Saldırganın kimliği ve kişiliğinden bazı sendikalar neden rahatsız ki? Tahtaları mora boyamak isteyenlerin hedeflerine uygun biri saldırgan.
“Çocuğunuza kızım-oğlum diyemezsiniz o ileride kendi cinsiyetini kendi seçecek” diyen, sitelerinde “kadın, erkek ve diğer” seçenekleri koyan, okullarda tahtaları mora boyamak isteyen, çocuklara toplumsal cinsiyet adı altında LGBT propagandası yapmak isteyen, küresel efendilerinden talimatlı sendika görünümlü yapıların söylemleri ile eylemleri arasındaki tutarsızlık var.
Bu olayda da yine odağı saptırdılar.
"İş artık ahmaklık boyutuna geldi"
İsmail Kılıçarslan: Bizi döverek eğittiler; evet bu doğru değildi. Ama çocuğunun hiçbir kurala tabi olmadan büyümesini istemek, dayakla eğitimden çok daha berbat bir şey talep etmektir
#ErsinÇelik@kilicarslan_is#Siyaseten
İranlı kadın Trump'a füze gibi laf sokmuş:
"Bin Selman’ın öptüğünü söylediğin yerleri biz ateşe verdik. Bu ateşi hiçbir itfaiye, hatta denizin suyu bile söndüremez!"
🔴Bu Hafta Okullarda Derslere Ara Verilsin!
Okul güvenliği sağlanmadığı müddetce öğrenci ve öğretmen okula gitmemeli.
Siverek’teki okul baskının üzüntü ve şaşkınlığını üzerimizden atamadan Kahramanmaraş’tan gelen okul saldırısı ile adeta yıkıldık.
Eğitim çalışanlarının bu dağılan psikoloji ile eğitim hizmetini sürdürmesi, ailelerin çocuklarını okullara göndermesi mümkün değildir.
Milli Eğitim Bakanlığı acil bir şekilde okulları cuma günü dahil ivedi tatil etmelidir
OKULA BASKINI PROTESTO İÇİN TÜRKİYE GENELİNDE İŞ BIRAKIYORUZ
Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okulun eski bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırıyı protesto etmek; eğitimcilerimizi, öğrencilerimizi ve eğitim kurumlarımızı hedef alan şiddet eylemlerindeki artışa dikkat çekmek ve güvenli çalışma ortamının tesisi hususunda gerekli her türlü çalışmanın ivedilikle gerçekleştirilmesini haykırmak için
15 Nisan 2026 tarihinde Türkiye genelinde iş bırakıyoruz.
Okul baskınının gerçekleştiği Siverek ilçesinde protesto yürüyüşü ve tüm illerde geniş katılımlı basın açıklamaları yapacağız.
"Savaşırız, ölürüz, teslim olmayız!" sloganlarıyla 40 gündür meydanları terk etmeyen İran halkı!
Türkiye'den bir kardeşiniz olarak sizi en kalbi duygularımla selamlıyorum!
Eğitim-Bir-Sen, Öğretmenlerin ek ders birim ücretlerinin iki kat artırılması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığına yaptığı yazılı başvuru ile talep etti.
https://t.co/mKBXpLxQok
EK DERS ÜCRETLERİ İKİ KATINA ÇIKARILMALI
▪️ Öğretmenlerin ek ders birim ücretlerinin iki kat artırılması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığına yaptığımız yazılı başvuru ile talep ettik.
▪️ Komisyon raporlarına aldırarak 8. Dönem Toplu Sözleşme masasına taşıdığımız “ek ders ücretlerinin belirlenmesine esas gösterge rakamının gündüz öğretimi için en az 280, diğer saatler için 300 olması” teklifimizin ne kadar haklı ve yerinde olduğu, iğneden ipliğe tüm ürünlerin fiyatlarında yaşanan artışlarla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu haklı talebimizi kazanıma dönüştürmek için girişimlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
▪️ Mevcut ek ders esaslarına ilişkin hükümler, ücretlerde dengesizlik ve mağduriyet üretmeye devam etmektedir. Ek ders ücretlerinde izahı mümkün olmayan farklılıklar ve yetersizlikler giderilmelidir.
▪️ Aylık karşılığı ders yükümlülüğü haftalık 15 saat olmalıdır
▪️ Her 6 ders saatine karşılık 1 saat hazırlık ve planlama ücreti verilmelidir.
▪️ Mesai dışı ve İYEP görevlerinde ek ders ücretleri yüzde 100 artırımlı ödenmelidir.
▪️ Ek ders birim ücretlerinin iki kat artırılması başta olmak üzere tüm taleplerimizin yerine getirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Haberimizi okumak için:
https://t.co/Q2yUWo1979
@mgultekin11 Muhterem üstadım
Kaleminize sağlık
Ama bu NATO sevdalısı
ABD den daha öte natocu olanlara ne anlaşılabilir ki.
Bu arada nayo hangi NATO ülkesini korumuş ki
Acaba
ABD-İsrail (emperyalist-siyonist güçler) İran'da artık meskun mahalleri, sivil alt yapıyı, sosyal hayatı felç edecek hedefleri vuruyor. Okullar, hastaneler, üniversiteler, apartman daireleri bombalanıyor. 47 yıldır yaptırımlarla boyun eğdiremedikleri İran halkından duydukları nefretin sınırı yok. Gazze'de ne yaptılarsa aynı motivasyonla; hatta daha fazlasıyla hareket ediyorlar. Çünkü (Netanyahu'nun deyimiyle) ahtapotun başı İran. Nasıl ki Gazze bütün bir insanlık için direndiyse, İran halkı da bütün bir insanlık için savaşıyor.
Açtığı üslerle, attığı twitlerle soykırımcı Epstein koalisyonuna yardım ve yataklık eden herkesin bu katliamlarda payı vardır. Ve Allah büyüktür, O gözlerin dehşetten dışarı fırlayacağı güne kadar hesabı ertelemektedir.
***Bİ KURTULAMADILAR BİZDEN!***
Ne onlar vazgeçti ne de biz.
Okullarımızdan kovdular, işimizden ettiler. Arabistan'a gidin dediler.
Gerekirse silah kullanırız dediler, tankları üzerimize sürdüler.
Biz seçtik onlar hapse attı. Biz seçtik onlar idam etti.
Önce darbe yaptılar, ardından soydular, çaldılar, boşalttılar, aç bıraktılar.
Yasaklarla, yoksulluk ve yolsuzlukla geçti yıllar, üretmediler ancak tıka basa yediler, şiştikçe şiştiler, doymadılar.
Sonunda onlar hancı oldu biz yolcu olduk!
Sabrımız taştı ama bağrımıza taş bastık, katlandık.
Sonunda bittiler, biz geldik. Çalıştık, ürettik, insana saygıyı öğrettik.
Yollar, köprüler, barajlar, fabrikalar, demir ağlar-Yüksek Hızlı Trenler, ihalar, sihalar, otomobil... yaptık.
Özgürlük dedik, hak, emek, adalet dedik.
....
Yine durmuyorlar, eski günleri özlüyorlar.
Dağa çıkanı, ovada kalanı, ABD'ye sığınanı, fetöden kopanı, ecnebiden döneni, soyu bozulanı, sapkını, azgını, iti köpeği çakalı, erkeği, dişisi, lgbt hayranı bir olmuş, saldırdıkça saldırıyorlar. Onlar Atatürkçü olmuş, biz ise hala sakıncalıymışız!
Bizi ve yaptıklarımızı ne zaman anlayacaksınız biliyor musunuz? Düşman kapıyı çalınca. İşte o zaman ihalar, sihalar, dronlar, kağanlar, atmacalar... karımızı, kızımızı, ninemizi, dedemizi, köyümüzü, ocağımızı, tarlamızı, vatanımızı koruyacak.
Şindi yine siz benim bir partiden, sendikadan vs. bahsettiğimi düşünecek, benim neden bahsettiğimi anlamayacaksınız.
Ben bir zihniyetten bahsediyorum.
Tek derdimiz var bizim. Vatanımızı korumak, insanlığın kurtuluşu için çabalamak, bu topraklarda Müslümanca yaşamak ve Müslümanca ölmek.
Unutmayın, bu topraklar İslam yurdudur ve burada asli unsur bizleriz. Bizim de kim olduğumuzu bütün dünya bilir.
Gerçek Bağımsızlık Öz Güvenle Başlar
Kültür Memur-Sen Türkiye Buluşması kapsamında sendikanın lider kadrosuyla bir araya gelen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın; üyelerimiz, ülkemiz ve yerküre için omuz omuza vererek en omurgalı duruşu sergilediklerini vurguladı.
“Memur-Sen varsa mücadele var, irade var, kazanım var” diyen Genel Başkan Yalçın;
▪️ Kamu Personel Sisteminde Reform İhtiyacı ve Öneri Paketi’ni,
https://t.co/HMNGSQBMiI
▪️ 4688 Sayılı Kanun’un sorunlu yönlerini ve çözüm önerilerini,
▪️ KPDK çağrısı ve hazırlık sürecini detaylarıyla paylaştı.
Kamu çalışanları arasındaki ücret adaletsizliğinin, tekil düzenlemelerle değil; bütüncül, disiplinli ve kararlı bir paket çalışmasıyla giderilebileceğinin altını çizen Yalçın, ertelenen her sorunun büyüyerek geri döndüğünü, bunun da kamuda çalışma barışını zedelediğini ve sosyal maliyet oluşturduğunu ifade etti.
Yalçın konuşmasını şöyle sürdürdü:
“‘Güçlü Memur, Güçlü Türkiye’ şiarıyla çalışıyor, sorunlara köklü çözümler üretmek için emek veriyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’ın, yaptığımız görüşmelerin ardından ‘Kamu personel sisteminde ciddi bir düzenleme ihtiyacı var’ tespiti, sorunun artık açık şekilde görüldüğünün kanıtıdır. Çözüm hayata geçirilene, Kamu Personel Sistemi Reform Paketi önerimiz uygulanana kadar bu konunun takipçisi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”
Ali Yalçın, konuşmasının devamında Memur-Sen Türkiye Buluşması’nda dile getirdiği ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran sözlerini yineledi; bu ifadelerin arka planını da net bir şekilde ortaya koydu.
“Gerçek Bağımsızlık, Öz Güvenle Başlar” diyen Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
Polemik peşinde koşan ve idrak yolları enfeksiyonu yaşayanlar bilmelidir ki;
“Yüzyıllık narkozdan uyanıyoruz” ifademiz ne Cumhuriyetimize ne kurucu değerlerimize ne de bizlere emanet edilen hedeflere yönelik bir kast içermektedir.
Aksine bu ifade; o hedeflere ulaşmanın önündeki en büyük engelleri aşmaya yönelik güçlü bir öz güven beyanıdır.
Narkozdan uyanmak; bu millete yıllarca dayatılan “yapamazsınız, üretemezsiniz, ancak taklit edersiniz” anlayışından kurtulmaktır.
Kendi yerli otomobilini, kendi uçaklarını, kendi teknolojisini üreten bir Türkiye’nin, ayağındaki prangaları kırıp atmasıdır.
“Dünya beşten büyüktür” diyerek küresel adaletsizliğe meydan okuyan bir Türkiye’nin, edilgen bir konumdan etken bir güce dönüşmesidir.
“Muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma” hedefi bir slogan değil, bir istikamettir. Bu istikamete yürüyebilmek, üzerimize serpilen ölü toprağını silkip atmakla mümkündür.
Bugün savunma sanayiinden enerjiye, diplomasiden teknolojiye kadar her alanda ayağa kalkan Türkiye; aslında “bağımsızlık karakterimdir” diyen iradenin sahadaki karşılığıdır.
Sözlerimizi çarpıtarak bağlamından koparan ve kutuplaşma malzemesi haline getirmeye çalışanlar, milletimizin öz güven kazanmasından mı rahatsızdır?
Bizler; Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, küllerinden yeniden doğan “Yeniden Büyük Türkiye” idealine yürürken; geçmişiyle kavga eden değil, geçmişinden güç alarak geleceği inşa eden emek cephesiyiz.
@meciterdogan55@KltrMemur
#GüçlüMemurGüçlüTürkiye
Yeliz Hanım;
Bizi bu topraklarda bilenler bin yıldır biliyor, siz rahat olun.
Milletimiz asıl sizi ve sendikanızı tanıyamıyor. İslamın sancaktarlığını yapmış bir milletin torunları, nasıl olur da dinine, değerlerine bu kadar yabancılaşır, düşman olur diye soruyor sizi görenler.
Toplum sizi aştı, söylemleriniz tükendi. Avukat, savcı, hakim, infaz memuru kısaca herşey olduğunuz günler geride kaldı. Açık söylüyorum buradan size bir ekmek çıkmaz, boşuna okulların huzurunu kaçırmayın!
Yargıya mudahale ediliyor diye yaptığınız tam da bu. "Kız öğrencilerin şikayet ettiği" ibaresiyle ne anlatıyorsunuz aklınızca?
Kız öğrencilerin şikayetini, üyeniz bayan müdür yardımcısı organize ettiği için mi size daha anlamlı geldi acaba, merak ettim doğrusu?
Ramazan Hoca şimdi sebest bırakıldı, kelepçe ile götürülür ve tutuklanırken hukuk güzel, serbest bırakılırsa müdahale mi oluyor? Sevsinler sizin hukuk anlayışınızı!
Şimdi yeni başlıyoruz. Münferit olayları kullanarak, çarpıtarak sendikacılık yapmayı ahlaken nasıl izah ediyorsunuz bilemiyorum ancak aynı yoldan biz de gidersek sorumlusu siz olacaksınız. Çünkü haddi fazlasıyla aştınız, bilesiniz.
MESEM, ÇEDES, İHL, Seçmeli Dersler, TYMM, ÖMK... Gündeminiz bu kadar, bunlar olmasaydı ne yapacaktınız Allah aşkına? Size mi soracağız, siz kimsiniz?
Çeşitli kanun ve yortuların arkasında, başını kuma gömmüş deve kuşu gibi duruyorsunuz. Sizi görüyoruz.
***YÜZÜNÜZ KIZARMIYORSA DEVAM EDEBİLİRSİNİZ, MEYDAN SİZİNDİR!***
Önceki dönem Eğitim İş genel başkan yardımcısı, şimdi konfederasyon başkanı.
Eylem yeleğini giymiş, bakanlığın önünde ÖMK protestosu yapıyor.
"Ülkede bir tek başöğretmen olur, başöğretmenlik sınavına karşıyız, direniyoruz, çok kızgınız, direne direne kazanacağız, kamucu eğitim istiyoruz!"
....
Kanun çıkıyor, önde çok kızgın genel başkan yardımcısı arkasında şartları tutan bütün üyeler, aslanlar gibi gidip o gün o sınava giriyor, bugün ise her ay tazminatları hesaplarına yatıyor. [Uzman/başöğretmenlik unvanına ve derecesine göre 12 bin ile 16 bin TL. arası]
...
Üyelerini muhbir gibi kullanıp okullarda provakasyon yapıyorlar, deşifre olunca da kafalarına göre tanımladıkları laikliği vs. kendilerine kalkan yapıyorlar.
Cevap vermişler güya. Üyeniz yetkisini aşmış, öğrencilerin ifadesini almış, yönetmesi gereken olayı okul dışına taşımış, okul müdürü yetkisi kullanmış diyorsunuz; o masal anlatıyor.
Dürüst ve tutarlı olamıyorsunuz, onu anladık. Ancak şu tablo karşısında yüzünüz de kızarmıyorsa meydan sizindir! Deşifre ettikçe kızmak yok ama, baştan anlaşalım. Yeni başladık demiştim, ben sözümdeyim.
Ha bu arada unutmadan hatırlatayım; kırk yıldır, dağ taş ova demeden, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti korumak için canını feda eden askerimize, polisimize kurşun sıkanların, dağa kaçırdığı çocukların annelerini ziyaret eden üyelerinizi, sendikanızdan neden ihraç etmiştiniz sahi?
Bir türkü ile bitirelim:
Salın da gel aman aman hey,
Meydan (sendika) görsün aman,
Meydan (sendika) görsün aman,
Serpil de gel aman aman hey,
Düşmanlar ölsün aman,
Düşmanlar ölsün aman,
...
(Uyarlanmıştır)
“Ankara’ya yenilmeyen bir yiğit”
O Anadolu insanının sesi ve sözüydü; inandığı gibi yaşayan, yaşadığı gibi mücadele eden bir ömür…
Muhsin Yazıcıoğlu’nu vefatının sene-i devriyesinde rahmet, minnet ve bitmeyen bir özlemle anıyoruz.
Şahsı için kaleme aldığım bir yazımda böyle tarif etmiştim: “Ankara’ya yenilmeyen adam.”
Dönemin ağır bürokratik sistemin merkezi olan ve kalıpçı zihniyetin bütün zaaflarını üzerinde taşıyan kente kendi duruşunu getirmiş, yenilmemiş, güce boyun eğmemiş, hak bildiği yoldan sapmamış, milletin değerleriyle siyaset yapmış ve onurlu duruşu ile hafızalarımızda, vicdanlarımızda yaşamaya devam eden bir münevverdi.
Ne demişti Muhsin Başkan: Vatanı sevmenin çilesini biz çektik, edebiyatını onlar yaptı.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun kararlı iradesi, bugün de adalet, hak ve millet mücadelesine ilham vermektedir.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
#MuhsinYazıcıoğlu #MuhsinBaşkan