Gelir Vergisi tarifesinin bu yıl 190.0000 TL olan ilk dilimi gelecek yıl için 240.000 TL olacak. Oysa 2000 yılından bu yana Yeniden Değerleme Oranı “KURUŞU KURŞUNA” uygulansaydı gelecek yıl için ilk dilimin 240.000 TL değil 665.000 TL’yi geçmiş olması gerekirdi.
Akaryakıtta ÖTV’yi tespit ederken virgülden sonra dört haneyi dikkate alan bu sistemi kuran ve devam ettirenler; konu işçinin, emekçinin gelir vergisi tarifesi olunca %5’lik küsuratlar dikkate alınmaz diyerek milyonlarca bordrolunun lokmasını dilim dilim almış, gizli gizli kırpmıştır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeğeni Üsame Erdoğan'ın şirketi BinBin, halka arz işleminden 1 milyar 102 milyon TL toplamış ama yatırım ve Ar-Ge çalışmaları yerine paranın 912 milyon TL'sini faize yatırmış.
2026 yılı için 136 milyon dolar gelir beklediklerini açıklayan şirket, yılın ilk 3 ayında sadece 1 milyon 959 bin dolar gelir elde edebilmiş.
Geçtiğimiz yıl 265 TL'yi gören hisse, fon sarsıntısıyla 49 liraya kadar düşmüş.
15 yıldır herhangi bir yılda Türkiye'de benden fazla vergi ödeyen avukat yok. Tüm vergi verenler arasında da her sene ilk 10'a veya ilk 20'ye giriyorum. Hal böyleyken, ben bile tek bir yatırım enstrümanına 47 milyon ABD doları yatırım yapmayı aklıma bile getirmem.
2 milyar 320 milyon TL, 47 milyon ABD Doları eder. @cumhuriyetgzt1 haberi doğruysa, sadece vurguna değil, o vurguna temel taşı olan sermayenin hukukiliğine de bakmak gerekir. Bu avukatlar bugüne kadar ne kadar vergi ödemiş? Bu para sisteme ne şekilde girebiliyor? Başıboş ve hesabı verilmemiş böylesi tutarlar nasıl dolaşımda olabiliyor?
Senelerce kendi ödediğim vergiye dikkat çekerken hava attığımı zannedenler, dikkat çekmenin bedel ödettiği bir ülkede yaşadığımızı bilmiyor olabilirler. O bedeli ödüyorsam, bu soruların sorulmasına temel olabilmek içindi.
Para akışının takip edilemediği ve anlamlandırılamadığı hiçbir rejimde küçük yatırımcı asla korunamaz. Temiz temas temin edilemez. Adalet sağlanamaz. Hava atmak vergiyle değil yatla mücevherle olur. Her hava atana "bunun kaynağı benim cebim mi senin emeğin ve başarın mı?" sorusunu sorma adeti gelişmedikçe toplum geneli hakkaniyetsiz sonuçlar içinde kanayıp durur.
Bu yazıyı okuyup da ilk iki cümleme takılacak olanların duyma kabiliyetleri olduğunu düşünmüyorum. Duymak kabiliyetini yitirmemiş tüm gerçek ve iyi niyetli insanlar şu aktarmaya çalıştıklarımı iletmekte bana yardımcı olurlarsa, belki daha temiz ve adil bir gelecek için, dişinden tırnağından bir şeyler arttıran insanların emeklerine kolayca el uzatılamadığı günler için, arpa boyu yol alabiliriz.
➖Fatma Betül Sayan Kaya’nın, namıdiğer Nene Hatun’un hekimlik diplomasının da netleşmesi gerek.
➖Sosyal medya hesabından, Mayıs 2015'te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezun olduğunu paylaşmış.
➖Bu durumda 2009 yılında Tıp Fakültesi'ne başlamış olması gerekiyor.
➖Bunu kanıtlamak için 2009 ÖSYS sonuç/yerleştirme belgesinin kendisi veya ÖSYM tarafından paylaşılması şart.
📍Kariyer basamaklarındaki bir başka sorun da şu;
➖Fatma Hanım, 12 Ocak 2009 tarihinde İSBAK bursu ile ABD'ye eğitime gidiyor ve dönüş tarihi de 21 Mayıs 2010.
➖Oysa mezuniyet paylaşımına bakıldığında, 2010 yılında kendisinin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde öğrenci olması gerekiyor.
➖Yine kayıtlara bakıldığında 1. sınıfta olması gereken 2009-2010 yılları arasında kendisi AKP il yönetiminde.
➖2010-2012 yılları arasında yine tıp fakültesi öğrencisi olduğu dönemde Başbakan Sayın Erdoğan'ın danışmanı olduğu anlaşılıyor.
➖2012-2013 eğitim yılında 4. sınıfta olması gerekir, yani klinik eğitiminin (hasta muayenesinin) başladığı dönem.
➖Çok ilginçtir ki Fatma Hanım bu dönemde AKP İl Başkan Yardımcısı oluyor ve İSBAK'ta da maaşlı olarak çalışmaya başlıyor.
➖İSBAK'taki işi 20 Nisan 2015'e kadar devam ediyor, yani şu mezuniyet paylaşımını yaptığı tarihten bir ay öncesine kadar.
➖Ülkemizde hekimler mezuniyetlerinin ardından mecburi hizmete gider, aksi halde diploması geçerli değildir. Fatma Hanım bunu da yapmamış, yani mecburi hizmete de gitmemiş.
➖Bir süre sonra da vekil ve bakan oluyor.
➖Son derece çelişkili olan bu bilgilere kamuya açık kaynaklardan ulaşmak mümkün. Ancak tüm bunların detayları ortaya çıkmalı ve izahı yapılmalı.
☀️Bu nedenle konuyu Meclis gündemine taşıdık ve ayrıntıları ilgili bakanlıklara sorduk, bakalım cevap verebilecekler mi?
https://t.co/VMFhreE2y4
➖Sabahlara kadar ders çalışarak doktor olmuş biri olarak, tıp eğitiminin ne kadar zor, meşakkatli ve emek istediğini en iyi bilenlerdenim.
➖Üstteki tablonun mümkün olmadığını çok net bir şekilde söyleyebilirim. Ancak yine de soru önergelerimizin cevaplarını bekleyip asıl yorumu ondan sonra yapacağım.
➖Ya da daha pratik yolu şu;
➖Fatma Hanım gelsin Meclis'e misafirim olsun, birkaç soru sorayım, doktor olup olmadığını zaten hemen söylerim.
Cübbeli Ahmet ve diğer ‘milli Müslümanların’ fon vurgununa dair hiçbir vaazı olmayacak mı?
Yoksa bu perşembe gecesi sohbetimiz “misvak kullanımının bereketi” ve “hadisler ışığında yetim başı okşama tekniği” üzerine mi?
Malumunuz, iktidarın siyasi muhaliflerinin olur olmaz gerekçeler ve uydurmalarla hapse atıldığı bir ülkedeyiz. “Tutuksuz yargılama esastır” ilkesini savunmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyiz elbette. Yine de bu prensibin neden her seferinde alengirli işlere bulaşan, suç delilleri de sabit olan iktidar mahfillerine uygulanmadığının bir yanıtı verilmeli.
“Nereden edinildiği de açıklanmayan toplam 163 milyon TL’yi eşiyle tek bir hisseye yatırıp kısa sürede 2 milyar 200 milyon TL’nin üzerinde para kazandığı ortaya çıkan fon soyguncularından eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya neden hala tutuklanmadı” diye sormak elzemdir mesela.
Bu önemli hatırlatmadan sonra diğer konumuza geçelim.
Süzer Holding’i bilirsiniz; bilmiyorsanız İstanbul’da yaşayan herkes gibi "Gökkafes" olarak anılan Süzer Plaza’yı bilirsiniz. Belirtmeden geçmeyelim, Türkiye’deki Ritz-Carlton otel zincirinin sahibi de Süzer Holding. Holdingin yönetim kurulu üyesi ve veliaht Ali Baran Süzer, 2025 yılının sonlarında İstanbul’da, Akın Gürlek’in başsavcı olduğu sırada düzenlenen uyuşturucu soruşturması kapsamında bir grup şüpheliye birlikte gözaltına alındı. İlk etapta adliyeye sevk edilen 3 kişiden birisi tutuklanırken veliaht Süzer ve diğer şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı diye belirtip devam edelim.
Bu Süzer Plaza çok hareketli yer. CHP’nin İstanbul kayyımı Gürsel Tekin, defaatle bu Süzer Plaza’daki “Nobu” isimli restoranda görülüyor. Hem de kimlerle hem de kayyım olmasından önce... Ama daha önemlisi var: Son günlerin olaylı kurumu SPK de Süzer Plaza’da bulunuyor. Denilen o ki soruşturmalar vesilesiyle SPK ile yakından ilgili bakan da Süzer Plaza’daki en lüks dairelerden birinde kiracıymış. Hayli yüksek bir meblağ olan kirası ödeniyor mu? Ödeniyorsa memur maaşıyla nasıl oluyor bilmiyoruz. Bir de kiracısı olduğu lüks dairenin tadilat ve dayanıp döşenmesi kısmının da Süzerler tarafından karşılandığı söyleniyor. SPK’nin, Süzer Plaza’ya taşınmasına önayak olduğu kamuoyunda yaygın olarak kabul gören AKP’li iş insanı Davut Yasin Bilen var bir de… Bu dairenin sahibinin de o olduğu iddia ediliyor. Davut Yasin Bilen ile devam edelim. Bilen, Süzer Plaza’da yaşıyor (kaynak yaşatılıyor diye aktardı) ve iddiaya göre bir takım alengirli işlerin çözülmesinde ilgili taraflara yardımcı oluyor.
83 yaşında olmasına rağmen her gün işinin başında olan baba Mustafa Süzer’in büyük bir hayali var. İstinye sırtlarında kendisine ait olan çok büyük bir araziye içinde alışveriş merkezlerinin de bulunduğu “Marmara” isminde bir konut projesini hayata geçirmek istiyor Mustafa Süzer. Ama bildiğiniz gibi bir yandan da Süzer Plaza’nın kendisi zaten kaçak. Usulsüz birçok işlemle oraya dikildi ve yıkılamadı. Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde ruhsat izni verilen inşaatın durdurulup yapılanların yıkımı için sonraki belediye başkanları Nurettin Sözen ve Recep Tayyip Erdoğan çok uğraştı. Ama dönemin ANAP iktidarında yıkımın engellenmesi için Şişli ve Beyoğlu ilçelerinin sınırları değiştirildi. ANAP’lı Şişli Belediyesi'nden gerekli izin ve onaylar alınarak projenin önü açıldı.
(Meraklısı, Gökkafes diye anılan Süzer Plazanın hikayesini şu linkten okuyabilir: https://t.co/QxRYpeKy4a)
Her ne kadar her şey kitabına uydurulmuş gibi görünse de bu konu Demokles’in kılıcı gibi Süzerler üzerinde sallanıyor. Türkiye’de geçerli rejimin bir tek kişinin dudakları arasındayken ve yargı da o dudaklardan dökülecek söze çok kıymet verdiğinden kimsenin ve hiçbir şeyin garantisi yok. Bir de oğul Süzer gözaltında iken Süzer Plaza’da Davut Yasin Bilen’in ev sahipliğinde milyonlarca doların çok sık konuşulduğu hayli hareketli günler yaşanmış. Bu hareketli günlerde Süzerlere ait Bebek’teki villalardan da konu açılmış ama nihayetinde ortalık sakinleştikten sonra Akın Gürlek Ritz Carlton’daki dairelerden birinde kiracı olmuş. Tapu kaydının Davut Yasin Bilen adına olduğu öne sürülen daire, yeni taşınacaklar için tadilat yapıldıktan sonra içi de dayanıp döşendikten sonra teslim edilmiş. Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve döşenmesi işlemleri de Süzerlere ait şirket tarafından gerçekleştirilmiş iddiaya göre. Dairenin kirasıysa 750 bin TL… Ritz Carltonda kiracı olan Gürleklerin üst kat komşusu uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Baran Süzer, yan daire komşusu ise yine uyuşturucu soruşturması şüphelisi olan Ali Ulusoy. SPK’nin de içinde bulunması nedeniyle Elif Gülşah Gürlek, İstanbul’un trafik sorunuyla boğuşmadan evle işi arasındaki mesafeyi asansörle katediyor. Hatta yemeklerini de plazanın içindeki lüks restoranda yiyor.
Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontlrı var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?
Bülent Ecevit 50 yıl aktif siyaset yaptı, başbakanlık yaptı.
Bu süreçte, Or An sitesinde 2 daire alabildi.
Bu dairelerinden birinde oturuyordu diğeri ise kütüphanesiydi.
AKP'li Fatma Betül Sayan, fon'a para yatırdı 5 ayda 2 milyar TL kazandı.
Bu paraya 400 daire alınabiliyor!
Aksi bir karar alınmaz ise 1 Ekim tarihi itibari ile motorinde litrede 3 TL ÖTV artışı, benzinde ise eşel mobilin sonlanması neticesinde 10,38 TL ÖTV artışı uygulanacaktır. Bu tutarlara bir de %20 KDV eklemek gerekmektedir. Böylece bugün litresi Ankara’da 94,50 TL olan motorin 1 Ekim günü itibari ile 98 TL’yi, bugün litresi Ankara’da 81,40 TL olan benzin ise 93 TL’yi geçmiş olacaktır.
Fatma Betül Sayan Kaya, 'Yapmadım' dememiş. Lafı çevirip affını isteyerek milyarlar cebinde kurtulmaya çalışıyor. Olmaz öyle, cevap vereceksin. Fona koyacak 163 milyon lirayı nereden buldun? Fondaki soyguna nasıl, kim tarafından ortak yapıldın? Vurgun planını nasıl yaptınız? Vurgunla elde ettiğin milyarlar nerede? Bu tezgahtaki diğer siyasi ortakların kimlerdi? Neden gözaltına alınmıyorsun?
Hukukun üstünlüğü endeksinde bizden iyi durumda olan bazı ülkeler:
El Salvador, Zambia, Mozambik, Angola, Rusya, Pakistan, Uganda, Zimbabve, Belarus, Kamboçya, Bangladeş.
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin iddiasına göre eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi, 8 Nisan 2026’da 255 TL'den 250 bin adet ÖZATA hissesi alıyor.
Bu hisseleri eylül ayında 4482 TL'den satıyorlar.
63 milyon TL yatırıp 1,3 milyar TL çekiyorlar.
Bu iddia doğruysa çok vahim…
Kaya, açıklama yapmalı.
İfademdir:
1990 yılından beri, yani 36 yıldır, mizah benim mesleğim.
Toplam 10 yıl boyunca Olacak O Kadar programının yazarlardan biriydim.
Sayın Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı sıfatıyla gelip, sosyal siyasal taşlamalar içeren Üç Baba Hasan isimli oyunu izleyip alkışladığında oradaydım. Çünkü yazarlarından biriydim.
36 yıldır Hiçbir esprim, şakam hakkında suç duyurusunda bulunulmadı.
Dolayısıyla bugüne kadar ifade vermek zorunda kalmadım. Bu yüzden şaşkınım.
Nasreddin Hoca şenlikleri 65 yıldır yapılıyor. 65 yıldır hiçbir Temsili Nasreddin Hoca hakkında dava açılmamış suç duyurusunda bulunulmamış.
Bu sene temsili Nasreddin Hoca seçilince gurur duydum. Nasreddin Hoca’ya ve torunlarına layık olmaya çalıştım.
Zira Nasreddin Hoca’dan Neyzen Tevfik’e,
Karagöz’den Ziya Paşa’ya Anadolu mizahı, sosyal içeriklidir.
Toplumsal Meselelerle ilgilidir. Nasreddin Hoca’nın sosyal mesaj içermeyen hiçbir fıkrası bugüne taşınmamıştır.
Bizim mizahımızı,
hiçbir mesaj kaygısı içermeyen vodvil, fars, clown gibi dış mihraklı mizahtan ayıran budur. Sosyal, siyasal içerikli mizahı eleştirmek, en hafif tabirle yerli ve milli bir tavır değildir.
Bu nedenle şenliklerin açılışında, Nasreddin Hoca’ya layık bir konuşma yaptım.
Bir kişi hariç bütün halkın ve hazirunun gülüp alkışladığı video kayıtlarıyla sabittir.
Mizahçıların en büyük kabusu esprisini, şakasını açıklamak zorunda kalmaktır.
Bu nedenlerle şakamı açıklamayı, savunmayı, zul ve zulüm sayarım.
Müştekiyi tanımam.
Orada görmedim, herhangi bir şekilde muhatap olmadım. Yerel basından okuduğuma göre yaptığım espriyle “Muhatapları rencide ettiğimi beyan etmiş.”
Ben “ Nasreddin Hocan’nın eşeğine kayyum atandım” dedim.
Bu cümlede muhattabım eşşektir.
Müşteki eşşeği rencide ettiğimi mi düşünmektedir.
Avukat olduğunu öğrendiğim müşteki, eşeğin manevi ve mecazi avukatlığına mı soyunmuştur.
Bu konuda ifadesine başvurulmasın temenni ediyorum.
Şaka yapmıyorum. Temsil Nasreddin Hoca olma teklifi geldikten sonra, eşeğin yükünü azaltmak için tam 8 kilo verdim. Bir hayvan ve eşşeksever olarak eşeği rencide etmemeye özen gösterdim.
Bu konuyla, emniyetin ve adli makamların ciddi gündemini ve Ciddi dertlerle muhattap olan kamuoyunu meşgul ettiğim için, varsa kusurum kendi payıma özür dilerim.
Başka sözüm yoktur.
Hukuki bir savunma yapmayacağım.
Hukuki boyutunu sayın savcıya, dava açılırsa sayın hakime, tarih nezdinde de
halkımızın, milletimizin takdirine bırakıyorum.
Başka diyeceğim yoktur.