TBMM Başkan Vekili Celal Adan:
-"Bir köyde oturan Turgut Efendi diye bir vatandaş, şapkalı bir vatandaş evinin önünde oturuyor. Bir araba geliyor evinin önüne, üç kişi iniyor kravatlı.
Turgut Efendi ayağa kalkıyor, kendilerine yer gösteriyor. Kendisi de karşıdaki bir taburenin üzerine oturuyor. Biri diyor ki, 'Ben valiyim' diyor, 'Bu kaymakam, bu da paşa' diyor, tuğgeneral. 'Biz seni ziyarete geldik Turgut amca' diyor.
Turgut amca da diyor ki, 'Devletin bir sürü işi var, bana haber verseydiniz ben gelirdim' diyor.
'Ya' diyorlar 'Turgut amca, sen bir şehit babasısın. 9 ay evvel evladını kaybettin.' 'Vatan sağ olsun' diyor, ne yapsın şehit babası... 'Ama şehit babası olduğun için de bankaya para yatırıyoruz, onu da çekmemişsin.'
Adam döndü dedi ki;
-'Devletin paraya ihtiyacı var, benim 850 lira gelirim var. O bana yetiyor, karı kocaya yetiyor' dedi.
Şimdi Turgut Efendi'nin olduğu bir ülkede, kim hırsızsa şe.....dir"
Usta oyuncu Haluk Bilginer'in "Babam öldü ama sahneye çıktım" diyenlere yerin dibine soktuğu o sarsıcı tespiti:
• "The show must go on" yani "Şov devam etmeli" lafı kadar aptalca bir laf yoktur.
• Bu, Anglo-Sakson kapitalizminin uydurduğu, "Sen çalışmaya devam et, paralar gelsin" diyen acımasız bir yalandır.
• Efendim neymiş, "Babam öldü ama acımı içime gömüp yine de sahneye çıktım..."
• Halt etmişsin sen! Çıkmamalıydın!
• Senin baban ölmüş yahu, bir insanın yaşayabileceği en büyük acı. Daha ötesi var mı?
• Benim babam ölecek ve ben o gece sahnede insanları güldürüp soytarılık edeceğim?
• Yok öyle bir dünya. O tiyatro perdesi o gün kapanmalı!
• Biz dünyanın en önemli, en kutsal işini falan yapmıyoruz. Alt tarafı oyunculuk bu.
• Hiçbir tiyatro oyunu, hiçbir şov insan hayatından ve insan acısından daha değerli olamaz.