Şanlıurfa il @Gocidaresinde Sürekli işçi olarak Çalışan @Akparti’li @AFAD_gonullusü Alyadua Ayşıl,Muhammet Mustafa Yunus Emre ve Yusuf Eymenin Babası 07.01.2024
ALLAH Gani Gani Rahmet Eylesin Mekanın Cennet Olsun İnşallah Nur İçinde Yat RABBİM Peygamber Efendimize (S.A.V) Komşu Eylesin İnşallah Cennetinde Cemaliyle Müşerref Kılsın İnşallah Sayın Dr. Halil ÖZCAN’ın Ruhuna El-Fatiha
Teknik bakım çalışmamız tamamlanmıştır.
Gönüllülük Sistemimiz erişime açılmıştır
ve tüm hizmetlerimiz
aktif olarak kullanılabilmektedir.
Gösterdiğiniz sabır ve anlayış için teşekkür ederiz.
Afetlere daha hazır bir toplum için sende
AFAD GÖNÜLLÜSÜ OL!
GÜVEN ÜZERİNE;
Türkiye’de Güvenin İstismarı ve “İSTİSMAR GÜVENLİĞİ” Yaklaşımı
Yardımseverlik, hayırseverlik, iyilik, dayanışma…
Liste uzayıp gider.
Toplumları ayakta tutan bu değerlerin ortak paydası ise güvendir. Çünkü insanlar, ancak güvendikleri kişi ve kurumlar aracılığıyla yardımlaşır, bağış yapar ve ortak iyiliğe katkı sunar.
Ancak son günlerde Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar ile başlatılan hukuki süreç, sonucundan bağımsız olarak toplumda bir kez daha aynı soruyu hızlıca gündeme taşıdı:
Kime güveneceğiz?
1950’lerden bugüne Türkiye’nin toplumsal hafızasına baktığımızda, birbirinden farklı gibi görünen birçok olayın aslında aynı zeminde buluştuğunu görüyoruz. Ortak nokta; insanın güven duygusunu, iyi niyetini ve içinde bulunulan dönemin ekonomik, teknolojik veya kurumsal imkânlarını birlikte kullanan nitelikli istismar biçimleridir.
Hafızamızı kısaca yokladığımızda karşımıza şu tablo çıkıyor:
* 1950–1960’lar: Sülün Osman – bireysel güven dolandırıcılıkları.
* 1970’ler: Kooperatif ve arsa vurgunları, karaborsa ve kapıdan satış istismarları.
* 1980’ler: Banker Kastelli ve banker furyası – yüksek faiz vaadi.
* 1990’lar: Gazete promosyon kampanyaları, S. Parsadan, Titan saadet zinciri.
* 2000’ler: Jet iş adamları, İmar Bankası krizi ve yüksek getirili yatırım vaatleri.
* 2010’lar: Çiftlik Bank ve dijital Ponzi sistemleri.
* 2020’ler: Kripto para dolandırıcılıkları, yapay zekâ destekli yatırım vaatleri, deepfake ve oltalama yöntemleri ve gelişmekte olan Yapay Zeka...
Bugün de yardım faaliyetleri, bağış kampanyaları ve sivil toplum alanı zaman zaman güven tartışmalarının merkezine yerleşmekte ve tartışma farklı boyutlarla uzayıp gidebilmektedir.
Oysa Türkiye, özellikle afet ve kriz yönetiminde insani yardım kapasitesi bakımından önemli bir seviyeye ulaşmıştır.
İnsanlarımız da kendilerini yakın hissettikleri kurumlar aracılığıyla bir iyiliğe ortak olmak, bir yaraya merhem olmak istemektedir.
Ancak paranın, yardımın ve insanın bir araya geldiği her alanda istismar riski de vardır.
Bu nedenle mesele yalnızca belirli kişi veya kurumlar değildir; güveni kötüye kullanabilecek her türlü yapıya karşı sistemin dayanıklılığını artırabilmektir.
Güveni hedef alan istismarla mücadele öncelikle İstismar Güvenliğini sağlamakla mümkündür.
Çünkü her istismar vakası aslında bir güvenlik zafiyetinin görünür hâle gelmesidir. Dolandırıcılıkta finansal sistem, dezenformasyonda bilgi ekosistemi, terör örgütlerinde aidiyet duygusu, sahte yardım kampanyalarında ise vicdan ve dayanışma kültürü istismar edilmektedir.
Aktörler değişse de istismar edilen unsur çoğu zaman aynıdır: Güven.
Çünkü bugün karşı karşıya olduğumuz tehditler yalnızca ekonomik dolandırıcılıklardan ibaret değildir. Dijital manipülasyon, dezenformasyon, yapay zekâ destekli sahte içerikler, sosyal mühendislik, yardım kampanyalarının kötüye kullanılması, dinî ve ideolojik istismar, yatırım vaatleri ve kimlik dolandırıcılıkları aynı ortak zeminden beslenmektedir: Güvenin istismarı.
Kamuoyuna yansıyan iddialar doğru kabul edildiği takdirde; deprem bağışları (toplumsal güven), tanınmış bir kişinin kişisel itibarı (bireysel güven), sivil toplum kuruluşu kimliği (kurumsal güven) ve insani yardım söylemi (ahlaki güven) gibi farklı güven katmanlarının aynı anda istismar edildiği bir tablo ortaya çıkacaktır.
Bu nedenle yürütülen hukuki sürecin sonucu yalnızca ilgili taraflar açısından değil, toplumsal güven açısından da önem taşımaktadır.
15 Temmuz’un 10. yıl dönümüne yaklaşırken bunu çok daha iyi hatırlıyoruz.
Yıllarca dinî duyguları, yardım anlayışını, eğitim faaliyetlerini, millî hassasiyetleri ve toplumsal güveni istismar ederek devlete sızan karanlık yapı, bize istismarın yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda millî güvenlik meselesi olabileceğini de göstermiştir. İstismar eden aktörler değişebilir; ancak istismar edilebilen boşluklar varlığını sürdürdüğü sürece risk her zaman devam eder.
Bu nedenle Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yalnızca dolandırıcılıkla değil, istismar edilebilirlikle mücadeleyi de konuşması gerekmektedir.
Hukuki boşlukları azaltan, kurumsal denetimi güçlendiren, dijital okuryazarlığı artıran, şeffaflığı geliştiren ve toplumsal güveni koruyan bütüncül bir politik yaklaşım, yeni dönemin önemli reform alanlarından biri olabilir.
Bu çerçevede Kızılay, Yeşilay ve benzeri köklü kamu yararına çalışan kurumlarımız da günlük polemiklerin değil, kurumsal güven perspektifinin konusu olmalıdır.
Eksikler varsa giderilmeli, daha sıkı denetlenmeli ve daha güçlü hâle getirilmelidirler. Çünkü güveni ayakta tutan şey, güçlü bireylerden önce güçlü ve hesap verebilir kurumlardır.
İstismar güvenliği, yalnızca suç işlendikten sonra devreye giren adli mekanizmaları değil; suçun ortaya çıkmasını zorlaştıran önleyici yaklaşımı da ifade eder.
Nasıl deprem güvenliği yalnızca enkaz kaldırmak değil, binayı sağlam inşa etmekse; istismar güvenliği de güveni suistimal etmeyi zorlaştıran hukuk, denetim, teknoloji, eğitim ve kurumsal şeffaflığın birlikte işletilmesidir.
Bu yönüyle yeni dönemde “önleyici güvenlik” anlayışının toplumsal alandaki başka bir karşılığı olarak değerlendirilebilir.
Türkiye’nin geçmişten bugüne yaşadığı tecrübeler göstermektedir ki, istismar eden aktörler değişebilir; ancak istismar edilebilen boşluklar varlığını sürdürdüğü sürece risk ortadan kalkmaz. Bu nedenle geleceğin reform gündemi yalnızca suçluları cezalandırmayı değil, güvenin istismarını zorlaştıracak kurumsal ve toplumsal dayanıklılığı inşa etmeyi de kapsamalıdır. Çünkü güven, toplumların en büyük stratejik sermayesidir; onu korumak ise yalnızca bireylerin değil, devletin, kurumların ve toplumun ortak sorumluluğudur.
Bu nedenle önümüzdeki dönemin reform gündeminde yalnızca güvenlik değil, güvenin güvenliği de yer almalıdır.
Güvenin güvenliğini sağlayacak yaklaşım ise İstismar Güvenliğidir.
Güven, devletlerin de görünmeyen stratejik altyapısıdır. Bu altyapısını koruyamayan toplumlar yalnızca ekonomik kayıplar yaşamaz; sosyal sermayesini, kurumsal meşruiyetini ve ortak gelecek duygusunu da kaybeder.
Gemimizin güvenli ve huzurlu yol alabilmesi için her türlü istismara karşı sıfır toleransla yol almak ve periyodik hale gelmiş istismar alanlarıyla ve yeni nesil yöntemlerle mücadele edebilecek daha güçlü bir alt yapıyı hem beşeri hem yapısal hem de teknik unsurlarla oluşturmak durumundayız…
Milletimizin iradesine ve devletimizin bekasına kasteden ihanet şebekesi FETÖ/PDY'ye karşı mücadelemiz ilk günkü kararlılık ve hassasiyetle devam etmektedir.
Emniyet ve Jandarma Teşkilatlarımız ile Cumhuriyet Başsavcılıklarımızın yürüttüğü ortak çalışmalar neticesinde; bu sabah, örgütün mahrem yapılanmasının deşifre edilmesi ve bağlantılı unsurlarının çökertilmesine yönelik 968 şüpheliyi kapsayan büyük bir operasyon başlattık.
Devletimizin tüm kurumlarıyla yürüttüğü bu büyük arınma seferberliğinde liderliğiyle kararlılığımıza güç katan Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’a şükranlarımı arz ediyorum. Bu haklı mücadelemizde, güçlü koordinasyonun oluşmasında vermiş oldukları destekten dolayı Adalet Bakanımız Sayın @abakingurlek’e teşekkür ediyorum.
Hiçbir terör örgütünün veya vesayet odağının devletimizin bekasına, hukuk düzenimize ve aziz milletimizin iradesine kastetmesine asla izin vermeyeceğiz! Türkiye Yüzyılı vizyonuyla yürüdüğümüz bu yolda, güçlü Türkiye hedefine ulaşmamıza hiçbir güç engel olamayacaktır.
15 Temmuz hain darbe girişimini unutmadık. Bundan 10 yıl önce vatanımız, bayrağımız, demokrasimiz ve millî irademiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle yâd ediyorum. Şehitlerimizin emanetine ve istiklal irademize sonuna kadar sahip çıkacağız.
#15Temmuz #TürkiyeYüzyılı
@EmniyetGM@jandarma
73 ilde “Uyuşturucu Madde Satıcılarına” yönelik Polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda;
-985 kg Uyuşturucu Madde ile
-1 milyon 639 bin 239 adet Uyuşturucu Hap ele geçirildi.
-1.780 şüpheli yakalandı.
-935’i tutuklandı.
-224’ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 73 ilde
-2 bin 670 ekip,
-6 bin 675 personel,
-17 hava aracı ve
-34 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.
Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyoruz. Güvenlik güçlerimizin kararlı ve özverili çalışmalarıyla ülkemizin dört bir yanında uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz.
Kahraman Polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz.
İletişim Başkanlığı, "Millî İrade ve Demokratik Direnç: 10. Yılında #15Temmuz" temasıyla yurt dışında etkinlikler düzenleyecek.
Etkinliklerde, Türk milletinin demokrasiye ve anayasal düzene sahip çıkışı uluslararası kamuoyuna anlatılacak.
#ZaferBizim
https://t.co/ShtGuBZUxd
🛫 Batman Havalimanı uluslararası giriş ve çıkışlara açık daimi hava hudut kapısı ilan edildi
✈️ Yıllık 2 milyon yolcu kapasitesine sahip
https://t.co/dZlFTeJ0xU
#15Temmuz'da millet, vatanına olduğu gibi ekranına da sahip çıktı.
O gece FETÖ'cü darbeciler, terör tehdidi yalanıyla TRT'ye girerek silah zoruyla sözde darbe bildirisini okuttu.
Milletin iradesi karşısında amaçlarına ulaşamayan darbeciler, yargı önünde hesap verdi.
#ZaferBizim
🚨 Düzensiz Göç ve Göçmen Kaçakçılığına Geçit Yok
✅️Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerimizce, 11 Temmuz 2026 tarihinde Anadolu Otoyolu üzerinde gerçekleştirilen denetimlerde; yasa dışı yollarla ülkemize giriş yaptığı belirlenen ve yasal kalış hakkı bulunmayan 20 Afganistan uyruklu düzensiz göçmen yakalanarak haklarında sınır dışı işlemleri başlatılmıştır.
Göçmen kaçakçılığı suçundan gözaltına alınan organizatörler (İ.T.) ve (V.T.) isimli şüpheliler 12 Temmuz 2026 tarihinde mevcutlu olarak çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, (M.T.) isimli şahıs ise tutuklanmıştır.
📌 Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığı organizatörlerine karşı mücadelemiz, ilgili kurumlarımızın iş birliğiyle kararlılıkla sürdürülmektedir.
#Bolu
@TC_icisleri
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Zirvin Tepe Modüler Komando Üs Bölgesi'ni ziyaret etti
➔ Üs bölgesini gezerek burada görevli personelle sohbet eden Çiftçi, komutanlardan hem bölge hem de yürütülen faaliyetlerle ilgili bilgi aldı
İçişleri Bakanı Çiftçi ⤵️
❝(Terörsüz Türkiye) Muhterem Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde Terörsüz Türkiye projesi de hayata geçti, devam edecek ve başarıya ulaşacak. Ben bundan zerre kadar şüphe duymuyorum❞
https://t.co/chLfYRvO5E
📍İrade Bizim Zafer Bizim
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız ve Ankara Üniversitesi iş birliğinde “#15Temmuz'un 10. Yılında: İrade Bizim Zafer Bizim Paneli” düzenlenecektir.
#ZaferBizim
🗓️: 14 Temmuz 2026
⏰: 10.30
📍: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konferans Salonu
Kayıt için⬇️
https://t.co/dLzogVy7Ya