Bomba!
Vasiyetin sahte olduğu adım adım ispatlanıyor.
Baştan beri Noter’e sorduğumuz sorular da cevabını bulmuş.
Noterlik prosedürüne uygun bir işlem olmadığı hem kendisi tarafından itiraf edilmiş hem de bunun neticesinde ilgili kurum kendisini cezalandırma kararı almış. Artık noterlik yapamayacak.
Ortada, Gülen’in vasiyeti imzaladığına dair ne olay yerinden bir video kaydı var ne de yasal zorunluluğa rağmen Noter’in işlem sırasında aldığı bir video kayıt var.
Hatta deftere bile kaydetmemiş.
Bu da düzenbazlığın artık merhale merhale ispatlanmakta olduğunu gösteriyor.
@talhakul66@byclassman Bu yazdıklarının senin fikrin olduğunu mu zannediyorsun? Abiciklerin senin beynine kazıdığı fikirler çünkü senin beynin esir. Cemaatin içindeki möz ekibi darbeye kalktı devlette bir güzel benzetti. Ama maalesef ceremesini alakasız insanlara çoğunlukla ödetti.
Kapalı cezaevinin iyi bir tarafı olduğunu söylemek istemiyorum. “İyi” kelimesi oraya yakışmıyor zaten. Belki insanın orada, başka hiçbir yerde bu kadar çıplak biçimde göremeyeceği bir hakikat vardır, o kadar.
Kapı kapandığında dışarıdaki unvanlar da kapının öte yanında kalır.
Sivil hayatta aşçı olabilirsiniz, öğretmen, profesör, büyük bir iş adamı, hatta insanların dönüp bir daha baktığı o kırmızı Ferrari’lerden birinin pilotu… İçeri girdikten sonra bunların pek azının anlamı kalır. Aynı koğuşta yatarsınız. Altınızdaki sünger aynıdır, başınızı koyduğunuz yastık aynıdır. Aynı masaya oturur, aynı tuvaleti, aynı banyoyu kullanırsınız. Dışarıda insanları birbirinden ayıran makamlar, kartvizitler, arabalar, kapıda bekleyen şoförler, önünüzde açılan kapılar orada işe yaramaz.
Paranız varsa elbette bazı şeyleri değiştirebilirsiniz. Kavurma yersiniz mesela. Canınız isterse baklava söylersiniz. İnsan, paranın duvarların arasından bile kendisine küçük ayrıcalıklar satın alabildiğini görür. Ama ne kadar paranız olursa olsun, gece olunca yine aynı koğuşun içinde, aynı süngerin üzerinde yatarsınız. Sabah yine aynı kapının açılmasını beklersiniz. Aynı duvarlara bakar, aynı havayı solursunuz.
Belki insanı en fazla düşündüren de budur.
Dışarıda kendisini herkesten yukarıda gören insan, içeride birdenbire tabanla aynı hizaya gelir. Hayatın bütün o yapay yükseklikleri silinir. İnsan, yalnızca insan olarak kalır.
Fakat bunun için kimsenin cezaevine girmesi gerekmemeli.
İnsan kendi nefsini biraz yenebilse, kibrini biraz törpüleyebilse, zaman zaman kendi isteğiyle aşağıya inip ayaklarını toprağa basabilse, belki bunu duvarların arasında öğrenmek zorunda kalmazdı. Ama insan bir kere sürekli yukarıdan bakmaya alışınca, aşağıda yaşayanların dünyasını unutuyor. Bir süre sonra bulunduğu yüksekliği hakikatin kendisi sanıyor.
Yine de bütün bunlardan cezaevine bir güzellik payı çıkarmak istemem. Cezaevi kötü bir yerdir. Hem de insanın dışarıdan tahayyül ettiğinden daha kötü. Hastalandığınızda daha kötü, yaşlandığınızda daha kötü. Gençken de kötü. İçinizde biriken enerjiyi atacak yer bulamazsınız; birkaç adım sonra duvar, biraz sonra kapı, sonra yine aynı duvar… Günler insanın üzerine ağır ağır çöker.
Bu yüzden oradan anlatabileceğim “olumlu” bir şey varsa, ona olumlu demek bile içime sinmiyor. Yalnızca şunu gördüm:
Dışarıda birbirimizden ne kadar farklı hayatlar yaşarsak yaşayalım, insanın elinden makamını, parasını, arabasını ve kendisine anlattığı bütün o büyük hikâyeleri aldığınızda geriye şaşırtıcı derecede sade bir şey kalıyor.
Bir yatak.
Bir masa.
Bir yastık.
Ve herkes kadar insan olan bir insan.
Insanlardan bir insan
TAVAN yok
TABAN yok
@ademyarslan trol zarfçı şişko, cemaatinden almadığım alın teri parayı almak için gündem yapar mısınız deyince niye engelliyorsun? Sizin inancınızda kul hakkı yok mu? Abiciklerin hırsızlık yapınca caiz mi oluyor?