Kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorsunuz demek… Benim babam, sizin doğru bulmadığınız dokunulmazlığı kaldırılınca, görev gereği KÜRSÜ DIŞINDA okuduğu mektup yüzünden 60 yaşında tutsak edildi. Gençliğinin tam 8 yılını, aynı sizin gibi hiçbir aksiyonundan pişman olmayanların uygulattığı iğrenç, insanlık onurunu yok edecek işkencelerle geçirdikten sonra, daha sıçramadan derin bir uyku uyuyamazken yeniden mahkum oldu. Binbir çeşit yeni hastalık edindi Kandıra cezaevinde. Çok geçmeden daha da hastalandı ve öldü. Susmak istiyordum çünkü size laf atmak konforlu. Siz en basit olansınız, en kolay bölümsünüz. Katıldığınız programda Selahattin Demirtaş ve terör kelimelerini arka arkaya kullanmaya hiç utanmadığınız için susamadım. 78 yaşında birine bela okuyacak değilim fakat dokunulmazlıkların kaldırılmasından bugüne dek tutsak edilmiş, ruhunda onarılmaz yaralar açılmış, çocuklarının büyüdüğünü görememiş, aile üyelerini toprağa vermiş ve cenazesine bile gidememiş herkesin ahı her gece ve gündüz, bu dünyada ve ahirette üzerinizdedir. İyi hatırlanmayacaksınız.
Rahmi Koç’un Kürt kadınlarına yönelik sözleri, ne yazık ki münferit bir olay olarak görülemez. Bu coğrafyada yıllardır Kürt kimliğine yönelik önyargılar, ayrımcılık ve dışlayıcı bakış farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Dizilerde Kürt şivesi çoğu zaman cahillikle, suçla ya da olumsuz karakterlerle özdeşleştirilirken; başka şiveler sıcak, sevimli ve sempatik olarak sunuluyor.
Bu dil ve yaklaşım, toplumun hafızasına işlemiş ayrımcılığın bir yansımasıdır. Oysa Kürt kadınları; emeğiyle, mücadelesiyle, sanatıyla, bilgeliğiyle bu toplumun ayrılmaz bir parçasıdır. Bir halkın kadınlarını küçümseyen ya da aşağılayan ifadeler kabul edilemez.
Rahmi Koç, Kürt halkından ve özellikle Kürt kadınlarından açık bir şekilde özür dilemelidir. Saygı, birlikte yaşamanın temel şartıdır; hiç kimsenin kimliği, dili ya da kökeni nedeniyle hedef gösterilmesine sessiz kalınmamal #RahmiKoçÖzürDile
ülkede fakirleşme artıkça milliyetçilik yükseldi farkında mısınız? friedrich engels'in ünlü sıralaması geldi aklıma yine "fakirleşme, yetersiz beslenme, zeka geriliği ve milliyetçilik."