Bugün Aksaray’da bir kez daha ilan ettiğimiz gibi;
Türk Milleti’ni vatansız bırakmaya kalkanı, vatanın mübarek toprağında boğarız!
Açtığımız al bayrak rehberimiz olsun.
Sesimize ses veren, sancağa el veren, bu memleketin derdini kendi derdi bilen bütün vatan evlatlarına selam olsun!
Gücün de sözün de asıl sahibinin milletimiz olduğunu bir kez daha hatırlatmak için;
🗓️ 19 Eylül Cumartesi
⏰ 17.30’da
📍Aksaray Millî İrade Meydanı’nda buluşuyoruz!
Sayın Dervişoğlu noktayı koymuş
İmralı için
Sorulması gereken soru artık "bu ev hangi kanuna dayanıyor" sorusunun ötesine geçmiştir. Soru şu:
Bir hükümlü, devletin kendisine nasıl davranacağını belirleyebiliyorsa, hukuktan geriye ne kalmıştır, devletten geriye ne kalmıştır?
Türkiye Cumhuriyeti'nde hiç kimse, hangi suçtan hüküm giymiş olursa olsun, kanunun öngördüğünden daha ağır bir muameleye tabi tutulamaz.
Ancak aynı ilke, kanunun öngördüğünden daha hafif, daha ayrıcalıklı bir rejimin de keyfi biçimde uygulanamayacağı anlamına gelir.
Çünkü infaz hukuku, kişiye değil, kanuna göre işler.
TCK ve 5275 sayılı Kanun hükümleri, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının nasıl infaz edileceğini tek tek, saymıştır.
Bu hükümler, ölüm cezası yerine ikame edilmiş en ağır cezanın, kanun koyucunun iradesiyle çizilmiş sınırlarıdır.
Bu sınırların dışına çıkmak, hangi gerekçeyle sunulursa sunulsun, kanunsuz infaz anlamına gelir.
Bahçeli'nin tarif ettiği, bahçeli, iki katlı, ofis ve yaşam alanı ayrımı yapılmış, akrabaların yerleşebileceği bir konut, bu maddelerin hiçbirinde karşılığı olmayan bir uygulamadır.
Hükümlüyle birlikte, süresiz biçimde aynı çatı altında yaşanması, kanunun tanımladığı ziyaret rejiminin ötesine geçer.
Bu ortak ikamettir ve infaz hukukunda buna cevaz veren tek bir hüküm yoktur.
Haberin en çarpıcı ve daha da vahim kısmı, inşa edilen evin ötesinde bu evde yaşamayı kimin hangi ��arta bağladığıdır.
Bahçeli'nin anlatımına göre şartı koyan terör hükümlüsüdür. Adama zaten hukuki dayanağı olmayan bir konfor alanı sunuluyor ama o bunu dahi yetersiz bulup "Çerçeve Yasası'nın kurulları işlemeye başlasın, ben o kurullarda görev almaya başlayayım, ondan sonra eve geçerim" diyerek devlete karşı statü pazarlığı yürütüyor.
Bir hükümlünün, resmî kurullarda görev yapması, infaz mevzuatının ruhuyla zaten açıkça çelişir.
Böyle bir görev verilmesi hukuken mümkün değildir. İkincisi ve daha da vahim olanı, bir hükümlünün, kendisine tanınan imkânı bile beğenmeyip, resmî bir statü elde edene kadar devletin teklifini askıya alması, akılla açıklanabilir bir durum değildir.
Normal şartlarda infaz rejimini, devlet belirler. Burada ise hükümlü, belirleyen taraf konumuna geçmiştir.
Bir terör hükümlüsünün, devletin kendisine sunduğu imkânı reddedip karşılığında resmî statü talep edebilmesi ve bunun kamuoyuna bir siyasetçi tarafından, gayet sakin bir üslupla aktarılabilmesi, infaz hukukunun değil, bir pazarlık masasının kurallarının işlediğini göstermektedir.
Sorulması gereken soru artık "bu ev hangi kanuna dayanıyor" sorusunun ötesine geçmiştir. Soru şu:
Bir hükümlü, devletin kendisine nasıl davranacağını belirleyebiliyorsa, hukuktan geriye ne kalmıştır, devletten geriye ne kalmıştır?
Burada takip ettiğim ve kendi uzmanlık alanında çok kıymetli isimler var ancak üzülerek söylüyorum, keşke siyasete bu kadar bulaşmasalar. Uzmanı oldukları alanda kazandıkları güven sayesinde söyledikleri itibar görüyor olabilir ama siyaset yorumları gerçekten bir felaket. Zaten bir şekilde aktif siyasete girdiklerinde de hayal kırıklığı yaşıyorlar ve istisnalar hariç genelde etkisiz kalıyorlar. Zaman zaman fikir beyan etmeleri tabii ki normaldir ve hatta faydalıdır da ama her gün siyasi yorum yapınca da insanın "madem herşeyi biliyorsun gel sen yap" diyesi geliyor.
9 Eylül sadece güzel İzmir’in kurtuluşunun değil, Türk ulusunun bir daha asla düşmemek üzere ayağa kalkışının adıdır.
9 Eylül İzmir’dir, Mustafa Kemal’dir, Türk’tür.
İzmir’e, Türk Vatanına, Türk Milletine, Türk Devletine kutlu olsun.
📍Yahu Allah’tan korkun!
📍Bu otoyolların, bu köprülerin hepsi bu fakir milletin parasıyla yapılmadı mı?
📍Yani bunların gerçek sahibi millet değil mi?
📍Kime sordunuz da haraç mezat satıyorsunuz?