Farabi cahil insanı “bilgisiz insan” olarak tanımlar. Ve şöyle der: “Cahil insan (bilgisiz insan) yeme, içme, zevk peşinde koşan insandır. Bunların bazıları rahatlığın verdiği bolluk ile öfke duyularını kaybetmişlerdir. Bazıları ise tam tersine rahatlığın verdiği bolluk ile son derece öfkelidirler. Bunlar genellikle şehvetine düşkün insanlardır. Bedensel zevklerine tutsak olmuş bu insanların kendi arzuları dışında hiçbir hedefi yoktur. Onlar bu düşkünlüğün içinde debelenirken düşünmek, öğrenmek, sorgulamak gibi yeteneklerden de mahrumdurlar. Tamamen dünya zevklerine kendilerini kaptırmış bu insanlardan kendi nesilleri de zarar görecektir. Cahil insan mutluluğu bu gibi dünyevi zevklerin içinde zanneder. Onun için bedenin ihtiyacı olan her şey bir mutluluk sebebidir. Gerçek mutluluğu sorgulamazlar, gerçek mutluluğun ne olduğunu dahi düşünmezler. Bu insanlar ahlaki düşkünlükleri hoş görmektedirler, onlar için ahlaki düşkünlük kötü bir şey değildir. Çünkü onlar kendi nefisleri, kendi arzularına tutsak olmuş insanlardır.”
Seni tanımak, seninle yüzlerce defa aynı sahneyi paylaşmak gururdur benim için, onurdur yaşadığım ömrümde.
Ruhumun en derin köşesine kadar onurdur.
Senden o kadar çok şey öğrendim ki, sadece çok şanslıyım.
Tüm bu anılar, 30 yıldır,
konserlerimiz ,
Nazım Oratoryosu,
Sivas93…
Hep yaşadı hep yaşayacak.
Büyük ruhlar kalıcıdır.
Elveda demiyorum o yüzden.
Çok sarsıldım.
İzninizle “Yaşamaya dair” paylaşmak istiyorum, Nazım Oratoryosundan. Ölüm gününde yaşamak kazansın.
Ölümsüzlük ile.
#gencoerkal