@sukrusarall Şükrü Bey biz hayatta kalmaya çalışıyoruz bazıları 7. sülalesini doyurdu 8. si için çalıyor hiç ölmeyecekmiş gibi hiç hesap olmayacak gibi çalmaya devam ediyor. #HisseMağdurlarınıDuyun
@Akparti@RTErdogan Fakir fukaranın garip gurabanın parasını çalmak şerefsizliktir karaktersizliktir. Buna kimse itiraz etmez Peki onları korumak ne demektir. #HisseMağdurlarınıDuyun
•Şeker fabrikalarını, kâğıt fabrikalarını özelleştirdiniz.
• Yolları ve köprüleri sattınız.
•Dereleri HES'lere peşkeş çektiniz.
•Yazın bile imkânsız olan Trabzon'da kış günü orman yakıp yaz günü otel diktiniz.
•Ege ve Akdeniz sahillerini parsel parsel ettiniz.
•Emekliyi ve çalışanı açlığa mahkûm ettiniz.
•Medyayı beyin yıkama aracı olarak kullandınız.
•İtaat etmeyen gazetecileri hapse attınız.
•Doğum oranını 1,40'a düşürdünüz.
•Gençlerin gelecek umudunu çaldınız.
•Partinizin genel merkezinde tuzak kurup kendi halkınızı soyarak fondan milyarlar götürdünüz.
•Kadroları mülakat bahanesiyle kendi adamlarınıza verdiniz.
•Üniversiteleri aile çiftliğine çevirdiniz.
•Yargıyı muhalifleri sindirme aracına dönüştürdünüz.
•Türkiye tarihinde ilk kez bir nesli, kendinden önceki nesilden daha yoksul yaşam koşullarına mahkûm ettiniz.
•Seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine kayyum atadınız.
•İmar affıyla depreme hazırlıksız bir ülke bıraktınız.
•Kamu ihalelerini, köprü ve otoyol garantilerini bir avuç şirkete peşkeş çektiniz.
•Kadın cinayetlerine ve işçi ölümlerine duyarsız kaldınız.
•Türk lirasını değersizleştirip ülkeyi dövize mahkûm ettiniz.
•İstanbul Sözleşmesi'nden tek imzayla çekildiniz.
•Doğayı, meraları ve tarım arazilerini madene ve inşaata açtınız.
@Akparti@RTErdogan Biz hayatta kalmaya çalışıyoruz ama bazıları 7 sülalesini şişmanlattı 8. si için çalıyor hiç ölmeyecekmiş gibi çalıyor hesap hiç olmayacakmış gibi çalıyor #HisseMağdurlarınıDuyun
@AvOzlemZengin Özlem hanım biz hayatta kalmaya çalışıyoruz bazıları 7. sülalesini doyurdu 8. için çalmaya devam ediyor hiç ölmeyecek gibi hiç hesap olmayacak gibi #HisseMağdurlarınıDuyun
3 Kasım 2002: Milletimizin partisi AK Parti’mizin iktidara gelişinin 24. yılı kutlu olsun.
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sn. @RTErdogan liderliğinde ‘büyük ve güçlü Türkiye’ vizyonuyla yola çıkan Partimizin, Milletimizin güçlü iradesiyle 3 Kasım 2002'de başlayan iktidar yolculuğunda 24 yılı geride bırakıyoruz.
Neredeyse çeyrek asırdır kesintisiz bir şekilde Aziz Milletimizin teveccühüne mazhar olan AK Parti, 24 yıldır milletimizin emrinde ve hizmetindedir.
İktidara geldiği günden bu yana hizmet ve eser siyaseti yapan, proje üreten ve hayata geçiren bir partiyiz. Milletimizle kurduğumuz sarsılmaz bağ bizim en büyük gücümüzdür. İcraatımızın merkezinde ‘insan’, siyasetimizin temelinde ise ‘Millet’ vardır.
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde aralıksız 24 yıldır süren bu kutlu hizmet yolculuğunda birlikte yol yürüdüğümüz Aziz Milletimize minnet ve şükranlarımızı sunuyorum.
@Hayati_Yazici@RTErdogan Hayati Bey biz hayatta kalmaya çalışıyoruz bazıları 7 sülalesini doyurdu 8. leri için çalıyor. Boş kelamı bırakın mağduriyetleri giderin.
Bu hoca kim ise gidip elini öpelim hatta mümkünse Söğütözü'ndeki camiye atansın ve hatta mümkünse Diyanet İşleri Başkanı yapılsın.
Fon vurgunu bundan güzel anlatılamazdı.
#enflasyon
Bu hoca kim ise gidip elini öpelim hatta mümkünse Söğütözü'ndeki camiye atansın ve hatta mümkünse Diyanet İşleri Başkanı yapılsın.
Fon vurgunu bundan güzel anlatılamazdı.
#enflasyon
Fon vurgunu artık camilerde vaazlara da konu oluyor.
Açık kaynaklara göre Adana Yüreğir’deki Merkez Camisi’nin imamı olan Mustafa İslam, dini kisveye bürünen haramzadeliği ve caminin kapısına dayanan yoksulluğu dosdoğru anlatmış.
Fon vurgunu artık camilerde vaazlara da konu oluyor.
Açık kaynaklara göre Adana Yüreğir’deki Merkez Camisi’nin imamı olan Mustafa İslam, dini kisveye bürünen haramzadeliği ve caminin kapısına dayanan yoksulluğu dosdoğru anlatmış.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Size Anadolu’nun dört bir yanını gezen, sahada insanlarla konuşan, vatandaşın gündemini takip etme gayretinde olan biri olarak seslenmek istiyorum.
Bugün Türkiye’de fon soruşturması yalnızca doğrudan mağdur olanların meselesi değil. Borsa üzerinden dolaylı olarak etkilenen, birikimi zarar gören, geleceğe dair güveni sarsılan binlerce insanın da gündeminde.
Elbette siz de bu süreci yakından takip ediyorsunuzdur. Ancak size samimiyetle bir gözlemimi aktarmak isterim.
Sizin öncülüğünüzde başlayan AK Parti hikâyesinde, sahada karşılaştığım insanların en büyük güvenceleri olarak gördükleri isim hâlâ sizsiniz.
İnsanların size duyduğu güvenin, saygının ve sizden beklentilerinin ne kadar büyük olduğunu sahada görmek mümkün. Bu hikâyenin merkezinden siz çıktığınızda geriye ne kalacağı sorusu da tam burada önem kazanıyor.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Son yirmi yılı aşkın sürede çok zor dönemlerden geçtiniz. Bu ülke de sizin siyasi yolculuğunuz da nice kritik virajlar gördü.
Bugün ise vatandaşın beklentisi çok açık: Fon meselesinin bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi ve mağduriyetlerin giderilmesi.
Çünkü geciken her çözüm, yalnızca mağdurların değil, siyasete ve kurumlara duyulan güvenin de yıpranmasına neden oluyor.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Anadolu’da yaptığım görüşmelerde bu meselenin artık yalnızca maddi kayıplarla sınırlı olmadığını görüyorum. İnsanların yıllardır taşıdığı inanç, adalet beklentisi ve güven duygusu da zedeleniyor.
Üstelik bu mesele, yıllardır yanınızda durmuş, size inanmış ve güvenmiş insanların da kendi aralarında en çok konuştuğu konulardan biri. Bu insanların yaşadığı hayal kırıklığını ve sessiz rahatsızlığı sahada açıkça hissediyorum.
Maddi kayıplar zamanla telafi edilebilir ama insanların gönlünde açılan yaraları sarmak çok daha zor.
Bu yüzden adaletin gecikmemesi burada yalnızca bir hukuk meselesi değil, aynı zamanda inancı ve güveni koruma meselesi.
Anadolu’da gördüğüm tabloyu size aktarmak istedim. İnsanlar somut ve kararlı adımlar bekliyor. Devletin gerektiğinde en ağır sorumlulukları üstlenebildiğini, vatandaşının hakkını korumak için harekete geçebildiğini görmek istiyor.
Sizin vatandaşla kurduğunuz gönül bağını, merhametinizi ve gerektiğinde hesap sorma konusundaki kararlılığınızı bilen insanların beklentisi de bundan kaynaklanıyor.
İnanıyoruz ki bu mesele de hukuk ve adalet çerçevesinde çözüme kavuşacak.
Ancak zaman geçtikçe mesele kendi bağlamından uzaklaşıyor ve AK Parti’nin yıllar içinde oluşan siyasi hikâyesine zarar verebilecek bir noktaya taşınıyor.
Belki bu satırlar size hiç ulaşmayacak.
Ama ben sahada gördüğümü, duyduğumu ve hissettiğimi paylaşmayı bir sorumluluk olarak gördüm.
Çünkü bazen bir vatandaşın devletinden beklediği en önemli şey, sesinin duyulduğunu ve hakkının sahipsiz kalmadığını bilmektir.
Sayın Cumhurbaşkanım, bugün insanların beklediği tam da budur: Adaletin gecikmemesi, sorumluların hesap vermesi ve güvenin tesis edilmesi.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Size Anadolu’nun dört bir yanını gezen, sahada insanlarla konuşan, vatandaşın gündemini takip etme gayretinde olan biri olarak seslenmek istiyorum.
Bugün Türkiye’de fon soruşturması yalnızca doğrudan mağdur olanların meselesi değil. Borsa üzerinden dolaylı olarak etkilenen, birikimi zarar gören, geleceğe dair güveni sarsılan binlerce insanın da gündeminde.
Elbette siz de bu süreci yakından takip ediyorsunuzdur. Ancak size samimiyetle bir gözlemimi aktarmak isterim.
Sizin öncülüğünüzde başlayan AK Parti hikâyesinde, sahada karşılaştığım insanların en büyük güvenceleri olarak gördükleri isim hâlâ sizsiniz.
İnsanların size duyduğu güvenin, saygının ve sizden beklentilerinin ne kadar büyük olduğunu sahada görmek mümkün. Bu hikâyenin merkezinden siz çıktığınızda geriye ne kalacağı sorusu da tam burada önem kazanıyor.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Son yirmi yılı aşkın sürede çok zor dönemlerden geçtiniz. Bu ülke de sizin siyasi yolculuğunuz da nice kritik virajlar gördü.
Bugün ise vatandaşın beklentisi çok açık: Fon meselesinin bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi ve mağduriyetlerin giderilmesi.
Çünkü geciken her çözüm, yalnızca mağdurların değil, siyasete ve kurumlara duyulan güvenin de yıpranmasına neden oluyor.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Anadolu’da yaptığım görüşmelerde bu meselenin artık yalnızca maddi kayıplarla sınırlı olmadığını görüyorum. İnsanların yıllardır taşıdığı inanç, adalet beklentisi ve güven duygusu da zedeleniyor.
Üstelik bu mesele, yıllardır yanınızda durmuş, size inanmış ve güvenmiş insanların da kendi aralarında en çok konuştuğu konulardan biri. Bu insanların yaşadığı hayal kırıklığını ve sessiz rahatsızlığı sahada açıkça hissediyorum.
Maddi kayıplar zamanla telafi edilebilir ama insanların gönlünde açılan yaraları sarmak çok daha zor.
Bu yüzden adaletin gecikmemesi burada yalnızca bir hukuk meselesi değil, aynı zamanda inancı ve güveni koruma meselesi.
Anadolu’da gördüğüm tabloyu size aktarmak istedim. İnsanlar somut ve kararlı adımlar bekliyor. Devletin gerektiğinde en ağır sorumlulukları üstlenebildiğini, vatandaşının hakkını korumak için harekete geçebildiğini görmek istiyor.
Sizin vatandaşla kurduğunuz gönül bağını, merhametinizi ve gerektiğinde hesap sorma konusundaki kararlılığınızı bilen insanların beklentisi de bundan kaynaklanıyor.
İnanıyoruz ki bu mesele de hukuk ve adalet çerçevesinde çözüme kavuşacak.
Ancak zaman geçtikçe mesele kendi bağlamından uzaklaşıyor ve AK Parti’nin yıllar içinde oluşan siyasi hikâyesine zarar verebilecek bir noktaya taşınıyor.
Belki bu satırlar size hiç ulaşmayacak.
Ama ben sahada gördüğümü, duyduğumu ve hissettiğimi paylaşmayı bir sorumluluk olarak gördüm.
Çünkü bazen bir vatandaşın devletinden beklediği en önemli şey, sesinin duyulduğunu ve hakkının sahipsiz kalmadığını bilmektir.
Sayın Cumhurbaşkanım, bugün insanların beklediği tam da budur: Adaletin gecikmemesi, sorumluların hesap vermesi ve güvenin tesis edilmesi.