Belgelerle Gerçekler - 314
Yıl 1935!
Beraber yaşadığı Fatma Medine isimli kadını öldürmekten sanık Zonguldak Milletvekili Recep Zühtü'nün muhakemesinin menine karar verildiği.
Belgelerle Gerçekler - 308
Yıl 1937!
“...dünya işlerinde göklerden emir almayan...”
Fetvaların teşrii mahiyeti bulunduğuna ve teşrii kuvvetlerin
Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi şahsiyetinde toplanmış bulunduğuna, onun haricinde verilecek teşrii hükümlerin hiç bir tatbik kıymeti bulunmayacağına göre fetva kelimesinin manası kalmadığı gibi, dünya işlerinde göklerden emir almayan ve Teşkilâtı esasi yesinde lâyık olduğunu söyliyen ve işlerini o yolda yürüten bir Devlet teşkilâtı için de müftü adının da yeri ve manası kalmamıştır.
İmdi bu adın ve bu mevkiin Devlet teşkilâtı içinden silinmesi mantıkî bir zaruret olmuştur.
Binaenaleyh ilişik olarak sunduğum kanun teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde müzakere olunarak kanuniyet kazanmasını saygılarımla arz ve teklif ederim.
Muş Mebusu
Hakkı Kılıçoğlu
Belgelerle Gerçekler - 307
Yıl 1931!
İSTİKLÂL HARBİNİN MAHİYETİ
(Kurtuluş Savaşı'nın İçyüzü)
“...İstiklâl Harbi'ni yalnız askerî ve siyasî bir mücadele saymamalıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmakta olduğunu gören Türk Milleti, her bakımdan bağımsız bir devlet ve bir toplum kurmaya çalıştı. Mustafa Kemal'in idaresi altında, birçok cephede taarruz ve savunmayı gerektiren işte bu çaba ve gayretin bütünü İstiklâl Harbi'ni oluşturur.
İstiklâl Harbi'nin amaçlarından birkaçı bugün gerçekleşmiş bulunduğundan kolaylıkla tespit edilebilir:
1) Osmanlı Saltanatı yıkılırken ve yerine Türk Milleti yeni ve bağımsız bir devlet kurarken, Türk vatanını yabancı işgalcilerden kurtarmak.
2) Osmanlı Saltanatı'nın zayıfladığı zaman iyice belirgin hâle gelen ekonomik ve adlî bağımsızlıktan yoksunluğu, yeni Türk Devleti'ne bulaştırmamak.
3) Osmanlı Saltanatı'nı çöküşe sürüklemiş olan şahsî idare usulünü (mutlak veya meşrutî hükümdarlık) kaldırmak.
4) Zamanımızda devlet ve toplum idaresinde başarısızlığı olaylarla sabit olmuş olan dinî esas ve kanunları yalnız fert ile Allah arasındaki ilişkilere hasrederek, medenî, toplumsal ve siyasî kanunları ve kurumları Türk Milletinin ihtiyaçlarına ve zamanımızın hukuk ve siyaset teorilerine göre yenileştirmek ve bu suretle yeni Türk Devleti ve toplumunu laik prensiplere dayandırmak.
5) Laik bir devlet ve toplumda yeri kalmayan ve zaten uygulamada bir faydası olmak şöyle dursun, zararları dokunmuş olan Hilâfet Kurumu'nu ortadan kaldırmak.
6) XVI. ve XVII. yüzyıllarda ilerleme ve gelişmesi duraklayarak Orta Çağ'ın feodal ve el sanayii medeniyet seviyesinde kalmış olan Doğu medeniyetinden, açık ve kesin olarak Batı medeniyetine geçmek.
7) Orta Çağ medeniyetinde önemli bir yer tutan hurafeleri, gelenekleri ve kurumları yıkmak.
İşte bu önemli hedeflere varılabilirse Türk Milleti;
a) Genel Savaş'taki üstünlük ve zaferlerinden faydalanarak kendisini yok etmek isteyen dış düşmanlarına ve onların yardımcılarına karşı ülke bütünlüğünü, millî bağımsızlığını ve hürriyetini sağlayacak;
b) Asırlarca kendisini kötü idare ve istismar ederek çöküşünü hazırlayan saltanat ve hilâfet sistemine son verecek;
c) Ekonomik hayatını birçok bağlarla bağlayarak refah ve saadetini kemiren kapitülasyonlardan ve bunlara dayanan malî kurumlardan kurtulacak;
d) Doğu'nun Orta Çağ'a ait ve metafizik dünya anlayışı ile feodal toplumsal teşkilâtını ortadan kaldırarak hürriyet ve bağımsızlığını kazanmış olacaktı.
Sonuç olarak İstiklâl Harbi, Doğu'nun dinî, toplumsal ve siyasî baskısından ve Batı devletlerinin siyasî ve ekonomik üstünlük kurmasından korunmuş yeni ve tam bağımsız bir Türk Devleti kurmak için girişilen çok cepheli millî mücadelenin, başka bir ifadeyle "kurtuluş hareketinin" bütünüdür...”
--- Sonuç:
Kemalist Rejim'e göre İstiklâl Harbi yalnızca vatanı işgalden kurtarmak için verilen askerî bir savaş değil; aynı zamanda dinî esas ve kanunların kamu düzeninden çıkarılması, devletin laik esaslara göre yeniden kurulması, Hilâfet'in kaldırılması ve Batı medeniyetine yönelinmesi hedeflerini de kapsayan çok yönlü bir dönüşüm hareketidir. Yani Kemalist Rejim'e göre İstiklâl Harbi, sadece işgalcilere karşı verilen bir bağımsızlık mücadelesi değil; İslam'ın devlet ve toplum hayatındaki belirleyici konumunun tasfiye edilerek yerine laik bir düzenin inşa edilmesini amaçlayan bir inkılap hareketi olarak değerlendirilmektedir.
Halbuki gerçekte olan şey şuydu: Mustafa Kemal, gücü eline almadan önce Hilafeti kurtarmaktan, mukaddesatı kurtarmaktan, dini kurtarmaktan, Şeriatı kurtarmaktan, Cuma gününün kutsallığından, Peygamberimizin Kanun-i Esasi’sinin Kur’an-ı Azimüşşan’daki nusus olduğundan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dininin İslam olduğundan, Meclis'in görevleri arasında Ahkâm-ı şer'iyenin tenfizi olduğundan bahsederek ecdadımızı arkasında toplamış, ecdadımız da bu değerler uğruna mücadele etmiş, ancak Mustafa Kemal, gücü eline aldıktan sonra tam da atalarımızın savunduğu bu değerlere karşı mücadele etmiştir.
Belgelerle Gerçekler - 306
Yıl 1926!
Men-i Müskirat Kanunu resmen
kaldırıldı ve devlet tekeli getirildi.
BİRİNCİ MADDE
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bütün ispirtolu içkilerin ve alkollü içeceklerin (şarap, bira ve her türlü likör dâhil) üretimi, yurt dışından getirilmesi ve ithal edilmesi ile yurt içinde satılması, Hükûmetin tekelindedir.
Hükûmet bu tekeli, kısmen veya tamamen bir Türk anonim şirketine devrederek işletebilir.
OTUZUNCU MADDE
15 Ağustos 1289 tarihli Belediye Nizamnamesi, 1 Nisan 1334 tarihli Müskirat Resmi Kanunu, söz konusu kanunun bazı maddeleri ve fıkralarının değiştirilmesine ilişkin 8 Kânunusani 1336 (8 Ocak 1920/1921 Rumi takvime göre) tarihli kararname ile 14 Eylül 1336 tarih ve 22 sayılı Kanun hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Kaynak:
Resmî Ceride ile neşir ve ilânı:
3/IV/1926 - Sayı: 338
Belgelerle Gerçekler - 305
Yıl 1920!
Mecliste henüz tam Kemalist kontrolün olmadığı zamanlarda çıkan bir kanun:
Men-i Müskirat Kanunu
(İçki Yasağı Kanunu)
Birinci Madde
Osmanlı memleketlerinde her türlü sarhoş edici içkinin üretilmesi, ithal edilmesi, satılması ve kullanılması yasaktır.
İkinci Madde
Sarhoş edici içki üreten, ithal eden, taşıyan ve satanlardan, ele geçirilen içkinin her bir kıyyesi (yaklaşık 1,28 kg) için elli lira para cezası alınır ve ele geçirilen içkiler imha edilir.
Üçüncü Madde
Açıktan açığa sarhoş edici içki kullananlar veya gizlice kullanıp da sarhoşluğu görülenler; ya şer'î had cezası ya da elli liradan iki yüz liraya kadar para cezası yahut üç aydan bir seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Resmî görev sahibi olanlar ayrıca memuriyetlerinden çıkarılırlar ve bu konudaki hükümler için itiraz, istinaf ve temyiz yolu kapalıdır.
Dördüncü Madde
Bu kanunun onaylanıp yayımlanmasıyla birlikte içki üretimine mahsus bütün araç ve gereçler müsadere edilir.
Mevcut içkiler derhâl mühürlenir ve iki ay içinde yabancı memleketlere ihraç edilmelerine izin verilir.
İki ayın sonunda kalan içkiler imha edilir.
Beşinci Madde
Tıpta kullanılacak her türlü ispirtolu maddeler, ihtiyaç miktarınca Sıhhiye Vekâleti tarafından eczanelere dağıtılır ve kullanımı denetime tabi tutulur.
Altıncı Madde
Tıpta kullanılacak ispirtolu maddelerin kullanım şekli ve sarf edilmesi hakkında Sıhhiye Vekâleti tarafından bir talimatname hazırlanacaktır.
Yedinci Madde
Bu kanun yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.
Sekizinci Madde
Bu kanunun uygulanmasından Dahiliye, Adliye ve Sıhhiye Vekilleri sorumludur.
14 Eylül 1336 ve 1 Muharrem 1339
Kaynak:
Ceride-i Resmiye ile yayımlanma ve ilan tarihi: 28 Şubat 1337 - No. 4
Belgelerle Gerçekler - 304
Yıl 1933!
1- Tekirdağ vilâyetinin Barbaros nahiyesinde imam Mustafa ile ahaliden Mestan İbrahim isminde iki kişi Arapça Ezan okuduklarından haklarında yapılan tahkikat evrakıyla adliyeye tevdi edilmişlerdir. İmam tevkif edilmiştir.
Belgelerle Gerçekler - 303
Yıl 1939!
Tokat vilâyetinin Erbea kazası sofu köyü imamı Mehmet oğlu Mehmet'in Arapça Ezan okuduğu görülerek 14/3/939 da yakalanıp adliyeye verilmiştir.
Belgelerle Gerçekler - 302
Yıl 1939!
Elâzığ Nailbey mahallesi imamı; Çimişkezekli Fikri (Paşa) oğlu Ahmed'in cenaze törenine sarıkla iştirâk ettiğinden evrakı ile adliyeye 22/3/939 tarihinde verilmiştir.
Belgelerle Gerçekler - 301
Yıl 1939!
Bursa'da askeriyenin işgal ettiği Altıparmak Camii'nin boşaltılmasına dair imam Mehmet Emin Gön'ün isteğinin reddedildiği!
Savarona'ya ve heykele para bulanlar, askere yeterli garnizon yapmaya para bulamamış olacaklar ki cami işgal edilmiş!
Belgelerle Gerçekler - 300
Yıl 1939!
Kocaeli vilâyetine bağlı Hendek kazasının Hicriye köyü imamı Şuayip oğlu Hüseyin Çetin, 23 çocuğa Arapça ders verirken suçüstü yakalanmış ve adliyeye verilmiştir.
Belgelerle Gerçekler - 299
Yıl 1939!
3 - 25/2/939 tarihinde Of kazasının Hasboks köyünde İmamlık eden Ahmet Bakaduran cami yanındaki metruk medreseye topladığı çocuklara ezbere namaz sureleri okuttuğu görülmüş ve yakalanarak adliyeye verilmiştir.
Belgelerle Gerçekler - 298
Yıl 1939!
11/3/939 tarihinde Trabzon vilâyetine bağlı Of kazasının Maki İftiryali köyünde imamlık eden Mehmet oğlu İbrahim ile Kadir oğlu İhsan Koskar adlı şahısların cami yanındaki odaya topladıkları 97 çocuğa Arapça ezbere ders verdikleri ve namaz sureleri okuttukları görülmüş ve suç üstü yakalanarak adliyeye teslim edilmiştir.
Belgelerle Gerçekler - 297
Yıl 1939!
1 - İzmit'te Hacıhasan mahallesinde oturan ve emekli yüzbaşılardan olup halen avukatlık eden Emin oğlu Mehmet Temeloğlu Adil Sila'nın kahvesinde Halk Partisi bayrağındaki laiklik remzi olan beşinci okun manasını dinsizlik telakki ederek (Bu oku tanımıyorum) diye tenkitte bulunduğundan dolayı adliyeye verilmiştir.
Belgelerle Gerçekler - 296
Yıl 1939!
1 - Samsun vilâyeti Vezirkapı kazasına bağlı Kıran Köyü İmamı Şerif Kıran Arapça Ezan okurken suç üstü yakalanarak hakkında tahkikata başlanmıştır.