@boununsesi Derebeylik sistemleri yıkılmaya yüz tutunca, işini hakkıyla yapanlara paraşüt etiketini yapıştırıvermişler. Bu sol zihniyetin yaptığı en iyi şey bu ülkenin üretken ve aslı evlatlarına aşağılayıcı etiketler yapıştırmak. En iyi yapabildikleri şey bu, ötesi yok.
Bakın bu şahsın ipi kimlerin elindeymiş.
Yoksa Türkiye'de herhangi bir komedyenin adli takibata tutulduğunu dünyanın dört bir köşesindeki medya nereden bilebilir ki?
Ve ayrıca Türkiye'nin iç işlerinin nasıl karıştırıldığını buradan da net görebiliyorsunuz değil mi?
Birisini bulun, servis edin, körükleyin, tüm mecralarda göz önüne çıkartın, daha sonra bulduğunuz bu kişiye milletin sevdiği Cumhurbaşkanıyla, bu toprakların harcıyla yoğrulduğu dini değerlerle alay ettirin..
Bu süreçte bu kişi halkı kışkırtsın ve sonra bu tahriklere de dini kalkışma deyin, ne kolay değil mi?
Yıllarca iç işlerimizi böyle karıştırdılar işte
@SelimSolma95461@misvakcaps "Biz bu ülkenin aydınıyız", "Aydınlık geleceğiyiz" gibi kelime oyunları yapanlar aslında bu ülkenin karanlığı, karabasanı olan lağım çukurlarıdır.
İbn Haldun şöyle der: "Mağlup olan toplumlar, galip olan toplumların
- Kıyafet,
- Yaşayış tarzı,
- İnanç,
- Örf ve âdetlerinde
- Ve bütün diğer hâllerinde taklit etmeye daima meyillidir.
Bunun sebebi şudur: İnsan nefsi, kendisine boyun eğdiği kimsenin üstün ve mükemmel olduğuna inanır. Bu ya gerçekten onu üstün gördüğü içindir ya da mağlubiyetinin tabiî bir üstünlükten değil, galibin kemalinden kaynaklandığını zannettiği içindir.
Bu kanaat yerleşince, galibin bütün davranışlarını benimser ve ona benzemeye çalışır. İşte taklit budur.
Hatta bazen galibin üstünlüğünün güç ve asabiyetten değil, sadece âdet ve yaşayış tarzından kaynaklandığını sanır; bu yüzden de onu bu konularda da taklit eder.
Bu sebeple mağlup olanların; elbiselerinde, bineklerinde, silahlarında, bunları kullanış şekillerinde ve hatta hayatlarının diğer bütün yönlerinde galibe benzemeye çalıştığını görürsün.
Çocukların babalarını sürekli taklit etmeleri de böyledir. Çünkü onlar babalarının mükemmel olduğuna inanırlar.
Her memlekette halkın çoğunluğunun, kendilerine hâkim olan devletin askerî kıyafetini ve yaşayış tarzını benimsemeleri de bundandır. Çünkü galip olan onlardır.
Hatta bir ümmet, komşu bir ümmetin hâkimiyeti altına girerse, onlara benzemesi ve onları taklit etmesi büyük ölçüde yaygınlaşır.
Nitekim bu devirde Endülüs'te Hristiyan komşularıyla yaşanan durum böyledir. Müslümanların birçoğunun onların kıyafetlerini, alametlerini, âdetlerini ve yaşayışlarını, hatta evlerini ve binalarını bile onlara benzetmeye çalıştıklarını görürsün. Basiret sahibi kimse bunda istilânın (İşgal) belirtilerini fark eder.
||el-Mukaddime||
Bir tarafta önüne geleni bıçaklayan ve bunu marifet sanan veletler!
Diğer tarafta biriktirdikleri paralarla umreye giden, suça sürüklenmeyen çocuklar!
Evlatlarınıza İslam’ı öğretin.
Hollanda galibiyetinin ardından Faslı futbolcu Issa Diop:
"Bizler Müslümanız. Bu dünyada sadece kısa bir süreliğine misafiriz. Her şey Allah için ve her şey O'na şükretmekten ibaret."
@ziraatbankasi Yıllardır, devletimizin bankası olduğu için YALNIZCA Ziraat Bankası'nı kullanıyorum. Ama hangi aklı evvel, yerli ve milli sanayiimize hasımlık eden ne idüğü belirsiz bu şahsa reklam müziğini ihale etmişse YAZIK ETMİŞ. Umulur ki bu yanlıştan tez zamanda dönülsün @ziraatbankasi
Soru şu: Yumurta genetik kaliteyi seçiyorsa neden otoimmün hastalıklar�� veya genetik kusurları taşıyan spermi kabul ediyor?
Cevap, evrimin kusursuzluk değil, hayatta kalma odaklı olmasında. Bilim insanları, burada 'Dengeleyici Seçilim' (Balancing Selection) olarak bilinen bir mekanizmanın devreye girdiğini söylüyor.
Yani yumurta, aslında hastalıklı geni seçmekle hata yapmıyor. Geçmişte hayatta kalmayı garantilemiş, güçlü bağışıklığa yanıt verme potansiyelini seçiyor.
Evrim, mükemmeli değil, o anki kaosun içinde hayatta kalanı ödüllendiriyor. Şu anki insan, milyonlarca yıllık bu hayatta kalma stratejilerinin biyolojik mirası.
Peki, yumurtaya kabul aşamasında hastalık neden elenmiyor?
Çünkü bir gen, genç yaşta hayatta kalmaya yardım ederken, yaşlılıkta veya farklı koşullarda hastalık yapabiliyor. (Antagonistik Pleiotropi). Yumurta sperm aşamasında bunu bilmiyor.
@telqraft Geçmişte insanların önüne kaliteli yapımlar konmadığı için, ne konsa mecbren izliyorlardı. Düşünün bu ülke insanı tecavüzcü, alkolik, mafya filmlerine maruz kaldı. Ne Müjdat Gezen ne de Levent Kırca kaliteli işlere asla imza atmadı. Halkı uyutmak için verilen görevleri yaptılar
Pakistanlı bir temizlik görevlisi, Mekke'de Mescid-i Haram'da çalışıyordu. Ülkesinde biriken borçları nedeniyle Allah'a içtenlikle dua ederek rızık ve çıkış yolu istiyordu.
Dua ederken çekilen bir videosu sosyal medyada yayıldı. Bunun üzerine hayırsever bir kişi kendisiyle iletişime geçti. Durumunu öğrendikten sonra da tüm borçlarını ödemeye karar verdi.
Kendisine hangi duayı okuduğu sorulduğunda, Allah Resûlü'nün ﷺ bir misafir geldiğinde yaptığı rızık duasını okuduğunu söyledi. Rivayete göre Peygamber Efendimiz ﷺ misafirine ikram edecek bir şey aramış, eşlerine haber göndermiş; ancak onlar evlerinde yiyecek bulunmadığını söylemişlerdi. Bunun üzerine şöyle dua etmişti:
"Allah'ım! Senden lütfunu ve rahmetini diliyorum. Çünkü bunlara yalnızca Sen sahipsin."
(اللهم إني أسألك من فضلك ورحمتك، فإنه لا يملكها إلا أنت)
Rivayete göre çok geçmeden Peygamber Efendimiz'e ﷺ kızartılmış bir koyun hediye edilmişti.
Allah'ım! Bizi helalinle haramdan uzak tut, lütfunla da bizi senden başkasına muhtaç etme.
Allah'ım! Senden lütfunu ve rahmetini diliyorum. Çünkü bunlara yalnızca Sen sahipsin. 🤲
(Nakledilmiştir.)
@akiluno_a
İsrail’in Gazze’de kullandığı soykırım silahlarının üretildiği yazılım sistemlerini çökertmek için “operasyon çeken” 5 aktivist Almanya’da yargılanıyor.
Gizli kahramanlar ve insanlığın yüzakı güzel insanlar onlar.
@telqraft Burada sünnet olmamalı diyenler ya Y@hudilər tarafından üç kuruşa satın alınan kullanışlı aparatlardır ya da müslüman olmayan zevattır. Ortaya attıkları iddialar ciddiyetten uzak ve art niyetlidir.
🇹🇷 Selçuk Bayraktar:
"Arka planda çalışan yapay zeka; nörolojik zaaflarımızı analiz ederek, dopamin salgımızı tetikleyerek bizi o ekranda on saniye daha fazla tutacak öfke, hedonizm ve korku temelli içerikleri optimize ediyor. Baktıkça bizi daha fazla çekiyor, içine çekildikçe de daha fazla bakıyorsunuz. Bu bağımlılık sinsi bir şekilde insanı sağlığından, akli melekelerinden ve en önemlisi hürriyetinden koparıyor. İnsanın irade göstermesine, bir insan olarak asli fonksiyonlarını yerine getirebilmesine engel oluyor ve nihayetinde zayıf düşürüyor.
Öyle bir çağdayız ki insan ile makine arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor. Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden de bahsetmiyorum; insanların da hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz. Ruhsuz bir rasyonelizmin, kendinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin tahakkümü altındayız. Makinelerin ve makine insanların istilasıyla karşı karşıyayız.
Makine insanlar için inanç, sevgi, merhamet ve hürriyet yoktur; onlar için acı, hasret, keder de yoktur. Makine acı çekmez, makine özlem duymaz, makine "Neden?" diye sormaz. Makineler ve makine insanlar için sonsuz döngüler, programlı kısır görevler, manayı yitirmiş karanlık ve en nihayetinde ise kaçınılmaz yok oluş ve mutlak yıkım vardır.
İnancımızın tarifiyle insan, yaratılmışların en şereflisidir; eşref-i mahlukattır. Bizim medeniyetimiz de gönül medeniyetidir. Gönlü olmayan, merhameti ve sevgisi olmayan sentetik insanın elindeki teknoloji, ancak bir imha aracına dönüşür. Zira bizim gayemiz; insanın makineleştiği değil, teknolojinin insana hizmet ettiği adil bir dünya inşa etmektir."
@Selcuk@BaykarTech