“…Ona inananlardan bir tanesi olduğu anlaşılıyor. Böyleleri çok aslında….” Alçak Fehmi, kahpe Fehmi kork o kadar çok ki böyleleri o kadar çok ki ne seni ne de senin neslini unutmayacaklar !!!!!
Bunları unutmadık. Şimdi bu Fehmi Koru büyük demokrat ve hümanist pozlarında Karar gazetesinde yazıyor.
Vicdansızlığın zirvesini temsil ediyor. Kararını vermiş, suçlu ilan ermiş, mahkum etmiş. “Kalbini zorlayarak zor yoldan hapisten çıkmayı denemiş” diyor. Bir kahraman Türk subayının ölümünden zevk almış adeta.
Apo itini davet ettiğiniz gemiyi neye benzetirseniz benzetin pek ilgi çekici ve ulvi değil.
Ancak!
1816 yılında batan bir Fransız Méduse fırkateyni vardır.
Gemi Senegal kıyılarında karaya oturduğunda, kaptan ve zengin yolcular filikalara binerek kaçmış; yaklaşık 150 kadar alt sınıf yolcu derme çatma, devasa bir sala bırakılmıştır.
Kurtarma ekipleri bu salı bulduğunda sadece 15 kişinin hayatta kaldığı, diğerlerinin açlık, susuzluk ve hayatta kalmak için yamyamlık gibi korkunç deneyimler yüzünden öldüğü ortaya çıkmıştır.
Gemiyi Apo ile kim terk eder gemiden kimler kaçar, kaçabilir bilemem. Ama kalanlar ve kalacaklar açısından söylemek gerekir ki:
Yamyamlık planlı organize bir suç veya gerçeklik kopması olarak sınıflandırılır.
Bahsettiğiniz gemi böyle bir son ile karşılaşmaz umarım.
AK Parti’nin 14 senesinin icmal dış ticaret bilançosu şudur:
İthalat: 2,4 trilyon dolar
İhracat: 1,6 trilyon dolar
Dış Ticaret Açığı: 733 milyar dolar
Bu açık çok fazla bir açıktır.
Çok kötü sonuçları olan bir açıktır.
Ayrıca dünyanın neresinde görülmüştür ki dış ticaret açığı ihracatın tam yarısı kadar olsun.
Bu dış açığın bizi getirdiği bir diğer nokta da şudur:
Cari İşlemler Açığı: 511 milyar dolar
Bu ne demek?
Kazanmadığımız hâlde harcadığımız bir döviz demek.
Bu ne demek?
“El kesesinden” har vurup harman savurmak demek.
Bu ancak neyle yapılabilir?
Dış borçlanmayla.
Dış borçlanmanın bedeli nedir?
Yüksek faiz ödemek.
Ne kadar faiz ödemişiz?
Tam 433 milyar dolar.
Yapıldığı tarihte hem bizim hem dünyanın iftihar projelerinden birisi de Atatürk Barajı idi.
Atatürk Barajı, yapıldığı tarih itibarıyla 2,4 milyar dolarlık bir projeydi.
Bu günkü rakamlarla 4,0-4,5 milyar dolardır.
Demek ki faize ödediğimiz para tam 100 adet Atatürk Barajı parası kadardır.
Bir ara rahmetli Necmettin Erbakan Hocamızın çok haklı olarak diline doladığı “Rant ekonomisi”, “Rant Lobisi”, “Rantiye sınıfı” işte budur.
Çok yazıktır, çok günahtır.
#Faiz
#Bütçe
“Millî” kelimesi; bir millete ait, bir millete özgü anlamını taşır.
Bilinçaltındaki sefaleti bir kenara bıraktım. Birisi, Millî Eğitim Bakanı olan bu zata “millî” kelimesinin anlamının sefaletle yoğrulmuş bir koltuk hevesi olmadığını anlatsın.
Nedense aklıma şu tarihî hadise geldi: İzmir işgal edildiğinde saray, vakit kaybetmeden emperyalizmin merhametine sığınmıştı. Sarayın valisi ise Türk milletinin örgütlenmesini engellemeye çalışmış, “Huzuru bozmanıza izin vermem.” diyerek milleti tehdit etmişti. Hatta öldüğünde cebinden Yunan madalyası çıktığı anlatılır.
Sarayın yalakaları Damat Ferit ve Ali Kemal, var güçleriyle Türk milletinin dirilişini engellemeye çalışıyor, peş peşe emirler yayımlıyordu.
Valiler vardı, bakanlar vardı, saray da vardı.
Sözde devlet başımızdaydı; haşmetli padişah halifemiz de öyle…
Bir bildikleri vardı.
Ama her şeyin en iyisini ve en doğrusunu onların bildiğini kabul etmeyen, vatanın namusunu korumaya ant içmiş yiğitler de vardı.
Hasan Tahsinler vardı. “Bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen Atatürk vardı.
Korkaklar, karaktersizler; namusunu paraya ve makama satanlar kazanamadı.
O gün emperyalizmin yanında yer alanlar nasıl tarihin çöplüğüne atıldıysa, bugün aynı yolu izleyenler de er ya da geç tarihin hükmüyle yüzleşecektir.
Milletine ihanet edenlerin akıbeti bellidir: yüzlerine kara çalınır, unutulur.
Adları da hakkıyla anılır.
Pkk tarafından 33 vatandaşımızın katledilip şehit verdiğimiz Başbağlar Katliamı'nın yıl dönümünde, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un şu değerlendirmesi dikkat çekicidir:
"Terörsüz Türkiye vizyonu, içeride Kürtlerin devletle ve milletle bütünleşmesini güçlendirmek ve bölgedeki tüm Kürtlere sahip çıkmaktır.
Etnik siyaset tarzının Türkiye siyasetinin önüne çıkarılması ve sürecin koşuluna dönüştürülme çabası bir seçenek değildir. Bundan vazgeçilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir.
Öcalan'la diyalog, bu son aşamada çok daha rahat koşullarda ve çok daha ileri noktalara kadar gidebilecekken..."
Sayın Mehmet Uçum,
Etnik ve mezhepsel temelde siyaset yapan, Cumhurbaşkanı yardımcılarının "biri Kürt, biri Alevi olsun" şeklinde değerlendirmelerde bulunan Devlet Bahçeli'dir. Türkiye Cumhuriyeti'ni etnik ve mezhepsel kimlikler üzerinden tanımlayan söylemler de uzun süredir siyaset sahnesinde yer almaktadır.
Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu millet anlayışı, özellikle 1980 sonrasında izlenen politikalarla aşındırılmıştır. Bugün de başta Devlet Bahçeli olmak üzere sizler milletimizin zihnini bulandıran ve toplumsal birlik duygusunu zedeleyen bir yaklaşımı savunuyorsunuz.
Barrack akıllı, zihni iğfal edilmiş kişiler de sizin gibi bu emperyalist zihniyeti takip ediyorlar.
"Terörsüz Türkiye" adı altında yürütülen bu vizyon, terör örgütü ve örgüt lideriyle kurulan diyalogu meşrulaştıran bir zemine dönüştürülmeye çalışıldığı, teröristin affedilmesi bir yana meşrulaşrırılmaya çalışıldığı bir ihanet sürecidir ki buna Terörsüz Türkiye vizyonu değil Terörsüz Terör Vizyon demek daha doğru olur.
Zira Apo’ya şükranlarını sunup Apo aklıyla iç ve dış politika geliştiren, Pkk ağzıyla iki milletli bir yaklaşım sergilenmektedir.
Terörsüz Türkiye bir Terörsüz Terör propagandası haline gelmiştir.
Vallahi bu paçavra önerinizi yırtacağız billahi yırtacağız.
@dbdevletbahceli@mehmetucum
Artık tehdit olmaktan çıktığı iddia edilen ve ileri sürdüğü şartları Cumhur ittifakı tarafından kabul edilen PKK terör örgütünün katliamlarını unutmadık, unutmayacağız. @zaferpartisi
Terörist katildir, terörist canidir
Teröriste güven olmaz, terörist ile pazarlık olmaz
Terörist başı barış güvercini gösterilmez
Terörist başına statü verilmez
Terörist başına umut bağlanmaz
Terörist başına umut hakkı tanınmaz
Aksini iddia eden her kim varsa Başbağlar’da olduğu gibi bir çok köyde katliama uğrayan ve teröristle mücadelede hayatlarını kaybeden tüm ŞEHİTLERİMİZİN KANINDA BOĞULSUN
Yezidler ve Yezid’in kılıcını çalanlar ne kadar zalim olurlarsa olsunlar Hüseyinler ve Hüseyni duruşa sahip olanlar zeytin ağacı gibi, binlerce yılın aklıyla,ahlakıyla, yaprak dökmeden yepyeni sürgünler verecek.
Her dem yeşil
Her dem kıyamda
Her dem zalimin karşısında
Mazlumun yanında
Yıllardır üzerimize karabasan gibi çöken adaletsizliği, korkuyu
Kara bulutları darmadağın edeceğiz.
“Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali!
Görünmeyen kazalardan, belalardan saklayasın.
Zalime, zulme uğratmayasın.
Münkir, münafık şerrinden koruyasın.
Dertlerimize deva, hastalarımıza şifa veresin.
Birliğimizi, dirliğimizi daim eyle.
Gerçek erenlerin demine, hü..."
Sarı Saltuk Türbesi ziyaretimiz ve
Tunceli Cemevi’nde On İki İmamlar Kurbanı ve Aşure Lokması Prog.
Ömrünü Türk milletinin ve Cumhuriyet'in meselelerini dert edinerek geçirmiş dava adamı, gazeteci ve yazar Nihat Genç'i vefat yıl dönümünde rahmet ve saygıyla yad ediyoruz.
2025 Ağustos ayında yapmış olduğum söyleşiyi takdirlerinize sunuyorum.
O gün takdir ettiğim davanın bugün içinde mücadele eden bir neferi; Türk Milleti’nin onurunu ve gururunu temsil ettiğine inandığım İYİ Parti’nin çatısı altında görev yapmanın sorumluluğunu taşıyorum.
İnsanın yolculuğunun bir amacı ve bir hedefi olmalıdır. Başlangıç ve son arasında bir anlam bütünlüğünü içinde keşfedilmelidir.
Kendinden daha değerli, daha önemli, daha kalıcı ve kalıcı olmasını istediği değerler bütünü olmalıdır.
Ülküsüz ve bencil insan çamurdan farklı değildir.
İstikamet tesadüfle bulunmaz.
Bir fikrin ışığında belirir.
Ve o fikir sana yön verir,
seni hizaya sokar,
ahlakını şekillendirir,
azmini diri tutar.
Zaman ve mekân, sadece içinde bulunduğun anın adı veya konumun da değildir.
Onlar, senin ne uğruna yaşadığının sahnesidir. Bir makamın uğrunda mı, bir davanın uğrunda mı?
Bir ahlakın uğrunda mı, bir menfaatin uğrunda mı?
Eğer insan yolunu bir fikir ve bir ahlak üzerine kurarsa,
şahsiyet inşa eder.
Aksi hâlde sadece bir yer kaplar. Davasını Yezid’in ordusunda, sarayların padişahın sözlerinde, velhasıl gücün güdümünde en nihayetinde şahsiyetini de yitirecek şekilde verdiği, söylediği sözleri inkar eder kaybolur.
Akvaryumdaki balık kendini okyanusta sanabilir.
Hafızası nerede olduğunu, neden orada olduğunu, dün ne olduğunu bugün ne olduğunu bilemeyecek kadar zayıftır.
Poşette taşınan balık, dünyayı yüzerek gezdiğini zannedebilir.
Başkalarının elinde oyuncak olduğunu göremeyecek kadar acizlik akvaryum balığının çaresizliğidir.
İnsan da böyledir.
Eğer istikameti kendine ait değilse,
gittiği yerler de durduğu yerler de ona ait değildir.
Ülkünün, hedefin, bu hedefe giden araçların ne olduğunu ne uğruna yaşadığını ayırt edemez.
Bu yüzden mesele
Bir duruş sahibi olabilme meselesidir.
Serini meydana koymaya cesaret edenlerin,
kula kulluk etmeyenlerin,
sözü sözüne sadık olanların yolu kutlu olsun.
Bugün varlığımıza kast eden gelişmeler ardı ardına yaşanırken,
Bizi yokluğa, ölüme mahkum etmeye çalışan bir anlayış hüküm sürerken, Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun kazdığı sipere onunla yan yana girip mücadele etmek, dava bildiğini eğip bükmeden söylemek güneşin yeniden Türk Milleti’nin ufkunda doğuşuna şahitlik edebilmek için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Kıbrıs'ta "gevşek konfederasyon" masallarıyla toprak verip tanınma dilenmeyi çözüm diye sunanlara açıkça söylüyoruz: Rumlara verecek bir karış toprağımız yok! Zafer Partisi olarak tek kabulümüz; tam bağımsız, iki devletli çözümdür.
@yenisafakwriter Sanane arkadaşım. Bir kişinin namazına orucuna bakmayın sözünde durup durmadığına göre karar verin diye bir peygamberin ümmetine Allah soracağı soruları sorma haddisizliği elinizde paçavraya çevirdiğiniz devlet gücünden ileri geliyorsa vah sizin halinize. @zaferpartisi@iyiparti
40 yılın 25 yılı sizin yanlışlarınızla geçti. @turanbulent
Bütün itleri sokağa saldığınız yetmiyor mu utanmanız için?
Bu milletin evlatlarının sürece karşı çıkmasından mı rahatsız oldunuz?
Kişi kendinden bilir işi. Türk Milleti’nin varlık mücadelesini yapan evlatlarını dini istismar eden arkadaşlarınız mı zannettiniz?
Kurtuluş mücadelesi veren yiğitlerin mücadelesi emperyal güçlere karşı olduğu kadar sarayın kullarına, dinin sömürücülerine karşı da değil miydi?
Biz dün neye karşı mücadele verdiysek aynıyla, aynı ruh ve azimle yine neye karşı mücadele verdiğimizin farkındayız.
Yabancı uçaklardan fetva atan-attıran şeref yoksunları nasıl rezil ve rüsva olduysa aynıyla olacak.
Çünkü bizim kendimize güvenimiz olduğu kadar kendimizden şüphemiz yok.
Sütümün hakkını vereceğim!!
Varlık mücadelesini yoklukta ve yok olma pahasına veren, kaybedeceği vatanından ve egemenliğinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen Türk Milliyetçileriyiz.
Sayın Bakan
Kesintisiz Türk tarihi içinde birçok yönetici geldi ve geçti.
Basiretli, basiretsiz imkansızlıkların içinde neler başarılabildiyse o kadar başarabilen ancak yalnız Türk Milleti uğruna savaş veren birçok yöneticimiz oldu.
İhanet içerisinde Türk Milleti’nin azim ve kararlılığını kavrayamayan, Türk Milleti’nin yaşama azmini kendi şahsi menfaatleri uğruna hiçe sayan Ali Kemal gibi HAİNLER DE çıktı.
Kimin nasıl anıldığına, nasıl anılacağına yine Türk Milleti karar verecektir.
Geri adım atmayacağımız gibi bundan şüphemiz de yoktur.
Bilesiniz!!!!
Pkk’lı canileri serbest bırakırken, Türk Milleti’nin asil evlatları ile alakalı bu talihsiz açıklamalarınız tarihe geçeceği gibi Türk Milleti’nin aklına, yüreğine, vicdanına mıh gibi kazınacaktır. Bugünleri bu asil millet asla unutmayacaktır.
Size mi kaldı böylesine bir ihanet sürecinin içerisinde, ihanete karşı çıkanlara söz söylemek.
Yazık, çok yazık.
@hsyk35 Önce işe Tövbe etmekle başlamanız lazım. Ülkenin bugünlerinin hissedarısınız. Şirket kurulurken çoğunluk hissedardınız sermaye attırkça küçük hissedar kaldınız ama ortaksınız. Ülkenin bugünlerinde vebaliniz var. Önce tövbe sonra mücadele !!!
@kemalozturk2020 Bugün için en önemli mesele bir yandan dışarıdan diğer yandan içerisinde “diğer tarafa” ittirilerek orta vadede “karşıt güç” haline getirilmeye çalışılan Türkiyeyi merkezde tutarak tek kapılı dış politikadan kurtarmaktır. Türkiye, Vatikan ile Tel Aviv arasında taraf olmamalıdır.
Bölücülerin bu sözlerine tepki gösteremeyen pehlivanlar bize laf yetiştirdikçe aklıma Mahzuni’nin türküsü geliyor bre!
“Sinek konsa korkar tatlı canına
İtti yosmasını almış yanına
Pehlivanlık taslar
Gör hele hele
Bak ite hele
Yiğittir yiğidin öcünü alan
Soytarıdan yiğit olur mu ulan”
Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı Kandil’e, Apo’ya şükranlarını sunup TBMM’ye davet edenler bugün terörü bitirebilmek için bize seslenmiş.
Yeriniz yurdunuz Apo’ya özgürlük isteyenlerin yanı. Onlarla birlikte meydanlara çıkmaya yüreğiniz yok, Türk Milliyetçileriyle birlikte olmaya yüzünüz yok.
Yarın Diyarbakır ve Van’da miting var. Şükranlarınızı sunmaya gidin.