suriye'yi artık Orta Doğu'nun yeni jeoekonomik koridorunun kilit ülkesi olarak görüyor. 👇
https://t.co/QoD1jOMZdb
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik:
Silah bırakma tespit ve teyit edildikten sonra MGK kararıyla birlikte bu hayata geçecek, Meclis bunu izleme komisyonuyla birlikte takip edecek, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir kurul burada çalışmalar yapacak.
Bu sürece dönük olarak bilip bilmeden bu yasada şu da var, bu da var diyerekten yasayı enfekte etmeye çalışan, süreci sabote etmeye çalışan, sürece iftira atmaya çalışan bütün argümanlar boşa çıkarılmıştır. Çok net, hedefleri belli, silahların bırakılmasına dönük yasal güvence oluşturan bir tablo burada ortaya çıkmıştır.
Yine bu süreçte yapılan tartışmalardan bir tanesi, dünyadaki farklı modelleri gözeterek bir üçüncü göz olması gerektiği şeklindeydi. Biz ısrarla buna karşı çıktık, Türkiye'nin bir üçüncü göze ihtiyacı yoktur. Üçüncü göz nerede gerekir? Üçüncü göz bazı ülkelerde iç savaş vardır etnik temelde ya da dini temelde, orada üçüncü göz gerekir. Ya da bazı ülkelerde gerçekten birbirinden ayrışmış bölgelerde yaşayanlar vardır, oralarda gerçekleşir. Bugün 86 milyon açısından söylediğinizde Türk ile Kürt’ün arasına üçüncü bir gözün girmesi dünyanın en saçma meselesi olur, hiçbir üçüncü göze gerek yok. Bütün bu sürece bakacak olan millî bir göz var, o millî göz de 86 milyon vatandaşımızın tamamıdır. Türk, Kürt, Sünni, Alevi adını saydığım sayamadığım bütün etnik gruplardan, bütün mezhep gruplarından bütün vatandaşlarımızdır, millî göz odur, üçüncü göze gerek yoktur. Bu açıdan da bu süreç kendi açısından özgün bir süreçtir. Kendi işimizi kendi irademizle, kendi sorunumuzu kendi irademizle halledebileceğimize dair net bir tutumdur. Bu da bu açıdan dünyaya verilmiş bir mesajdır. Türkiye kendi meselesini çözecek iradeye ve vizyona sahiptir.
Komisyonda ve Genel Kurulda bütün siyasi partiler hür iradeleriyle buradaki görüşlerini açıklayacaklar. Şimdiye kadar atılan imzalara baktığımızda belki de böyle bir meselede Cumhuriyet tarihinin en yüksek mutabakatına ulaşılmış gözüküyor. Dolayısıyla Meclisten çabuk geçeceğini ve bu meselenin bir an evvel çözüme kavuşması, adımların atılması için bu aşamanın çabuk kat edileceğini değerlendiriyoruz. Bu bir irade beyanıdır, Türkiye Cumhuriyeti devleti bütün dünyaya, dünyanın kaosa sürüklendiği bir dönemde biz her türlü kendi meselemizi kendi imkân ve kabiliyetlerimizle ve kendi irademizle çözebiliriz mesajını vermiştir.
33 yıl önce evinin önünde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden gazeteci ve yazar Uğur Mumcu’nun eşi Şükran Güldal Mumcu ve oğlu Özgür Mumcu ile Bakanlığımızda bir araya geldik.
Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın koordinasyonunda, dosyada yer alan tüm delil, bilgi ve bulgular en ince ayrıntısına kadar titizlikle incelenmektedir.
Uğur Mumcu suikastının bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluluğu bulunan herkesin yargı önünde hesap vermesi için sürecin takipçisi olacağız.
Merhum Uğur Mumcu’ya Yüce Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır ve metanet diliyorum.
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun görüşmesinden görüntüler...
#MillîSavunmaBakanlığı#YaşarGüler
Esas mesele silahlı tehdidin ve terör örgütünün gündemden çıkmasıdır. Türkiye çok uzun zamandır silahlı terör örgütünün tehdidiyle karşı karşıyadır, buna karşı mücadele etmiştir. Kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin eşsiz fedakârlıklarıyla bu terörün ve terörün arkasındaki siyasi projelerin hedefine ulaşması engellenmiştir. Bugün gelinen noktada yapılan yasal düzenleme, PKK, KCK terör örgütünün Türkiye'deki, Suriye'deki, Irak'taki, İran'daki, Avrupa'daki legal ve illegal bütün unsur, şube ve uzantılarıyla gündemden çıkmasını ve sona ermesini hedeflemektedir. Bu son derece açık bir şekilde şimdiye kadar ifade edilmiştir, bundan sonrasında da takip edilecek husus budur.
Terör örgütünün gündemden çıkması, devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri çerçevesinde, hukuk devleti ve demokrasinin imkân ve kabiliyetleri çerçevesinde ortaya koyduğu seçenekler sayesinde gerçekleştirilmektedir.
Geçmişte AK Parti’den önce de Millî Güvenlik Kurulu tavsiyeleriyle terör örgütünden ayrılmak isteyenlere bir zemin oluşturulması gündeme getirilmiştir. Bugün gelinen noktada ise bütün bu tecrübelerden yola çıkarak son derece güvence veren, güveni ve güvenceyi bir arada gösteren bir çerçeve yasa ortaya çıkmıştır. Tabii PKK, KCK terör örgütünün Türkiye, Irak, İran, Suriye ve Avrupa’daki bütün illegal unsurlarıyla sona ermesi, silah terör unsurunu demokrasimiz üzerinde bir yük olmaktan çıkaracaktır. Türkiye bu silahsızlanmayla birlikte bu tehdidin sona erdiğini, bu süreç başarıya ulaşırsa, ki başarıya ulaşması için hepimiz gayret etmeye devam edeceğiz, hep beraber görecektir.
Tabii bu terörün gündemden çıkmasıyla birlikte esasında yepyeni bir iklim doğacaktır. Bu yepyeni iklim demokrasimizin üstündeki yükün kalkması, demokrasimizin üzerindeki bu stresin kalkmasıyla birlikte aslında demokrasimizin ölçeğini büyütecek. Demokrasimizin derinleşmesine daha çok imkân verecek. Demokratik birtakım adımların atılması için daha güçlü bir siyasi ve demokratik iklimin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Dolayısıyla terör örgütünün yükünden Türkiye'nin kurtulması demek aynı zamanda demokrasisinin ölçeğini büyütecek, siyasi iklimine daha çok oksijen yükleyecek bir zemine kavuşması demektir. Demokrasinin ölçeğinin büyümesi demek, siyasi iklimin daha çok oksijene kavuşması demek, Türkiye'nin Türkiye Yüzyılı hedeflerine giderken, bölge barışına katkı yaparken, küresel barışa katkı yaparken çok daha yüksek bir performans ortaya koyması demektir.
Bugün bu yasal çerçeveyle atılan adım esasında bu açıdan bakarsanız bir başlangıcı oluşturacaktır. Bunun Meclisimize, ekonomimize, sivil toplum hayatımıza yansıması, bunun bugün aralarında birtakım mesafe olduğunu düşünen toplumsal kesimlere yansıması çok büyük, çok pozitif ve çok değerli olacaktır. Onun için her birimizin burada bahsettiğim çerçevede bu sürecin başarıyla tamamlanması ve bu silahlı tehdidin ve terör örgütünün gündemden çıkması, bütün bu sürecin başarıyla sonuçlanması için katkısı, esasında Türkiye'nin geleceğine atılmış bir imza olarak düşünülebilir.
Terör, yalnızca güvenliğimizi ve millî dayanışma ruhumuzu değil; ekonomimizi, yarınlarımızı ve refahımızı da hedef aldı.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın ifade ettiği gibi: Terörsüz Türkiye hedefine ulaşıldığında, kazanan 86 milyon ferdiyle tüm milletimiz, tüm memleketimiz olacaktır.
Milli Dayanışma 🇹🇷
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Ömer Çelik:
Karadeniz'de çok daha fazla saldırının ortaya çıkması, Karadeniz'de askeri gemilerin dışında artık sivil gemilerin hedef alınması gerçekten bu savaşı başka boyuta taşıyacak birtakım riskler barındırıyor. Burada Türkiye bakın hatırlayınız Tahıl Koridoru ile burada esasında Karadeniz'deki gerilimin azaltılması bakımından bir alan açtı. Birtakım müttefik devletler bu savaşın tarafı olmak ya da bu savaşta müdahil olmak ya da belli bir ülkeye destek vermek için boğazların kullanımıyla ilgili çok yoğun bir şekilde Türkiye ile temasta bulundular. Ama Türkiye Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni tavizsiz bir şekilde uyguladı.
Dolayısıyla Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni bu derece dirayetli uygulaması kendi müttefiklerinin bu yoğun temaslarına, hatta zaman zaman baskılarına rağmen bu Türkiye'nin Karadeniz'in güvenliği açısından en doğru yerde olduğunu gösteriyor. Türkiye'ye ait sivil gemilerin hedef alınması asla kabul edeceğimiz bir şey değil. Bunu en ciddi şekilde kınıyoruz. Bunun tedbirinin alınması lazım. Gerçekten bunun tahammül edilecek bir tarafı kalmamıştır. Bu şekilde yapılması başka ülkeler açısından aslında çatışmaları derinleştiren, daha kötü boyuta götüren sonuçlar doğuracaktır. Bugün Rusya-Ukrayna meselesinde evet savaş devam ediyor fakat bu savaşı sivil alana yaymak ve tansiyonu yükseltecek diğer ülkeleri hedef alacak bir hale sokmak, bunu hangi taraf yapıyorsa yapılacak en yanlış iştir. Biz kendi gemilerimizin ve denizcilerimizin, balıkçılarımızın durumunu yakından takip etmeye devam edeceğiz.
Millî Güvenlik Kurulu, 6 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanmıştır.
Toplantıda;
1. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla yürütülen faaliyetler ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında Kurula bilgi sunulmuştur.
2. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine ulaşma yolunda kaydedilen ilerlemeler ele alınmış; ülkemizin ve bölgemizin güvenlik, istikrar ve refahının teminat altına alınması istikametinde tarihî bir merhaleyi teşkil eden çalışmaların müteakip aşamalarına ilişkin istişarelerde bulunulmuştur.
3. 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı gösterilen millî direnişin onuncu yıl dönümünde, FETÖ ile mücadelede gelinen son durum değerlendirilmiş; ihanet şebekesinin tamamen bertaraf edilmesine matuf tedbirlerin hassasiyetle sürdürüleceği kaydedilmiştir.
4. Ülkemizin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin ittifakın geleceği açısından kritik bir eşik olduğu belirtilmiş; Türkiye’nin geliştirdiği ileri imkân ve kabiliyetleri müttefikleriyle paylaşma hususundaki yapıcı tutumu teyit edilmiştir.
5. İran ve ABD arasında tekrar yaşanan çatışmaların bölge ülkelerine ve küresel ticaret güzergâhlarına sıçramasının oluşturduğu risk ve tehditlere işaret edilmiş; tüm taraflara, güç kullanmaktan kaçınma ve kalıcı barışın tesisine matuf müzakerelere geri dönme çağrısında bulunulmuştur.
6. Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki stratejik sıkışmanın, Karadeniz ve Hazar Denizi başta olmak üzere mücavir bölgelerin de çatışma sahası hâline getirilmesiyle aşılamayacağı vurgulanmış; savaşan taraflar, bölgede artan gerilimi düşürmeye ve barışın tesisi için somut adımlar atmaya davet edilmiştir.
7. Komşularımız Suriye ve Irak ile geliştirilen çok boyutlu iş birliğinin, bölgemizin güvenliği, huzuru ve refahı bakımından büyük önem arz ettiğinin altı çizilmiş; Türkiye’nin, bölgesel dayanışmayı pekiştirmeye yönelik süreçlere azami katkı sunmayı sürdüreceği ifade edilmiştir.
8. Gazze Barış Planı çerçevesinde son günlerde kaydedilen ilerlemelere rağmen ateşkes ihlallerine devam eden İsrail Yönetimi’nin, Filistin topraklarındaki yerleşimci terörünü tırmandırması ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal mekanlara yönelik kışkırtıcı saldırılarını sürdürmesi karşısında, uluslararası toplumun açık ve tavizsiz bir duruş sergilemesi gerektiği vurgulanmıştır.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.