Yarın ki tahlilde, siyer kitabının 1. cildini bitiriyoruz inşallah.
Peygamber efendimiz(s.a.v)'i daha yakından tanımak isteyen dostları bekleriz. 🌹
#medeniyettasavvuruokulu#mtosiirt
Medeniyet Tasavvuru yolculuğumuza Hatem'ül Enbiya Efendimiz Hz Muhammed Mustafa(S.A.V.) in hayatını anlatan Siyer-i Nebi derslerimiz ile devam ediyoruz.
@mtokurumsal
🎯BAYRAM HEDİYESİ📚KİTAP ÇEKİLİŞİ
1️⃣ Hesabımızı takip edip
2️⃣ Bu tweet'i RT yapan ve
3️⃣ 2 arkadaşını etiketleyenler arasından
💌 2 kişiye 4’lü kitap seti hediye.
🗓️ Çekiliş Tarihi: 01 Haziran Pazartesi
#albaraka#albarakatürk#cekilis#kitap
Bir İsrailli asker, bir Filistinliyi cemaatle namaz kılarken dövmeye ve tutuklamaya çalıştı; ancak bir kameranın çekim yaptığını görünce hemen durdu.
Sosyal medyada onları ifşa etmek ve suçlarını yaymak son derece önemli.
Hamas, İsrail’in aldığı idam kararını durdurmaları için Müslüman ülkeleri acilen harekete geçmeye çağırdı.
Oysa 1 tane bile tam bağımsız, Müslüman ülke yok.
Hepsi köle!
Müslümanların yaşadığı ülkeler var sadece.
#ateşkes#tekbircuması
Katil İsrail askerleri, Mescid-i Aksa’da Bayram Namazı kılınmasına izin vermedi. Namaz kılmak isteyen Müslümanlara saldırdı!
Lanetli, aşağılık tür bunlar!
Sadece kendi sonlarını hızlandırmaktan başka bir şey yapmıyorlar!
ÜLKE VE EN PARLAK ÇOCUKLARI CELLADINA ÂŞIK EDİLİRKEN SESSİZ KALMAK…
Beş yıl önce İlber Ortaylı tarihçiliğine ve toplumun ruhu yok edilirken sessiz kalışına dair yaptığım kapsamlı, derinlikli felsefî bir eleştiri videosunu sizlerle paylaşıyorum. (@KSondagli kardeşime video için teşekkür ediyorum).
Bendeniz insanların arkasından uluorta konuşacak kadar düşük biri değilim. Bu ülke yanarken, kimliğini ve ruhunu kaybederken bu duruma müdahale edebilecek bir kişinin bu duruma kayıtsız kalmasını ve konformist takılmayı yeğlemesini bu ülkenin ve milletin çocuğu olarak asla kabul edemediğim için vefatından sonra bir anda putlaştırıldığını görünce olabildiğince usturuplu bir dille mecburen yazdım, yazmak zorunda kaldım.
Ayrıca inanmış bir adam olduğu belliydi. Bizim dünyamızı iyi biliyordu ama o dünyaya yabancı bir dünyada yaşıyordu kültürel / entelektüel iktidar öyle gerektirdiği, vaziyet öyle icap ettirdiği için.
O yüzden Allah rahmet eylesin elbette. Taksiratını affetsin.
Bunu söylemekten neden çekineyim ki. Biz tasavvuf terbiyesi almış, derviş insanlarız. Derviş ama devrimci.
O yüzden şimdiye kadar hiçbir ölmüş kişinin arkasından yazmadım. Ama ruhu yok edilen, topyekûn yok oluşun eşiğine sürüklenen bir toplumun yok oluşuna sessiz kalan bir adamın göklere çıkarılmasına ben sessiz kalamazdım bu ülkenin has çocuğu olarak. Videoyu izleyin, dünden bu yana yaptığın eleştirileri ölmeden önce bu yaptın mı diyenlere güzel bir tarihî belge ve güçlü bir tarih felsefesi yapan tarihî bir ikaz ve eleştiri ile karşı karşıya olduğunuzu göreceksiniz…
Alman düşünür Jürgen Habermas öldü.
Bir asrı aşkın yaşadı ama postmodern düşünceyi eleştirirken çağının çağdaş düşünceye dayattığı zaafları aşamadı.
İnsanın başına gelen belki de en büyük ontolojik şiddet olan Moderniteyi, “bitmemiş bir proje” olarak görmüş, Kant’ın karikatürü olduğunu ispatlamıştı.
Modernite’yi çarmıha geren Nietzsche’nin, modernitenin tabutuna son çiviyi çakan Heidegger’in çocuğu olmadığını da göstermişti böylelikle.
Büyük bir zekâydı ama derinlikli Alman düşüncesine “ihanet” ettiğini göremeyecek ve sığ Anglo-Amerikan geleneğinin analitik düşüncesinin “kuyruğuna” takılacak kadar Alman düşünce geleneğine darbe vurduğunu bile görememişti.
En önemlisi de kendisinin de mensubu olduğu ve Adorno ile Horkheimer’ın kuruculuğunu yaptığı, çağdaş düşünceyi ve kapitalist dünyayı kıyasıya eleştiren Frankfurt Okulu’nun eleştirel düşünce geleneğinden gelen bir düşünür olarak İsrail’in Gazze soykırımını meşrûlaştırmaya çalışma absürdlüğü sergileyerek eleştirel teoriye ihanet ettiğini göremeyecek kadar acıklı bir duruma düşmüştü.
Neyi meşrûlaştırdığını, neyi eleştirdiğini, nerede durduğunu hakkıyla göremeyecek kadar trajikomik bir yere sürüklenmişti.
İlber Ortaylı, tarihi sevdirmişti, Osmanlı’nın, Abdülhamid’in önüne dikilen engelleri kaldırmış ama Kemalizm’i kutsamıştı.
Ne ki, büyük bir tarih bilgisine sahip olmasına rağmen tarih felsefesi yoktu. Tarih ekolü kuracak ve medeniyet fikri sunacak çapı ve derdi yoktu yoktu.
İlber Ortaylı’nın dramı
Mustafa Armağan
Bazı insanlar yaşarken ölür. Geldiği nokta itibariyle İlber Ortaylı tarihçiliğimiz adına ağır bir kayıptır.
Nitelikli bir tarihçi kumaşına ve tefekkür kabiliyetine sahipti ama maalesef “Şöhret afettir” sözünü kim bilir kaçıncı kez doğrulamayı tercih etti.
2000’li yılların başına kadar okuruna tarihçilik sahnesini zenginleştireceği umudunu zerk eden pırıltılı biriyken “Parayı veren düdüğü çalar” tezgâhına yuvarlandı. Velhasıl her ota konmanın bedelini ödüyor. Zira her devrin çiçeği olma arzusu çiçeklik vasfınızı da zedeler.
Geçen Cumartesi akşamı Sultan 2. Abdülhamid’in dördüncü nesilden torunu Şehzade Orhan Efendi’nin kerimesinin düğünündeydik. Hazirun epey renkliydi doğrusu. Bir yanda ailenin Şam’daki akrabaları, diğer yanda Türkiye tablosundan ilginç portreler... Hanedan reisi Harun Efendi’nin masasında diğer hanedan üyesi Osman Selahaddin Osmanoğlu ile Halil Konakçı hoca ve İlber Ortaylı yan yana oturmaktaydı.
Nikâh merasiminde Refah Partisi eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın hanedanı sürgüne gönderenlere gösterdiği tepki ile İlber Ortaylı’nın buna mukabele etmeyişi sosyal medyayı çalkalıyor şu dakikalarda.
Öncelikle bu millete asırlarca hizmet etmiş kutlu bir hanedanın namerde muhtaç edilmesinin tasvip edilir tarafı yoktur. Hanedanın yaşadıkları, Kadir Mısıroğlu’nun deyişiyle tam bir dramdır. Üstelik sürgün kararını alanlar vaktiyle hanedanın nimetleriyle perverde olanlardı ne yazık ki. Nitekim karar alındığı tarihte Reisicumhur olan Mustafa Kemal de Samsun’a çıktığında “Fahrî yâver-i hazret-i şehriyârî”, yani Sultan Vahdettin’in “onursal yaveri” unvanına ve kordonlarına sahipti.
İlber Ortaylı’nın ilk çok satan kitaplarını yayına hazırlayan bu satırların yazarıdır. İlber Ortaylı ile Tarihin Sınırlarına Yolculuk (2001), Gelenekten Geleceğe (2001), Osmanlı Barışı ((2002) ve Taha Akyol’la konuşmalarından oluşan Osmanlı Mirasından Cumhuriyet Türkiye’sine (2002) adlı kitapları benim imzamla, hatta ikisi benim sunuşumla yayınlanmıştır. Önsözlerinde bana teşekkür etmiştir.
O tarihte kendisini önemsiyordum, makul çizgisinde yoluna devam etseydi bugün de aynı şeyleri söylerdim. Ancak aradan geçen 20 yılda o kadar savruldu ki, yer yer propagandist bir Kemalist partizana dönüştü, yeni yonttuğu kalemi eskiden söylediklerini de itibarsızlaştırdı. Osmanoğullarınınkine benzer bir dramı yaşadı, yaşıyor... Bir farkla ki bu dram başkası tarafından dayatılmadı: kendisi tercih etti.
Sadece yazılarındaki maddi hataları değil (ki bu hatalar bir kitap oluşturacak kadar çoğaldı, Y. Hakan Erdem’in Tarih-i Lenk adlı kitabında gösterdiği feci hatalarına yüzlercesi eklendi), ciddiyetten uzak konuşma şekli ve dogmatik üslubu da bu tarihçi aydını diri diri gömmeye yaradı sadece.
Dışkısever https://t.co/6wIyZrx3M2 ‘ekran kankası’ olması, jeologdan tarih dersi dinlemesi ise sevenleri tarafından pek yadırganmadı. Bu yüzden iş Şevki Yılmaz’ın yanındaki suspusluğuna gelince isyan etmeleri mantıksız. Çünkü İlber Ortaylı hiçbir mühim meselede kesin tavrını ortaya koymamış, yuvarlak konuşmalar ve cümlelerle vaziyeti idare eden biri haline gelmiştir.
Babala TV’de “Filistinliler toprak sattı dedim diye bana saldırıyorlar” diyen moderatöre “Zaten Filistinliler öteden beri toprak satıp parasını yemesiyle meşhurdur” diye abes bir cevap vermesi ancak vicdan yoksunu birinin verebileceği sefalet derecesindeydi. İşgalci İsrail’in vahşetini iki kelamla olsun kınamayan birinin “Oh olsun” der gibi, “Zaten dedeleri de toprak satmıştı” gibilerinden dijital fanatiklerin damarına göre şerbet vermenin âlemi neydi?
Her tarihçi hata edebilir. Maddî bilgi hataları bir şekilde affedilebilir, çünkü işin bu tarafı meslekten tarihçileri ilgilendirir ama insan olmanın gereği olan mazlumun yanında olma vasfını kaybetmiş birinin ahlakî sorunu da var demektir. Henüz ismi konulmadan hayatı söndürülen binlerce Filistinli bebeğin ahını almayacaktınız.
@ittifakgazete
MİLLETİ VE TARİHİNİ “TARİHE GÖMEN” ADAM!
Bir cenazenin arkasından uluorta konuşmayı edeben doğru bulmadım ve konuşmadım şimdiye kadar.
Ama bu cenaze, cenazesi çoktan kaldırılması gereken bir “yalan tarih”in mimarlarından birinin cenazesi olunca susmak vebaldir, diyerek usturuplu bir dille birkaç hayatî tespitte bulunmayı bir vatan, millet borcu ve büyük bir mesuliyet olarak addediyorum.
“GÖREVLİ” BİR ADAMDI
Önce hakkını teslim edelim: Osmanlı ile Sultan Abdülhamid Han -ve hatta Sultan Vahdettin- hakkındaki bazı ezberleri yıkmıştı.
Eğer bu minval üzere gitseydi, bu milletin boynuna geçirilen prangaların kırılmasına çok büyük katkılarda bulunabilirdi. Aksine o prangaların daha boğucu ve sarsılmaz bir şekilde milletin ve çocuklarının boynuna dolanmasına hizmet etmeyi tercih etti ve mezara çok büyük bir veballe gitti.
Çünkü “görevli” bir adamdı: 28 Şubat'tan sonra piyasaya sürülmüştü ve Yaşar Nuri'nin ilâhiyat alanında yaptığı “yıkım” işini o tarih alanında yapmıştı.
İsteseydi, dik durabilseydi, yalan üzerine inşa edilen ve dayatılan tarihi yerle bir edecek tarihî bir misyon üstlenebilir ve tarihe kahraman olarak geçerdi. Ama o bu dünyada ucuz kahramanlığı ve alkışlanmayı tercih etti. Kendisi gibi Kırımlı ama pek çok bakımdan büyük tarihçi olan ve milletin boynuna dolanan tapınakçı prangaları güçlendiren Halil İnalcık’ı ucuz kahramanlık konusunda fersah fersah geçen, bu toprakların çocuklarını ve tarihini “tarihe gömen” bir adam olarak mezara gitti.
UCUZ KAHRAMAN
Osmanlı tarihinin insanlık tarihindeki öncü ve benzersiz rolünü çok iyi biliyordu ama o sessiz kalmayı, yaşarken bu ülkenin altını oyan, tarihî rolünü bitiren yalan tarihin propagandisti olmayı ve pespaye, döküntü propagandistleri tarafından alkışlanmayı ve daha vahimi de Osmanlı’nın insanlığın önünü açacak benzersiz ilkelerinin dünyaya anlatılması gibi yüce bir görevi üstlenmek yerine Osmanlı’yı Üçüncü Roma ilan etme primitifliği ve “aşağılık kompleksi” sergileyerek Osmanlı’nın dünyaya, insanca yaşanacak yegâne medeniyet modelini sunacak muazzam bir medeniyet tecrübesi ürettiğini anlatma imkânını elinin tersiyle itmeyi tercih etti!
Bazı Batılı vicdanlı tarihçiler bile, “gel ey Osmanlı!” diye yazılar ve kitaplar yazarken o Osmanlı’yı bir kez daha “tarihe gömme”yi tercih etmekten tedirgin olmadı!
Hiçbir büyük tarihçi böylesine ürpertici bir tercihte bulunamazdı.
İsteseydi, Osmanlı medeniyetinin ne denli aşılamaz ve insanlığın önünü açacak temellere ve ruha sahip, bütün dünyayı yeniden silkeleyip kendine getirecek adalet, hakkaniyet ve merhamet ilkeleri üzerinden yükselen benzersiz bir medeniyet tecrübesi olduğunu hem ülkemizin çocuklarına hem de bütün dünyaya çok çarpıcı bir dille anlatabilirdi.
Ama bu fazla prim yapmayabilirdi, fazla para kazandırmayabilirdi. O yüzden o işin en kolayını, en kârlı olanını tercih etti ve resmî tarihin yalanlarını deşifre ederek kahraman olarak anılma imkânını kaybetti ve mezara hesabını veremeyeceği kadar ağır bir veballe gitti. Bir milletin boynuna geçirilen prangaları kırabilecek bir donanıma ve etki gücüne sahip bir adam konumuna ulaşmıştı çünkü.
O yüzden sırtında hesabını veremeyececeği kadar “tarihin ağır yükü”yle vefat etti gitti bu dünyadan. Artık adı tarihe, bu milletin boynuna geçirilen prangalara kıracak bir imkâna sahipken, o işin kolayını ve en ucuz olanını tercih ederek insanlığın önünü açacak ufka ve derinliğe, ruha ve zenginliğe sahip bu milleti ve tarihini tarihe gömen bir adam olarak geçecek.
FATİH CAMİİ’NİN HAZİRESİNE GÖMÜLMEMELİ!
Şehid Esad Coşan Hocamızın cenazesinin Fatih Camii’nin haziresine gömülmesini reddeden yetkililerin İlber Ortaylı’nın cenazesinin oraya gömülmesine onay vermesini protesto ediyorum.
Fatih Camii haziresi millete aittir ve bu milletin altını oyan monşerlere, masonik-baronik çetelere hizmet eden bir adamın cenazesinin oraya gömülmesi oradaki bütün büyük insanların aziz ruhlarını da rencide edecektir.
Bu karardan derhal vazgeçilmelidir!
MTO sadece bir okul değil.
Bir duruş, duyuş ve varoluş yolculuğu.
Bir diriliş ufku…
Kaçıran, neyi kaçırdığını bilseydi!
BAŞVURU LİNKİMİZ:
https://t.co/YhORlnUsRj
Kitap Listesi'nin ilk 20 kitabını bitiren ya da bitirmeye ve kitapları 4 Renkli Kurşun Kalemle Okuma tekniğiyle okumaya SÖZ veren herkesin başvurusu dikkate alınacak.
Kitap Listesi'ne @mtokurumsal hesabımızda sâbitlenen paylaşımımızdan ulaşabilirsiniz.
Bir İslam ülkesi yok. Müslümanların Müslümanca yaşayabildikleri tek bir devlet yok. Sadece Müslümanların hayatta kalma mücadelesi verdikleri sözde yönetimler var.
Küresel Sumud Filosu aktivistlerine işkence eden Türk vatandaşı Yahudi Siyonist köp@kler varmış.
İki yıldır bağırıp çağırıp duruyoruz: Bu aşağılık adamlar derhal Türk vatandaşlığından atılsın!
O kadar tehlikeli ki bu!
Neyi bekliyorsunuz anlayamıyorum.
#Gaza#FreeGaza
Gazze teslim olacak!
Hamas silah bırakacak!
#Gazze, bütün Filistin manda yönetimine bırakılacak!
Trump'ın Gazze planı, tastamam manda çağrısı!
Ortada Filistin devleti filan yok, hiçbir şey kalmadı!
İngiltere, Fransa hangi Filistin devletini tanıdılar?!
Allah belanızı versin sizin!
Önce katliam dursun da, sonrasına bakarız demek istiyoruz zorunlu olarak. Katliam, soykırım durmalı mutlaka!
Ama Hamas, Filistinliler asla silah bırakmamalı!
Netanyahu alçağı yeniden saldıracak istediği zaman, bunu biliyoruz artık.
#FreePalestine #GlobalSumudFlotilla #Netanyahu #Trump