Nazım Hikmet bug��nleri anlatmış; DİLEYELİM Kİ BİZ ÖLDÜK
“Diyelim ki biz öldük, siz kaldınız. Diyelim ki kurudu ormanlar, nehirler, yuvalarında kuşlar. Diyelim ki ateş olup küller üfürdünüz memlekete. Baktınız, kalmamış yakacak tek bir ağaç, sönmeyen ocak, akacak tek damla gözyaşı. Sonra?
Geçip ortasına ölümün düğün mü kuracaksınız? Diyelim ki kurdunuz, külden ağaçlar, uçmayan kuşlar, ağıtlar, bu ziftli yaslar sarmışken toprağı mutlu mu olacaksınız?
Bize nasip bunca kalp ağrısından size tatlı huzurlar kalır mı dersiniz? Yazık!”
Nazım Hikmet
Sabahın sahibi vardır.
Gün daima bulutta kalmaz.
Herhal ilerdedir
yaşanacak günlerin en güzelleri
#NazımHikmet ✍️ #SezenÖzyıldız
☀️ Masa takvimi, kitap ayracı ve çıkartma hediyeli OT YAZLIK özel sayımız çıktı! 📚 #OTdergi
Kanser tedavisi görmeyi reddederken şöyle söylemişti:
“Döngüm sona erdi. Samimi olarak ölüyorum ve bir savaşçının dinlenmeye hakkı vardır.”
Artık dinlen savaşçı…
Öldüğümde, hayatımı adadığım oğlum Aris de bir baba olarak benden böyle söz eder mi bilemem.
İnsanca yaşam ve barış adına samimiyetle verdiği kavgadan öte, bir evladın bu kelimelerle vedası Sırrı abinin “boşuna yaşamamış” olduğunun en eşsiz kanıtı, ışığı
İnsan bir noktadan sonra, hiç kimsenin olmamışlığını,
Hasetliğini, kötülüğünü, şımarıklığını
tolere etmekle uğraşmak istemiyor.
Zamanı azalınca, hayatın bunlarla uğraşılmayacak kadar kısa olduğunu
anlıyor
Ve diyor ki;
-herkes yerinde sağ olsun-